EĞİTİM BİR-SEN 4. Türkiye Eğitimci Kadınlar Buluşması Konuşması

03.02.2017

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi muhabbetle selamlıyor, böyle bir dost meclisinde biraraya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum.

400 bini kadın olmak üzere, bir milyona yakın üyesiyle, ülkemizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Memur-Sen çatısı altında sizlerle olmak, benim için büyük bir anlam taşıyor. Şiddete, baskıya, zulme karşı hep ses veren bir inisiyatif olarak Eğitim-Bir-Sen, hep hakikatin sözcüsü oldu, yolumuza yoldaş oldu. Bu vesileyle, merhum Akif İnan Hoca’yı rahmetle anıyorum. Ektiği tohumların bereketinden, ruhaniyetinin hissedar olmasını diliyorum.

Kıymetli kardeşlerim;
Bizler aynı yolun yolcusuyuz. Şu anda, birlikte aynı dertleri omuzladığımız, ortak başarı ve heyecanlar yaşadığımız nice kardeşimi görüyorum.

Hangi yollardan geçtiğimizi, neler yaşadığımızı sizler çok iyi biliyorsunuz. Eminim hepiniz geçmişe dönüp baktığınızda, verilen mücadelenin yorgunluğundan çok, aldığımız mesafeyi göreceksiniz. Toplantı yapmaya salon bulamadığımız, tüm kapıların yüzümüze kapandığı, genç kızlarımızın üniversite kapılarına bir ‘ah’ bıraktığı günlerden geçtik. Kimilerinin eğitim hayatı yarım kaldı, kimilerinin ömrü yetmedi bugünleri görmeye, Fakat çok şükür ki, milletimizin varlığına yönelen tehditleri, elbirliği ile bertaraf ederek, varlık mücadelesinde yollar kat ettik.

Bugün gençlerimiz, bu varoluş mücadelesinin ne anlama geldiğini bilmeyebilir. Çok özel bir coğrafya üzerinde yaşadığımızı onlara iyi anlatmak durumundayız. Bu toprakların, iradesi kendi elinde bir millet tarafından yönetilmesi istenmiyor. Ne zaman milletimiz iradesini ortaya koysa, bu engellenmeye çalışıldı. Neyse ki, 15 Temmuz’da bu denklemi milletçe bozduk. Cesaret ve kararlılığımız, bize bir vatan bağışladı. Artık tüm dünya bu iradenin gücünü biliyor.

Bu noktada, 15 Temmuz’da canlarını hainlere siper eden 248 şehidimizi ve gazilerimizi minnetle anıyorum. Keza son aylarda teröre kurban verdiğimiz tüm canlarımıza rahmet diliyorum.

Onların emaneti olan bu toprakları koruma sorumluluğu, bize hayatımız boyunca vazifedir. İnşallah elbirliği ile milletimizin iradesini hak ettiği yerde temsil gayretinde olmaya devam edeceğiz. Bu coğrafya, her an bilinçle yaşamamız gereken, üzerinde büyük senaryoların yazıldığı bir coğrafyadır. Yıllardır, milletçe ortaya koyduğumuz iradeyi, artık kurumsallaştırmak durumundayız. Vesayetlerin ve medya kartellerinin değil, milletin gerçekten hâkim olduğu bir düzen tesis etmeliyiz.

Önümüzdeki günler, bu kurumsallaşma adına son derece önemlidir. Bu yolda kadınlar olarak yine çok önemli sorumluluklarımız var. Son 15 yıllık mücadelede, kadınların çabası çok önemli bir yer tutmuştur. Kadınlar, milletçe elde ettiğimiz başarının en büyük ortağıdır.

Kapı kapı dolaşarak insanlara derdimizi anlattığımız günleri hatırlayın. Nice ezberi bozduk hep birlikte. Bizi yok saymak isteyenlere ‘hayır, biz de varız!’ dedik. O günlerin heyecanı hala yüreğimde tazeliğini koruyor. İnşallah yine aynı heyecanla gayretimize devam edeceğiz.

Yurtdışından gelen misafirlerimiz için hassaten vurgulamak isterim. Bu ülkenin demokrasi mücadelesinde kadınların çok önemli bir yeri var. Yeri geldiğinde, görünmez aktörler olmayı kabullenerek, tüm dünyaya örnek olacak bir kadın hareketi başlatmışlardır.

Şayet bir kadın tarihi yazılacaksa, Türkiye’deki kadın ve sivil toplum konusu, hiç atlanmaması gereken bir mevzudur. Başörtüsü başta olmak üzere çeşitli toplumsal kısıtlamalar nedeniyle, hakları ellerinden alınan kadınlarımız, sivil toplum kuruluşlarında güçlerini birleştirmiştir.

Vakıf ve dernekler, adeta bir okul olmuştur. Okuma programlarından sosyal organizasyonlara, kadınlarımız kendilerini bugünlere hazırlamıştır. Bu sağlam temel üzerinde, sabrederek, bugünün milletvekilleri, akademisyenleri, yazarları, sanatçıları olmuşlardır. Eğitim yasakları kalktıktan sonra, evlatlarıyla üniversiteye giden nice kadın hikâyesi var, bu ülkenin.

Bu kutlu mücadelenin bütün aktörlerini burada saygı ve minnetle yadetmek istiyorum. Bu mücadele azmini yeni nesillere taşıyabilirsek, elimizdeki nimetin de hakkını vermiş oluruz. Cenab-ı Hak, ‘Bir toplum kendini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.’ buyuruyor. Bu mücadele azmini, bu samimi gayreti inşallah daim kılalım. Hazreti Mevlana’nın dediği gibi ‘Kalbinle yaptığın herşey sana geri döner.’ Halis niyetlerimiz bundan sonra da, bize yoldaş olsun inşallah.

Değerli kardeşlerim;
Sanattan siyasete, akademiden, bürokrasiye ruhu bu kutlu maya ile mayalanmış yeni nesillere ihtiyacımız var. Eğitim-Bir-Sen çatısı altındaki tüm eğitimcilere çok özel sorumluluklar düşüyor. Hem bu mücadele ruhunu korumak, hem de değişimle gelen sorunlarımıza çözümler üretmek durumundayız.

 

Yeni bir çağa girdik. Artık yeni bir insanla karşı karşıyayız. Bütün eğitim planlarımızı bu değişimi gözönüne alarak yapmalıyız. Ama bunu yaparken, kadim bilgiyi güncelleyerek bugüne taşımalıyız.

Bugün çocuklarımıza verdiğimiz eğitim, ülkemizin geleceğinin aynasıdır. Eğitimin kökleri acı, meyvesi tatlıdır’ derler. Evlatlarımızı teknolojinin esaretinden kurtararak, kabiliyetlerini açığa çıkaran bir anlayışla yetiştirelim.

Annelerin çocuk eğitiminde çok önemli bir yeri var. Elbette babaları bu sorumluluktan uzak tutmadan, dengeli ve sağlıklı bir aile yapısı içinde çocuk yetiştirmeye özen gösterelim. Bugün burada çok ufuk açıcı konuların müzakere edileceğini biliyorum. Özellikle kadınların sivil toplum gücü konusunda farklı ülke tecrübeleri konuşulacak.

Bu vesileyle, altını çizmek istediğim bir konu var: Bildiğiniz üzere, Suriye iç savaşından kaçarak, ülkemize sığınan üç milyon misafirimiz var. Bu kardeşlerimizin beş yıldır bir misafir gibi bu topraklarda ağırlanmasında, sivil toplum kuruluşlarımızın çok büyük bir katkısı var. Allah hepinizden razı olsun.

Gün geçmiyor ki, bir yardım yemeği, bir seferberlik yapılmasın. Ekmeğini, sofrasını, cebindeki harçlığı paylaşabilen bu asil milletin bir ferdi olmak, hepimize onur veriyor. Pakistan’ın yüce ruhlu şairi Muhammed İkbal’i de, Türkiye semalarında ayağa kaldıran bu hasletler değil miydi?

Biliyorsunuz, İkbal bir gün Türkiye’ye gelirken, ‘Türk hava sahasına girmiş bulunuyoruz’ anonsu üzerine, kemerini çözüp ayağa kalkıyor. ‘Bu topraklar Mevlana’nın kabrinin bulunduğu mübarek topraklar. Bu mukaddes coğrafyada yaşayan millet öyle bir millet ki, asırlarca İslam’ın muhafızlığını yaptı. Bu necip millete karşı içimde sonsuz bir hürmet var. Hürmeten ayağa kalktım’ diyor.

Allah bizleri bu asil davranışa layık kılsın. Gençlerimize, bu kutlu mirasın şuurunu kazanmayı nasip eylesin. Bu dualarla, Memur-Sen’e ve hassaten Eğitim Bir-Sen Kadın Komisyonu’na bizleri buluşturdukları için şükranlarımı sunuyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi daim kılsın! Allah’a emanet olun!