TOGEMDER ‘Bir Umut Bir Ufuk’ Programı Konuşması

26.05.2017

Değerli Hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Suriyeli mülteci kardeşlerimiz için projelendirilen ‘Bir Umut, Bir Ufuk’ programının hayırlara vesile olmasını diliyorum. TOGEMDER’i tebrik ediyorum. Yürüttüğü birçok sosyal sorumluluk projesine, bugün bir yenisini daha ekliyor. Son derece önemli bir konuda, öncü bir çalışma yapıyor. Sultanbeyli Belediyesi başta olmak üzere emek veren herkesi kutluyorum.

Toplumun tüm dezavantajlı kesimleri ile olduğu gibi, Türkiye’nin sosyal gerçeklerinden birisi olan mülteciler konusu ile de yakından ilgileniyoruz. Karanlığa sövmek yerine bir mum yakmaya çalışıyoruz. Kurşun ve bombalardan, devletlerarası politikalardan sıyrılıp hayatta kalan kardeşlerimize dostluk eli uzatıyoruz.

Ne yazık ki 6 yıldır süren Suriye iç savaşı, ardında bir milyona yakın ölü, yerinden yurdundan edilmiş milyonlar, geleceği karartılmış çocuklar bıraktı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk halkı olarak bizler, 3 milyona yakın mülteciye kucak açtık. Soframızı, evimizi paylaştık. Sokaklarımızı, şehirlerimizi paylaşıyoruz. Artık Suriyeli komşularımız, iş arkadaşlarımız var. Fakat bu süreci planlı şekilde yürütmemiz gerekiyor ki, mağduriyetler azalsın, toplumsal uyum ortaya çıksın. Özellikle, savaşın, kadınların sırtına yüklediği yükü hafifletmek istiyoruz.

Dil eğitimi, toplumsal yaşantıya uyum sağlamanın yegane yoludur. Yeterli ve etkili iletişim, birçok sorunu çözer. Bir umut, bir ufuk projesinin ilk aşamasının, dil eğitimine yoğunlaşması son derece isabetlidir. İstanbul’da, pilot bölgelerde başlayan proje, toplamda 1000 kadına, önce Türkçe eğitimi verecek, ardından mesleki eğitimle Suriyeli kadınları iş hayatına dahil edecektir. Bu aynı zamanda, mülteci kardeşlerimizin Türk ekonomisine katkı sağlamasına da imkan verecektir.

İş piyasasına erişim, sığınmacı entegrasyonunun en temel dinamiğidir. İşkur, Milli Eğitim Bakanlığı ve yerel yönetimlerle işbirliği ile inşallah bu en güzel şekilde sağlanacaktır. İnanıyorum ki, bu proje, uluslararası mecralarda da farkındalığa vesile olacaktır. Mültecilik ve doğurduğu sosyal problemler tüm dünyanın meselesidir.
Dünyada yaklaşık 60 milyon mülteci olduğu biliniyor. Ve her gün yenileri ekleniyor. Entegrasyon politikaları geliştiriliyor. Hukuki zeminde çözümler aranıyor. Fakat mülteci meselesi, sadece ekonomik ve siyasi bir mesele değil, ahlaki ve insani bir meseledir.

Türkiye’nin yaklaşımı, kardeşlik hukuku çerçevesindedir. Mültecilerden bahsederken, ‘kitlesel göç, istila’ gibi terimler değil, kardeşlik kavramı kullanılmaktadır. ‘Seç-Beğen-Al’ şeklinde bir mülteci siyaseti yerine, eşref-i mahlukat olarak görülen insan merkezli bir politika benimsenmiştir. Medine tecrübesinden hareketle Ensar-Muhacir yaklaşımı ile, muhacirlerin kendi ayakları üstünde durabildiği, toplumla kaynaşabildiği bir yapı tesis edilmek istenmektedir.
Kardeşlerimiz, mülteciliğin yalnızlık ve yabancılaşma psikolojisinden çıkmalıdır. Şayet, kendilerinin de gayreti ile kalkınma ve birlikteliğin parçası olabilirlerse, insanlık adına kendimizi bahtiyar hissedeceğiz. Türkiye, nasıl ki Avrupa’daki Türk vatandaşlarının, girdikleri toplumla kaynaşmalarını, asimile değil entegre olmalarını istiyorsa, kendi topraklarındaki mülteciler için de aynısını istemektedir. Bu çifte standarttan uzak, son derece insani ve ahlaki bir yaklaşımdır.

Yeni bir toprakta hayat bulmaya çalışan genç kardeşlerime, ‘Yağmurun en şiddetlisi, en kara bulutlardan çıkar’ diyerek, umutsuzluğa kapılmamalarını tavsiye ediyorum. Türkiye sizler için hayata açılan yeni bir penceredir. Bu imkânları çok iyi değerlendirin. Bir gün şartlar değiştiğinde, ülkenize döndüğünüzde kazançlarınız, kayıplarınızdan fazla olsun. Türkçe öğrenmiş olmak, zenginliğiniz olsun.

Bir Umut, Bir Ufuk projesi inanıyorum ki, zaman içinde tüm Türkiye’ye yayılacak, Suriyeli kadınların mesleki eğitim, istihdam ve topluma uyumu konusunda model bir proje haline gelecektir. Mülteci kadınlarımızın eğitimler sonunda aldığı sertifikalar, iş kapılarının anahtarı olacaktır. Değerli katılımcılar;
Göç insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihten bugüne, Endülüs’ten Kırım’a, Kafkasya’dan Filistin’e, Bosna Hersek’ten Arakan’a, Afganistan’dan Kamboçya’ya nice coğrafyada, nice göç hikayesi yaşanmıştır. İnsanlığın hamuru birbirine karışmış, kaderler birbirine dokunmuştur. Bu sosyal hareketlilik içinde aslolan insanlığın onurunu taşımak, çocukların geleceğini karartmamaktır. Bizler devlet ve millet olarak elimizden geleni yapıyor, Suriye iç savaşının tarihe bıraktığı bu zorlu yükü omuzlamaya çalışıyoruz. İnşallah bu süreçten insanlığın kazancı ile çıkacağız.

Bu dualarla sözlerime son vermeden önce hepinizin Ramazan-ı Şerif’inizi kutluyorum. Bereket ve mağfiret ayının ülkemize, bölgemize, tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. Evini, mahallesini, yurdunu özleyen Suriyeli kardeşlerime dua ediyor, kalplerini küresel siyasetin çıkarcı hesaplarından uzak, temiz tutmalarını, umuda tutunmalarını diliyorum. Bugünler geçip gidecek, geride, bırakacağımız hoş sadalar kalacaktır. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla!