Bezmi Alem Üniversitesi Fitoterapi Merkezi Açılışı

14.09.2015

Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi’nin Değerli Mensupları,

Kıymetli Katılımcılar,

Türkiye’nin ilk Fitoterapi Merkezi’nin açılışını yapmak vesilesiyle, bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerime, son günlerde bizleri büyük üzüntüye sevkeden şehitlerimizi anarak başlamak istiyorum. Terör karşısında vatan savunması yaparken şehit olan evlatlarımızın, kardeşlerimizin acısı yüreğimizde. Terörün her türlüsünü lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine geride kalan analara, eşlere ve masum yavrulara sabırlar niyaz ediyorum. Barış iklimini tatmışken, tüm vatandaşlarımızla huzur içinde hep bir arada yaşamanın zeminini inşa etmişken, terörü kendine yol olarak seçen zihniyeti lanetliyorum. Allah birlik ve beraberliğimizin yeniden tesisinde bizlere yardımcı olsun, barış ve huzuru üzerimizden hiç eksik etmesin.

İnanıyorum ki, bu barış ikliminin yeniden tesisine ve Türkiye’nin 2023’e uzanan milli hedeflerinin gerçekleşmesine, bu ülkeyi seven herkes katkıda bulunacaktır.

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Bugün burada, medeniyetimizin önemli duraklarından birisi olan, eski adıyla ‘Bezmi Alem Vakıf Gureba-i Müslimin Hastanesi’nde bulunuyoruz. Başta Bezmi Alem Valide Sultan olmak üzere, fakirlere ve gariplere adanan bu hayır kurumuna emeği geçen herkesi rahmetle ve hayırla anmak istiyorum. İnanıyorum ki, bugün burada sizlerin attığı bu güzel adımlar da, gelecekte hayırla anılmaya vesile olacaktır.

Açılışını yaptığımız Fitoterapi Merkezi, tüm insanlığa ve ülkemize hayırlar maddi ve manevi şifalar getirsin. Vakıf ruhunun güzellikleri, burada sizlerin sayesinde kök vermeye devam etsin inşallah.

Türkiye’de bitkilerle tedavi konusunda bilimsel çalışmalar yapan bir kurumun temellerinin atılmış olması, coğrafyamız adına umut verici. Anadolu, insanlığın ikinci kez dirilişini temsil eden, Nuh’un gemisi gibi nice çeşitlilik barındırıyor.

Ülkemizin bitki zenginliği, diğer coğrafyaları kıskandıracak boyutta. Avrupa’da 13 bin bitki çeşidi varken, sadece ülkemizde 12 bin çeşit bitki olup, bunun 3.600’ü yalnızca bu topraklarda yetişiyor.

Fakat ne yazık ki, bu milli serveti yeterince iyi değerlendirebildiğimizi söyleyemeyiz. Avrupalılar cüzi bedellerle bizden aldıkları bitkisel hammaddeyi, pahalı ilaçlar olarak dünyaya pazarlıyorlar. Çünkü Batı bu şifa kaynağını çoktan keşfetti.

Bilimsel metodlarla harmanlayarak, modern tıbba kazandırdı. Almanya’da bitkilerle tedavi, genel tıbbi tedavilerin %60’ını oluşturuyor. Bu oran Japonya’da ise %70’leri buluyor.

Bizler de hem milli sermayemize sahip çıkmak, hem de kökleri bizim medeniyetimize uzanan bu şifa kaynağını, bugüne taşımak durumundayız. Çok şükür bu alanda bazı önemli adımlar attık. Teşviklerimizle dört yıl önce, Sağlık Bakanlığımız bünyesinde Fitoterapi’nin de alt birim olduğu Geleneksel Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı kuruldu. Bu kapsamda tıp doktorlarına ve eczacılara, Fitoterapi konusunda eğitimler veriliyor. Fakat burada altını çizmek istediğim önemli bir konu var; bitkilerle tedavi, eczacılık fakültelerinde ders olarak okutulsa da, bazı istisnalar dışında tıp fakültelerinde okutulmuyor. Bu da doktorlarımızın bu alana mesafeli yaklaşmasına neden oluyor. Oysa Mezopotamya’dan Mısır’a, Hitit’ten Antik Yunan’a, tabiat her zaman şifa kaynağı olmuş.

Hipokrat’tan İbni Sina’ya tıp alimleri, kitaplarının bir bölümünü bu konuya ayırmışlar.

İnsanlığın birikiminde bu derece yeri olan, ama bilimsel metodlarla harmanlanmayı bekleyen bu bilgi, ne yazık ki bugün ülkemizde suistimallerin konusu oluyor. Bitkilerle tedavi, onu yalan yanlış kullananların elinde, şifa vesilesi olmaktan çıkıyor, aksine başka sorunlara yol açıyor. Bilinçsiz üreticiler hastaların çaresizliklerini kötüye kullanıyorlar. Oysa bu konuda bilinç ihtiyacı çiftçimizden şifa arayan vatandaşımıza kadar uzanıyor. Zira şifa, bitkilerin doğru şekilde toplanıp, usulüne uygun kurutulup doğallığı korunarak doğru dozda kullanılmasına bağlı. Nasıl ki, modern tıpta bir ilacın tıbba kazandırılması yılları alan keşif, inceleme, onay gibi uzun süreçler gerektiriyorsa, bitkisel tedavi de benzer bir süreci ve disiplinlerarası çalışmaları gerektiriyor. İdeal olan ise tıbbi bitkisel ürünlerin Fitoterapi eğitimi almış hekimlerce önerilmesi icab ediyor.

Ben, açılışını yaptığımız Fitoterapi Merkezi’nin, bu anlamda önemli bir referans merkezi olacağını düşünüyorum. Bezmi Alem Üniversitesi, bu girişimiyle bu alandaki gayretini tescilledi. Tüm yetkililerini kutluyorum. Bu çabaların sayısının artmasını diliyorum. Tıp Fakülteleri bünyesinde, bundan sonra bu sahanın ihtiyaçlarını karşılayacak, eğitim programlarının geliştirileceğini umuyorum. Çeşitli mastır programlarının açılması, bu konuya dair el yazmalarının ve bilimsel eserlerin Türkçemize kazandırılması gerektiğine inanıyorum. Bu vesileyle ben de, bu konuda çalışan tüm bilim insanlarına ithafen alana bir katkı sunmayı arzuladığımı ifade etmek isterim.

13.yy.’da yaşamış, botaniğin babası kabul edilen, Ortaçağ’ın tıp, eczacılık ve botanik bilgini İbn Baytar’ın, ‘bitkilerle tedavi’ alanındaki meşhur eserinin, Türkçe ’ye kazandırılması için bir çalışma himaye edeceğim. Buradaki uzmanların çok iyi bildiği üzere, İbn Baytar, İslam dünyasında botanik ve eczacılığa ilişkin bilgilerin, sistemleştirilmesiyle öne çıkan çok önemli bir bilim adamı. Eseri ‘Kitâb-ül Cami fil-Edviyet-ül Müfrede’, kısaca ‘Müfredat-ı İbn Baytar’ ise, Osmanlı döneminde yapılan çalışmalara da kaynaklık etmiş, çok mühim bir klasik eser. Fakat ne yazık ki, şimdiye kadar kısa bölümler dışında bir bütün olarak dilimize çevrilmemiş. Onu bizden çok önce batılılar keşfetmiş. 1840 yılında Alman bir botanikçi, bu önemli eseri titiz bilimsel eklemelerle genişleterek, Arapçadan Almanca ’ya tercüme etmiş. Geçmişte bu kitap Almanya’daki Tıp Fakülteleri’nde ders kitabı olarak okutulmuş. İslam Ortaçağ’ının yıldız ismi İbn Baytar’ın bu klasik eserini, 1840’larda yapılmış bilimsel ilavelerle birlikte, Almancadan Türkçe ’ye çevirmek üzere, inşallah himayemde bir çalışma başlatılacak ve ilim dünyasına sunulacak.

Müslüman için ilim, yitik bir mal gibidir, onu nerede bulursa alır. İnşallah bizler de, insanlığın birikimini bir bütün olarak kabul edip, bir yanda ihmal edilmiş bir çalışmayı gerçekleştirecek, bir yandan da Alman botanikçinin katkılarını da, dilimize kazandırmış olacağız. Ben bu adımın Türkçe ‘ye kazandırılmayı bekleyen diğer eserler için de bir vesile olacağını düşünüyorum. Zengin bir Türkçe Fitoterapi külliyatının oluşmasını, gönülden istiyorum.

Bitkilerle tedavi konusunda her alanda yapılacak çok çalışma var. İnşallah Bezmi Alem Üniversitesi’nin bu girişimi, dünyada neredeyse 100 milyar dolara yaklaşan bitkisel ilaç pazarına yeni adımlar atabilmek için, girişimcilerimizi de cesaretlendirecektir. İnsanlarımız bitkisel tedavileri kullanırken güven duyabilecekleri adreslere kavuşacaktır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre dünya nüfusunun dörtte üçü, kendi geleneksel kültüründeki bitkisel ilaçları kullanıyor. %60’ı sentetik ilaçları hiç kullanmıyor. Çevremizi kimyasalların sardığı bir dünyada, beden emanetine biz de sahip çıkmak durumundayız. Vücudumuzun doğal dengesini bozmadan hastalıklardan korunmak ve gerektiğinde tedavi olmak üzere, tabiatın şifa kaynaklarına yönelmek sorumluluğundayız.

Ben bu şifa kaynaklarını kullanma konusunda bugünü ülkemiz için bir milat kabul ediyorum. İnşallah bu merkezde çok önemli çalışmalar yapılacak ve bizler bundan sonra, bitkisel tedavilere gönül rahatlığı ile başvurabileceğiz.

Sözlerime son vermeden önce bu alana katkı veren herkesi yürekten kutluyorum. Merkezin çalışmalarını ilgiyle takip edeceğimi ifade ederek, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, sağlıklı günler diliyorum.