Uluslararası Mardin Kadın Sempozyumu Konuşması

02.11.2018

 

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Farklı din, dil ve etnik yapıların bir arada yaşadığı bu güzel şehirde olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

İnsan Mardin’i beş dakika seyretmekle, metropollerin keşmekeşinde hiç imkân bulamadığı bir yolculuğa çıkıyor.

Coğrafya böyledir! İnsanı şekillendirir, yoğurur. Ruhuna renk verir.

Mardin! Bir masalın ilk cümlesi gibi bir şehir!

Işık nasıl doğudan yükseliyorsa, insana ilham veren her güzellik de, bu topraklardan yükseliyor.

Büyük şehirlerde binaların arasına sıkışmış bir çocuğun hayal dünyası ile bir Mardin evinin damından, uzansa yıldızlara eli değecek bir çocuğun dünyası aynı olabilir mi? Bu topraklar yüzyıllardır, şairlere, bilim insanlarına, kâşiflere mekân olmuştur.

İşte tam da bu nedenle, terör örgütleri yıllardır, yükselen bu ışığın üzerini kalın bir perde ile örtmeye çalıştı.

Şu berrak gökyüzü, gençleri bilime, sanata, edebiyata heveslendirirken, hain emeller, büyük doğumlara set oldu. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Hepsine Rabbimden rahmet diliyorum. Geride kalan anaların, eşlerin, evlatların acısını paylaşıyorum.

Devletimiz terörün kaynaklarını yok etmek, yaşamı korkudan arındırmak için tüm gücüyle mücadele ediyor. Terör örgütleri, buradan yükselen ışığı asla söndüremeyecekler.

Bizler hep birlikte, Türk, Kürt, Arap ayrımı yapmadan, umutsuzluk ve korkuyu bu topraklardan sileceğiz. Bilimi ve sanatı burada, yeniden dirilteceğiz inşallah.

Kadınlarımızın bu süreçte büyük bir misyon üsteleneceğini düşünüyorum. Çünkü kadınlar birleştiricidir.

Kıymetli Dostlarım,

Böylesine tarihi bir doku içinde kadınlar üzerine sizlerle konuşmak, benim için ayrıca mutluluk vesilesi. Bu anlamlı buluşmanın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bugüne kadar kadın üzerine sayısız toplantı yapıldı. Kadın sorunlarını ifade eden pek çok cümle kuruldu. Bundan sonra da kurmaya devam edeceğiz.

Fakat kurduğumuz cümlelerin mahiyetinin artık değiştiğini farkediyorum. Bundan 10 yıl önce, kadınların temel hak ve hürriyetlerini konuşuyorduk. Ama bugün, kadınların elde ettiği büyük kazanımlardan bahsediyoruz.

Büyük bir memnuniyetle görüyorum ki, Türkiye’nin kadınları bugün, 15 yıl öncesinden çok farklı bir noktadalar.

Sadece birkaç rakam üzerinden bile bunu net biçimde görebiliriz. Kadın istihdam oranı 2002’lerde %20’lerdeyken, bugün %30’ları aştı. Keza kadınların işgücüne katılım oranında %10’un üzerinde bir artış sağlandı.

Kadınlarımızın yükseköğretimde okullaşma oranı %13’lerden %40’lara yükseldi. Akademideki kadın öğretim elemanı sayımız, dünya ortalamasının üzerinde. Siyasetten iş dünyasına daha pek çok alanda kadınlarımızın toplumsal hayata aktif katılım sağladığını görüyoruz.

15 yıl önce “Haydi kızlar okula” derken, bugün temel eğitimde kız-erkek oranının eşitlendiğine şahit oluyoruz. Daha da ötesi, kızlarımızı artık bilim, teknoloji ve mühendislik gibi alanlarda eğitim almaya çağırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim kızlarımız, yurtdışındaki akranları ile rekabet edecekler.

Hülasa, dün daha çok kadınların ve kız çocuklarının mağduriyetini konuşurken, bugün toplumsal hayattaki yükselişini ele alıyoruz.

Kadın varlığını yücelten bu gelişmeler, elbette kısa sürede olmadı. Bu kazanımları, uzun ve zorlu mücadelelerin sonucunda elde ettik. Türkiye’nin en reformist siyasal iradesi ile bu noktalara geldik.

Başörtülü genç kızlarımızın üniversite kapılarından döndürüldüğü günleri unutmadık. Etnik aidiyetleri nedeniyle dışlanan kadınlar içimizde hala bir yaradır. Devlet dairelerine giremeyen, mesleklerinden men edilen kadınlar hepimizin hafızasında.

Ne mutlu ki bugün, demokratik haklar hepsine iade edildi. Telâfisi imkânsız büyük kayıplar olsa da, bu mücadele sonucunda yeni nesillerin geleceğini teminat altına aldık.

Bugün hiçbir kadınımızın dini inancı, etnik mensubiyeti ve farklı fikirleri nedeniyle ayrım yaşamasına gönlümüz razı olamaz. Barışı, huzuru ve ortak bir geleceği inşa etmek için çalışıyoruz.

Ülkemizde kadınlar lehine büyük gelişmeler olurken, sorunlarımız yok mu? Elbette var.

Her şeyden önce tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de en büyük sorunlarımızdan birisi, kadına yönelik şiddettir. Hep birlikte şiddeti ortadan kaldıracak adımlar atmalıyız.

Bunun ilk adımı, elbette kadınlarımızı güçlendirmektir. Fakat daha da önemlisi, şiddetin kaynağı olan zihniyetle mücadele etmeliyiz.

Şiddeti besleyen geleneksel algıları dönüştürmeliyiz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, kadın meselesi aynı zamanda bir erkek meselesidir.

Tüm dünyada kadınların üçte biri, hayatlarının bir döneminde fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalıyor. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. 

Öte yandan, savaşlarda en çok kadınların mağdur olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, çatışmaların önlenmesi, göç şartlarına maruz kalan kadınların ihtiyaçlarının gözetilmesi, insanlığa borcumuzdur.

Değerli Katılımcılar,

Tüm dünya artık, kadınların hak ettiği yeri aldığı bir sosyal düzen kurmayı, kalkınmanın temel şartı olarak görüyor. Uluslararası örgütler, sivil toplum kuruluşları, hükümetler bu nedenle hummalı bir çaba içinde çalışıyorlar.

Burada şu hususa özellikle değinmek istiyorum; bütün bu çabalar içinde, unutulmamalıdır ki, Rabbimiz kadınlara anne olmak gibi çok özel bir imtiyaz bahşetmiştir. Bu güzel hediyenin hakkını vermek de, yine kadınlara düşüyor.

Bu noktada, kadınlara pozitif ayrımcılık sağlayarak, işlerini kolaylaştırmalıyız. Esnek çalışma saatleri, doğum ve süt izni, kreş hizmetlerine erişim gibi imkânlar, hayatlarının doğal bir parçası olmalı. Nitekim, devletimiz bu imkanları artırmak için çalışıyor.

Elbette burada babaların sorumluluğunu da hatırlatmak gerekir. Çünkü aile, anne-baba ve çocuklardan oluşan bir bütündür.

Sadece kadına yüklenen aile sorumluluğu, kadını bir süper kahraman olmaya zorlar ki, bu, kadınlarımız için ağır bir yüktür. Eve yalnızca para getirmeye yarayan bir baba modeli son derece yetersizdir. Aileyi güçlü tutmak, birbiri ile uyum içinde, güçlü ilişkilere sahip bireylerle mümkündür.

Güçlü aileler, güçlü toplum demektir. Türkiye’nin genç nüfus avantajını sağlam bir toplumsal yapı ile tahkim edersek güçlü bir ülke oluruz.

İki gün boyunca burada çok sayıda oturum gerçekleştirilecek. İnanıyorum ki, konuşmacılarımız da bu tezleri güçlendirecek modeller ortaya koyacaklar. Pratik çözüm önerileri getirecekler. Şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kıymetli Hanımefendiler,

Bu topraklar, bugün batının henüz yeni yeni keşfettiği çok kültürlülüğün mayalandığı coğrafyadır. Bu nedenle, burada söyleyeceğimiz her söz, bu mayaya karışır ve insanlığın geleceğini şekillendirir.

Bu anlayışla, gayretlerinizin daim, sözlerinizin müessir olmasını diliyorum. Toplantıya katkı veren herkesi kutluyor, Mardin Valiliğimiz başta olmak üzere tüm paydaşlara teşekkürlerimi sunuyorum. Bütün Mardin halkını sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.