TOGEM-DER ‘Erken Tanı, Erken Hayat Projesi’ Toplu Açılış Töreni Konuşması

06.11.2015

Değerli Hanımefendiler,

Beyefendiler,

TOGEM-DER’in çok değerli mensupları,

Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Böyle hayırlı hizmetler vesilesiyle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. TOGEMDER, kurulduğu günden bu yana, hepimizin yüzakı çalışmalar yaptı. Toplumun meselelerine eğildi. Sorumluluklarımıza omuz verdi. Başkanımız başta olmak üzere tüm emek verenlere huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Hayırseverlerimize gönülden şükranlarımı sunuyorum. Onlar olmasa, bu projeler hayat bulmazdı. Allah kendilerinden razı olsun.

Mevlana hazretlerinin bir sözü var; ‘Kişinin değeri, aradığı şeydir. Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin’ diyor. Biz de, ne kadar insana hizmet peşinde koşuyorsak, o kadar insanız. İnsanın onurunu ne kadar yüceltiyorsak, kendi insanlığımızı da o kadar yüceltiyoruz.

İnsanın kıymeti, himmeti nispetindedir. TOGEMDER gibi kuruluşlar, hepimize hizmet alanı açarak, ben merkezli hayatımızı insan merkezli bir makama taşıyorlar. Bizi hizmete memur ediyorlar. Tüm vakıf ve derneklerimize, insaniyet namına ayrıca teşekkür ediyorum.

TOGEMDER, mütevazi bir hareket olarak yola çıktı. Zaman içinde tüm Türkiye’ye yayılan umut kavşaklarına dönüştü. Nice hayata dokundu. Özellikle, okul öncesi eğitimin önemi konusunda toplumda bir farkındalık yarattı. 700 civarında okulu eğitim sistemimize kazandırarak, binlerce çocuğun eğitim hayatında ilk durak oldu.

Değerli Kardeşlerim,

Okul öncesi eğitim, gömleğin ilk düğmesi gibidir. Onu doğru iliklemek, insanın tüm hayatına yön verir. Biliyorsunuz, çocukların zeka gelişiminin %70’i, 7 yaşına kadar tamamlanıyor. Bu dönemde çocuklar, özgüven duygusu kazanıyorlar. Öğrenmeye ilgi, ancak bu dönemde uyandırılabiliyor. Çocukların var olan yetenekleri bu yaşlarda ortaya çıkarılabiliyor. Okul öncesi eğitime yapılan 1 liralık yatırım, 7 lira olarak geri dönüyor. Bu konuda yapılan tüm uluslararası araştırmalar, okul öncesi eğitim almış çocukların sosyal ilişkilerde daha başarılı olduğunu, uyum becerilerinin çok daha gelişmiş olduğunu gösteriyor. Adli vakalara bulaşma ve madde bağımlılığı riskinin daha az olduğuna işaret ediyor. Çocukların bu özel dönemine iyi yatırım yapmak, geleceğimizin garantisi.

Bugün bu konuda çok önemli ve özel bir çalışmanın açılışını yapıyoruz. Beş tane ‘Özel Eğitim Anaokulu’ ve bir tane ‘Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi’ni toplumun hizmetine sunuyoruz. Bu sadece bir eğitim faaliyeti değil. Aynı zamanda özel şartları olan çocuklarımızı topluma kazandırma girişimi. Hafif zihin engelliler, işitme, görme engeli bulunanlar ve diğer özel şartları olan çocuklarımızı kazanma seferberliği. Bu nedenle ayrıca önemli…

Fiziki ve zihni engelleri olan çocuklarımız toplumun emanetidir. Hiçbirini gözden çıkaramayız. Hiçbirini feda edemeyiz. Onları toplumdan tecrit etmek yerine, toplumun bir parçası haline getirmek durumundayız.

Hepinizin bildiği gibi, kaynaştırma eğitimi, son yıllarda dünyada ve Türkiye’de yaygınlaşan bir eğitim anlayışı. Özel eğitim ihtiyacı olan çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını doğal ortamlarda karşılamayı amaçlıyor. Genel eğitim sınıflarında diğer akranları ile birlikte, özel desteklerle eğitimi öngörüyor.

Bizim medeniyet anlayışımız da zaten bunu gerektirmiyor mu? Bireysel farklılıkları ne olursa olsun, herkese insan olma vasfı nedeniyle eşit, muamele yapmak durumundayız. Bu aynı zamanda anayasanın bize getirdiği bir yükümlülük... Tüm bireylere eşit hakların sunulduğu bir sistem kurmakla mükellefiz.

Özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımız konusunda, okul yönetimlerinin, personelin, öğretmen ve diğer öğrencilerin duyarlılığı gerekiyor. Bunu sağlamak, onlara bir lütuf değil. Bu, onların en doğal hakkı. Eğitim görmek isteyip de, çeşitli engellerden dolayı bu imkanı bulamayan evlatlarımıza her şartta bu hizmeti götürmek, boynumuzun borcudur.

Bireysel farklılıklara duyarlı bir toplum inşa etmek, çağdaş bir toplum olmanın da gereğidir. Ülkemizde gerek Milli Eğitim Bakanlığımız, gerekse sivil toplum kuruluşlarımızın son yıllarda bu alanda önemli yatırımları oldu.

Şu anda, anaokulundan ortaöğretime, zorunlu öğrenim çağında olan 259.282 özel öğretim ihtiyacı olan çocuğumuz var. Bunların %80’i, eğitimlerini kaynaştırma yoluyla sürdürüyor. Yani akranları ile birlikte eğitim alıyorlar. Yaşadıkları çevreden ayrılmadan, topluma entegre oluyorlar. İnşallah, sivil toplumumuzun desteği ile bu oran %100’e ulaşacaktır. Hiçbir çocuğumuz kendini toplumdan dışlanmış hissetmeyecektir.

Birbirimizin derdini kendi derdimiz bildiğimiz müddetçe, kalplerimiz arasındaki mesafenin de kalkacağına inanıyorum. Biraz empati yapıp, biraz sorumluluk üstlenip, biraz da gayret edersek, zorluklar daha kolay aşılabilir.

Hayır sahiplerimizin maddi ve manevi destekleriyle inşallah tüm sorunların üstesinden geleceğiz. Unutmayalım; taşı delen, suyun kuvveti değil, sürekliliğidir. Toplumsal hassasiyetlerimizi sürekli hale getirirsek, daha iyi bir gelecek bizi bekliyor.

Kıymetli Kardeşlerim,

İyilik, dalga dalga yayılan bir şeydir. O sonsuz dalga bir gün mutlaka size geri döner. Bugün buradan yayılan iyilik dalgasının meyvelerini de bir gün mutlaka alacağımıza inanıyorum. Hayırseverlerimize, sürece katkı sağlayan belediyelerimize ve TOGEM-DER’in tüm emektarlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kurulduğu günden bu yana, TOGEMDER çatısı altında, sizlerle aynı safta olmaktan dolayı da, kendimi bahtiyar hissediyorum. Nice hayırlı çalışma vesilesiyle buluşmayı diliyorum.

Açılışını yaptığımız okulların evlatlarımız, geleceğimiz ve insanlık adına hayırlar getirmesini diliyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.