Şehit Çocukları İle ‘Yalnız Değilsiniz’ Temalı Bayramlaşma Konuşması

18.09.2015

Çok Kıymetli Kardeşlerim,

Milletimizin Güzel İnsanları,

Sevgili Evlatlarım,

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Şehitlerimizin aziz ruhlarını rahmetle anıyorum. ‘Onlara ölüler demeyin’ buyuran Rabbimizden tüm şehitlerimizi engin merhametiyle kuşatmasını niyaz ediyorum.

Şehitler üzerine konuşmak o kadar zor ki. Doğrusu ne söylesek hangi cümleleri kursak, şehitlerimizin emanetini taşıyan kalplerin sızısına, hüznüne merhem olamayız. O kalpleri dindirecek olan yalnızca Allah’tır. Bu yüzden şehitlerimizin evlatlarına, analarına, eşlerine ve tüm ailelerine sabırlar diliyorum. Yüce Allah şöyle buyuruyor kutsal kitabında; ‘Sabredenlere müjdele. O sabredenler ki, başlarına bir musîbet geldiğinde, ‘Biz Allah’ın kullarıyız, Allah için yaşıyoruz ve muhakkak Allah’a döneceğiz’ derler. İşte Rablerinin mağfiret ve rahmeti onların üzerinedir.’

Bu müjdenin üzerine söylenebilecek başka bir söz yok elbette. Rabbim bu kutlu vaade ulaşmayı nasip etsin.

Değerli Kardeşlerim,

Şehitlik iman vatan sevgisi ve ahiret inancı konuşulmadan anlaşılabilecek, acısına dayanılacak bir şey değil. Geride kalanlara bıraktığı tarifsiz acıyı taşımak hiç kolay değil. Bu dünyada tek bir tesellisi var bu yürek acısının. Başı dik, alnı ak, insanoğluna bir ömür boyu yetecek onurlu bir rütbe olması.

Bütün milletimiz adına, bu onurlu rütbeyi kıyamete kadar taşıyacak olan şehitlerimizi, burada bulunan yakınlarının huzurunda saygı ve minnetle anıyorum. ‘Şehit olursam ağlama anne’ diyen evlatlar yetiştiren, evladını kaybettiğinde ‘vatan sağolsun’ diyebilen ana-babaların ellerinden öpüyorum.

Bizler bugün bu vatan üzerinde özgürce yaşayabiliyorsak, bayrağımızı dalgalandırabiliyorsak bunu şehitlere ve onları yetiştiren analara borçluyuz. Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşı’ndan bugünlere bu vatan evlatlarının çelik gibi imanına ve büyük yüreklerine borçluyuz. Vatan ve şehadet dendiğinde kalpleri titreyen, yüreği kabaran evlatlarımıza borçluyuz.

Üzerinde yaşadığımız bu vatan öyle bir yer ki, ‘Başı İstanbul’a yaslanmış, saçları Balkanlar’da dalgalanan, göğsü Anadolu’da ve kalbi yine orada çarpan; fakat bir kolu Hz. Peygamber’in yurduna uzanmış, öbür kolu Kerbelâ’ya el atmış” muhteşem bir vatan.

Tarih boyunca nice ‘Kınalı Kuzu’nın şehadet mertebesine yükseldiği kutsal topraklar. Vatanı kutsal yapan nedir? Elbette bağımsızlığımızı, hürriyetimizi, namusumuzu, geleceğimizi ona borçlu oluşumuz. ‘Bebek beşiğini, çocuklar oyun bahçesini, evlat atasını hangi duyguyla severse insan da vatanını aynı duyguyla sever.’

Her kutsal adanmayı gerektirir. İşte sizler, şehit yakınları bu adayışı en fedakar biçimde gerçekleştirdiniz. Bir adayış ve teslimiyet bayramı olan Kurban Bayramını sizler çoktan idrak ettiniz. Biliyorsunuz; kurban ‘yaklaşmak’ demek, ‘Allah’a yakınlaşmaya vesile kılınan şey’ demek. Kurban, maddi ve manevi her türlü yakınlaşmayı içine alır. Sizlerin yakınlaşma vesileniz de, bu vatan için gösterdiğiniz fedakarlıktır, ayrılığa karşı sabrınızdır. Ben şimdiden bayramınızı tebrik ediyorum, Rabbimden kalplerinize huzur ve sukun, ferahlık vermesini niyaz ediyorum.

Bundan sonra bize düşen, şehitlerimizin aziz hatırasına layık bir Türkiye inşa etmektir. Onlara layık olabilmenin tek yolu, uğrunda öldükleri bu vatan üzerinde barışın, sevginin, merhametin sesini yükseltebilmektir. Bin yıldır bu topraklar üzerinde kederi, sevinci, mutluluğu adeta bir ekmek gibi paylaşan bizler, bundan sonra da paylaşmaya devam edeceğiz inşallah.

Biz bir ölür, bin diriliriz. İnşallah ülkemizin içinde bulunduğu bu zor günler geçecek, kayıplarımız yeniden dirilişe vesile olacak birliğimiz güçlenecektir.

Devletimizin her zaman şehit yakınlarımızın yanı başında olduğunu bilmenizi isterim. Devlet büyüklerimizin her türlü yardıma hazır olduklarını ve tek amaçlarının şehitlerimizin emanetini özenle taşımak olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Yalnız değilsiniz, yalnız olmayacaksınız!

Biliyorsunuz, ayrılıklarımızı ortadan kaldırmak ve huzur içinde yaşamak adına devletimiz çok önemli adımlar attı. Çünkü birlik ve beraberlik içinde yaşamak bu topraklar için zoraki bir birliktelik değil. Şehitlerimiz, kadim kardeşliğimizin ne kadar sağlam olduğunu, bu vatanın hiç ucuz olmadığını gösteriyor. Türkiye’yi bir huzur ülkesi yapmak için son on yılda büyük bir mücadele verdik. Allah bu mücadelenin meyvelerini bize göstersin. Mahzun gönüllerimizi, yaralı vicdanlarımızı mübarek bayramlar hatırına düzlüğe çıkarsın. Allah birlik ve beraberliğimizi bozan terör odaklarına fırsat vermesin. Planlarını bozsun, ülkemizi yeniden huzur ve barış yurdu yapsın. Barışı korumak, onu sürekli kılmak büyük emek ister. İnşallah el birliği ile bunu başaracağız.

Nasıl Çanakkale Zaferi bu millete vatanını çiğnetmeyen bir nesil armağan etmişse, şehitlerimiz de vatan ve millet sevgisini ileriki kuşaklara taşıyacak bir nesil bıraktı.

Ben sözlerime son verirken, şehitlerimizin ardında bıraktıkları o kutlu nesli, evlatlarımızı alınlarından öpüyorum. Şayet sizler bu acıyı vatan sevgisi içinde eritebilirseniz, bu bayrak hep dalgalanacak, bu vatan hep sağ olacak. Fedakar anaları, acısını yüreğine basan eşleri de kalbi muhabbetlerimle kucaklıyorum.

Burada sizlerle buluşmamıza vesile olan, buruk da olsa bayram sevincini bizlere şimdiden yaşatan Aile ve Sosyal Bakanlığımıza, çiçeği burnunda bakanımıza, ‘Yalnız değilsiniz, Türkiye’nin en büyük ailesi’ projesine katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Gerçekten biz Türkiye’nin en büyük ailesiyiz, birlik ve beraberliğimizin harcı, imanımız, aşkımız ve şehitlerimizin emanetine sahip çıkma sorumluluğumuzdur.

Tekrar terörü ve tüm destekçilerini lanetliyor, şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Kurban Bayramı’nın Allah’a yakınlaşmak kadar, barış, adalet ve merhametin hakim olduğu bir millet yakınlaşmasına da vesile olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.