‘Geleceği Yazan Kadınlar’ Projesi Tanıtım Toplantısı Konuşması

27.11.2018

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,

Kıymetli gençler;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Geleceğimizin mimarı gençlerimizi burada görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Varlığınızla bize heyecan veriyorsunuz. Sizlerin dinamizmi, büyüklerin tecrübesiyle birleştiğinde, inanıyorum ki, gelecek çok daha umut verici olacak.

Bizler, gençlerimizin bir adım önde olmasını istiyoruz. Geçmişini inkar etmeyen ama geçmişte de kalmayan, özgüveni sağlam, çağına yön veren insanlar olmanızı arzuluyoruz. Bir dönem çeşitli yanlış anlayışlarla, geri planda bırakılmış kızlarımızı da, bu gelecekte bir figüran değil, aktif bir oyuncu olarak görmeyi bekliyoruz.

Dünya, tarihte hiç görülmemiş bir hızla değişiyor. Her sabah yeni bir dünyaya uyanıyoruz. Geride kalmamak, zamana ayak uydurmak, herkesin bireysel yarışı haline geldi. Bilim ve teknoloji hayatımızı değiştirip kolaylaştırdığı gibi, değer yargılarımızı, hayatı yorumlama biçimlerimizi de değiştiriyor.

Açık bir şekilde görüyoruz ki, bilgi teknolojileri artık dünyanın yeni çehresini oluşturuyor. Kadınların içinde olmadıkları bir dijital dönüşüm, kadınların sesinin eksik olduğu bir gelecek demektir. Kadınların bilgi teknolojilerini tasarladığı, ürettiği ve karar alıcı mekanizmalarda yer aldığı bir süreç, bize daha güçlü bir geleceğin kapısını açacak.

Günümüz dünyasında sayısı 4 milyarı geçen internet kullanıcısı, artık sanal ortamda daha fazla zaman geçirmektedir. Öğrenme, eğlenme, alışveriş ihtiyaçlarını buradan sağlamakta, hayat bir anlamda dijitalleşmektedir. Bu sebeple kadın girişimciliğini artırma konusunda belirlenecek politikalarda, bilgi ve iletişim sektörünün önemi göz ardı edilemez.

Yüksek Öğretim Kurulu’nun verilerine baktığımızda, eğitim bilimlerinde kadın oranı %69, sağlıkta %63, mimarlık ve inşaatta %32 iken, bilişim ve teknolojide bu oran yalnızca %22’dir. Geleceği bu derece şekillendirecek bir alanda kadınlarımızın hala düşük oranlarda kalmış olması, dikkate değerdir.

Amerika’da bir teknoloji firmasının çok ilginç bir tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka, kadınları mutfak resimleriyle ilişkilendirirken, doktorları her zaman erkek olarak tanımlıyor. Üstelik, yapay zeka da, tıpkı insanlar gibi önyargıları çoğaltarak onlara inanmaya başlıyor. Yani, öyle bir eşikteyiz ki, geleceği elinde bulunduran teknolojik alan, adil olmayan bir cinsiyet algısıyla şekillenmeye çoktan başlamış görünüyor. Kadınlar şimdiden bu alanda varlık göstermezse, eski kalıplar, gelecekte de varlığını sürdürmeye devam edecek.

İşte bu nedenle, kadınlarımız kod yazmayı ve yazılım öğrenmeyi, üniversitelerin bilim ve teknoloji bölümlerinde hatırı sayılır bir nüfus oluşturmayı sağlamalılar. Bu zor değil, sadece çabalamamız gerekiyor. Etrafımızda gördüğümüz şeyler meydana gelmeden önce yalnızca birer fikirdi. Uçmanın, denizin altından gitmenin, başka gezegenlere seyahat etmenin önce fikri vardı. Sonra o fikir üzerine hayaller kuruldu ve hayal edilen her şey gerçeğe dönüştü. Kadınların öncelikle zihinlerindeki prangaları kırmaları gerekiyor.

Bakın mesela, 1969’da Apollo 11’in aya iniş sistemi için kodu yazıp tasarlayan, Margaret Hamilton adında bir bilim kadınıydı. Ekip lideriydi ve “Yazılım Mühendisi” terimini ilk kez o kullanmıştı.

Düşüncelerimizi, önyargıların ve başarısız olma endişesinin hapishanesinden kurtarmalıyız. Ülke olarak teknolojiyi takip eden değil, teknolojiyi tasarlayan ve üreten olmak en büyük hedefimiz! Bu hedefi on ikiden vurmanın tek ön koşulu da, kadınların bu süreçte mutlaka ve eksiksiz olarak yer almalarıdır.

Kıymetli gençler;

Burada önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum. Kadınlarımızı, her daim iş dünyasında var olmaya davet ediyoruz. Fakat bunu karıyerist bir hırsa indirgememeliyiz. Hayatı doğal akışı içinde bütün güzellikleriyle yaşamalıyız. Aile olmak da, bunlardan birisidir. Modern hayat avantajlar kadar dezavantajlar da getiriyor bizlere. Bunların en başında gençlerin hayata çok geç atılmaları geliyor. Bitmeyen doktora tezleri ve beklenen bir sonraki terfi için hayatlar erteleniyor. Aile kurmak, bunlar için engel görülüyor. Oysa herşey mevsiminde güzeldir. Önemli olan, iş hayatı ile özel hayatı dengeleyecek bir düzen tesis etmektir. Lütfen hayatı ertelemeyin.

Yaratılmaya çalışılan tek tip insan modeline, çok yönlü hayatlarınızla meydan okuyun. Çalışan kadının nasıl olması gerektiğini, kendi değer yargılarınızla şekillendirin. Dünya tarihinin seyrini değiştirmiş insanlara baktığınızda, hep çok farklı alanlarda çığır açan işler yaptıklarını görürsünüz. İçinizdeki büyük potansiyele ket vurursanız, hem kendinize haksızlık etmiş ve hem de kendinizi azımsamış olursunuz. Yöneticilerimize de seslenmek istiyorum. Gerek özel sektörde, gerekse kamuda kadınlarımızın muhtemel ihtiyaçlarına uygun çalışma şartları oluşturmalısınız.           

Sevgili gençler;

Hayatın dijitalleştiği bu çağda hatırlatmak istediğim önemli bir konu daha var. Teknoloji, dünyanın geleceğini şekillendiren, heyecan verici bir evren olabilir. Fakat şunu hiç unutmayalım; teknoloji insanlığımızı esir almamalı. İnsanın boşluğunu ne yapay zeka, ne robotik teknoloji ile doldurabiliriz. Cemil Meriç’in o muazzam tespitini burada yeniden birlikte hatırlayalım. “İnsanlar sevilmek için yaratıldı, eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır.” Hayatta ne yapıyorsak yapalım bunu yalnızca insanlığa fayda sağlamak, kendimizi ve yaşamı keşfetmek için yapalım.

Mesleklerimiz ya da uğraşılarımız içinde kat ettiğimiz yolun her adımı, varoluş amacımızı hatırlamamıza hizmet etmeli. Kimi zaman ilimde, bilimde ve sanatta çok ilerlemiş insanların, tepeden tırnağa bir hırs ve kibir abidesine dönüştüklerini görürsünüz. O noktaya gelen insanların, ilimleriyle insanlığa hizmet etmek gibi bir emeli olamaz. Siz mesleklerinizi icra ederken kibirden örülmüş elbiseler giymeyin, tevazunuzu giyinin. Yani ne yapıyorsanız yapın her işinizin içine insani değerleri koyun. Her bilimsel çalışmada, dönüp ilk soracağımız soru şu olmalı; “insanlık bu işten ne kazanacak?” Siz hastalıklara, çevre krizine ve savaşlara çare bulursanız insanlık çok şey kazanır. Ama kalkıp sırf yapıp yapamayacağınızı görmek için insan kopyalarsanız insanlık çok şey kaybeder.

Velhasıl, her konuda dengeli bir yaşam, başarılı ve mutlu bir hayatın anahtarıdır. Bu düşüncelerle, kadınlarımızı geleceğe hazırlayan bu anlamlı etkinliğin tüm emektarlarını kutluyorum. Teknoloji üretmenin yalnızca bir zümreye ait olmadığını gösteren ve ilk günden beri kadınları güçlendirmek için çalışan TURKCELL’i tebrik ediyorum. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Geleceği yazmaya niyetli genç kızlarımız ve kadınlarımızı, insanı kendine esir eden değil, insana hizmet eden teknoloji dünyasına davet ediyorum. Yolunuz açık, gelecek sizin olsun! Kalın sağlıcakla!