Büyükelçi Eşleri Yemeği Konuşması

10.01.2017

Değerli hanımefendiler;
Hepinizi en kalbi muhabbetlerimle selamlıyor, yeni yılın hayatımıza sağlık, mutluluk ve hayırlar getirmesini diliyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, vatan özlemiyle ülkemize geldiniz, ailelerinizle buluştunuz, hasret giderdiniz. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

Sizler bulunduğunuz ülkelerde eşlerinizin yükünü alan, onlara destek olan, yeri geldiğinde ülkemizin temsili adına gayret sarfeden diplomasi neferlerisiniz. Büyükelçi eşlerimizin gerek sivil toplum çalışmaları, gerekse bireysel gayretlerle önemli çalışmalar yaptıklarını biliyorum. Öte yandan, aramızda kadın büyükelçilerimiz var. Dışişleri teşkilatımızda böylesine önemli görevlerde kadınlarımızın olması, hepimiz için gurur vericidir. Gayretleriniz dolayısıyla sizleri kutluyorum.

2016 yılı, ülkemiz için zor bir yıl oldu. 15 Temmuz darbe girişimi ve terör saldırıları ile ne yazık ki sıkıntılı bir yıl geçirdik. İnşallah 2017, bu yaraların sarılacağı bir yıl olacak.

Hepinizin bildiği üzere, 15 Temmuz’da Türkiye, tarihinde görülmeyen hain bir darbe girişimi ile yüzyüze kaldı. Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış Fetullahçı Terör Örgütü mensupları, milletimizin kalbi olan Meclisimize bombalar yağdırdı. Halkımızın üzerine tanklar sürdü. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, yani bu bina başta olmak üzere kamu kurumlarımıza, F-16’larla saldırı girişiminde bulundu. Cumhurbaşkanımıza suikast girişimi gerçekleştirdi. Böylesine hain bir girişim, hayallerin dahi almadığı büyük bir alçaklıktır.

Bu ihanet çetesi, 248 vatan evladını şehit etti, 2193 kişiyi yaraladı. Şehitlerimizi bir kere daha rahmetle anıyorum. Gazilerimizi minnetle yad ediyorum. Milletimizin engin feraseti ve güçlü devlet iradesi olmasaydı, bugün ülkemiz çok daha zor bir sürecin içinden geçecekti. Neyse ki, güçlü demokrasimiz sayesinde bu süreci atlattık.

Fakat Batılı müttefiklerimiz, Türk milletinin bu büyük demokrasi mücadelesini görmemeyi tercih etti. Söz konusu Türkiye olunca, askeri darbe girişimi, kasti olarak çarpıtıldı, üstelik failleri korundu. Batı, demokrasiye dair kurduğu tüm cümleleri inkar edercesine, bu destansı mücadeleyi yok saydı. Milletimiz, tüm fertleriyle bu ikiyüzlülüğün ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Fakat sağlam bir inançla kendi yolunu inşa etmeye devam ediyor.

Değerli dostlarım;
Türkiye’nin mücadelesini görmek istemeyenler olduğu gibi, bizim kendimizi anlatamadığımız durumlar da yok değil. Bu noktada diplomatik temsilcilerimize büyük vazifeler düşüyor. Yurtdışında yaşayan sizler önemli sorumluluklar taşıyorsunuz.

Vatana hizmet, bazen sınırda nöbet tutmak, bazen darbeci bir generale karşı durmak, bazen de vatanı sözle müdafaa etmektir. Şehit Ömer Halisdemir’e, Fethi Sekin’e olan borcumuzu ancak böyle ödeyebiliriz. Yeri geldiğinde Türkiye’nin haklılığını haykırarak, yeri geldiğinde Türkiye aleyhindeki algı operasyonlarına itiraz ederek… Barışın dilini koruyarak, Türkiye’nin haklı mücadelesini lütfen tüm mecralarda anlatalım. Hakikatin sözcüsü olalım. Bu önce şehitlere, sonra bu vatana ve nihayetinde milletimize borcumuzdur.

Türkiye’nin demokratikleşme ve ekonomik büyüme başta olmak üzere her alanda gösterdiği büyük değişimin en önemli şahitleri, sizlersiniz. 15 yılda hangi önemli adımları attığımızı sizler biliyorsunuz. Milletimizin iradesiyle gerçekleşen bu özgün modernleşme hikayesini, dünyaya iyi anlatabilmeliyiz. Biz kendimizi anlatamadığımız sürece, onlar hakkımızda algı operasyonları yapmaya devam edecekler.

Öte yandan, kendi ülkesine ihanet eden vatan hainlerini de, dünyaya iyi tanıtmalıyız. 40 yıldır, eğitim, yardımlaşma gibi masum görünümler altında Türkiye’nin maddi ve manevi birikimini sömüren FETÖ, yayıldığı coğrafyalar için de bir tehdittir. Türkiye’de olduğu gibi, 115 ülkede sivil toplum kuruluşları ve okullar yoluyla kökleşmiştir. Fakat devletimiz, ‘Türk Okulları’ adı altında tehlikeli bir örgütün faaliyetlerde bulunmasına yönelik tedbirler almıştır. İnşallah Türkiye, tüm dost ülkelerle birlikte, bu tehditten arınacaktır.

Kıymetli misafirler;
Terör ne yazık ki, tüm dünya başkentlerini tehdit eden bir konudur. Gün geçmiyor ki, bir patlama haberi almayalım. Bu küresel tehdidin Türkiye’ye bakan yönü, ne yazık ki bölgesel sorunlarla daha da ağırlaşmaktadır. Bölgesinde güçlü bir Türkiye, egemen güçlerin istemediği bir Türkiye’dir. Bu nedenle çevremiz terör örgütleriyle kuşatılmıştır.

Yeni umutlarla, yeni bir yıla girerken dahi, masum insanlar katledilmiştir. Dünyanın neresinde olursa olsun, kim bir insanı haksız yere öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibidir. İnşallah devletimiz tüm bunların hesabını soracaktır.

Türkiye, tarih boyunca bu özel coğrafyanın getirdiği zorlukları hep yaşamıştır. Geçmişte olduğu gibi bugün de bedeller ödemektedir. Türkiye’nin her demokrasi hamlesinin darbelerle kesildiğini hepiniz biliyorsunuz. Askeri vesayetlerle hedeflerine ulaşamayanlar, terör saldırıları ile ulaşacaklarını zannediyor. Fakat Türkiye artık eski Türkiye değildir.

Milletimiz, yaşam biçimleri, etnik ve inanç farklılıkları gibi nedenlerle ayrıştırılamaz, birbirine düşürülemez. Biz bütün farklılıklarımızla bir ve bütün olduğumuza inanıyoruz. Bu birliği güçlendirmek için de, elimizden geleni yapacağız. Bir yandan teröre karşı mücadelemizi sürdürecek, bir yandan kardeşliğimizi büyütecek, bir yandan da Türkiye’yi güçlendireceğiz.

Kadın dayanışmasının tüm bu süreçlerde çok önemli olduğuna inanıyorum. Eğitimden sağlığa her alanda kadın sorunlarına birlikte eğilmeli, güncel sorunlarımıza beraber çözüm üretmeliyiz. Yeni kurumlar inşa ederek güçlerimizi birleştirmeliyiz.

Bu çerçevede, geçtiğimiz yıl, Afrikalı kadınların kalkınmasına destek amacıyla kurduğumuz merkezden bahsetmek isterim. Afrika El Sanatları Pazarı ve Kültür Evi, Afrikalı kadınların el emeği ürünlerinin, kar amacı gütmeden Türkiye’de pazarlanması amacıyla kuruldu. Dışişleri Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yapılan proje, Ankara’nın tarihi semti Hamamönü’nde şirin bir Türk Evi’nde hayata geçiriliyor. 20’e yakın Afrika ülkesinden getirilen ürünlerin satışından elde edilen gelir, Afrikalı kadınlara geri dönüyor.

Özellikle Afrika ülkelerinde bulunan büyükelçi eşlerine, katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra da çabalarınızın artarak devamını diliyorum. Bu ve benzeri gayretlerle, dünya kadınlarıyla dayanışmamızı sürdürmeyi umut ediyorum.

Yurtdışında, geniş bir coğrafyada, TİKA, AFAD, Kızılay gibi kurumlarımız vasıtasıyla, birçok ülkeye kalkınma desteği veriyoruz. Eşimin yurtdışı ziyaretlerine refakat ettiğimde, dünya kadınlarının ve çocukların sorunlarını dinleme imkanı buluyorum. Elimizden geldiğince katkı vermeye çalışıyoruz.

Aynı şekilde ülkemizde misafir olarak bulunan 3 milyona yakın mülteci ile de yakından ilgileniyoruz. Tüm dünyanın ve uluslararası kurumların sessiz kaldığı bu konuda insani bir yaklaşım gösteriyoruz. İnsani ve vicdani diplomasi, Türkiye’nin yurtdışına açılan yüreğidir. İnşallah, biz var oldukça, mazlumların ve mağdurların sesi olmaya devam edeceğiz.

Bu duygularla, hepinizi kalbi muhabbetlerimle selamlıyor, gelecek yıl çok daha iyi şartlarda, sağlık, huzur ve refah içinde yeniden buluşmayı diliyorum. Sağlıcakla kalın, afiyet olsun!