Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatı ile Akşam Yemeği Programında Yaptıkları Konuşma

15.10.2018

Değerli hanımefendiler,  

Kıymetli kardeşlerim;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Diyanet İşleri Başkanlığımızın siz kıymetli temsilcilerini, müftülerimizin eşlerini milletin evinde misafir etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Hepiniz hoş geldiniz!

İrşad vazifesine memur edilmiş olmanız, Hak ve halk katında son derece önemli bir mevkidir.  Ataullah İskenderi Hazretleri, ‘Allah katındaki yerinizi bilmek istiyorsanız, hangi işe memur edildiğinize bakın’ diyor. Sizleri, indirdiği dinin tebliğine memur eden Rabbimizin, sizlerden beklentisi de büyük olmalı. Hepinize nusret diliyorum.

Sizler, dini ilimleri tahsil etmiş, tebliğ işine ehliyetli din görevlileri olmak yanında, Rabbimizin kadına bahşettiği duyarlılıkları da taşıyan özel varlıklarsınız. Sadece kadın meselelerinde değil, hayatın tümüne dair konularda dinin bakışını topluma tefsir eden makamlarsınız.

Elbette kadını ilgilendiren konular önceliğiniz olabilir. Fakat kadın, toplumdan kopuk bir varlık değildir. Dünya nüfusunun yarısını oluşturan, hayatın merkezinde bir varlıktır. Bu nedenle çok yönlü bir sorumluluk taşıyorsunuz.

Modern dünyanın pek çok sorunu var. Dinin, özellikle de İslam’ın saldırı altında olduğu böyle bir çağda insanlara kıbleyi göstermek kolay bir iş değil. Küresel bir sorun olarak İslamofobi gibi devasa bir meselemiz var. Keza bir yönüyle yerel, ama aynı zamanda geniş bir coğrafyayı tehdit etmesi bakımından geniş ölçekli FETÖ kaynaklı sorunlarla karşı karşıyayız.

İnsanlığa, İslam’ın bir barış dini olduğunu anlatmak kadar, dinimizin bir huzur ve güven limanı olduğunu da, yaşayarak göstermek durumundayız. Öte yandan toplumumuzdaki dini sapmaların başında gelen FETÖ’nün yol açtığı tahribatı gidermek, yine sizlerin sorumluluğunda.

Müslümanlar her yeni yüzyılda yeni sorunlarla karşı karşıya geliyor. Bu nedenle Diyanet makamlarımızın da yeni ihtiyaçlar karşısında yeni çözüm önerileri üretmesi gerekmektedir. Mesela çevre sorunları bugün Müslümanları ne kadar ilgilendiriyor? Alarm veren sorunlar karşısında bir hazırlığımız var mı?

Şu istatistik, bu konuda pek de duyarlı olmadığımızı gösterir nitelikte; 2010 yılında yapılan bir istatistiğe göre, Hac vazifesi için kutsal topraklara giden 2.5 milyon hacı, ardında 100 milyon plastik su şişesi bırakmış. Geri dönüşümü olmayan plastiğin dünyaya nasıl bir enkaz bıraktığını buradan hesap edebiliriz. Sadece bu örnek bile, bize yeni sorumluluklarımızın olduğunu işaret ediyor.

Hac ibadeti süresince üzerine tefekkür edeceğimiz konuların en başında evrenle olan ilişkimiz gelmelidir. Gündelik hayatımızda ‘vazgeçilmez’ olduğunu düşündüğümüz birçok şeyi terk ettiğimiz hac ibadeti, tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmek için de bir fırsattır. İnanıyorum ki, hacda kazandığımız alışkanlıklar, hayatımıza da yansıyacak ve çevre dostu ürün tercihi gündelik hayatımızı da şekillendirir hale gelecektir.

Cenab-ı Hak, Furkan Suresi’nin 63. ayetinde bakın ne diyor; ‘Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir.’ Bu ayetin kapsamına, bize emanet edilmiş, misafiri olduğumuz yeryüzüne en az zararı veriyor olmanın, yani had bilmenin vakarı da dahil olmalıdır.

Bu çerçevede, Diyanet teşkilatımız, hac seyahatini, arkamızda en az karbon ayak izi bırakacak şekilde tasarlayabilir. Çevre dostu bir hac rehberi, geri dönüşümlü ürünlerin olduğu bir hac seti hazırlayabilir. Benzeri şekilde, çevrenin önemli bir parçası olan hayvanların hukukunu koruma konusunda da Diyanet’imizin çabasını görmek istiyoruz. Çünkü her gün yeryüzünü paylaştığımız hayvanlara karşı hukuksuz davranışlarla karşılaşıyoruz.

Hayvan hakları yalnızca sokak hayvanlarıyla sınırlı bir mesele değildir. İnsan eğlencesi için meta haline getirilen yunuslardan faytonlara koşulan atlara kadar her türlü canlıdan sorumluyuz.

Yüce dinimizin Peygamberi, kuşu ölen bir çocuğa başsağlığına gitmiş, savaşa giderken anne bir köpek rahatsız olmasın diye ordunun yolunu değiştirmiş bir rehberdir. Peygamberimizin her konuda sünnetini ilke edinen biz Müslümanlar, hayvanlara karşı da onun merhametini örnek almalıyız.

Hayvan haklarını da, hiçbir surette çevre konularından ayrı tutmamalı ve bu konuya bütüncül şekilde yaklaşmalıyız. Diyanetin hayvan hakları konusunda da, en hızlı şekilde çalışmalar yapması ve toplumumuzu bu konuda bilinçlendirilmesi gerekir. Yeryüzünün tüm sakinlerine merhamet gösterecek yüce kalpleri ancak sizler inşa edebilirsiniz.

Değerli misafirler;

Çevre duyarlılıkları, hayvan hakları gibi konular, yüzyüze kaldığımız problemler arasında sadece birer örnektir. Aslolan bizleri böyle sorunlarla yüzyüze bırakan zihniyet dönüşümü konusunda ne yapacağımızdır.

Tertemiz, saf bir Müslüman aklına tekrar nasıl ulaşabiliriz sorusunu dert edinmek durumundayız. Diyanet İşleri Teşkilatımızın herşeyden önce bu rafine akla ulaşma noktasında yeni bir sayfa açarak çalışmalar yapmasını bekliyoruz. Klişelere teslim olmadan, yeni bir düşünme biçimine ihtiyacımız var.

Şehirlerimizde bölgelere göre değişen sorunlar var. Müftülerimiz ve yeri geldiğinde eşleri bu sorunlara karşı duyarlı olmalı, elbirliği ile çözümüne katkı sunmalıdır.

Ülkemiz son yıllarda dünyadaki hakim paradigmalara karşı büyük bir mücadele yürütmektedir. Mazlumdan ve haklıdan yana bu mücadelede sizler de aktif biçimde yerinizi almalı, İslam dünyasının sorunlarına sahici çözümler üretmelisiniz. İnşallah bunu hep birlikte yapacağız. İnanıyorum ki, gayretlerimiz buluştuğunda ülkemizin İslam dünyası içindeki örnekliği daha görünür hale gelecektir.

Bu düşüncelerle, hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Ziyaretinizden büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. İl Müftüleri İstişare Toplantısı vesilesiyle gerçekleşen bu buluşmanın milletimiz ve ümmet adına hayırlı neticeler vermesini diliyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyor, tekrar buluşmayı temenni ediyorum. Kalın sağlıcakla!