Dünya Liderlerinin Eşlerine Gönderdikleri Mektup

16.09.2017

Değerli Hanımefendi;
Şahsınızı ve ülkeniz halklarını en kalbi duygularla selamlayarak, geçtiğimiz hafta Bangladeş’e yaptığım ziyarete dair duygu ve düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz üzere, Myanmar’ın köklü geçmişe sahip topluluklarından birisi olan Rohingya Müslümanları, son günlerde şiddetlenen bir baskıyla karşı karşıyadır.

On yıllardır seçme-seçilme hakkı dâhil, siyasi ve toplumsal haklardan mahrum, zor koşullarda yaşayan bu topluluk, şimdi ölmekle komşu bir ülkeye sığınmak arasında bir tercih yapmak durumundadır. 25 Ağustos’tan bu yana 1000’den fazla insan hayatını kaybetmiş, yüzbinlerce sivil Bangladeş’e sığınmak zorunda kalmıştır.

Geçtiğimiz hafta, Bangladeş-Myanmar sınırında bulunan Kutupalong mülteci kampına yaptığım ziyaret sırasında gördüklerim, beni derinden etkilemiştir. Uluslararası kamuoyunun kulağını tıkadığı ve görmemeyi tercih ettiği bu insanlık dramının çağdaşı olmak gerçekten utanç vericidir. Evi yakılmış, tecavüze uğramış, çocukları ve eşleri gözleri önünde öldürülmüş nice kadının hikâyesini dinlemek heyetime ve bana büyük acı vermiştir. İlk etapta, 1000 ton insani yardım ulaştırdığımız kamplardaki kadınların ve çocukların çaresiz bakışlarını sanırım hiç unutmayacağım.

2012 yılında da ziyaret ettiğim Myanmar’da sık sık tekrarlanan bu insani krizin kalıcı çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Türkiye konuyla diplomatik ve insani açıdan yakından ilgilenmektedir.

Ne yazık ki yaşananlar, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ‘ırkı, cinsiyeti, dili, dini, görüşleri ve kökenleri ne olursa olsun, herkesin insan haklarının devletler tarafından korunması zorunluluğu’nu içeren ikinci maddesini açıkça ihlaldir.

Bir anne, bir kadın ve bir insan olarak, hiçbir etnik ve dini ayrım yapılmaksızın, herkesin birlikte insanca yaşayabildiği bir dünya tesis etmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

Bu bağlamda, lider eşleri olarak sürece olumlu katkı sağlayacak insani çabalarda buluşabilmeyi ve böylelikle uluslararası toplumu harekete geçirebilmeyi umud ediyorum.

Dünyanın en büyük ikinci insani yardım sağlayıcısı olan Türkiye, üç milyon Suriye ve Iraklı mülteciye ev sahipliği yaptığı gibi, ırkı ve inancı ne olursa olsun, dünyanın tüm mazlumlarına devlet kurumları ve STK'lar kanalıyla her zaman el uzatma kararlılığındadır. 2012 yılında ve geçtiğimiz hafta yaptığımız ziyaretler de, bu kararlılığın bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle, dünya barışını gerçek anlamda kurabileceğimiz günler özlemiyle, selam ve saygılarımı sunuyorum.

Emine Erdoğan
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Refikası