25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü Konuşması

25.11.2021

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;
Sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” vesilesiyle bir aradayız. İçişleri Bakanlığı’mıza ve Jandarma Sahil ve Güvenlik Akademimize konuya gösterdikleri alaka için şükranlarımı sunuyorum.

Kadına yönelik şiddet, inanıyorum ki, kolluk kuvvetlerimizin en önemli gündem maddelerinin başında geliyor ve gelmelidir. Sizlerin varlığı ve bir telefon yakınlığında olmanız, kadınlar için önemli bir güvencedir.

Bugün düzenlenen panelin, konunun tüm paydaşları için son derece aydınlatıcı olacağına inanıyorum. Tüm katılımcılara teşekkür ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Değerli misafirler;
Sözlerime, geçtiğimiz günlerde, bizi milletçe yasa boğan korkunç saldırıda hayatını kaybeden Başak kızımıza, Allah’tan rahmet dileyerek başlamak istiyorum. Cumhurbaşkanımızla beraber, aileyi evlerinde ziyaret ettik. Bu yaşanan, öyle büyük bir acı ki, hiçbir kelime hislerimi tarif etmeye yetmiyor.

Ondan geriye, maalesef, kalplerindeki ateşin hiç sönmeyeceği bir aile kaldı. Gidilemeyecek bir düğün, hasreti dinmeyecek bir nişanlı ve arkadaşlar kaldı.

Geleceğe dair planların, kurulan hayallerin ilelebet yarım kalacağını bilmek inanın içimizi çok acıtıyor. Çok sevdiği kedisi ve sokakta beslediği birçok can da, bu büyük hasretten payını alıyor. İşte, kalbi böyle iyilik ve sevgiyle dolu bir genç kızımız, hayattan kopartıldı.

Bizi en çok dehşete düşüren, vicdanlarımızda hazmedemediğimiz şeylerden biri de, katilin, kadınları savunmasız bulduğu için onu seçmiş olmasıydı.

Başak kızımız, hepimizin evladı, hepimizin kardeşidir. Onu ve yitirdiğimiz diğer canları unutmayacağız ve kadınlara kalkan elleri asla affetmeyeceğiz!

Kıymetli misafirler;
Kadına yönelik şiddet, coğrafi sınırları aşan, tüm toplumların ortak sorunudur. Dolayısıyla verdiğimiz mücadele, sağladığımız her iyileşme, tüm dünya kadınlarının hayrınadır.

Küresel rakamlara baktığımızda görüyoruz ki, raporlardaki istatistikler maalesef halen aynı şeyi söylüyor.

Dünya Sağlık Örgütü ve birçok uluslararası kuruluşun rakamlarına göre, dünyada her 3 kadından 1’i, hayatlarının bir döneminde, şiddete maruz kalıyor.

Yine, 15-49 yaş aralığındaki kadınların yüzde 27’si, yani 3’te 1’i, eşi ya da bir yakını tarafından şiddet görüyor.

Bu rakamlar coğrafi bölgelere ve ülkeden ülkeye çok az farklılık gösteriyor. Dolayısıyla, dünyanın dört bir yanını saran bir şiddet yangınından bahsediyoruz.

Büyük medeniyetlerin doğduğu, topraklarında irfanın kök tuttuğu güzel ülkemizin de bu yangından nasibini almış olması, bizi elbette derinden üzüyor.

Bu mücadeleyi tek bir cepheden veremeyiz. Şiddeti, toplumumuzun damarlarından temizlemek için yalnızca bir alana yoğunlaşmak kalıcı bir çözüm getirmez. Şiddetin kökünü kurutmak, hepimizin el birliğiyle yürüteceği çalışmalara bağlıdır.

Aile Bakanlığımızın koordinasyonunda hazırlanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı da, tam olarak bu kapsayıcılıktadır. Ele ele verdiğimizde, sadece kadınlara yönelik değil, her türlü şiddeti önlenebilir hale getirebiliriz.

Bildiğiniz gibi, İçişleri Bakanlığımız konuya sıfır tolerans ilkesiyle yaklaşıyor. Ben de İçişleri Bakanlığı ailesine ve tüm kolluk kuvvetlerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Tabii, takdir edersiniz ki, her ülke kendine has çözümler geliştirmek zorunda, zira her toplumun kendi dinamikleri var. Bu noktada İçişleri Bakanlığımızın mücadele metotları takdire şayandır.

Büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum; Kadın Acil Destek Uygulaması KADES, İtalya’da gerçekleşen, 2021 Akdeniz Parlamenter Asamblesi Ödül Töreni’nde ödüle layık görüldü.

15 Kasım 2021 itibarıyla, bu uygulamayı 2 milyon 758 bin 120 kişi telefonuna indirmiş durumda. Yine aynı tarihe kadar, bu uygulama üzerinden 242 bin 473 ihbar alınmış.

Diğer yandan, Elektronik Kelepçe Uygulaması da, şiddet mağduru kadınların korunması için etkin bir mücadele yöntemi olarak kullanılıyor.

81 ilde, Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve Jandarma Genel Komutanlığımız bünyesinde, bin 102, Aile İçi ve Kadına Şiddetle Mücadele Birimi kuruldu.

Bildiğiniz gibi, dünyada savaşlar göç hareketliliğini tetikliyor. Kadınlar, gerek savaş ve çatışmalarda, gerekse doğal afet ve iklim değişikliği gibi haller karşısında en kırılgan grubu oluşturuyor.

Dolayısıyla, sığınmacı kadınların, tüm dünyada, şiddete daha açık hale geldiği biliniyor. İşte bu noktada, İl Göç İdaresi Müdürlüklerimiz, yabancı kadın mağdurlara yönelik de hizmet veriyor.

İnsanı dil, din, ırk gibi unsurlara ayırmadan, insan haklarını her koşulda korumak şuuruyla sergilediğimiz bu yaklaşımın da, büyük bir örneklik olduğuna inanıyorum.

Kıymetli misafirler;
Küreselleşme ve teknolojik dönüşüm, kültürler arası etkileşimi hızla artırıyor. Bilhassa gençlerimiz, küresel bir havuzdan besleniyorlar. Sinema ve müzik gibi insanların zihnine en hızlı tesir eden araçlar, maalesef beraberinde şiddet unsurlarını da taşıyor.

Hatta şiddetin kutlanan, şiddet gösteren kahramanların alkışlanan modellere dönüştüğünü görüyoruz. Şarkılarda, kadınların haysiyetine büyük saldırı saydığımız sözlerin, adeta tekerlemeye döndüğünü görmek son derece acı.

Bununla beraber, sosyal medyada, kadınlara yöneltilen şiddet dili ise, işin mutlaka ele alınması gereken diğer bir safhası. Aslında tüm bunlar çok önemli bir gerçeğe işaret ediyor. O da zihnimizi ve kalplerimizi filtrelerle donatmamız gerekliliğidir.

Peki, biz bu filtreleri nereden bulacağız? Elbette kendi kültür havuzumuzdan ve manevi dünyamızdan! Kadına saygının öz değer olduğu Anadolu Medeniyeti, sayfalarını tekrar tekrar okumamız gereken büyük bir kitaptır. Toplumumuzun çekirdeği olan aile, tüm gücümüzle korumamız gereken en önemli değerimizdir.

Her şiddet vakasından sonra bu son olsun diyoruz. Ancak bu sonu, birbirimize kenetlendiğimiz ölçüde getirebiliriz. Kadınların televizyon haberlerinde çaresizce maruz kaldığı şiddet sahnelerine daha fazla şahit olmamalı, çocukların bu vahşetin içinde yer aldığını görmemeliyiz. Uzmanlar, şiddeti görerek büyüyen çocuklara, yine şiddetin miras kaldığını söylüyor. O yüzden, şiddetin karşısında kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla tek yürek olarak durmalıyız.

Kadınlarımız, tarihimiz boyunca, Anadolu’da sosyal ve ekonomik hayatın içinde aktif aktörler olarak yer aldı. Onlar, bugün de siyasetten, iş dünyasına, bilimden sanata kadar birçok alanda, dünyada isminden bahsettiren medar-ı iftiharlarımızdır. Kadınların güçlenmesi, şiddetin önlenmesi için de son derece önemlidir. Böylece, kadının savunmasız olmadığı görülecektir.

Hiçbir kadının şiddet görmediği, ruha habis bir ur gibi yapışan şiddetin olmadığı bir dünya diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son veriyorum. Programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.