Ankara Ticaret Odası’nın Gazilerin Onuruna Verdiği İftarda Yaptıkları Konuşma

07.06.2017

Değerli Hanımefendiler, beyefendiler,
Kahraman gazilerimiz, kıymetli aileleri;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu kurtuluş olan Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Mağfiret iklimini yaşadığımız bugünlerde, Gazilerimiz ve aileleri ile buluşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Ankara Ticaret Odası’na böylesi bir buluşma tertip ettiği için takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum. Ahilik kültüründen gelen köklü bir bilinçle, milletimizle yan yana durdular, iş dünyası olarak vatan-millet safında yer aldılar. Birliğimiz daim olsun.

Kıymetli Katılımcılar;
Sözlerimin başında, bu vatan uğrana canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum. Ruhları şad olsun. Millet olarak onlara minnettarız. Aynı şekilde, ‘ölürsem şehit, kalırsam gazi’ anlayışıyla, hiç tereddüt etmeden cepheye koşan ve bu vatan için çarpışan tüm gazilerimize büyük bir minnet borçluyuz. Çanakkale’den 15 Temmuz’a aynı ruh ile, bu vatanın ve milletin yüksek menfaatleri için savaştılar. Yeri geldi terörle mücadele ettiler. Bu ülkenin selameti için serden geçtiler. Allah hepsinden, hepinizden razı olsun. Böyle yiğitler yetiştiren anaları Allah aziz eylesin!

Şehitliğin ve gaziliğin üzerinde bir makam yoktur. Birçok makam çalışıp çabalayarak elde edilebilir. Fakat şehitlik ve gazilik çok güçlü bir inanç gerektirir. Ancak sonsuz bir vatan sevgisi karşılığında kazanılan bir makamdır ki, değeri de buradan gelir. Dünyanın neresine giderseniz gidin vatan fikrini kaldıramazsınız. Çünkü hayat, vatan havasını teneffüsle başlar. Vatan yoksa millet, millet yoksa devlet yoktur. Vatan birçok değeri kapsar; din, namus, şeref, bağımsızlık, hepsi onun içindedir.

Fakat bu milletin vatan sevgisi bir başkadır. Üzerinde yaşadığımız topraklar, tarihin her döneminde, bu değerlere bağlı kahramanların hiç bitmeyen mücadelesi ile vatan olmuş, Türk-İslam yurdu olarak tescillenmiştir. Şairin dediği gibi, “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa, Vatandır.’

Değerli Kardeşlerim;
Vatan, bayrak gibi sevgilerin tarihe malolmuş, şiirlerde kalmış duygular olduğunu düşünürdük. Gençlerimiz kahramanlıkların Malazgirt’te, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda yaşanıp bittiğini düşünüyorlardı belki de. Fakat 15 Temmuz’da, vatan kelimesi ruhlarımızı kanatarak yeniden hayatımızın merkezine yerleşti. Yeni nesil artık, vatan için candan vazgeçmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyor.

Milletimiz, hainlerin emellerini tek yürek, tek bilek olarak engelledi. Ülkemizi esarete, zillete, acıya ve kaosa teslim etmedi. Gördük ki, bu topraklarda ne yiğit biter, ne şehadeti göze alan kahraman. Milletimizin aziz evlatları, dudaklarında tekbir, ellerinde bayraklarla, ölümü öldürerek koştular meydanlara. Allah o geceyi bir daha yaşatmasın bu millete. Vatan sevgisini, millet olma bilincini gençlerimizin kalbinden eksik etmesin.

15 Temmuz’dan bu yana şehitlerimizin aileleri ve gazilerimiz ile sık sık görüşüyoruz. Evlerinde onları ziyaret ediyoruz. Artık hepsiyle bir aile olduk. Evlatları evladımız, anaları anamız. Her seferinde onlardaki metanete, sabra ve asalete hayran kalıyorum. Tankların karşısına dikilen o demir yürekler nasıl da yufkalaşmış, nasıl da Rabbimin müjdesine teslim olup, tevekkülü seçmişler.

Her birinin farklı farklı hikayesi var. Ama gururları ortak, hissiyatları bir. ‘Yine olsa, yine çıkarım tankın karşısına’ diyor bir gazimiz. ‘Bütün bedenim, aklım, yüreğim hep vatan olmuştu’ diyor bir diğeri. Şairin dediği gibi;

‘Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!’

Allah’ın izniyle, bu millette bu iman olduğu müddetçe ne teröristler, ne darbeciler ne de yedi düvel başarılı olamaz, emellerine ulaşamaz. Vatan dersinden geçtikten sonra, şimdi üzerimize düşen, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaktır. Gazilerimizin gözbebeği olan bu ülkenin gelişmesi için çalışmaktır. Şehitlerimizin evlatlarına sözümüz var. Gazilerimizle ahdimiz var.

16 Nisan’da yeni bir dönemece girdik. Allah’ın izniyle bundan sonra bu ülkede darbelere izin vermeyecek bir sistem inşa edeceğiz. Teröre karşı her yönüyle güçlü bir yapı kuracağız. Üzerinde yaşadığımız coğrafya öylesine değerli, öylesine özel ki, bu toprakların talibi hiç bitmeyecek. Gözler hep üzerimizde olacak.

Ama bizler Allah’ın izni, milletimizin azmi, devletimizin gücü ile hepsinin üstesinden geleceğiz. Yeter ki bu ruhu kaybetmeyelim, yeni nesillerimizi bu şuurdan mahrum etmeyelim. Millet olmanın değerini hiç unutmayalım.

Siyasetten medyaya, akademiden iş dünyasına milli hedeflerde buluşalım. Bu vesileyle, Ankara Ticaret Odası Başkanı, Meclis Başkanı ve üyelerine tekrar teşekkür ediyorum. İş dünyasının sadece ekonomik alanda değil, ülke meselelerinde de inisiyatif aldığını net biçimde gösterdiler. Birliğimiz daim olsun! Örnek olsun! Bu ülkenin geleceği adına güzel meyveler versin.

Tekrar Ramazanınızı tebrik ediyorum. Şu anda Doğu’da ve Güneydoğu’da terörle mücadele eden bütün güvenlik güçlerimize muvaffakiyetler diliyorum. Ülkemizin selameti, milletimizin geleceği daim olsun. Yaptığınız ibadetler, dualar ve hayırlar kabul olsun. Kalın sağlıcakla!