‘Gelin Etmeyin, Okula Gönderin’ Projesi

24.10.2015

Sayın Cumhurbaşkanı,

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Katılımcılar,

Gaziantep’in Değerli İnsanları,

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Kız çocuklarının, eğitim çağında küçük yaşta evlendirilmesine karşı bir proje vesilesiyle burada bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tüm diğer belediyelere örnek olacak bir projeye imza attı.

Sayın Başkan Fatma Şahin nezdinde, projeye emek veren herkesi kutluyorum. Çok sayıda sektörün el ele vermesi ile toplumsal sorunlarımızı ortadan kaldırmaya yönelik bu tür çabaların artmasını diliyorum.

Sözlerimin başında, terörle mücadele sırasında vefat eden güvenlik güçlerimizi ve vatandaşlarımızı rahmetle anmak istiyorum. Gaziantep iki gün önce bir şehidini uğurladı. Hepimizin başı sağ olsun! Allah şehidimizi rahmetiyle kuşatsın. Bizlere de teröre karşı birlik ve beraberlik nasip etsin. İnanıyorum ki, Türkiye bu sıkıntıları da atlatacaktır. Yeter ki birlik olalım gücümüzü artıralım.

Değerli Kardeşlerim,

‘Gelin Etmeyin Okula Gönderin’ kampanyası çerçevesinde şunu açık ve net olarak söylemek isterim; çocuk yaşta zorla evlilik, hiçbir surette kabul edilemez. En büyük şiddettir. İnsan hakları ihlalidir. Suçtur.

Daha çok, kızlarımız erken evliliğin mağduru olmaktadır. Bu kadın haklarının da hiçe sayılması anlamına gelir. Çocukların, çocukluklarının ellerinden alınmasıdır.

Şunu hiç unutmayalım. Okul çağındaki bir çocuğun yeri okuldur. Eğitim onların birinci meselesidir.

Anne ve babalar! Lütfen kızlarınızı eğitim yuvalarından uzaklaştırmayın. Gelin etmeyin. Okula gönderin. Onları, bütün hayatlarını aydınlatacak eğitim ışığından yoksun bırakmayın. Kendi iradelerini ortaya koyamayacakları, sömürülecekleri dört duvar arasına hapsetmeyin.

Hiçbir gerekçe erken yaşta çocuk evlendirmeyi haklı çıkarmaz.

Her geçen yıl azalsa da, ne yazık ki ülkemizde kız çocuklarının erken yaşta evliliği hâlâ ciddi bir sorun. Bu soruna acil tedbirler almak durumundayız. Ama bir yandan da bu sorunun sebeplerini iyi tahlil etmeliyiz.

Katı geleneksel anlayışlar, yoksulluk, aile içi şiddet, toplum baskısı gibi nice sebep sayabiliriz. Çocukların işgücü olarak görülmesi ve erken yaşta cinsiyet rolleri üstlenmeleri de ciddi nedenlerdir. Beşik kertmesi, berdel gibi, irade hürriyetini yok sayan çarpık geleneksel uygulamalar nice sorunu beraberinde getirir. Nesillerimizin geleceğini ilgilendiren tüm bu sebepler üzerinde ciddiyetle düşünmeli, ortadan kalkması için hep birlikte çalışmalıyız.

Ülkemizde zorunlu eğitimin süresi önce 8 yıla, ardından 12 yıla çıkarılmıştır. Bu, erken evlilik sorununu ortadan kaldırmak yolunda önemli bir adım olmuştur. Devletimizin, 13 yıldır kız çocuklarının eğitimi konusunda farkındalığı artırma çabaları güzel meyveler vermiştir. Son 13 yılda, ilköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı %91’den %101.81’e çıkmıştır. Ortaöğretimde %72’den %95’e yükselmiştir. Yükseköğretimde ise %74’den, %89’a ulaşmıştır. Bu eğitim atakları, pek çok sorunu kökünden çözmektedir. Vaktiyle himaye ettiğim ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyası ile 300 bin kızımız okulla tanışmıştır. Bu tanışıklık, onların dünyasına evlilik yerine okulu eğitimi sokmuştur.

Değerli Katılımcılar,

Burada çok önemli bir hususun altını çizmek isterim. Kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın okumasına büyük teşvikler verdik. Vermeye de devam edeceğiz. Eğitim bilinci, eskiyle kıyaslanmayacak kadar arttı. Fakat aynı bilincin erkekler arasında gelişmesi de en az kadınlarımızın, kızlarımızın farkındalığı kadar önemli. Zira bir toplum, kadınıyla erkeğiyle hep birlikte kalkınır. Yüklerinden kurtulur. Anneler kadar babaların da duyarlılığı kızlarımızın hayatını kurtaracaktır. Hangi normal anne-baba evladının hayatını karartmak ister.

Fakat ne yazık ki, yanlış geleneksel anlayışlara hapsolmuş zihinler, farkında olmadan evlatlarının hayatını karartıyorlar. Çocuklar, akranlarından uzak, kendi yaşıtlarının kaldıramayacağı sorumluklara mahkum ediliyor. Cinsel istismarın nesnesi haline geliyor. Erken evlilik, çoğu zaman erken hamileliklere neden oluyor. Nice sağlık sorunlarıyla mücadele etmek durumunda kalıyorlar. Genç gebeliğe bağlı olarak ölüm riski artıyor. Çocuk evliliğinde yasal zemin olmadığı için, boşanma hakları da olmuyor. Bir ömür boyu sürecek sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar.

Erken yaşta evlilik, yasal olarak suçtur ve müeyyidesi vardır. Gerek uluslararası, gerekse ulusal mevzuatta bu konuda çok açık ve net hükümler var.

Çocuk yaşta evliliklerde, yakın akraba çevreleri de bu kıyıma göz yumarak suça ortak olabiliyorlar. Elbirliği ile bir çocuğun geleceğini ipotek altına alıyorlar. Kız çocuklarının erken evliliğine toplum olarak dur demeliyiz. Burada en büyük sorumluluk ailelere ve eğitimcilerimize düşüyor.

Aramızda çok değerli öğretmenler var. Toplumsal yapının hassasiyetlerini dikkate alarak, insanlarımızı doğru bir iletişim dili ile yönlendirmeniz çok önemli. Çocukların eğitim hayatının son bulmaması, ailelerin bu konularda bilinçlendirilmesi noktasında, geleceğimiz sizlere emanet.

12 yıllık zorunlu eğitim, aslında çocuğa başka bir alternatif bırakmıyor. Fakat icraatta da bunun eksiksiz uygulanması gerekir. Zira erken evliliklerin, eğitim seviyesi ile doğru bir orantısı var. Eğitim seviyesi arttıkça, erken evliliklerin sayısı düşüyor.

‘Gelin Etmeyin Okula Gönderin’ Projesi kapsamında, erken yaşta evlilik tehlikesinden kurtulup, okula dönen evlatlarımız var. Ben onlar adına çok mutluyum. Bir hatadan döndüler. İnşallah geleceğin öğretmenleri, doktorları, hukukçuları, siyasetçileri olarak hayatlarını sürdürecekler. Ruh ve beden sağlığı yerinde anneler olacaklar.

Evlatlarımız okullarını bitirip, meslek sahibi olup, kendi hür iradeleriyle evlensinler. Toplumumuz onların kurduğu ailelerle güçlenip, genişleyecek. Fakat asla çocuk yaşta böyle bir yola girmesinler.

Bu toplumsal bir çığlıktır; ‘Gelin Etmeyin Okula Gönderin’. Ben bu çığlığın, en ücra köşelere kadar yayılmasını diliyorum. Özellikle, çocuklarını katı geleneklere kurban eden anne-babaların kalplerinde yankı bulmasını umuyorum. Evlatlarımız beyaz gelinliklerini yasal şartlarda, kendi kararlarıyla sevgi ve muhabbet üzere giysinler. İnsanın huzuru ve mutluluğu tüm toplumsal yargıların geleneklerin üstündedir.

Değerli Kardeşlerim,

Sözlerime son verirken, insan hayatına dokunan bu ve benzeri projelerin sayısının artmasını diliyorum. Emeği geçen herkese tekrar çok teşekkür ediyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, tüm Gazianteplilere muhabbetlerimi sunuyorum.