Şehit Aileleri İle Kahvaltı Programında Yaptıkları Konuşma

25.03.2017

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,
Şehitlerimizin emaneti,
Kahramanlarımızın aileleri,
Analar, babalar, kardeşler ve minik yavrular;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, sizlerle biraraya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Milli Mücadele’nin, Çanakkale’nin şehitleri neyse, 15 Temmuz direnişinin şehitleri de, vatanımızı borçlu olduğumuz kahramanlardır. Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum. Üzerinde yaşadığımız toprakları vatan yapan yiğitlerimizin, şairin dediği gibi, Peygamber Efendimize komşu olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Diyor ya Akif; “Ey şehid oğlu şehid! İsteme benden makber! / Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber!” Rabbimden, sizlerin yüreğine ferahlık, sinelerinize sabır ve sükûnet diliyorum. Bu asil ve vakur duruşunuzun, cennet-i a’la’da, layıkıyla karşılık bulacağına gönülden inanıyorum.

Değerli kardeşlerim, kıymetli evlatlarım;
15 Temmuz, takvim yapraklarından herhangi bir tarih değildir. Ülkemizin ve bu aziz milletin, sırtından vurulduğu çetin bir günün adıdır. O gecenin dehşetini de, cesaretini de anlatmaya kelimeler yetmez. Yaşlıların bastonlarıyla, kadınların dillerinde dualarla sokağa fırladığı, gençlerin vatan aşkıyla her şeyden vazgeçtiği bir geceydi, 15 Temmuz. Müezzinler, boğazları düğümlenerek, sela okurken, milletimiz evlerinden sadece abdestlerini alarak çıktılar. Yanlarında başka hiçbir şey yoktu. Akın akın meydanlara koştular.

O gece unutulmaz, sineye çekilmez bir geceydi... Hepimiz farklı hikayeler yaşadık. FETÖ hainleri ve işbirlikçileri, Cumhurbaşkanı’nın yurtdışına kaçtığı yalanını yayarken, biz milletimizle buluşmak için çoktan yola çıkmıştık. Gecenin karanlığında, üzerimize salınmış F-16’ların arasından geçerken, yolumuzu tek bir şey aydınlattı. Müslümanların dara düştüğünde hatırlayıp teskin olduğu o ayet... “Onlar tuzak kurarlarken, Allah da tuzak kuruyordu. Kuşkusuz ki Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” Bu ayet, kalplerimizi korkudan emin kıldı. Çünkü biliyorduk ki, Allah, en büyük karar vericiydi ve kaderimiz onun elindeydi. Bu mutlak gerçeğe imanla ve Rabbimin izniyle, İstanbul’a indik.

Halkın gücünün üstünde hiçbir güç tanımıyorduk. Milletimizle buluştuk. Sonrasını hepiniz biliyorsunuz... O gece, ihanetin, vahşetin akıl almaz boyutları, memleketimizin üstüne zifiri bir karanlık gibi çökmüştü. Ta ki, korkuyu korkutan, ölümü öldüren, cesareti bir zırh gibi giyinen milletimiz, meydanları doldurana kadar.

O gece vatan için, bayrak için bütün ayrılıklar yok oldu, eridi! Cemil Meriç’in ifadesiyle, o gece “bu ülkede ilerici, gerici, sağcı, solcu değil, namuslu ve namussuz insanlar vardı.” 15 Temmuz gecesi biz, ‘millet’ olmayı öğrendik. Rabbim bu şuuru daim kılsın. Ölümü, şehadetleriyle taçlandıran yiğitlerimizin emanetine sahip çıkma yolunda, bizleri muzaffer kılsın.

Değerli kardeşlerim;
15 Temmuz’a kadar gençlerimiz, çocuklarımız darbenin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Fakat bizim için darbe sözcüğü, kabuk bağlamış bir yarayı kanatır gibi içimizi kanattı. Çünkü darbenin bu ülkeye maliyetini çok iyi biliyorduk.

Milletin oylarıyla göreve gelmiş bir başbakanı, darbenin darağacından kurtaramamış olmak, hepimizin içinde yıllardan beri çözülmeyen bir düğümdü. Her on yılda bir, büyük çabalarla aldığımız yolu sıfırlayan darbe girişimlerine karşı yüreğimiz öfke doluydu. Fakat çok şükür ki, 15 Temmuz’da düğüm çözüldü. Milletimiz darbeye geçit vermedi. Bu güzel çocuklarımızın geleceğini, tankların altında ezdirmedi.

Yiğitlerimizin şehadeti, Türkiye’yi zifiri bir karanlıktan kurtardı. O sabah Türkiye’ye doğan güneş, bir yanda milletimizin zaferini müjdelerken, bir yanda darbeci hainlerin bütün kirlerini, en çıplak vaziyette gözler önüne sermişti. Son nefeslerini gülümseyerek veren şehitlerimiz, aramızdan süzülüp ayrılırken, milletimiz günler sürecek bir nöbete başladı. İçimizde şehitlerin acısı, yüreğimizde hainlere öfke ile günlerce kıyama durduk.

15 Temmuz, bu yönüyle dünyada benzerine az rastlanacak bir halk devrimiydi. Vesayetçi güçlere karşı millet iradesinin zaferiydi. Milletimiz o gece, siyasi iradeye bir ödev verdi; ‘Vesayetleri bu ülkenin bütün hücrelerinden temizle’ dedi. 16 Nisan referandumu, işte bu ödevin metnidir.

Yüreklerindeki iman, kalplerindeki vatan aşkıyla tankları durduran milletimiz inşallah, 16 Nisan’da da, darbe zihniyetini ebediyen tarihe gömecektir. 16 Nisan’ın, ülkemiz için büyük bir milat olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin önündeki engelleri kaldıracağına, milletimiz için yeni bir sayfa açacağına inanıyorum.

Ve şehitlerimizin yadigarı evlatlarımıza, gençlerimize seslenmek istiyorum. Devletiniz, bir ömür boyu arkanızdadır ve geleceğinizin teminatıdır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Sizler her biriniz, hepimizin evi olan bu vatanın cengaverleri olacaksınız. Şairin dediği gibi “Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”

Ben ülkemizin geleceğinin çok aydınlık olduğuna inanıyorum. Sizlerin, bu mirası daha da yücelteceğinizi biliyorum. Bu toprakların değerini en iyi bilenler olarak, bu coğrafyanın hakkını yine en iyi siz vereceksiniz.

Er meydanı, pehlivanlarını bekliyor. Özgüven içinde, milletimizin değerlerini yücelten güçlü bir duruşla, eğitime, ilme sarılacak ve inşallah bu ülkenin yüz akları olacaksınız. Rabbim sizleri korusun, bu millete layık evlatlar kılsın.

Aramızda şehitlerimizin yavruları yanında biricik eşleri, anne-babaları, kardeşleri, hala ve teyzeleri, büyükanneleri var. Metanetiniz, asaletiniz, sabrınız bu vatana değer katıyor. Allah yüreğinizdeki acıyı dindirsin, ellerinizi hiç bırakmasın. Ayet-i kerime, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, onlar diridir’ buyuruyor. Biz de ‘Amenna’ diyoruz. Onların bizden daha diri olduğuna hiç kuşku yok. Buluşacağımız o büyük güne kadar, Allah bizlere, onlarla birlikte haşrolunacağımız hasenatlar nasip etsin.

Değerli Kardeşlerim;
Tekrar ifade etmek istiyorum. Sizlerle bir araya gelmek benim için tarifsiz bir mutluluk oldu. Bizi buluşturan, kaynaştıran, 15 Temmuz Derneği’ne çok teşekkür ediyorum. Şehit ailelerimizin, gazilerimizin her daim yanında olma gayretlerini takdirle izliyor, milletimize layık işlerde başarılı olmalarını diliyorum.

15 Temmuz gecesi meydanlara çıkarak, milli iradeyi savunan kahraman milletimizi ve gazilerimizi saygıyla selamlıyorum. Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Rabbim, onların emaneti olan bu ülkeyi yüceltmeye, bizleri hizmetkar kılsın.

En kalbi muhabbetlerimle sizleri Allah’a emanet ediyorum.