Women 20 Zirvesi Gala Yemeği Konuşması

16.10.2015

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Misafirler,

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyor, Kadın20  Zirvesi için, uzaklardan ülkemize gelen tüm misafirlerimize, en içten muhabbetlerimi sunuyorum. Hepiniz hoşgeldiniz!

G20 çatısı altında, Kadın20 gibi çok özel bir vesileyle biraraya gelmekten, büyük bir memnuniyet duyuyorum. Dünyanın dört bir yanından gelen nice özel kadınla gerçekleşen bu buluşmanın, kadınların geleceği adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki bu dayanışma, kadınların hakettiği yeri bulduğu bir dünya inşa etmeye vesile olur.

Değerli Misafirler,

Sözlerime başlarken, geçtiğimiz hafta Ankara’daki terör saldırısı sırasında, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı, rahmetle anıyorum. Yakınlarına ve tüm ülkemize başsağlığı diliyorum. Tedavi gören yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum.

Bildiğiniz üzere, bir süredir teröre karşı büyük bir mücadele veriyoruz. Askerlerimizi, polislerimizi, güvenlik güçlerimizi ve vatandaşlarımızı kaybettik.  Acımız derin, öfkemiz büyük!

Ülkemizin, her alanda çok önemli mesafeler katettiği bir dönemde ne yazık ki, birlik ve bütünlüğümüzü parçalamak isteyenler var. Fakat bu topraklar, Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Arap, Çerkez, tüm etnik grupların birarada yaşadığı dünyanın en özel coğrafyalarından birisi. Çok kültürlülük, bizim asırlardır içinde bulunduğumuz kadim bir tecrübe. Bu nedenle, Anadolu’da mayalanmış kardeşlik ruhu teröre karşı en büyük silahımızdır. Bu derin inançla, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı olan 2023’e doğru, terör başta olmak üzere tüm engelleri bir bir aşacağız. Her alanda gelişmemizi sürdüreceğiz. Bu ilerlemenin ana aktörlerinden birisi de, kuşkusuz kadınlarımız olacak.

Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler,

G20’nin dönem başkanı olarak Türkiye’nin, kadın konusundaki vizyonunu, en net biçimde ortaya koyduğu, Kadın20 vesilesiyle buradayız. Bildiğiniz üzere, Kadın20, Türkiye’nin dönem başkanlığında hayata geçen bir çalışma grubu.

Kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal gücünü artırmak üzere, ülkemizin ortaya koyduğu, bu geniş vizyon nedeniyle duyduğum memnuniyeti burada ifade etmek isterim. Umuyorum ki, Kasım ayında G20 toplantılarında karara bağlanacak hedefler, küresel kadın sorunlarına yeni bir bakış açısı getirir.

Dünyadaki toplam nüfusun yarısını oluşturan kadınlar olarak karar mekanizmalarında yer almanın en önemli hedefimiz olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu sayede kadınların hassasiyetleri yaygınlık kazanabilir. Kadınların yönetim mekanizmalarında daha çok yer alması, zaten diğer hedeflerin de zorunlu olarak icrasını gerektiriyor. Yani, kadınların yönetimde yer alması, hem bir sonuç, hem bir sebep.

Bakınız, 10 yıllık hedefler sonucunda Türkiye’de, kadınları ilgilendiren çok önemli somut gelişmeler oldu. Bunlardan sadece birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk ve ortaöğretimde okullaşma oranından başlayalım; 2002’de kız çocuklarının ilk ve ortaöğretimde okullaşma oranı %87 iken, 2015’te %95’lere yükseldi. Keza aynı şekilde kadınların yükseköğretimde okullaşma oranı %13’ten, %40’a çıktı. Bir başka göstergeye bakalım; 2002’de Meclisimizde kadın vekil sayısı 24 iken, 2015’te 98 vekil ile, bu oran %4.4’ten %17.82’ye yükseldi.

Dünya ile rekabet ettiğimiz, çok önemli bir başka veriye bakacak olursak; üniversitelerimizde kadın öğretim eleman oranı %43. Bu, dünya ortalamasının hayli önünde bir rakam. Türkiye bu konuda Amerika ve Kanada’nın hemen arkasında konumlanıyor. Fakat işte tam da bu noktada, yapacaklarımızın bitmediğini ifade etmek isterim. Zira, 185 üniversitemizde kadın akademisyen oranı bu derece yüksekken, kadın rektör sayımız şimdilik sadece 13. Ne yazık ki, ‘cam tavan’ engeli, akademide kadın liderliği konusunda önemli bir mani olarak karşımızda duruyor.

Kadın20, daha çok kadınların ekonomik alanda güçlendirilmesine odaklanan bir oluşum. Bu nedenle, ekonomik alanda yüz akımız olan, bir başka veriden de söz etmek istiyorum. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün, ‘2014 - Küresel Cinsiyet Uçurumu’ raporunda, ülkemizdeki kadın CEO oranının, pek çok gelişmiş ülkeyi, geride bıraktığı görülüyor. Norveç’ten sonra kadın CEO oranında Türkiye, %11 ile ikinci sırada.

Ben şimdi, buradaki sanat, siyaset ve medya dünyasının seçkin kadınlarını da bu başarıya dahil ederek, güçlü kadınlarımızı huzurlarınızda alkışlamak istiyorum...

Onları hep birlikte alkışlayalım. Erkek egemen bir dünyada nice engelleri nice ön yargıyı aşarak bulundukları mevkilere geldiler, kadın liderliğinin yarattığı farkı ortaya koydular.

Biliyorsunuz, yapılan araştırmalar, yönetim kurullarında fazla sayıda kadın olan şirketlerin, risk konusunda daha temkinli, çevre konusunda daha duyarlı olduklarını gösteriyor. Yani kadınlarımız, yaratıcının onlara verdiği özellikleri profesyonel hayatlarına taşıdıklarında fark yaratıyorlar.

Sevgili Dostlar,

Kadın, şefkat, incelik ve erdemin temsilcisidir. Hayatın kaynağı, insanlığın taşıyıcısıdır. Yaratıcının bizlere en güzel armağanı da, anneliktir. Bu kutsal vazifenin hakkını vermek, bizlere zaten çok önemli sorumluluklar yüklüyor. İşte tam da bu nedenle, kadınlarımız, bu özel sorumluluklarını yerine getirirken, bütün bu nitelikleriyle kamusal hayatta etkin şekilde yer almaları için, gereken şartları oluşturmak durumundayız.

İş hayatı ile özel hayat arasındaki dengeyi kurmak üzere, çocuk bakım hizmetleri,  doğum izni, esnek çalışma saatleri gibi bazı pozitif ayrımcılık politikaları üretmemiz gerekiyor. Bu konularda Türkiye, son yıllarda büyük bir mesafe aldı. Sizleri rakamlarla meşgul etmek istemiyorum. Fakat devletimizin sivil toplum ve özel kuruluşlarla birlikte yaptığı kampanyalar, toplumsal cinsiyet adaleti ilkesini yaygın şekilde toplumun gündemine dahil etti. Mesela, aile içinde erkeğin sorumluluğunu hatırlatan kampanyalar yapıldı. Unutmayalım, kadın sorunu aynı zamanda bir erkek sorunudur!

Biliyorsunuz, her toplumda bir takım kültürel alışkanlıklar var. Dinin yanlış yorumlanmasından kaynaklanan bazı geleneksel tutumlar var. Sözgelimi ben Müslüman bir kadın olarak İslam dininin temel kaynaklarına baktığımda, kadın ve erkeği, birbiriyle çatışan değil, birbiriyle uyum içinde, birbirini destekleyen ve bütünleyen iki cins olarak görüyorum. Fakat ne yazık ki, Müslüman toplumlar henüz, kutsal kitabımız Kur’an’ın öngördüğü seviyeye yükselemedi. Erkek egemen kültürel normlar, temel ilkeyi gölgede bıraktı.

Değerli Misafirler,

Kadın ve erkek meselesinden önce küresel anlamda bir insan meselesi ile de karşı karşıya olduğumuza inanıyorum. Geçtiğimiz yüzyılda sanayi toplumunun dev çarkları nice insanlık değerini yok etti. Bugün aynı şekilde, kadınıyla erkeğiyle, kapitalist sistemin acımasızlıklarına teslim olmuş durumdayız. Oysa, kadını ve erkeği, temel hak ve hürriyetleri korunarak, insan onuruna yakışır şekilde konumlandırmamız gerekiyor.

Kadın20 açılım grubunun, kadınların istihdam şartlarını iyileştirmek, ekonomik potansiyellerini artırmak gibi hedefleri var. Kayıt dışı çalışan kadın oranını düşürerek, kadın emeğine sahip çıkmak üzere, somut ve sürdürülebilir hedefler konmasını da umuyorum. Sözlerimin başında da ifade ettiğim gibi, kadınları sadece istihdam edilen değil, istihdam eden bir konuma yükseltmenin, altyapısını oluşturma zaruretinin, yeniden altını çizmek isterim. Sanayi toplumunun dar zihinsel kalıplarını aşarak, değişen dünya şartlarına uygun bir gelecek tasarımı içinde kadın sorunlarını ele almak durumundayız.

Bu çerçevede, kadınlarımız için bir umut olan, Kadın20 açılım grubunu tebrik ediyorum. Sürecin başkanlığını yapan KAGİDER başta olmak üzere, bu önemli çabanın diğer ortakları olan TİKAD ve KADEM’i gayretleri nedeniyle kutluyorum. Başkanlarına, üyelerine ve tüm emek verenlere, bütün kadınlar adına şükranlarımı sunuyorum. Yurtdışından gelen tüm temsilcilere de, ülkemizin ortak vizyonunu paylaştıkları için özel olarak teşekkür ediyorum.

Kadın20 hedeflerinin, küresel kadın sorunlarına, çözüm sunacak şekilde hayat bulmasını umuyorum. Kadınlarımızın geleceği, insanlığın huzuru için bu zirvenin hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.