‘Türkiye’de Kuşaklararası Dayanışmanın Değerlendirilmesi’ Projesi Sonuç Toplantısı Konuşması

17.01.2017

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, kuşaklararası dayanışma temalı bu anlamlı toplantının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ankara Üniversitesi, Yaşlılık Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne bu önemli proje nedeniyle tebriklerimi sunuyorum.

Hızla akıp giden hayat içinde, yaşlanma ve kuşaklararası dayanışma gibi önemli bir konuyu gündeme getirdiniz. Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de, doğum oranları azalmakta, yaşam süresi uzamakta, yaşlı nüfusumuz artmaktadır. Bugün, her 7 kişiden biri 65 yaşın üzerinde iken, 2030’a geldiğimizde bu oran, her 4 kişiden biri olacaktır.

Değerli katılımcılar;
Yaşlılar, toplumun kıdemlileridir. Onlara terkedilmiş ve kimsesiz kalmış duygusu yaşatmadan, hak ettikleri değeri vermek durumundayız. Bu değerin tesis edildiği toplumlarda, sağlıklı kuşaklararası dayanışma da mümkün olur. Nasıl ki, gençler bizim geleceğimizse, yaşlılarımız da bilgelik kaynağımızdır. Yaşlılarına sahip çıkmayan, onların tecrübesinden istifade etmeyen bir toplum, yeterince olgunlaşmamış bir toplumdur.

Her ne kadar modern dünya, yaşlanmayı geciktirmek, ölümü hiç hatırlamamak üzerine kurgulanmışsa da, yaşlanma ve ölüm hayatın gerçeğidir. Aslolan, başlangıç ve bitiş çizgisi arasında, hayatı en doğru şekilde yaşamaktır. Meşhur bir söz var; ‘Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz kesilir. Ama görüş açınız genişler.’ şeklinde. Büyüklerimizin, içinde nice tecrübe barındıran bu geniş birikiminden istifade etmeliyiz.

Fakat ne yazık ki, yaşlıların giderek yalnızlaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Yaşam abidelerimiz, toplumsal hayattan uzaklaştırılarak, kendi kaderlerine terkediliyor. Oysa onların bizim kültürümüzdeki yeri, hürmet makamıdır. Onlar, yolumuzu aydınlatan fenerlerdir. Peygamberimiz, ‘Küçüklerine merhamet etmeyen, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir’ buyuruyor.

Bizim kültürümüzde, içinde yaşlı olan evden bereket eksik olmaz. Yaşlıların olduğu evde büyüyen çocuklar, bilgeliğe, tecrübeye, aidiyet duygusuna daha yakın olurlar. İçinde yaşlı olan ev, geleneğin, kültürün, değerlerin öğrenildiği bir okul gibidir. Hangimiz unutabiliriz dedemizden öğrendiğimiz ilk duayı? Hangimiz unutabiliriz büyükannemizden dinlediğimiz bilgelik hikâyelerini?

Yeni nesillerimizi, bu tecrübe ve bilgeliklerden mahrum etmeyelim. Dünyada başka hiçbir şey, beyaz saçlı bir ninenin, buruşuk elleriyle bir dedenin vereceğini vermez. Bunlar, parayla satın alınacak şeyler değildir.

Kuşaklararası dayanışma, gelenek ve kültürel değerlerin nesilden nesile taşınmasını sağlayan zincirin halkalarıdır. Bu zincirin sağlam tutulması, aileyi de güçlendirir. Yaşlılar, gençlerden yaşam enerjisi alırken, onlara tecrübelerini aktarırlar. Buna karşılık, ailede bağların kopması, uzlaşma ortamının azalması, hem aileyi, hem bireyi güçsüzleştirir.

Son yıllarda tüm dünyada kuşaklararası dayanışmayı güçlendirmek amacıyla etkili sosyal politikalar geliştirilmektedir. Yaşlıların evlerinde ziyaret edilmesi, yaşam aktivitelerinde onlara yardımcı olunması gibi okul temelli modeller planlanmaktadır. Değerlerimizin, geleneklerimizin aşınmaya uğradığı bu çağda, kuşaklararası dayanışma son derece önemlidir. Bizler de, çok geç olmadan, zincirin halkaları eksilmeden genç kuşakları yaşlılarla buluşturmalı, etkili ilişkiler tesis etmeliyiz.

Devletimiz, yaşlılarımızın bakımlarını üstlenerek, onları sosyal hayata daha çok katıp, toplumla kaynaştıracak politikalar üretmektedir. Yaşlı hastalara evde bakım desteği uygulaması başarılı sonuçlar vermiştir. Keza, huzurevleri, yaşlı bakım merkezleri modern imkânlara kavuşmuştur.

Fakat elbette ideal olan, yaşlılarımızın kendi evlerinde ya da çocuklarının yanında yaşamlarını sürdürmeleridir. Bu çok daha insanidir. Biz inanırız ki, anne-babanın hayır duasını almak, her şeyin başında gelir. Onların hakkını başka hiçbir şekilde ödeyemeyiz. Modern dünyanın imkânlarını yaşlılarımız için de seferber etmeli, eğitim sisteminde, kuşaklararası dayanışmaya daha çok yer ayırmalıyız.

Bugün sonuçları paylaşılan ‘Kuşaklararası Dayanışmanın Değerlendirilmesi Projesi’nin, bu anlamda bir yol haritası olmasını umut ediyorum. Bu proje bize, değişen aile yapılarımız, sosyal ihtiyaçlarımız ve bundan sonra dikkat etmemiz gereken konular hakkında yol gösterici olacaktır.

Nitekim araştırma kapsamında gördüğümüz önemli bir şey var; yaşlılarımızın devletten beklentisi, huzurevlerinin sayısının artırılması değil, evde bakım hizmetlerinin desteklemesi yönündedir. Bu da göstermektedir ki, yaşlılarımız, hayatlarının bu en yorgun dönemini evlerinde, evlat ve torun sıcaklığını hissederek geçirmek istemektedir.

Bu noktada yeni tedbirler almalı, şehirlerimizi inşa ederken, yaşlıları hayattan tecrit eden değil, onları toplumsal hayata dâhil eden sistemler kurmalıyız. Mimari planlamalarda, bilge çınarların bu beklentisini hesaba katmalıyız.

Nitekim devletimiz yaşlılara bakan kişilere psiko-sosyal destek vermekte, evde bakım hizmetleri ile hayatlarını kolaylaştırmaktadır. Öte yandan bir takım yaşlılık hastalıkları konusunda ihtisaslaşmış kurumsal yatırımlar yapmaktadır. Yaşlı bakımı gibi alanlarda eğitim kurumları açarak, yeni nesillerin işini kolaylaştıracak planlamalar gerçekleştirmektedir.

Mevlana Hazretleri, ‘gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar’ demiştir. Onların ağaran saçları, bize olgunlaşmış aklı müjdeler, bilgi ve tecrübeyi hatırlatır. Bu tecrübeden istifade adına, engellerimizi kaldıralım. Sözgelimi, teknolojiyi, gençler ve yaşlılar arasında iletişim kopukluğunun engeli olmaktan çıkaralım.

Hayatta her şeyin bir ölçüsü, ahengi vardır. Davranışlarımızda, ilişkilerimizde bu altın oranı bulmak, genciyle, yaşlısıyla hepimizi daha mutlu kılar. Kurtuluşumuz, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bir merhamet medeniyeti inşa edebilmekten geçiyor. Bu duygularla insanın değerini gerçekten anlamış bir toplum olma dileğiyle, hepinizi muhabbetle selamlıyor, toplantının hayırlı neticeler getirmesini diliyorum. Kalın sağlıcakla…