‘Sıfır Atık’ Projesi Tanıtım Toplantısı Konuşması

26.09.2017

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, milletimizin evi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sizlerle olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bugün çok önemli bir projenin tanıtım toplantısı vesilesiyle birlikteyiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın koordinasyonu ile ‘Sıfır Atık’ projesini başlatıyoruz. Sayın bakanımız başta olmak üzere projeye emek veren herkese tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Öncelikle kamu kurumlarında, ama nihai olarak tüm Türkiye’de yaygınlaşmasını umduğumuz sıfır atık projesi, sadece bir çevre duyarlılığı çalışması değil, insanlığın geleceği adına bir sorumluluk hareketidir. Bize emanet edilen tabiatı, gelecek nesillere layıkıyla devredebilmek boynumuzun borcudur.

Ne yazık ki kimyasalların çevremizi kuşattığı, doğallığın nostaljik bir mevzu haline geldiği günümüzde, insanoğlunun attığı neredeyse her adım, yerkürenin dengesini bozuyor. İlaç endüstrisi, katkı maddeleri, kimyasallara dayalı tarım, fabrikalar ekosistemin dönüştüremeyeceği nitelikte ve miktarda tortu bırakıyor. Bu atıklar, toprağı, suyu, havayı ve tüm canlıları zehirliyor. Dünya bankası raporlarına göre, yılda 1,3 milyar ton evsel atık miktarının, 2025 yılında 2.2 milyar tona ulaşması bekleniyor.

Oysa eskiden üretim fikrinin içinde çöpe yer yoktu. Çünkü her şeyin kendine has bir faydası vardı ve hemen her şey tekrar kullanılıyordu. Organik atıklar hayvan yemeği veya gübre olarak yaşama geri dönüyordu. Fakat bugün üretim için harcadığımız çaba kadar, tükettiklerimizin verdiği zararı bertaraf etmek için uğraşıyoruz. Çevre yönetimi tüm dünyanın en büyük sorunu haline geldi.

Konforlu hayat beklentileri, yaşam biçiminin değişimi, insanlığı tüketim toplumu haline getirdi. Teknoloji hayatımıza yeni imkânlar getirse de, bizden çok şeyi alıp götürdü. İsraf, gündelik hayatı kuşattı, üretim ve tüketim ahlakını dönüştürdü. Bu bağlamda, çevre dostu bir yaşam modeli, artık tüm dünyanın arayışıdır ve bunun ilk adımı ‘Sıfır Atık’tır. Sürdürülebilir kalkınma ancak atıkların kontrolü ile mümkündür. Zira atıklar, kılık değiştirmiş enerji kaynaklarıdır.

Ülkemizde oluşan evsel atıkların %52’sini organik atıklar, %20’sini plastik atıklar oluşturmaktadır. Bu oranlara bakıldığında atıkların büyük kısmının değerlendirilebilir olduğu görülür. Bu noktada atık yönetiminin en temel unsurunun, atıkların kaynağında ayrılması olduğunu söylemeliyiz. Yani her şey evimizde, işyerimizde başlıyor. Bireysel bilinç son derece önemli…

Mutfağımızda, çalışma odamızda elimize aldığımız her türlü atığa, eğer geri dönüşüm sağlanamazsa, tabiatı kirletecek bir tortu olarak bakmalı ve buna rıza göstermemeliyiz. Elbette aslolan, bilinçli tüketimdir. İhtiyacımız olmayan şeyleri reddetmek, ihtiyaç kalemlerimizi azaltmaktır. Fakat tükettiğimiz durumda da, alışkanlıklarımızı değiştirip kullan at kültüründen kurtularak tüketimi bir nevi üretime dönüştürmeliyiz.

Değerli misafirler;

Bireysel bilinç çok önemli dedik. Ama kurumsal kararlılık da en az onun kadar önemli. Dünyadaki başarılı atık yönetim örnekleri de bunu gösteriyor; sıfır atık yaklaşımını kurum kültürünün bir parçası haline getirmek, bu işin özünü oluşturuyor.

Bu salonda ülkemizin seçkin kurumlarının başkanları, yöneticileri, belediye başkanları var. Yazarlar, akademisyenler, işadamları var. Sizlerden özellikle rica ediyorum. Sıfır atık kültürünü yaygınlaştıralım. Sizlerin kararlılığı, binlerce insanda bilinç uyandıracak, sizlerin gayreti tonlarca atığı ekonomiye kazandıracak.

Kamu kurumlarımız, hastanelerimiz, okullarımız, fabrikalarımız, üniversitelerimiz bu işin dinamosu olsun. Ülke çapında bir seferberlik başlatalım. Alışveriş merkezlerini, restoranları bu sürece katalım. Sonra bireylere ulaşalım. Toplumu teşvik edelim. ‘Sıfır Atık’ farkındalığı dalga dalga evlere yayılsın. ‘Ayrıştırmak bilinçtir’ diyerek, evde, okulda, işyerinde, fabrikada kâğıdı gıdadan, camı metalden ayrıştıralım.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde biz bu çalışmayı etkin şekilde başlattık. Çevre ve şehircilik bakanlığımızın rehberliğinde bir sistem kurduk, personelimizi eğittik. Tabiatı bekçiyle değil, bilinçle koruyacağız inşallah. Emin olun, biz tabiatı korursak, tabiat da bizi korur.

Doğal dönüşüm nasıl sıfır atıkla gerçekleşiyorsa, ağacın dibine düşen kurumuş meyve nasıl toprağa karışıyorsa, biz de kullandığımız ürünü doğaya yeniden bir kaynak olarak sunalım. Her türlü ürünü, tasarım aşamasından paketleme aşamasına kadar tekrar kullanılabilirliği ilkesine göre üretelim. Organik atıkları, kompost gübreye dönüştürerek, tabiata can katalım.

Bu konuda belediyelerimiz, çok önemli bir role sahipler. Zira atıkların ulaştığı yer nihayetinde onların değerlendirme üniteleri. Atıkların ayrıştırılması konusunda gayretleri olan örnek belediyelerimiz olduğunu biliyor ve onları tebrik ediyorum.

‘Sıfır Atık’ felsefesi ile yaşamak, hem ahlaki, hem ekonomik, hem de çevresel duyarlılığın tezahürüdür. Buradaki seçkin topluluğun bu felsefenin bayraktarlığını yapacağına gönülden inanıyorum. İnşallah yakın gelecekte somut adımlar atılmasını bekliyorum. Öncelikle kurumlarımızda, sonra tüm hanelerde ayrıştırma bilincine ulaşmayı temenni ediyorum.

Projeye emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyor, projemizin hayırlar getirmesini diliyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.