TİKAD İftar Programı Konuşması

09.06.2017

Değerli Hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Ülkemizin gözbebeği sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye İş Kadınları Derneği’nin geleneksel iftar programında, sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Başarılı iş kadınlarımız, Türkiye’de kadının gücünü ortaya koyan önemli işlere imza atıyorlar. Bir yanda ekonomimize artı değer katarken, bir yandan da yeni nesillere rol model oluyorlar. Sevindirici olan bir başka şey, sadece iş dünyasında değil, ülkemizi ilgilendiren sosyal meselelerde de inisiyatif alıp, gerçek bir sivil toplum refleksi ortaya koyuyorlar.

Her zaman milletimizle yan yana duran TİKAD’ı, değerli başkanı ve yönetim kurulu üyeleri nezdinde tebrik ediyorum. Ulusal ve uluslararası projelerinde nice başarılar diliyorum. Ruhen ve bedenen bir arınma ayı olan Ramazan-ı Şerif’inizi kutluyorum. Tüm ibadetlerinizin, güzel niyetlerinizin kabul olmasını diliyorum.

Necip Fazıl, ‘Eğer tadını bilirseniz, ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir’ diyor. Bu mübarek günlerde paylaşmanın lezzetini duyanlara ne mutlu... Sosyal dengenin refah ve bolluk zamanında paylaşarak, darlık zamanında dayanışarak sağlanacağı hepimizin malumudur. Ülkemiz insanı bu anlamda son derece duyarlı ve cömerttir. Bencilliğin çirkinliğine karşı paylaşmanın asaletini tercih edenlere selam olsun!

Değerli Katılımcılar;
Gerek ülkemizde, gerekse dünyada ilgi ve çözüm bekleyen nice sorun var. Ülkemizin sorunlarını çözmek için buluşma noktamız milli politikalar, küresel sorunlar içinse insani yaklaşımlardır.

Mevlana’nın pergel benzetmesinden ilham alarak, bir ayağımızı bu ülkenin değerlerine sabitlemeli, diğeri ile de yerkürenin birikimine açılmalıyız. Dünyada bizi bekleyen büyük fırsatlar var. Bu dengeyi doğru kurduğumuzda hem küresel rekabette ülkemizi güçlendiririz. Hem de dünyanın diğer toplumlarıyla özgüvenli, medeni ilişkiler kurarız.

Uluslararası siyasetin nasıl bir bencillik üzerine kurulduğunu hepiniz görüyorsunuz. Çalışıp çabalayarak, alın teri ile kendi bütünlüğünü koruma çabasındaki ülkeleri ve dünyanın mazlumlarını nasıl bertaraf etmeye çalıştıklarını an-be-an seyrediyoruz. Batı merkezli ekonomik ve siyasi hegemonya düşüncesi, insan, kadın ve çocuk haklarını hep bastırıyor. Üstelik özgürlüğün, insan haklarının sözcülüğünü en çok kendileri yapıyorlar. Bu çifte standardı görmek, insani ve ahlaki bir duruşu benimsemek, son derece şahsiyetli bir tavırdır.

Bu yaklaşımla ülkemiz için çok çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Güç birliği yapar, doğru planlamalarla etkin adımlar atarsak, üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yoktur inşallah. En önemlisi insana yatırım en büyük sermayemizdir. Sizler her biriniz kendi sahasında başarılı kadınlarsınız. Milli politikalar çerçevesinde özellikle kadınlarımızı güçlendireceğinize büyük bir inancım var.

TİKAD’ın da içinde bulunduğu Kadın-20 girişiminde, hatırlayacağınız üzere, 2025’e kadar kadın ve erkeğin işgücüne katılım farkını %25 indirme hedefi koymuştuk. Bu küresel hedefe biz kendi ülkemizde ulaşmak için çabalamak durumundayız. İş kadınları olarak, kendi alanınızda +1 kadın istihdamı ile, hem ekonomiye can suyu verir, hem de kadınları güçlendirebilirsiniz. TİKAD bünyesinde böyle bir istihdam seferberliği başlatmak, inanıyorum ki, gücümüze güç katacaktır.

Öte yandan her biriniz kendinizden bir tane daha yetiştirmek üzere, bir usta-çırak seferberliği başlatsanız, bu ne kadar büyük bir kazanım olur. Biliyorsunuz, geleneksel kültürümüzde birikim ve tecrübe bu yolla aktarılır, her ustanın dizinin dibinde, işin usulunu, ahlakını, adap ve inceliklerini öğrenen bir çırak bulunurdu.

Çok kabiliyetli gençlerimiz var. Okullarımız onları teknik anlamda meslek sahibi yapıyor olabilir, staj mekanizmaları işliyor olabilir. Ama işin ruhunu birebir, dizdize, gözgöze öğretmek dünyaya katacağınız bir artı değer olacaktır kanaatindeyim. Kadın detaycılığının iş dünyamıza kalite, kadın şefkatinin dünyaya merhamet getireceğine yürekten inanıyorum.

Değerli Hanımefendiler;

Çok özel bir coğrafyada, benzeri olmayan bir ülkede ve emsalsiz bir şehirde yaşıyoruz. Şair’in dediği gibi,

“Ağladığım senin içindir,
Güldüğüm senin için.
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin…”
Ülkemiz, memleketimiz böylesine değerli, böylesine eşsizdir hepimizin nazarında. Ve en önemlisi vatandır. Bu vatanın kıymetini bilir, milli menfaatler çerçevesinde buluşabilirsek, inanıyorum ki geleceğimiz parlaktır.

Bu gün dünyanın en ihtiyacı olan, bir arada yaşama becerisi, bizim ülkemizde asırlarca tecrübe edilmiştir. Bu beceriyi soframızda, işyerimizde, sosyal organizasyonlarımızda sergileyerek toplumsal kutuplaşmayı tamamen ortadan kaldıracak adımlar atmalı, birliğin gücünü hissetmeliyiz.

TİKAD’ın bu güzel buluşmasının da, bu anlamda çok değerli olduğuna inanıyor, tekrar hepinize teşekkür ediyorum. Daha nice güzel vesilelerle buluşmayı diliyorum. Hayırlısıyla bayrama erişmeyi, 30 günde bir yıla yetecek bir manevi birikime kavuşmayı temenni ediyorum. Hepinizi sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.