“Hayata Köprü Sanat Projesi” Lansmanında Yaptıkları Konuşma

10.07.2021

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

‘Hayata Köprü Sanat Projesi’nde yer alan çocuklarımızın başarılarını alkışlamak için buradayız. Muhteşem bir sergi hazırlamışlar. Türk Diyanet Vakfına, çocuklarımızı sanatla buluşturma fikrinden ötürü teşekkür ediyorum. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze, Zeytinburnu Belediyemize, eğitmenlerimize, sanatçılarımıza ve katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Değerli misafirler;
Sanat, insanın en temel ihtiyacıdır. Nasıl ki beslenmek hayatta kalmak için vazgeçilmezse, ruhun beslenmesi de hayata tutunmak için elzemdir.

Bilhassa çocuklarımızı yetiştirirken sanatla tanıştırmanın, sayısız faydaları vardır. Sanat eğitimi alan çocuklar, özgüvenli, işbirliğine yatkın ve ifade yeteneği yüksek bireyler haline gelirler. Yardımlaşmak, empati kurmak, doğruyu seçmek ve üretken olmak, karakterleri olur.

Sanatla meşgul olmak, gözlem yeteneğini geliştirir. Sanat en başta, kendini keşfetmektir. İçindeki güzellik denizine dalan insan, etrafı için de sonsuz bir ışık kaynağı olur.

Tabii, sanat eğitiminden amaç, yalnızca sanatçı yetiştirmek değildir. Burada amaç, sanatın insana kazandırdığı yüksek duygulara sahip, ince ruhlar büyütmektir.

Resimden müziğe, edebiyattan tiyatroya kadar, sanatın her dalı, insanın yüce duygularının su üstüne çıkmasını sağlar. Bu da çok katmanlı bir varlık olan insanı daha iyi anlamamızı sağlar. Hangi meslekten olursa olsun, sanatla iç içe büyümüş insanların, hayata bakışı farklı bir zenginlik taşır.

Türk Diyanet Vakfı’mızın, Hayata Köprü Sanat Projesi, Devlet korumasındaki evlatlarımızı Türk İslam Sanatları ve tiyatro ile tanıştırmayı hedefliyor. Hem milli ve manevi değerlerimizi tanıyacakları, hem de kendi iç dünyalarını keşfedecekleri bir yolculuk onları bekliyor.

Belki aralarından bazıları ileride, kıymetli birer, ebru, kaligrafi ya da tiyatro sanatçısı olacaklar. Sanatla kazanacakları üstün karakteri hayatlarına yansıtacaklar.

2021’in Yunus Emre yılı olması ve çalışmaların bu tema ile yürütülecek olmasına da, ayrıca çok memnun oldum.

Hak Dostu olmanın, sevginin ve iyiliğin yoludur Yunus Emre. “Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, âlem herkes bilsin ki şunu; en büyük ibadet sevebilmektir” sözleri, inşallah evlatlarımız için yol gösterici olacaktır.

İslam sanatlarının ne kadar yüksek bir değere sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu anlamda, dolu dolu bir geçmişe sahibiz. Osmanlı’da sanat hayatın her alanında, yaşamla iç içedir. Estetik algı, en üst düzeyde tecrübe edilmiştir.

Sanat, ruhun ilacı olarak kabul edilmiştir. Şifahanelerde, müzikle tedaviyi duymayanımız yoktur. Mesela, rast makamı ruha sefa, rehavi makamı sonsuzluk fikri, neva makamı lezzet ve ferahlık verir. Keza şiir, minyatür, tezhip, hattatlık gibi nice sanat dalı, zevk-i selimin ve ince fikrin zirvesidir.

İnşallah, bu güzel dünyanın kapısını aralayacak olan evlatlarımızın hayatları da, sanatla dönüşecek. Hepsi, kendine güvenli, hayata karşı motivasyonu yüksek yetişkinler olacaklar.

Kıymetli misafirler;

Çocukların ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya, bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor. Onlar, geleceğin aydınlık günleridir. Her zaman, ülkemizin geleceğinin çocuklara ait olduğunu söylüyoruz. Onlara bu büyük sorumluluğu vermek için, onları en iyi şekilde geleceğe hazırlamalıyız.

Bildiğiniz gibi kırılgan gruplar arasında, çocukların ayrı bir yeri var. Bu noktada devletimiz, koruması altına aldığı çocukların iyi yetişmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için seferberdir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın, çocuklarımızın desteklenmesi için oluşturduğu birçok model var. Aile birliğinin güçlendirilmesi ilkesiyle, 138 bine yakın evladımız ailesinin yanında destekleniyor. Evlat edinilen çocuk sayımız 18 bine ulaştı. Devlet Korumasına alınan çocuklarımız sevgi evlerimizde, sıcak bir yuva ortamında yaşamlarını sürdürüyorlar.

Tabii, büyük bir başarıyla yaygınlaşan Koruyucu Aile Modelimiz de, çocuklarımız için en çok istediğimiz modeldir. 2002’de 515 olan koruyucu aile sayımız, bugün itibariyle 6 bin 687’ye yükseldi.

Koruyucu aile yanına yerleşen çocuklarımız arasında yüzlerce engelli evladımızın olduğunu da ifade etmek isterim. Hatta bu yavrularımız arasında yüzde 100 engelli çocuklarımız da var.

Birçok insanımızın, hepsi birbirinden kıymetli bu çocuklarımızı, ailelerine katmak istediklerini biliyorum. Devletimiz, çocuklarımızın sağlıktan eğitime tüm masraflarını karşılıyor. Koruyucu ailelerimizden tek beklediğimiz, sadece güzel gönüllerinde yer açmalarıdır.

Bir çocuğun neşe ve huzur içinde büyümesi, insanlığın ortaya koyabileceği en muhteşem sanat eseridir.

Bu vesile ile çocuklarımızın en iyi şartlarda yetişmesi için büyük bir özveri ile çalışan herkese şükranlarımı sunuyorum. Programın hazırlanmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Sevgili çocuklar, gençler;
Hepiniz pırıl pırılsınız ve çok kıymetlisiniz. Geleceğinizin güzel ve aydınlık olacağından hiç şüpheniz olmasın.

Devletimizin koruması altında yetişmiş ve toplumda çok iyi yerlere gelmiş nice ablanız, abiniz var. Kimisi doktor, mühendis, bürokrat, kimisi sanatçı, sporcu… Siz de kendinize güvenin ve hedeflerinizi büyük tutun.

Sizler bizim evlatlarımızsınız, biz de sizin aileniziz. Sizi çok sevdiğimizi ve her zaman yanınızda olduğumuzu sakın unutmayın. Çıktığınız bu sanat yolunda hepinize başarılar diliyorum.

Çok güzel eserler vereceğinize, kendinizi en iyi şekilde yetiştireceğinize yürekten inanıyorum. Her birinizi sevgiyle kucaklıyor, başarılarınızın devamını diliyorum.

Kalın sağlıcakla!