Küplüce Cahit Zarifoğlu İlkokulu’nun Açılışında Yaptıkları Konuşma

09.10.2021

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,
Kıymetli öğretmenlerimiz,
Sevgili çocuklar;
Sizleri muhabbetle selamlıyorum. Küplüce Cahit Zarifoğlu İlkokulu’nun açılışı vesilesiyle bir aradayız. Bu okul, tarihiyle çok eskilere uzanıyor. Burası 1908’den beri bir eğitim ocağı. Mehmet Akif Ersoy’un da açılışında olduğu bu güzide okulumuzu, yeni çehresiyle açıyor olmak büyük bir bahtiyarlık.

Çocuklarımızın her ihtiyacının düşünüldüğü, böyle modern bir okul binasına kavuşmaları gerçekten çok sevindirici. Başta Milli Eğitim Bakanlığımız olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Değerli misafirler;
Eğitim, gelecek demektir. Eğitim, baştan sona bir gelecek hazırlığıdır. Dolasıyla, eğitime yapılan her yatırım, bir ülkenin kendine yaptığı en büyük iyiliktir.

Hükümetimiz, ilk günden beri eğitimde reformlar gerçekleştiriyor ve fırsat eşitliğine büyük bir vurgu yapıyor. Okul öncesi eğitim de, üzerinde hassasiyetle durulan bir başlık. Şu bir gerçek ki, çocukların eğitimi ne kadar erken başlarsa, başarılı bireyler olarak yetişmeleri o kadar kolay oluyor.

Bildiğiniz gibi, büyük önem atfettiğim okul öncesi eğitim, himaye ettiğim projeler arasındadır. Dolayısıyla bugün, sizlere çok güzel bir haber verecek olmanın mutluluğu içindeyim. Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için İstanbul’da 100 yeni anaokulu yapımı çalışmaları başlatıldı. İnşallah, 2022’de, İstanbul’umuza, 792 derslik ve 100 anaokulunu kazandırmış olacağız. Milli Eğitim Bakanımızı ve projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarını yürekten tebrik ediyorum.

Bildiğiniz gibi çocukların gelişiminde bazı kritik dönemler vardır. Bilim insanları, 0-6 yaşı, insan gelişimi açısından son derece önemli buluyorlar.  Çocukların zihinsel gelişiminin yüzde 50’si, 0-4 yaş aralığında, yüzde 30’u ise, 4-6 yaş aralığında gerçekleşiyor. Yani bu yaşlar, çocuklarımızın öğrenmeye en açık olduğu zamanlar.

Bu, evrensel olarak kabul gören bir gerçek ve bugün, tüm gelişmiş ülkelerde okul öncesi okullaşma oranları son derece yüksek. Çünkü biliyoruz ki, nitelikli ve iyi yetişmiş bir nüfus, hem ekonomik kalkınma hem de sosyal gelişim için ön şarttır.

Çocuklar ne kadar erken kaliteli eğitime erişirlerse, gelecekleri o kadar iyi şekillenir. Zira eğitim hayatının ileri dönemlerinde oluşan başarı ve başarısızlığın temelleri bu dönemde atılıyor. Çocukların, eğitimde daha fazla devamlılık gösterdiği, derslerinde daha başarılı olduğu ve üniversiteye gitme ihtimalinin kuvvetlendiği biliniyor.

Bununla birlikte, erken dönem eğitim alan çocuklar, kendilerini daha iyi tanıyor ve analitik düşünme kabiliyetlerini geliştiriyorlar. Sosyal ve iletişim becerileri arttığı gibi, problem çözme yeteneği ve estetik anlayış kazanıyorlar. Dezavantajlı gruplardaki çocuklar, okul öncesi eğitimle hem fırsat eşitliği yakalıyor hem de aradaki farkı kapatıyorlar.

Doğaya karşı duyarlı bireyler haline gelme bilinci de, yine bu dönemde kazanılıyor. Erken yaşta eğitim dünyasına giren çocuklar, ailelerinde ya da sosyal çevrelerinde bu konularda eksik kalsalar bile, okullarda bu eksiği gideriyorlar. Dolayısıyla, kendine, topluma ve çevresine faydalı bireyler olarak yetişme oranı yükseliyor.

Bunun bir getirisi olarak, nüfusun niteliği arttıkça, ortaya çok daha güçlü bir toplum çıkıyor. Hülasa, okul öncesi eğitim, uzun vadede mikro ve makro düzeyde büyük kazanımlar sağlıyor.

Bakanlığımız, bu bilinçle, İstanbul’da 2003 yılından önce sadece 39 adet olan anaokullarına 118 tane daha ekleyerek 157’ye çıkardı. Yapılacak yeni 100 anaokuluyla da büyük bir ihtiyaca cevap verileceğine inanıyorum. Bu büyük müjdenin, tüm ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Yeri gelmişken, okul öncesi eğitimin çocuklar için olduğu kadar, anneler için de çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Kadınların çalışma hayatına katılmalarının, kadınların güçlendirilmesindeki hayati rolü tartışılmaz. Kadınların güçlenmesinin bir sonraki aşaması, daha güçlü ailelerin ortaya çıkması demektir.

Ancak, çocuğunu gönderecek anaokulu bulamayan annelerin büyük bir ikilem içine düştüğü de bir gerçek. Çocuk bakımı bir anne için her şeyden üstündür. Bu noktada, güvenli adresler son derece önem taşıyor.

Kıymetli misafirler;
Bizler çocukken, kapının önünde tadına doyamadan oynadığımız sayısız oyun, çocukluğumuzun en güzel anılarını oluştururdu. En sağlam arkadaşlıklarımızı, mahallemizde çocukken kurduk. Bunlar maalesef hayattan yavaş yavaş siliniyor.

İçinde yaşadığımız çağda, çocukların hayatı sıklıkla dört duvar arasında geçiyor. Şehirlerin değişen çehresi ve teknolojinin hayatımızdaki yeri, çocukluğun yaşanışını da değiştiriyor. Çocuklar, artık akıllı telefonlar ve bilgisayarla haşır neşirler. Bir araştırmaya göre 2 yaşındaki bir çocuğun ekran başında geçirdiği süre haftada 17 saati bulabiliyor. 3 yaşında bu süre 25 saate çıkabiliyor.

Takdir edersiniz ki ekran bağımlılığı da çağın salgınlarından ve çocukların gelişimi üzerinde son derece olumsuz etkileri var. O nedenle, anaokulu eğitimi, çocukları bu kısır döngüden de kurtarıyor. Dil becerilerini vaktiyle kazanmalarına ve karakter gelişimine büyük fayda sağlıyor. İçine kapanmanın, sosyal iletişim kurmada zorlanmanın önüne geçiyor. Bu açıdan da okul öncesi eğitim, bu sorunlara adeta bir panzehir oluyor.

Kıymetli öğretmenlerimiz;
Her seviyeden eğitimin başarıya ulaşmasının altın anahtarı elbette sizlersiniz. Sizler, insan denen cevhere şekil veriyorsunuz. Yetiştirdiğiniz insanlar yeri geliyor dünyayı değiştiriyor. Hepinizin işinizi büyük bir aşkla yaptığınızı biliyorum. Size çok büyük bir gönül borcumuz var.

İçinden geçtiğimiz salgın döneminde hiçbir evladımızın eğitimden geri kalmaması için insanüstü bir çabayla çalıştınız. Yeri geldi kapı kapı gezdiniz. Bu zorlu dönemde yazdığınız başarı hikâyeleri insanlık adına umut doludur.  Sizin şahsınızda, ülkemizin tüm eğitim neferlerine bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Bakanlığımızın, yüz yüze eğitime ara verildiği bu süreçte, EBA Platformu üzerinden büyük bir özveri ile yürüttüğü eğitim çalışmaları da takdire şayandır. İhtiyaç sahibi çocuklarımıza dağıtılan yüzbinlerce tablet ve internet altyapısının yeterli olmadığı yerlerde kurulan EBA Destek Noktaları, bu sürece şifa oldu.

Şimdi okul zilinin yeniden çalmasının, çocuklarımızın okul sıralarını doldurmasının sevincini yaşıyoruz. İnşallah, bu yeni projelerle çok daha güzel günler göreceğiz.

Kıymetli konuklar;
Çocuklarımız tarifsiz bir hazinedir. Masumiyetleri, insanın en duru halini yansıtan aynalardır. Her çocuk, bir fidan gibi, büyük bir ormanın başladığı yerdir.

Onları nakış gibi işlemek ve hak ettikleri güzellikte bir geleceği vermek bizlerin baş sorumluluğudur. Bu sorumluluğu layıkıyla yerine getiren herkese teşekkür ediyorum.

Bu duygularla sözlerime son veriyorum. Okulumuza adını veren, ardında çocuklara masallar bırakan, edebiyat üstadı Cahit Zarifoğlu’nu rahmetle anıyorum. Bu okuldan, kitaba tutkun, nice Zarifoğlu’nun yetişmesini diliyorum. Kalın sağlıcakla.