Yerel Yönetimler Sıfır Atık Kongresinde Yaptıkları Konuşma

11.10.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Sözlerimin başında, Barış Pınarı Harekatı sırasında şehit düşen Mehmetçiğimize Rabbim’den rahmet niyaz ediyorum. Sivil kayıplarımızı da minnetle ve rahmetle anıyorum. Tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Allah ordumuzun yardımcısı olsun, bölgemizi huzura kavuşturacak bir zafer nasip etsin.

İstanbul Yerel Yönetimler Sıfır Atık Kongre ve Sergisi’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Organizasyonda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Hepiniz hoşgeldiniz!

Değerli Katılımcılar,

Bugün yaşadığımız dünya geçmişte bir öngörüydü.

Bilim insanlarının bugüne dair yapmış oldukları tahminleri, şimdi gerçeklik olarak yaşıyoruz.

Dünyanın sanayi devrimi öncesine göre, 1 derece ısınmış olmasının sonuçları, doğal afetler ve kuraklık gibi acı bir bilanço ile geri dönüyor.

Bugün ise, bilim insanları daha da kötü ve çok uzak olmayan bir gelecek için uyarıyorlar.

Adeta dünyanın her yerinde alarmlı bir saatin, bizi uyandırmak için çaldığını işitiyoruz.

Peki uyanacak mıyız? İşte kendimize sormamız gereken soru bu!

Bilim bize kirliliğin ulaşacağı noktayı, 2050’de okyanuslarda balıktan çok plastiğin yüzeceğini söyleyerek haber veriyor.

Felaketin boyutları bununla da sınırlı değil.

İçecek su bulma arayışıyla başlayacak iklimsel göçlerin yaratacağı çatışmalar ve insanlık trajedileri bizi bekliyor.

Bu sefer bilim insanlarının öngörülerine kulak vermemiz ve derin uykumuzdan uyanmamız lazım.

Çünkü önümüzdeki birkaç bin yılı şimdi inşa ediyoruz.

Çocuklarımıza bırakacağımız gelecek vasiyetinin cümlelerini şu anda kuruyoruz.

Bu gerçeklerden hareketle, 2017’de başlatmış olduğumuz Sıfır Atık hareketi bugün çığ gibi büyüyor.

Bugün bu kongrenin düzenlenmesi, birbirinden müstesna bilim insanlarının, akademisyenlerin ve karar vericilerin iştirak etmesi, gurur verici olduğu kadar umut da aşılıyor.

Kıymetli Misafirler,

Bildiğiniz gibi 2017 yılında sıfır atık uygulamalarını öncelikle Cumhurbaşkanlığı ofisleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve kamu kurumlarında başlattık.

Çöpleri kaynağında ayrıştırdık.

Kapımızdan içeri çöp kamyonlarının girmemesinden büyük mutluluk duyuyoruz.

Sıfır Atık Yönetmeliği ile, 2020 yılının ilk yarısında tüm kamu kurumlarını sisteme entegre etmiş olacağız. İkinci yarısında ise, 250 binden fazla nüfusu olan ilçe belediyeleri, organize sanayi bölgeleri gibi büyük ölçekli yerler, sıfır atık yönetim sistemine dahil edilmiş olacak inşallah.

Ülke çapında toplanan atık miktarı ve diğer çalışmalarla ilgili envanter oluşturulması için de Sıfır Atık Bilgi Sisteme devreye girdi.

Bugüne kadar 22 bin 913 kurum ve kuruluş bu sisteme entegre oldu, veri girişi yapmaya başladı.

Bu sisteme tüm kuruluşların gönüllü olarak entegre olabileceğini buradan belirtmek istiyorum.

Her değişim hareketinde olduğu gibi, sıfır atık hareketinin başarıya kavuşmasında da, insanların konuya aşina olmaları çok önemli.

Bu kapsamda bugüne kadar yaklaşık 950 bin kişiye eğitim verilmiş olması gerçekten çok sevindirici.

Sıfır Atık Hareketi çok şükür başladığı günden beri, gerek yerel yönetimlerden, gerek medyadan gerekse STK’lardan büyük destek gördü.

1 Ocak 2019 itibariyle plastik poşetlerin ücretli hale getirilmesi, poşet tüketimini yüzde 78 oranında azalttı.

Şimdi 2021’i hedefleyerek üzerinde çalıştığımız depozito uygulaması ise, geri dönüşümde bizi hayli ileriye taşıyacak.

Sıfır Atık Projesinin bir diğer ayağı olan Sıfır Atık Mavi’nin startını Haziran ayında verdik.

Tüm yurtta deniz temizliği seferberliği başlattık.

Bu çerçevede 122 bin 193 metreküp deniz çöpü toplandı.

Değerli Misafirler,

Yerel yönetimlerin sıfır atık hareketini sahiplenmesi çok önemli.

Bir taraftan atık yönetimi gerçekleştirirken bir yanda da halkın bilinçlenmesine büyük katkıda bulunuyorlar.

Esenler Belediyesinin bilhassa bu konuda gerçekleştirdiği faaliyetler gerçekten takdire şayan.

Mesela plastik poşetlerin ücretli hale gelmesinden sonra Esenler hanımları, ürettikleri file ve bez torbaları Esenler Metrosunda halka ücretsiz olarak dağıtmışlar. Projenin içselleştirilmesi noktasında mutluluk verici bir çalışma olmuş.

Esasen, belediyelerimizin şehirlerimizi yaşanabilir kılma, doğayla uyumlu hale getirme noktasında büyük tecrübeleri var.

Şiirlere, şarkılara konu olmuş, hayallerin şehri aziz İstanbul’un bakmaya doyamadığımız çehresinin, bir zamanlar çöp dağları altında can çekiştiğini hepiniz hatırlarsınız.

Ne mutlu ki, bugün İstanbul’daki çöp dağları ve kötü koku yalnızca kötü bir anı.

Değerli Katılımcılar,

Yıldız Teknik Üniversitemiz de sıfır atık projesini uygulayan ve bu konuda bilimsel çalışmalar yürüten bir eğitim yuvamız.

O nedenle Yıldız Teknik Üniversitesinin ve Esenler Belediyesinin bu ortaklığı takdire şayandır!

Bir değişimi amaçlayan hareketlerin hükümetler ve akademi tarafı olduğu kadar, bu değişimi asıl gerçekleştirecek olan kamuoyu ayağı da var.

Mesela Japonya’nın Kamikatsu kasabasında hiçbir üst otoriteye gerek kalmadan, yerel halkın milli bir davaymışçasına çöplerini tam 45 ayrı kategoriye ayırdığını biliyoruz. Burası çöplerinin yüzde 80’ini geri dönüşüme sokan ve 2020’de yüzde 100 geri dönüşümü hedefleyen dünyanın sıfır atık kasabası.

Biz bu iştiyakı nasıl kazandırabiliriz? İşte odaklanmamız gereken hususlardan biri de bu.

Vatanperverliğin ve bayrak sevgisinin, ülkemizin tek bir damla suyundan, ağacındaki tek bir yaprağına kadar korumayı da kapsadığını çocuklarımıza anlatmalıyız.

Gandhi’nin “sade yaşa ki başkaları da var olabilsin” sözündeki ölçüyü, hayatlarımızın ana teması haline getirme noktasında ortak aklı oluşturmalıyız.

Bu duygularla sözlerime son veriyor, kongrenin felaket senaryolarını tersine çevirecek sonuçlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.