Dokuma Atlası Tasarım Defı̇lesı̇ Kapsamında Yabancı Mı̇syon Şeflerı̇ ve Eşlerı̇yle Öğle Yemeği Programında Yaptıkları Konuşma

11.01.2022

Saygıdeğer büyükelçiler ve kıymetli eşleri,

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;

Yeni yılın bu ilk günlerinde, sizlerle bir araya gelmenin mutluluğuyla, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yeni yılınızı kutluyor, 2022’nin tüm dünyaya sağlık ve huzur getirmesini temenni ediyorum.

Kıymetli misafirler;

Kültür, kendimizi en rahat ve hızlı tanımladığımız değerler bütünüdür. Yani bir anlamda hüviyetimizdir. Kendimizi bir başkasına anlatmanın en hızlı yoludur.

Sizler, kordiplomatik mensupları olarak, bu gerçeği çok yakından biliyorsunuz. Siyasi ve ekonomik ilişkiler kadar, kültürel münasebetlerin geliştirilmesi için de önemli çabalar harcıyorsunuz.

Çünkü biliyoruz ki, farklı kültürlerin birbirini tanıması, önyargıları azaltır. Kültürel çeşitliliğe ve farklılığa duyulan saygı, birlikte yaşamanın imkanlarını oluşturur.

Anadolu’nun büyük tasavvuf şairi Yunus Emre’nin ‘gelin tanış olalım, işi kolay kılalım’ sözleri, bir anlamda huzur ve güven içinde, birlikte yaşamanın ön çağrısıdır.

“Biz ve onlar” ayırımı yerine, insanlığın ortak değerleri etrafında buluşabilmek, farklılıkları doğru tanımlayabilmek, esas olandır.

Anadolu geçmişiyle, özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm inanç ve yaşam tarzlarına yer açan çok kültürlü atmosferiyle, bunun için çok güzel bir örnektir.

Biz de bu tarihsel zenginlikten besleniyoruz. Türkiye’deki tecrübenizin, sizler için de,  dolu dolu geçtiğine inanıyorum. Doğusundan batısına attığınız her adımda başlı başına bir keşif deneyimi yaşayabilirsiniz. Müzikten, görsel sanatlara, mimariden gastronomiye kadar, Türkiye’nin her şehri, her yöresi yepyeni dünyaların kapılarını aralıyor.

Biz de bugünkü buluşmamızda, dokuma kültürümüzü sizlere tanıtmak istedik. Türkiye Dokuma Atlası Projesi, güçlü kurumlarımızın ortak çalışmasının ürünü olarak ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı Olgunlaşma Enstitüleri, Tekstil İhracatçı Birliğimiz ve çok değerli tasarımcılarımızın gayretinden doğdu.

 Yok olmaya yüz tutmuş geleneksel dokumalarımızdan nadir örnekler bir araya getirildi. Ne yazık ki artık ustası kalmamış kumaşlarımız sandıklardan çıkarıldı. Bu proje ile yok olmakla karşı karşıya kalan bu zengin kültürümüzü yeniden ihya etmeyi amaçlıyoruz. Yerelde teşvikler vererek, dokumalarımızın yeniden canlanmasını arzu ediyoruz.

Türkiye tekstil ihracatında çok güçlü bir ülke... Küresel salgın şartlarına rağmen, 2020 yılında bir basamak atlayarak dünyanın en büyük beşinci tekstil ihracatçısı durumuna geldi. Hedefimiz, bu ihracat başarımızı yerel dokumalarımızla daha da zenginleştirmek, tekstilde bir Türkiye markası oluşturmak.

Programdan sonra gezeceğiniz sergimizde de göreceğiniz üzere, dokuma kültürümüz, ülkemizin zengin kültürel ve coğrafi özelliklerini yansıtıyor. Yünden ipeğe, çok çeşitli dokularıyla farklı iklim özelliklerine işaret ediyor. Aynı şekilde farklı desen ve motifleriyle, etnik ve etnografik birikimimizi yansıtıyor.

Zira Anadolu bir medeniyetler beşiğidir ve bu zenginlikten farklı zanaatlar, farklı üsluplar doğmuştur. Bu zenginlik karşısında, Anadolu’dan geçen seyyahlar sessiz kalamamış, hayran kaldıkları dokumalara, seyahatnamelerinde methiyeler düzmüştür.

Mesela, Evliya Çelebi, Ankara Sof’unu anlatmakla bitiremez. Öyle ki, Ankara Tiftik Keçisi, uluslararası casusluğa konu olmuştur. Edirne Kırmızısı’nın sırrını çözmek için Batılı ülkeler, ajanlar göndermiştir. Hatay ipeğinin parlaklığı, yıldızlı bir gökyüzünü hatırlatır insana. Antep kutnusu, sanatın varabileceği en yüksek noktaları gösterir. Muğla’nın dastar dokuması, iplikten doğan sanatın eşsizliğini yansıtır.

Dokuma sanatı, alelade bir kumaş üreticiliği değil, insanın hayatla ve doğayla etkileşiminin aynasıdır. Doğum, düğün ve cenaze gibi, hayatın dönüm noktaları motiflere yansır. Henüz kelimelere aktarılamamış nice duygu ve düşünce, nakışlarla tercüme edilir. Her ilmek, içinde hüzün ve sevinç gibi, hayatın tüm tonlarını taşır.

Dolayısıyla, her yörenin coğrafi deneyimi ayrı bir sanat ve dil ortaya çıkarır. Eskiden bu dili iyi konuşanlar, bir kişinin kıyafetine bakarak, başka bir soruya gerek olmadan nereli olduğunu anlayabilirmiş. Yani motiften kumaşa, kullanılan malzemeden tasarıma kadar, bu zanaat bütün olarak bir kimlikti. Bu yanıyla dokumacılık, geçmiş zamanların dünya tasavvurunun birer broşürü ve engin bir tarih kaynağıdır.

Türkiye Dokuma Atlası, Anadolu zevk-i seliminin izlerini ortaya çıkarmaktadır. Ancak bu çaba, geçmişi sevmek, tarihi eserlere övgüden öte bir çabadır. Dokumalarımızı yaşatmak, onları çağdaş tasarımlarla buluşturmak gayretidir.

Az sonra izleyeceğiniz sahne gösterisinde de, ülkemizin seçkin tasarımcılarının çağdaş yorumlarını izleyeceksiniz. Türk tasarımcıların ufkunun sınırsızlığına, geleneksel sanatlarla kurdukları köprüye şahit olacaksınız.

Biz bu çabayı sadece yerel kültürümüzü korumak olarak da görmüyoruz. Küreselleşmenin tüm kültürleri tek tipleştirdiği bir çağda, insanlığın ortak birikimine hizmet olarak görüyoruz.

Ülkemizdeki kültür varlıkları, coğrafyamızın olduğu kadar, tüm insanlığın ortak hazinesidir. Geleneksel sanatların ihyası, bugünün tasarım dünyası için de taze bir nefes demek. Hayata tutundurduğumuz her desen ya da renk, farklı disiplinlere de ilham olabilir.

Mimariden teknolojiye kadar, her alanın, insanın soyut dünyasından beslenmeye ihtiyacı var. Tek tip bir dünya, insanlığın hayal dünyasına vurulan en büyük kettir. O nedenle, bu nadide değerlerin, yeryüzünden silinmesine izin veremeyiz.

Bu anlayışla, kurucu üyesi olduğumuz UNESCO bünyesinde aktif bir rol üstlenmeye devam ediyoruz.

2021 yılında, Arslantepe Höyüğü’nden, hat sanatımıza, somut olmayan kültürel miras listesine 21 kültürel unsurumuz kaydedilmiş oldu. İnanıyoruz ki, bu çabalar, insanlık ailesinin zengin mirasını daha da güçlü kılacaktır.

Kıymetli büyükelçiler ve değerli hanımefendiler;

Yakın bir geçmişte ülkemizin bir başka değerini gözler önüne seren bir çalışma yaptık. Alanının en iyileri olan şefler ve uzmanların katkısıyla Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabını hazırladık. Bugün sizlere de hediye etmekten büyük gurur duyduğumuz bu kitap, Türk mutfağının atıksız, sağlıklı ve geleneksel yüzünü tanıtmayı amaçlıyor. Bugünkü ikramlarımızı da bu reçetelerden hazırladık. Umuyorum ki, beğenirsiniz.

Yemek kültürümüz de, tıpkı dokuma kültürü gibi farklı iklim özelliklerinin, farklı etnik kimliklerin zenginliğini yansıtıyor. Arzumuz, bu zenginliği tüm dünyaya açmak. 21-27 Mayıs haftası, tüm dünyada Türk Mutfağı Haftası olarak kutlanacak. Yurtdışındaki temsilciliklerimiz de, bu ortak çabanın mutfağı olacak. Sizlerle de bu alanda işbirliğine her zaman açığız. Türk Mutfağının leziz tatlarını paylaşmaktan her zaman memnuniyet duyarız.

Türkiye’nin kültürel birikimi ve zanaatı yalnızca müzelere sıkışmamış; birçoğu günlük yaşamın parçası olan değerleridir. O nedenle en büyük çabamız, bu değerlerin unutulmadan, yaşamaya devam ederek, hayatımızın ekseni olmasıdır.

Sanat, insan ruhunu güzelleştirir, incelikli kılar ve bu ruhların gezindiği yeryüzünde sevgi, anlayış ve huzur bolluğu görülür. Sizlerle her türlü kültür projesinde birlikte çalışmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isterim.

İnsanların birbirini farklılıklarıyla sevdiği, birlikte saygı ve hoşgörüyle yaşayabildiği bir dünya dileğiyle sözlerime son veriyorum. Türkiye Dokuma Atlası projesine emek veren herkese ve siz değerli misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.