5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Tanınmasının 87. Yıldönümü Kapsamında Düzenlenen AK Parti Eski ve Yeni Dönem Kadın Milletvekilleri ile Öğle Yemeği Programında Yaptıkları Konuşma

08.12.2021

Değerli hanımefendiler, kıymetli Kardeşlerim;

Sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınmasının 87. Yıldönümü vesilesiyle bir aradayız. Bir aile sofrası etrafında buluştuk.

Bu anlamlı toplantıda, ilk günden bugüne, uzun bir yolu yürüdüğüm kardeşlerimle buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Fakat ne yazık ki bugün bir eksiğimizle bir aradayız. Çok sevdiğimiz güzel insan, Bakanımız Güldal Akşit Hanımefendi’yi ebediyete uğurladık. Rabbimden rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Allah cennetinde buluşmayı nasip etsin, biz geride kalanlara da Hakk’a ve halka hizmet yolunda bir ömür versin.

Bu programı düzenleyen Ak Parti Kadın Kolları’na tüm emekleri için teşekkür ediyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefa getirdiniz.

Değerli kardeşlerim;

Bildiğiniz gibi Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkı, 87 yıl önce, birçok Avrupa ülkesinden çok önce tanınmıştır. Ve bu hak, çok güçlü bir zemine oturmuştur.

Batı dünyasında, kadınların zifiri bir karanlık içinde yaşadığı dönemlerde, Anadolu kadını, sosyal ve ekonomik hayatın ana damarlarında yer alıyordu.

14. Yüzyılda Anadolu’yu gezen İbn-i Batuta, Anadolu kadınının akıncılar gibi at sürdüğünü, pazar ticaretinde ön sıraları tuttuğunu yazar.

Yine biliyoruz ki, Ahilik Teşkilatının bir kolu olan Bacıyan-ı Rum, bugünün dünyasını bile şaşkınlığa sürükleyen, son derece güçlü bir kadın dayanışması örneğidir.

Anadolu kadını ticaret hayatında önemli aktörler olduğu gibi, sosyal konulara eğilmeleriyle öncü işler ortaya koymuşlar. Öyle ki, yetim çocuklardan, yaşlıların himayesine kadar, toplumsal sorunlara eğilmişler. Bunlar, kurgu bir kitaptan alıntı değil, medeniyetimizin bizatihi kendisidir.

Dolayısıyla, Türk kadınının güçlenmesi, hak ettiği sosyal statüye kavuşması aslında uzun bir geleneğin sonucudur.

Türk kadınının güçlü karakteri, Milli Mücadele’nin de lokomotifi olmuştur.

İstiklal Harbi’mizin kadın kahramanlarının her biri başlı başına bir destandır.

Türk kadınına has bu milli karakter, on yılların, yüz yılların birbirine eklenmesiyle oluşan büyük bir manevi mirastır.

Görüyoruz ki bu miras nesilden nesle aktarılıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece, kadınların akın akın sokaklara çıkması ve insanüstü mücadelesi, bu aktarımın bir sonucudur.

Kısacası, Türk Kadınının güçlü bir aklı, güçlü bir yüreği ve güçlü bir maneviyatı vardır. Türk siyasi tarihinin en güçlü kadın hareketi olan Ak Parti Kadın Kollarımız da, aklıyla, yüreğiyle Türk kadınının en güzel örnekleridir.

Sizlerle bu dava yolunu yürümeyi büyük bir bahtiyarlık saydığımı bilmenizi isterim.

Değerli kardeşlerim;

Rahmetli Sezai Karakoç, en sevilen şiirlerinden birinde “ey Sevgili uzatma dünya sürgünümü benim” derken bizlere çok güzel bir mesajı miras bıraktı.

Dünya denen imtihan yeri, elbette inanlar için Sevgiliden uzak kalınan bir sürgündür. Bu hayatımızı anlamlı kılan, ancak Allah rızasını gözettiğimiz işlerle doldurduğumuz karnemizdir.

Her kim ki bir işi yaparken, Allah’ın hoşnutluğunu en büyük takdir sayar, o kişide enaniyetten bir ize rastlanmaz. Allah hepimizi böyle hissedenlerden kılsın.

Bu dualarla sözlerime son veriyor, hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Sizleri Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla.