II. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesinde Yaptıkları Konuşma

01.11.2019

Değerli Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

İkinci Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi'nde sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bildiğiniz gibi, sıfır atık projesini ilk kez, 2017'de tanıtmıştık. İki yıl boyunca, çok sayıda etkinlik gerçekleştirdik. Bu hareket, kamu, özel sektör, medya ve STK işbirliği ile, hızlı bir şekilde yayıldı. 

Bugün, ikinci kez sıfır atık zirvesi düzenliyor olmamız, kararlılığımızın ifadesidir. Emeği geçen ve destek veren herkese, teşekkür ediyorum. Yurtdışından gelen tüm misafirlerimize, şükranlarımı sunuyorum.

Değerli misafirler,

Dünyamızı ilgilendiren çevre krizi, sadece bir çevre kirliliği meselesi değil, hayatın tüm yönlerini etkileyen bir konudur. Daha da önemlisi, insan neslinin devamlılığı ile ilgilidir. Yani bir nevi ölüm kalım meselesidir.

O nedenle, çevre sorunlarıyla ilgilenmek, önümüzdeki iki şıktan biri ya da bir gönüllük konusu olmaktan çok, zorunluluktur. Sanayi devrimi ve sonrasında yaşananlar, bizi bugünlere getirdi. Deniz kirliliğinden, biyo çeşitliliğin kaybına kadar, şikayet ettiğimiz her şey, geçmişte ektiklerimizin hasadıdır.

Aynı şekilde, bugünkü eylemlerimizle de geleceği şekillendiriyoruz. Yerküremiz, çevresel açıdan çeşitli yaralar almış olabilir. Fakat, bugün yapacağımız davranış tarzı değişiklikleriyle, bu yaranın kabuk tutmasını, sonra da iyileşmesini sağlayabiliriz. Ne plastik işgaline uğramış okyanuslar, ne su savaşları, ne de kıtlık, kaderimiz değil.

Değerli konuklar,

Bireyler, bazen devasa endüstriler karşısında kendilerini çaresiz hissediyorlar. Endüstriler ise, bunun bir arz-talep meselesi olduğundan sözediyorlar. Oysa meseleye, daha bütüncül bakmamız gerekiyor. Biz bireylere de endüstriye de düşen sorumluluklar var. Mesela, restoranlar plastik pipet dışında, alternatif pipet sunduğunda, müşterilerine aynı zamanda, bir çevre duyarlılığı penceresi de, açmış oluyor.

Aynı şekilde, ıslak mendillerin, 'geri dönüşemeyen', kategorisine girdiğini bilmeyen tüketiciler, alternatif ürün servis edildiğinde, yaşayarak öğrenme imkanı da buluyor. Burada yaşanan deneyimin, evde tekrarlanma ihtimali de, yüksek oluyor.

Kullan-at, giy-at diye, büyük bir başarı gibi sunulan yaşam tarzlarının, aslında ne kadar ilkel olduğunu, acilen fark etmemiz lazım. Bireyler olarak üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor. Bu noktada, Dünya Doğayı Koruma Vakfı'nın başlattığı, 'atık azaltma' girişimini, gönülden tebrik ediyorum. Kampanyaya dahil olan bütün sektör temsilcilerini de, kutluyorum. Kullanıp hemen atmamak, yeniden kullanmak, uzun süre giymek, yeniden kazanmamız gereken, reflekslerdir.

Kıymetli misafirler,

Tekstil, dünyayı en çok kirleten endüstrilerde, ikinci sırada yer alıyor. Tekstil üretimi, dünyada son 15 yılda, iki katına ulaşmış durumda. Çözünebilir maddelerden üretilmeyen tekstil ürünleri, doğada 200 seneye kadar kalıyor.

Bir kot pantolonun üretilmesi sonucunda, 128 kilometrelik araba yolculuğunda oluşan, gaz salınımı ortaya çıkıyor. Bir adet pamuklu gömleğin üretimi için, 2700 litre su kullanılıyor. Su tasarrufu, yalnızca banyoda, ya da bulaşık yıkarken suyu ziyan etmemek değildir. Kullandığımız her ürünün yapımında kullanılan su miktarı da, tasarruf kategorisinde değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla hızlı moda anlayışı yerine, hayat biçimimizle bütünleşmiş, mevsimlerle özdeşleşmiş, ömrü uzun kıyafetlere dönüşü, başlatmalıyız.

Kıymetli misafirler,

Yine bizlere küçük bir ayrıntı gibi görünen ve boyutlarını tam olarak anlayamadığımız bir atık türü de, maalesef ambalaj atıkları.  

Bir istatistiğe göre 2017 yılında, sadece plastik ambalaj atığı, üç milyon tonun üzerindeydi. Toplam ambalaj atığı ise, 8 buçuk milyon tonu aştı. Bu süslü ambalajlar, adeta, koyun postuna bürünmüş kurt misali, çevremiz için sinsi bir tehdittir. 

Ünlü düşünürümüz Cemil Meriç'i çok güzel bir  sözü var; "İnsanlar sevilmek için yaratıldılar, eşyalar ise, kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır." Tüm dünya olarak, özden uzaklaşmış olmanın etkilerini, hediyeleşmelerimizde bile, yaşar hale geldik.

Amacımız gönül yapmakken, kendinden, kat be kat büyük paketlere sararak verdiğimiz hediyeler bile, eşya karşısında büyülendiğimizi, acı biçimde gösteriyor. Bütün sektör temsilcilerimize seslenmek istiyorum.

Lütfen ürettiğimiz her ürünün, çevreye olan maliyetini, ince ince hesap edelim. Paketlemeden önce, 'buna gerek var mı?', diye düşünelim. İnanıyorum ki, projeyi başlattığımız günden bu yana aldığımız mesafe, bu tür yeni farkındalıklarla, katlanarak artacaktır.

2019 yılı itibariyle, 25 bin kamu kurumu binasında, sıfır atığa geçme hedefimizi, iki ay önceden  yakaladık. Vakıflarımız, ardı ardına çok güzel projelerle, sürece katkı veriyor.

Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz Haziran ayında, Sıfır Atık Mavi'yi yürürlüğe koyduk. Tüm yurtta, deniz temizliği seferberliği başladı. 163 bin metreküp deniz çöpü toplandı ve bertarafa gönderildi. TURMEPA öncülüğünde yapılan bu seferberlikle, Türkiye'nin önde gelen 760 kuruluşu, "Sıfır Atık Mavi Sözü" vererek, denizlerimizin kirliliğini önlemek için çalışacağını taahhüt etti.

Çevre-Şehircilik ve Milli Eğitim Bakanlığımız, çocuklarımıza çevre duyarlığı eğitimlerini, sürdürüyor. TEMA Vakfı işbirliği ile, çocuklara yönelik programlar yapılıyor. 2020 yılı itibariyle de, bütün belediyelerimizde Sıfır Atık Yönetim Sistemine geçişi, tamamlamayı hedefliyoruz.

Değerli Misafirler,

Sıfır atık projesinin, yerel bazda ülkemize, küresel ölçekte tüm dünyaya yaptığımız, en büyük yatırım olduğuna inanıyorum.

Ben herkesin, vatanını çok sevdiğini, bayrak görünce yaşaran gözlerden biliyorum. Unutmayalım ki, bir damla suyumuz, bir karış toprağımız, altında durduğumuz mavi sema, yeryüzüne gölgesini seren ağaç da, bu sevgiye dahildir.

Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023'te, ülkemize olan sevgimizi, eğitimden çevreye, tüm projelerimizde, hedeflerimize ulaşarak göstereceğiz inşallah. Gerçek ülke sevgisi, bana göre budur!

Bu duygularla sözlerime son veriyor, bu zirvenin sonuçlarının, dünyanın iyiye doğru dönüşünü, hızlandırmasını diliyorum.

Bütün katılımcılara, katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum.

Kalın sağlıcakla.