Geleceğimi Koruyorum Sosyal Sorumluluk Projesi Tanıtım Toplantısı Konuşması

21.10.2015

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sevgili Çocuklar,

Kıymetli Katılımcılar,

Toprak ve su konusunu, çocuklarımızın gündemine taşıyan ‘Geleceğimi Koruyorum’ projesi vesilesiyle sizlerle olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Toprak ve su, içine doğduğumuz dünyanın en temel kaynağıdır. Yeryüzünün içinde nice hazine saklayan en değerli örtüsüdür. Varlıklarını ancak yokluğunda fark ettiğimiz sadık dostlarımızdır.

Toprak ve su, hayat demektir. Onlar olmasa yaşam da olmaz. Su bizim için hayat iksiridir. İnsan gıda almadan, vücudundaki besin depolarını kullanarak günlerce yaşayabilir. Fakat su olmadan sadece birkaç gün yaşayabilir. Tabiat da, susuz kaldığında çoraklaşır.

Bu derece önemli yaşam kaynaklarını, bir sosyal sorumluluk projesinin konusu yaptıkları için, Tarım Bakanlığımıza ve Millî Eğitim Bakanlığımıza çok teşekkür ediyorum. Toprak ve su hassasiyetini, çocuklarımızın farkındalık alanına taşımak için ne yapsak azdır.

Bu konuda büyük bir işbirliğine ihtiyacımız var. Çünkü geleceğin en önemli meselesi, doğal kaynakların yönetimidir. Dünyamız gittikçe kalabalıklaşıyor. Dünya nüfusu 150 yıl önce 1 milyarken, bugün 7 milyar. 2050 yılında 9 milyar olması bekleniyor. Nüfusla birlikte ekonomi büyüyor, ekonomi büyüdükçe doğa ve çevreye verilen tahribat da artıyor.

Gittikçe kuraklaşan, temiz su kaynaklarını yitiren bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklarımız bugün, eski kuşakların yaşadığı çevreden çok daha farklı bir çevrede büyüyor. Eskiden, evlerinin doğal bahçelerinde, toprağın ve güneşin kucağında, en doğal yiyeceklerle besleniyorlardı. Şimdi doğumlarından itibaren damarlarında kimyasallar dolaşmaya başlıyor. % 70’e yakını kentlerde yaşayan çocuklarımız doğal yaşamı tecrübe edemeden büyüyorlar. Ağaçları tanıyamadan, yaprakları birbirinden ayırt edemeden yetişiyorlar.

Sevgili Çocuklar,

Toprağın içinde birçok canlının yaşadığını biliyorsunuz değil mi?  Bir avuç toprakta dahi, gözle göremediğimiz nice canlı var. Toprak sadece biz insanlar için değil, hayvanlar ve bitkiler için de vazgeçilmez bir kaynak. Toprak; bitkilerin evi, hayvanların yaşam alanı. Toprağı kaybettiğimizde onu geri kazanmak çok zor. Düşünebiliyor musunuz, 1 santimetre kalınlığında toprağın oluşması için yüzlerce yıl geçmesi gerekiyor. Bu nedenle bu değerli emanete sahip çıkmalıyız.

Peki ya su! Her sabah uyandığımızda yüzümüze çarptığımız, bizi hayatla buluşturan su!

Dünyanın yarıdan fazlası, %70’i sularla kaplı Fakat neredeyse %97’si okyanus ve denizlerdeki tuzlu su. Bizim doğrudan kullanabildiğimiz tatlı su, sadece % 3 oranında. Bu nedenle suyu çok dikkatli kullanmalı ve su kaynaklarını hiç kirletmemeliyiz.

Masmavi bir deniz düşünün. İçinde yaşayan bir balık olsanız nasıl bir denizde yaşamak isterdiniz? Balıkların evini kirletmeye hiç hakkımız yok, değil mi?

Aramızda çok kıymetli öğretmenlerimiz var. Kendilerini hassaten selamlıyorum. İnsanlığın geleceği sizlerin elinde. Sizin açtığınız ufuk kadar bilinçlenecek yeni nesiller. Doğal kaynaklarını koruyan, doğa dostu çocuklar sizlerin gayreti ile yetişecek. Öğretmenlerin hayatımızdaki etkilerini düşünün. Yaşamımızda iz bırakan öğretmenleri hiç unutmuyoruz. Lütfen, çocuklarımızı geleceğin en önemli sorunu olan çevre konusunda duyarlı olmaya hazırlayalım.

Buradan çok değerli velilerimize de seslenmek istiyorum. Çocuklarımızı tabiat hakkında bilinçlendirelim. Onlarla doğayı konuşalım. Güzelliklerini anlatalım. Çiçeklerin yaydığı kokuyu fark etmelerini sağlayalım. Bitkileri birbirinden ayırt etmeyi, yaprakları tanımalarını mümkün kılalım. Atıklarımızın doğayı nasıl kirlettiğini anlatıp, çöplerin ayrıştırılmasının önemini onlara öğretelim. Ama tabi önce biz bunlara dikkat edelim. Doğal çevre hassasiyeti, soyut bir kavramdır. Ancak duygularla, davranışlarla gösterilebilir. Bu da öğretmenlerimizin ve ebeveynlerin rol model olmasıyla mümkündür.

Çok değerli Millî Eğitim Bakanımızdan da özel bir ricam olacak. Tüm okullarımızda bir ekoloji sınıfı açmak, hiç olmazsa okul bahçelerinin bir bölümünde ekim alanı oluşturmak seferberliği başlatalım. Okullarımız, şehirlerimizin öğretmeni olsun. Gri beton alanlar olabildiğince azaltılsın. Çocuklarımızın bitkileri yakından tanıyabileceği bahçe düzenlemeleri yapılsın. Yemyeşil okullarımız olsun. Geleceğimi Koruyorum Projesi belki de buna vesile olur.

Değerli Katılımcılar,

Sadece ülkemizi değil, tüm dünyayı ilgilendiren küresel bir sorunla karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler temsilcimiz de burada. Verimli toprağı koruma hedefiyle 2015, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Toprak Yılı’ ilan edildi. Bu geç bile kalınmış bir seferberlik. Çünkü toprağın korunması, dünyanın geleceğini yakından ilgilendiriyor.

Bu gidişata dur demenin en kestirme yolu, tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmek ve tüm hassasiyetler için kapsamlı bir bilinç oluşturmak.

Bu bilincin açığa çıkma, olgunlaşma yeri ise evler ve okullar. Ve her ikisinin iş birliği. Biliyorsunuz, şayet herhangi bir konuda bilinçlenme düzeyi, belli bir sayıyı aşarsa, geometrik olarak artıyor. O düzeyden sonra kitlesel bilinçlenmeler gerçekleşiyor. Çocuklarımızın geleceği, yarınlarımız için toprak ve su duyarlılığı da böyle. Bir kişide, bir evde, bir okulda başlayacak duyarlılık genişleyerek kitleselleşecektir.

Minik bir saksıda başlayan ilgi, çocuklarımızı tabiatın zenginliklerini öğrenmeye yöneltecektir. Sevgi bilmekle başlar. Tabiatın dilini öğrenen çocuk onu daha da sever, sevdikçe daha iyi korur. Her şey, minik bir kürek, küçük bir saksı, bir avuç toprak ve birkaç tohumla başlıyor. Çocuklarımız kendi ekebilecekleri tohumlar sayesinde toprakla temas edecek, bir bitkinin yetişme sürecine şahitlik edecektir. Bu süreçte emeği, sabrı öğrenecek, çaba harcadıkları şeye daha çok sahip çıkacaklardır. Daha da önemlisi, çocuklarımız tabiatı hoyratça kullanan anlayışın esiri olmayacaktır. Yaşadığı doğal çevre ile dost kalacaktır. Ben bu çerçevede, geleceğimi koruyorum projesi kapsamında iki yıl boyunca yapılacak etkinliklerin, bir nesle çevre duyarlılığını, tabiatın dostluğunu kazandırmaya vesile olacağını düşünüyorum.

Projeye emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Özellikle, Toprak ve Su Kaynakları Araştırmaları Daire Başkanlığı’nı ve Enstitüsü’nü, gayretleri nedeniyle kutluyorum. Bakanlarımıza açtıkları bu yol nedeniyle, şükranlarımı sunuyorum. Çok kıymetli öğretmenlerimize ve sevgili çocuklarımıza eğitim-öğretim hayatlarında başarılar diliyorum.

‘Toprağını ve suyunu koruyan bilinçli nesiller yetiştirelim’ diyerek, bu yeşil projenin hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.