Sıfır Atık Film Yarışması Ödül Töreninde Yaptıkları Konuşma

08.09.2021

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,

Kıymetli jüri üyeleri;

Sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Bugün, Sıfır Atık Film Yarışmasının Ödül Töreni vesilesiyle bir aradayız. Yarışmaya, 214 başvuru yapıldığı bilgisini aldım. Ödül alsın, almasın, böyle önemli bir konu için emek harcayan her gencimiz, benim için birincidir.

Sevgili gençler;

Bizleri bu ilham veren senaryolarla buluşturduğunuz için her birinize teşekkür ediyorum. Çevre konularına karşı duyarlılığınız tabiatın umududur. Dünya hepimizin ortak evidir ama gelecek yalnızca sizlerindir. O nedenle geliştireceğiniz her projede sizinle birlikte olduğumu bilmenizi isterim.

Kıymetli misafirler;

Sözlerimin başında, geçtiğimiz günlerde yaşanan doğal felaketlerden duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Yanan her bir ağaç, ıstırap içinde ölen tüm hayvanlar içimizi dağladı. Bugün, hepimizin kalbi bir yas evidir. İçimiz tarifsiz bir kederle dolu.

Ancak şimdi, bu felaketin açtığı yaraları sarmak için el ele vermeliyiz. Bir şairimizin dediği gibi; “umutsuzluk yok, gün gelir gül de açar, bülbül de öter.”

Geçen hafta, Bozkurt ilçemizi ziyaret ettim. Devletimiz tüm gücüyle bölgeyi ihya etmek için çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda hem sel felaketinin izlerini sileceğiz, hem ormanlarımızı yeniden yeşerteceğiz.

Tabii bu yaşananlarla anlıyoruz ki, iklim değişikliği ile mücadeleyi asla gündemimizden düşürmemeliyiz. İnsanın, doğayla bir ve bütün olduğu gerçeğinin içselleşmesini sağlamalıyız. Uyarı levhaları doğayı korumaya yetmez. Gerçek koruma kalkanı vicdanlardır. Gelin, bu vicdanları yetiştirelim!

İşte tam da bugün, gençlerin çektikleri filmler aracılığı ile verdiği mesajlar gerçekten çok önemli. Farkındalık dediğimiz şey, bir insanın iç dünyasının toplamıdır. Toprağın, havanın, ormanların ve denizlerin de, ay yıldızlı bayrağımıza dâhil olduğunun farkına varalım.

Değerli konuklar;

Kısa bir süre önce, Birleşmiş Milletler yeni iklim raporunu yayınladı. Bu raporun bana göre en önemli mesajı, iklim değişikliğinin tartışmasız olarak insan ürünü olduğunu söylemesidir. Doğa üzerinde oluşturduğumuz bu stresi en hızlı şekilde azaltmamız gerekiyor. Bu sebeple, Sıfır Atık Projesi, dünyanın bugününe olduğu kadar, geleceğine de yapılan büyük bir yatırımdır.

Bazen “İklim Değişikliği”, bazen “İklim Krizi” ifadeleriyle karşımıza çıkan bu küresel sorunu, artık değişiklik kelimesi karşılamıyor. Yaşadığımız başlı başına bir krizdir.

Afetler birbirine eklenen uzun bir zincir haline geldi. 7.5 milyarlık dünya nüfusu istisnasız olarak bu krizden etkileniyor. Birleşmiş Milletlerin verilerine göre son 20 yılda 7 bin 500 büyük doğal afet gerçekleşti. 1.2 milyon insan hayatını kaybetti.

Küresel ekonomiye etkisi neredeyse 3 trilyonu buldu.

Hatırlarsanız, 2020 yılı, ülkemizde sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir yıldı. Bu sene, Marmara Denizi’miz müsilaja teslim oldu.

Tüm bunlar, ülkeler üzerinde ekonomiden, ticarete, hayvancılıktan, enerji kaynaklarına kadar yıkıcı etkiler yapıyor. Kuraklıkla sınanıyoruz. Gıda ve su kaynaklarımız tehdit altında.

Bilim bize açık bir şey söylüyor; bu aşırı hava olaylarının sıklığı giderek artacak.

Kışlar daha kısa, yazlar daha uzun ve sıcak geçecek. Maalesef ufukta, yaşamın gittikçe zorlaşacağı bir dünya bizi bekliyor. Takdir edersiniz ki yaşanamaz hale gelen yerlerden göçler başlayacak.

Bakın bugün hayatımıza iklim mültecisi diye bir kavram girdi. Mesela, Bangladeşli iklim mültecilerinin sayısı 10 milyonu aştı. 2050 yılına kadar, deniz seviyesinde beklenen yükselme gerçekleşirse, Bangladeş kıyılarının yüzde 17’si sular altında kalabilir. Bu durumda 20 milyondan fazla kişinin yerinden olması bekleniyor.

Buradan hemen herkese seslenmek istiyorum. Sıfır Atık Projesini, yediden yetmişe hepimizin seferberlik ruhuyla sahiplenmesi gerekiyor. Bu yolda hatırı sayılır bir mesafe kat ettik. Hedefimiz 2023’te tüm Türkiye’de Sıfır Atığı yaygınlaştırmaktır.

Bugüne kadar 105 bin kurum binamızda sıfır atık sistemi kuruldu. Sıfır Atık Yönetmeliği ile, 2021 sonuna kadar, havalimanları, AVM’ler ve zincir marketler gibi, insan yoğunluğunun olduğu yerlerin tamamında, sıfır atık sistemleri kurulacak.

81 ilimizin İl Sıfır Atık Yönetim Planları hazırlandı. 58 bin kurum ve kuruluş binasına “temel seviye sıfır atık belgesi” verildi. Yüzde 13 olan geri kazanım oranımız, yüzde 22’yi geçti. İnşallah, 2034 yılında, yüzde 60 seviyesini göreceğiz. 2017’den bugüne, 24.2 milyon ton atık ekonomiye kazandırıldı. 3 milyon ton sera gazı salınımı önlendi. Tüm bu çalışmalardan, 30 milyar TL ekonomik kazanç sağlandı. Sıfır Atık Mavi ile de, 87 bin ton deniz çöpü toplandı.

Kıymetli konuklar;

Sıfır Atık, bir yaşam kültürüdür. Mümkün olan en az çöpü üretecek şekilde yaşamlarımızı tanzim etmektir. Bu bilincin yaygınlaştırılması için yoğun eğitim çalışmaları da yürütülüyor. Bugüne kadar 7’den 70’e, yaklaşık 13 milyon vatandaşımıza sıfır atık eğitimi verilmiş olması son derece sevindiricidir.

Ama asıl önemli olan, insanın duygu dünyasını tabiatla yeniden buluşturabilmektir. Bize kuşlara, nehirlere, dağlara türkü yazdıran o latif ruhu yeniden giyinmeliyiz. Yeniden, öten bülbülün, ırmaklardan akan su sesinin dilini konuşabilmeliyiz.

Medeniyet tarihimizin alnı ak sayfalarına bir baksak, tabiatla ne kadar da zarif ve emsalsiz bir ilişki kurduğumuzu göreceğiz. Bu tecrübenin hem bugüne hem de yarına aktarılması lazım. Artık tüm insanlık olarak, doğayla sürdürdüğümüz bu kavgayı sonlandırmamız gerekiyor. Doğayı korumak hepimizin eşit sorumluluğudur.

Bugün, gençlerimizde var olduğunu gördüğüm bakış açısı, ümitvar olabileceğimizin müjdesidir. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Dünyanın ortak evimiz olduğunu hiçbir zaman unutmayalım.

Sözlerime son vermeden önce herkesi “geleceğe nefes ol” kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Gür ormanlara dönüşecek fidanları toprağın kundağına hep birlikte saralım.

Allah’tan vatanımızı her türlü felaketten korumasını niyaz ediyorum. Programın hazırlanmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla!