1. Yerel Tohum Buluşmasında Yaptıkları Konuşma

31.03.2017

Değerli Hanımefendiler, beyefendiler,
Toprağımızın emektarı çiftçi kardeşlerim,
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Güzel İzmir’in bereketli toprakları bizi kendine bir mıknatıs gibi çekti, burada buluştuk. Milli Tarım vizyonunun bir parçası olarak ‘Yerel Tohum Buluşmaları’nın ilkini gerçekleştiriyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı bu öncü çalışması nedeniyle takdir ediyorum. Bu anlamlı buluşmanın sürdürülebilir olmasını can-ı gönülden diliyorum.

Toprak, bizim en değerli sermayemizdir. Onu iyi kullanmak, bereketinin farkına varmak, milli bir sorumluluktur. Farklı özellikleriyle, ülkemizin dört bir tarafı bize değişik nimetler sunuyor. Bu zengin toprağı, uygun tohumla buluşturmak, doğru şekilde işlemek, hem geçmişe vefa, hem de geleceğe karşı sorumluluğumuzdur.

Ne yazık ki, köyden kente göç ve hızlı sanayileşme, tarımsal faaliyetlerimizi olumsuz yönde etkilemiştir. Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması, ata tohumu kültürünün aktarılması imkânını ortadan kaldırmıştır. Tüm dünyada tarımsal faaliyetler doğallıktan uzaklaşmakta, hemen her şey sunileşmektedir. Tarımsal çeşitlilik heryerde kaybolmaktadır. Doğal ve temiz gıda arayışı had safhadadır.

Gıda konusu, ne yazık ki küresel kapitalizmin elinde bir silaha dönüşmüştür. Emperyalist güçler, insanlığın en temel kaynaklarını tekellerine alarak diğer toplumları kendine bağımlı hale getirmektedir.

Dünyada nüfusun çoğaldığını, tarımsal verimliliğin ancak kimyasallarla mümkün hale geldiğini söylüyorlar. Oysa dünyada gıda kıtlığından çok, gıdaya erişimde adaletsizlik var. Dünyada 200 milyon hektarın üzerinde tarım alanı, uluslararası şirketlerce kiralanıp satın alınıyor. Büyük devletler Afrika’da toprak kiralayıp, tarım yapıyorlar. Elde ettikleri ürünleri alıp ülkelerine götürürken, geride kalan insanlar açlıkla savaşıyor. Vicdanların buna bir dur demesi lazım. Tarım emperyalizminin önüne geçilmesi, kendi kendine yeten tarım politikaları geliştirilmesi gerekiyor.

Böyle bir vasatta, milli tarım projesi, ülkemiz adına önemli bir uyanışın adıdır. İthalata dayalı tarım ve hayvancılık anlayışının ortadan kaldırılması, arazi bölünmelerinin önlenmesi, havza bazlı üretim, projenin ilk adımlarıdır. Çiftçimizin belini büken gübre ve mazota verilen destekler, inanıyorum ki, çiftçimizi rahatlatacak, tarımsal faaliyetleri canlandıracaktır.

Ve elbette, tohum konusu bu meselenin en hassas kısmıdır. Ata tohum bize birçok açıdan avantaj sağlar. Farklı iklim yapılarına dayanıklıdır. Değişen çevre şartlarına uyum yetenekleri fazladır. Lezzeti daha üstündür. Organik tarım üretiminde daha avantajlıdır. Milli tarım hareketi bu nedenle, tam da buradan başlamalıdır. Tohumu kontrol eden, gıdayı kontrol eder. Yerel tohum, geleceğimizin teminatıdır.

Türkiye’nin büyük potansiyelini doğru planlarsak, tarım konusunda kendi kendine yeten bir ülke haline gelebiliriz. Gelecek nesillere ambarları dolu, toprağı-tohumu bozulmamış bir Türkiye bırakabiliriz. Yerel tohum buluşmasının, bu ideallere hizmet edeceğini düşünüyorum. Baharı karşıladığımız şu günlerde, tabiat canlanırken, umutlarımız da sürgün verecektir inşallah.

Değerli Kardeşlerim;
Ne yazık ki, tüm dünyada aşı zehirle pişmiş nesiller yetişiyor. GDO’lu ürünler, tarım ilaçları nesilleri zehirliyor. Türkiye’nin zengin gen kaynaklarının korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması en temel sorumluluğumuzdur. Böylece, yerel tohum çeşitlerimizin kayıt altına alınması da mümkün olacaktır.

Öte yandan, ata tohumlarının gen bankalarında saklanması elbette çok önemlidir. Fakat yeterli değildir. Çünkü bir tohumun değişen iklim şartlarına, toprak florasına ve ekolojiye uyum sağlayabilmesi için belli dönemlerde toprakla buluşması gerekir. Bu nedenle tohumların doğal ortamında, kendi mevsiminde düzenli olarak her yıl canlı ekimler yapılarak yaşatılması, en iyi yöntemdir. Tohum ancak bu şartlar altında toprağın fiziksel, kimyasal, biyolojik, ekolojik ve iklim şartlarına adapte olabilir.

İnşallah bu girişim, bu doğallaşmayı da sağlayacaktır. Böylece, Anadolu’muzun eşi benzeri bulunmayan lezzetlerini korumuş, çoğaltmış olacağız. Bu projenin ilk adımının İzmir’den atılıyor olması ise, tesadüf değildir. İzmir, gen kaynakları bakımından zengin, bir tabiat harikasıdır. İnşallah buradan yayılan dalga, zaman içinde Türkiye’nin bütün bölgelerine ulaşacaktır.

Helal kazancın sembolü olan çiftçi kardeşlerim;

Toprağa attığınız her tohumda nice ağaçlar, nice meyveler gizli. Nasırlı elleriniz, alın teriniz bu ülke için kutsal bir değerdir. Eğer toprağı bilinçle eker, bilinçle sürersek geleceğimizi sağlam temellere oturtmuş oluruz.

Ülkemiz endemik bitki açısından da çok zengin bir ülke. Avrupa’nın tamamında 13 bin çeşit bitki türü varken, sadece ülkemizde, birçoğu endemik olan 12 bin çeşit bitki var. Zaten bu nedenle Anadolu, medeniyetler beşiğidir. Toprak, sadık yârimizdir. Aşık Veysel diyor ya;

“Dost dost nicesine sarıldım,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Beyhude dolandım, boşa yoruldum,
Benim sadık yârim kara topraktır.

Nice güzellere bağlandım kaldım,
Ne bir vefa gördüm, ne fayda buldum,
Her türlü isteğim topraktan aldım,
Benim sadık yârim kara topraktır.”

Toprak bize aynı zamanda şifa dağıtır. Ülkemizde değeri henüz yeterince anlaşılamamış olsa da, bitkilerle tedavi, tüm dünyada etkin ve yaygın şekilde kullanılmaktadır. İnşallah Türkiye’de de bir bilinçlenme süreci yaşıyoruz. Tıp Fakültelerimiz artık bu alanın değerine inandı. Eskiden sadece Eczacılık Fakülteleri’nde verilen fitoterapi dersleri, şimdi Tıp Fakültelerimizde de veriliyor. İnanıyorum ki bu çabalar aynı nehre akarak, Türkiye’yi güçlendirecektir.

Bugün burada Ege’nin maharetli kadınları ile de tanışacağız. Birbirinden leziz yemekleriyle yarışacaklar. Yerel lezzetleri nesilden nesile aktarmak noktasında böyle girişimler takdire şayandır. Türkiye, mutfağıyla, bitki örtüsüyle, tarihiyle, kültürüyle yücelecektir. Keza, çiftçi kadınlarımız el emeği, alın teri tecrübelerini bizimle paylaşacaklar. Kekikten lavantaya, adaçayından ekinezyaya yerel fideleri ve sebze tohumlarını birlikte toprakla buluşturacağız.

Yerel tohum projesi, ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olsun. Bu girişim, inanıyorum ki, on yıllar, yüzyıllar sonra büyük meyveler verecek ve bugün, tarihe, milli tarım dirilişi olarak geçecektir. İzmir’e, Ege’nin güçlü kadınlarına samimi ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza, başarılar diliyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.