10 Nisan Polis Günü Münasebetiyle Şehit ve Gazi Aileleri Buluşmasında Yaptıkları Konuşma

10.04.2017

Emniyet Teşkilatımızın kıymetli mensupları,
Değerli polislerimiz,
Şehitlerimizin emaneti kardeşlerim,
Kıymetli gazilerimiz;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Milletimizin huzuru, güven ve selameti adına gece gündüz çalışan tüm polislerimizin, 10 Nisan Polis Günü’nü kutluyorum. Emniyet Teşkilatı’mızın 172. kuruluş yıldönümünü tebrik ediyorum.

Görevi başında şehit olan bütün güvenlik güçlerimizi, rahmet ve minnetle anıyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun. Bütün gazilerimizi şükranla yad ediyorum.

Polisimiz, güvenliğimizin teminatıdır. Vicdanların işlemediği yerde polis devreye girer, huzurun bekçiliğini yapar. Zor şartlarda, canını ortaya koyarak, cesaret ve yiğitlikle mücadele eder. Bu onurlu göreve evlat yetiştiren bütün anaları buradan hürmetle selamlıyorum.

Ne mutlu ki onlar, bir milletin can, mal ve ırz güvenliğini teslim alacak evlatlar yetiştirdiler. Devlet-millet dayanışmasının en önemli hattına evlatlarını koydular. Allah onlardan razı olsun. Yiğit polislerimizi de, bu güzel analara layık kılsın.

Polis teşkilatımız, her geçen gün güçleniyor. Gerek mesleklerinin gerektirdiği donanım, gerekse insani ilişkiler noktasında daha da bilinçleniyor. Vatandaşlarımızın özgürlüğünü kısıtlamadan, güvenliğini sağlama gayreti içinde canla-başla çalışıyorlar. Bu yüksek vazife şuuru içinde, kendilerinden dahi vazgeçiyorlar.

Gerek 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sırasında, gerekse çeşitli terör olaylarında nice polisimizi kaybettik. Şehadetleriyle onlar artık, bütün milletin evladıdır. Rabbimiz ‘onlara ölüler demeyin’ buyuruyor. Biz de ‘amenna’ diyoruz. Onlar, kıyamete kadar dualarda yaşayacak, ahiret yurdunda, şehitlik mertebesinde muamele görecekler inşallah. Yaşadığımız sürece onları minnetle yad edeceğiz.

Şehitlerimizin aileleri, bir yanda bu yüksek makamın sevinciyle ama bir yandan da evlatlarına, eşlerine, kardeşlerine olan özlem içinde, aramızdalar. Biliyorum, hasret kolay dinmiyor. Ama inşallah ebedi âlemde buluşacak, Rabbimin müjdelediği nimetlere kavuşacaksınız.

O zamana kadar devletimiz hep arkanızda, her türlü ihtiyaçta yanı başınızdadır. Ne zaman bir şehit ailesi ile yolum kesişse, vakarlı duruşuyla, bir onur abidesi görüyorum karşımda. Sizler bu vatanın değerini bize her an hatırlatan, gençlerimizi kutlu bir emanete hazırlayan kıymetlersiniz. Çanakkale’den 15 Temmuz’a, bu vatanın hiç de ucuz olmadığını bize iyice belleten bir zincirin halkalarısınız.

Şehit kanlarıyla sulanmış bu coğrafyanın, bin yıllık sakinleri olarak, bizler de, her alanda milli bir duruşu kendimize vazife biliyoruz. Şehitlerimizin emanetine sadakati bir ödev addediyoruz.

Değerli Kardeşlerim;
15 Temmuz’da, hain terör örgütü FETÖ’nün kanlı darbe girişimi karşısında, milletçe bir zafer kazandık. Bizi esarete, zillete, kaosa mahkûm etmek isteyenlere karşı gönül ve eylem birliği yaptık. Tarihinde ilk defa işgal girişimine maruz kalan Ankara, 15 Temmuz’da, şehitler verdi. “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda / Canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” dedi. Ulubatlı Hasan’ların, Nene Hatun’ların, Kara Fatma’ların hala dipdiri ayakta olduğunu gösterdi. Bu öyle bir ruh, öyle bir yürek ki, hiç ölmedi, ölmeyecek. Kadınıyla, erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla, aynı cesaret ve kararlılık içinde daima hazır bekleyecek.

Türkiye’nin aleyhinde, bu milletin karşısında olanların ilk hedefi, her zaman bu ruhu taşıyan polisimiz olmuştur. Ama milli olan her şeye karşı da, polisimiz bir siperdir. Nice faciayı önlemiş, nice canı bize bağışlamış bir fedakârlık abidesidir.

Zor şartlarda, saatlerce mesai başında çalışan polislerimizin bir yanda kötülükle mücadele ederken, bir yandan da gönülleri imar etme çabasına şahit oluyorum bazen. Düşmana göz açtırmayan o cesaret ve yiğitliğin arasında, merhamet ve şefkat polisimize çok yakışıyor. Nezaket, kalpleri onaran o insani yaklaşım, bizim polisimizi bir başka kılıyor.

Şunu çok iyi biliyorum ki, polisimizi güçlü kılan, sonsuz bir iman, vatan ve millet aşkı ve bu toprakların kültürüdür. Şairin şu sözleri onların pusulasıdır; “Tasalanma yiğidim, zaman bizden yanadır.
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır.
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır.
Dünya düşman olsa da iman bizden yanadır.”

İşte bu ruh, askerimizi, polisimizi ve milletimizi, her daim karlı bir yola yoldaş eylemiştir. İnşallah bundan sonra da Türkiye, kendinden menkul bu güçle yoluna devam edecektir.

16 Nisan’ı, milli iradenin güçlenmesi ve bu toprakların söz hakkının bir kere daha tescili adına, bir milat olarak görüyorum. Anamızın ak sütü kadar helal bu vatanda, en geçerli irade, bu aziz milletin iradesidir. 16 Nisan’da inşallah bunun mührünü vuracağız. Vesayetçilerin değil, bu milletin öz evlatlarının sözünün geçeceği bir Türkiye inşa edeceğiz.

Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da dayanışma içinde, bu ülkenin menfaati adına birlik olacağımıza gönülden inanıyorum. Bu duygularla, şefkati ve şecaati aynı yüreğe sığdırabilen bütün kahraman polislerimizi tekrar muhabbetle selamlıyorum. Bu yolda şehit olan evlatlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Milletimizin değerleri ve disiplinli teşkilat yapısı içinde Emniyet Teşkilatı’mıza üstün başarılar diliyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla.