Dünya Görme Günü Programında Yaptıkları Konuşma

10.10.2019

Kıymetli Hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Bu özel günde sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Dünya Görme Günü, engellilik kavramını ve engelli bireylerin hayat kalitesinin yükseltilmesini yeniden düşünmemiz için büyük bir fırsat. O nedenle, bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese ve ev sahiplikleri için Etimesgut Belediyesine şükranlarımı sunuyorum.
Değerli misafirler;
Sağlık insanın en kıymetli hayat sermayesidir. Bedenimizin her bir parçası eşsiz bir sanat eseri gibi yaratılmış mükemmel ve ilahi bir tasarımdır. Her bir beden fonksiyonumuzun değeri paha biçilmez. O nedenle, birini diğerine tercih etmemiz elbette mümkün değil. Ancak, insanların bildiklerinin yüzde 80’ini görme yoluyla öğrendikleri gerçeği son derece düşündürücü.

Böyle önemli günlerde bizlerin dikkatini konuya çekmek için bazı istatistiki bilgiler verilir. Fakat bu rakamsal bilgilerin karşılık bulması için belki rakamdan çok, o rakamın içinde taşıdığı ağır deneyime odaklanmak gerekir.

Dünya Sağlık Örgütünün verileri, küresel olarak 1.3 milyar insanda bir çeşit görme bozukluğu olduğunu söylüyor. 36 milyon kişi ise, görme engelli.  Görme engelli kişilerin yüzde 90’ı yoksul ülkelerde bulunuyor. Dünyada her yıl 7 milyon insanın gözlerinin ışığı sönüyor.  Her 1 dakikada 1 çocuk, her 5 saniye 1 insan görme yetisini kaybediyor.

Birçok insanın ruhunun yapmak istediklerine bedenlerinde yaşadıkları engel oluyor. Ve ömürlerinin geri kalanını bu engeli aşmaya çalışarak geçiriyorlar. İşte sahip olduğumuz sağlığı korumak, muhtemel tehlikeleri önlemek, yaşama yapılan bir yatırımdır.

Bugün bilim bize görme kayıplarının yüzde 80’inin önlenebilir olduğunu söylüyor. Aslında zamanında müdahale ile görme yetisini kaybetmiş kişilerin yüzde 80’i her gün en sevdiklerinin yüzünü görebilirdi. Bir çiçeğe doyasıya bakmaya ya da yapmaya tutkun oldukları işleri yapmaya devam edebilirdi.

Yani erken tarama, erken teşhis, erken müdahale ile engellilik azaltılabilir. Katarakt, göz tansiyonu, genetik hastalıklar ve şaşılık gibi tedavi edilebilen hastalıkların erken teşhisi ile görme kayıplarını önlememiz pekâlâ mümkün.

Bunun yanında diyabetin kontrol altına alınması, akraba evliliklerinin azaltılması da, önleyici faktörler arasında. En az görme bozuklukları kadar insan hayatını olumsuz etkileyen bir diğer şey de, konuşma bozukluklarıdır.

Özellikle çocukların geleceğini, sosyal becerilerini ve eğitim hayatını doğrudan etkiler. Çocuklar sosyal ilişkileri geliştirmede ve uyum sağlamada büyük güçlükler yaşarlar. Özgüvenleri örselenir. Konuşma bozukluğunun okuma ve yazma öğrenmeyi dahi etkilediği biliyoruz.

Oysa göz hastalıklarında olduğu gibi, konuşma bozukluğunda da erken teşhis ve müdahale çok önemli. Böyle bir bozukluğun 7 yaş yerine 4 yaşında tespit edilesi bile, aynı tedaviyi alan iki yaş grubu arasında büyük farklar yaratıyor.

Kıymetli misafirler;
Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, Etimesgut Belediyemiz, Ankara Şehir Hastanesi’nin bilimsel danışmanlığıyla gençlerde görme ve konuşma taramaları başlattı. Şehit Ertan Akgül Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen göz taramasında 1379 öğrenciye sadece 21 dakikada tarama yapıldı.

Böylelikle, dünyada bir ilke imza attık ve Çocuk Göz Taraması Dünya Rekorunu gerçekleştirdik. 198 çocuğumuzda görme zorluğu tespit edildi. 19 çocuğumuzda ise, eğitimlerini engelleyecek düzeyde görme eksikliği bulundu. Tabi hemen ileri tektik ve tedavi süreci başlatıldı. Yakın bir zamanda, Etimesgut’ta 200 bin çocuk ve gencin taramaları gerçekleştirilecek.

Gerçekten takdire şayan bu başarıda payı olan herkesi tebrik ediyor, çocuklarımız adına teşekkür ediyorum. Çünkü bu sayede çocuklarımızın yüzündeki tebessüm silinmeyecek.

Değerli misafirler;
Sağlık ile yaşama sevinci arasında doğrudan bir bağlantı var. Bizim yapmak istediğimiz bu bağı mümkün olduğunca kuvvetlendirmek. O nedenle, sağlık hizmetlerimizin merkezine “önce insan” anlayışını koyduk. Sağlık hizmetlerinin her kalemini bu anlayış etrafında şekillendiriyoruz. Bilhassa engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek, hayatın her alanında özgürce yer almalarını sağlamak devletimizin özel çabasıdır.

Ülkemizin her yerinde arka arkaya açılan ve özel ihtiyaçlara cevap veren donanımlı merkezlerimiz artık son derece yaygın hale geldi. Engelli çocuklarımıza, gençlerimize ve ailelerine umut oldu. Eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinde fırsat eşitliği sağlandı.

Bununla beraber, bildiğiniz gibi kamuda da, son 17 yılda 55 bine yakın engelli birey istihdam edildi. Sanat ve spor alanlarında engelli kardeşlerimiz başarıdan başarıya koşuyor. Göğsümüzü kabartıyor, gurumuzun vesilesi oluyorlar.

Tüm bunlar, hayatı herkesin katılımına açık, herkese kucak açan bir hale getirme çabamızın bir ifadesidir. Engelli vatandaşlarımızın sorunlarının çözüme kavuşturulması, hayat kalitelerinin yükseltilmesi, toplumun genel huzurunu ve mutluluk katsayısını arttırır.

Bu konudaki toplumsal hassasiyetin oluşturulması, ortak yaşam alanlarında nezaketin temel prensip haline getirilmesi, hepimizin ortak sorumluluğudur. Engelli bireyler için tahsis edilmiş araç parklarını, asansör, yürüme yolları ve rampalar gibi alanları meşgul etmemek noktasında, aziz milletimizin gerekli duyarlılığı göstereceğine inancım tamdır.

Kıymetli misafirler;
Allah’ın bahşettiği hayat nimetine sıkı sıkıya sarılmanın ön şartı, sağlığımıza gerekli ihtimamı göstermektir. Dünyaya örnek olan sağlık sistemimizle bu ihtimamı en yüksek seviyede gösterme çabasındayız.

Sözlerime son verirken, başarılı çalışmalarından ötürü Etimesgut Belediyemize, desteklerinden ötürü Ankara Şehir Hastanemize teşekkür ediyorum. Önlenebilir hastalıkların bundan sonra kimsenin kaderi olmamasını diliyorum.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.
Sizleri muhabbetle selamlıyorum.
Kalın sağlıcakla.