Diyarbakır Gençlik Festivali’nin Kapanış Töreninde Yaptıkları Konuşma

20.10.2018

Sevgili gençler,

Aziz Diyarbekirliler,

Değerli kardeşlerim,

Hanımefendiler, beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Perşembe günü başlayan ve yarın sona erecek olan Diyarbakır Gençlik Festivalinin şehrimiz, bölgemiz, ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum. Bu festivalin düzenlenmesinde emeği geçen bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, Diyarbakır Valiliğimizi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyemizi, Okçular Vakfımızı tebrik ediyorum.

Mayıs ayında İstanbul’da gerçekleştirilen Gençlik Festivalinin Ekim ayında Diyarbakır’da tekrarlanıyor olmasını, anlamlı bir tercih olarak görüyorum. Sanat, kültür, spor, eğlence ve daha pek çok etkinliğin içinde yer aldığı bu festivalin Diyarbakır’ın gelişen ve değişen yüzünün sembolü olacağına inanıyorum.

Bizim Diyarbakır’a olan sevgimiz, muhabbetimiz öyle lafta değildir. Biz Diyarbakır’ı istismar etmek değil imar etmek, geliştirmek, yükseltmek, huzura ve refaha kavuşturmak için çalışıyoruz. Bu yıl üçüncü defadır Diyarbakır’a geliyor sizlerle kucaklaşıyoruz. İmkân olsa her ay Diyarbakır’a gelmek, Diyarbakır’da olmak, siz engin yürekli, güzel gönüllü kardeşlerimle birarada olmak isterim. Ama emin olun, Diyarbakır’ın her meselesini takip ediyor, her işini kolay kılmanın yolunu arıyoruz. Hele konu Diyarbakırlı gençlerimiz olduğunda elimizden ne gelirse yapmayı boynumuzun borcu olarak kabul ediyoruz.

Bugün burada gençlerimizle birlikte olmanın gücümüze güç, enerjimize enerji kattığını, mücadele azmimizi bilediğini hissediyoruz. Çünkü biz bugün burada karşımızda Selahaddin Eyyubi’nin torunlarını görüyoruz. Çünkü biz bugün burada karşımızda atasından işaret aldığı gün milletiyle birlikte yürüyecek Fatih’in evlatlarını görüyoruz. Çünkü biz bugün burada karşımızda Asım’ın neslini görüyoruz. Çünkü biz bugün burada karşımızda ‘zaman bendedir ve mekân bana emanettir’ şuurundaki bir gençliği görüyoruz.

Bu gençlik ki peygamberlerin, sahabelerin, nice büyük devlet, kültür, sanat insanlarının şehri Diyarbakır’ın ve ülkemizin geleceğidir. Bu gençlik ki 2053 ve 2071 vizyonlarımızı hayata geçirecek olan nesildir. Bu gençlik ki umudumuz, ümidimiz, her şeyimizdir.

Gençler;

Diyarbakır’ın ve 80 vilayetimizin tüm gençleri bu büyük sorumluluğu üstlenmeye hazır mıyız? Bunun için kendimizi her alanda en iyi şekilde yetiştirmeye hazır mıyız? Değerlerimize sahip çıkarak ruhumuzu, sporu ihmal etmeyerek bedenimizi, eğitimle vizyonumuzu en ileriye taşımaya hazır mıyız? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için mücadeleye hazır mıyız? Bayrağımızı indirmek, ezanımızı susturmak, istiklalimizi elimizden almak, istikbalimizi karartmak isteyenlere günlerini göstermeye hazır mıyız? Bu ülkenin, 81 milyon insanın hepsini, 81 vilayetinin tamamını da kucaklayarak yolumuza devam etmeye hazır mıyız? Maşallah. Bu gençlik yanımızda oldukça ulaşamayacağımız hedef, galip gelemeyeceğimiz mücadele yoktur.

Kardeşlerim;

Bir ülkenin kuruluşu ve geleceği kılıçla kalemin ucundadır. Kılıcınız keskin olacak ki vatanınıza ve özgürlüğümüze göz dikenlere fırsat vermeyesiniz. Kaleminiz güçlü olacak ki nesillerinizi eğitim-öğretim yoluyla geleceğe hazırlayabilesiniz. Türkiye bugün hem kendini savunmanın, hem de geleceği inşa etmenin çabası içindedir. Hamdolsun her iki konuda da çok önemli mesafe kat ettik.

Bundan birkaç yıl önce Diyarbakır’ın merkezi başta olmak üzere kimi şehirlerimizdeki bazı mahallelerde çukurlar kazarak ülkemizin ve milletimizin geleceğini oraya gömmek istediler. Biz de bu abideleri diktik. Onlar çukur kazdılar, biz ise bu abideleri diktik. Diyarbakır halkı bu ihaneti gördüğü için devletinin yanında dimdik durdu ve teröristleri hüsrana uğrattı. Diğer şehirlerimizde de aynı manzaralara şahit olduk. Sınırlarımız içinde başaramadıklarını dışarıda yapmaya çalıştılar, ona da izin vermedik. Kem âlât ile kemâlât olmaz. Bölgemiz üzerinde hain emelleri olanların maşalığını yaparak bu halka hizmet edilemez.

Dikkat ediniz, adı ve iddiası ne olursa olsun tüm terör örgütlerinin ipinin ucu aynı yere çıkar. Benliklerini 1 dolara Amerika’daki şarlatana satan FETÖ’cüler ve İslam adına Müslümanları katleden DEAŞ’lılar ile kendi halkına, kendi ülkesine kurşun sıkan bölücü teröristlerin hiçbir farkı yoktur. Yüce dinimizin değerlerini istismar ederek bu ülkeye cephe alanlar ile Kürt kardeşlerimizin adını istismar ederek bu millete savaş açanların gerisindeki siluet aynıdır.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla, Abhaza’sıyla, Süryani’siyle, Arap’ıyla, Balkan veya Kafkas göçmeniyle bu ülkedeki 81 milyon vatandaşımızın tek bir devleti vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti’dir. Devletimize sahip çıkacağız. Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkacağız. Kendine başka kimlik arayan, kendine başka devlet arayan, yakın tarihte pek çok örneğini gördüğümüz gibi evini de, yurdunu da, ailesini de, onurunu da kaybetmeye mahkûm oluyor.

Türkiye, Diyarbakırlı kardeşlerimiz başta olmak üzere her kesimden insanımızın ortak gayretiyle bu tuzağa düşmemiş, oyunu bozmuş, iradesine sahip çıkmıştır. Bugün hala birliğin, beraberliğin, kardeşliğin değil de bölücülüğün diliyle konuşanların tek derdi ellerindeki siyasi ve ekonomik rantı kaybetme korkusudur.

Biz milletimize bölünmeyi değil bölüşmeyi teklif ettik. Biz milletimize parçalanmayı değil büyümeyi teklif ettik. Biz milletimize ayrımcılığı değil kardeşliği teklif ettik. Biz milletimize sefaleti değil refahı teklif ettik. Biz milletimize korkuyu değil güveni teklif ettik. Milletimiz de bu teklifimize olumlu cevap verdiği içindir ki bugün her bakımdan dimdik ayakta duran bir Türkiye vardır.

Kim karşınıza bölünmeyle, parçalanmayla, ayrımcılıkla, sefaletle, korkuyla geliyorsa, bilin ki sizin en büyük düşmanınızdır. Bu teklifle gelenin arkasına baktığınızda göreceğiniz tek şey yeminli düşmanlarımız olacaktır. Dün Selahaddin Eyyubi’yi, Sultan Kılıçarslan’ı alt edemeyenler, bugün gözlerini size dikmiş durumdalar. Bunların meşrebine ve bunların meşrebinde yalanın, iftiranın, vaadin, riyakârlığın sınırı yoktur. Dikkat edin, bu sıfatların aynısını ülkemiz içindeki kimi siyasetçilerde de bulabilirsiniz. Çünkü bunlar asıllarının gölgesidir. Biz geçmiştekilerden farklı olarak gölgeleriyle değil, asıllarla mücadele ettiğimiz için başarılı olduk.

Kardeşlerim, sevgili gençler;

Attığımız her adımda karşımıza çıkan engeller bize bir gerçeği tekrar tekrar hatırlatıyor. Özellikle şöyle geriye doğru son 5 yılımıza baktığımızda bunu daha iyi görüyoruz. Mesela Gezi’de amaç ağaç değildi, 17-25 Aralık’ta dert hukuk değildi, çukur eylemlerinde niyet hak değildi. Suriye’de gaye adalet değildi. 15 Temmuz’da gözetilen, ülke değildi. Son ekonomik dalgalanmada işin aslı kur değildi. Hamdolsun milletimiz de bu gerçekleri görüyor.

Diyarbakır, bu süreçte bize hep destek oldu. Buna rağmen seçim sonuçları kafalarda hala birtakım tereddütler bulunduğuna işaret ediyor. Buradan tüm Diyarbakır’a ve aynı tereddütleri yaşayan kardeşlerime sesleniyorum: Bu ülkede etnik ayrımcılık yapan karşısında önce bizi bulur. Bu bölgede bölge ayrımcılığı yapan, şehir ayrımcılığı yapan karşısında önce bizi bulur. Bu bölgede herhangi bir kişiye inancından, dilinden, kültüründen dolayı ayrımcılık yapan önce karşısında bizi bulur.

Diyarbakır’ın ne sıkıntısı, ne sorunu, ne beklentisi varsa, bunu tıpkı ülkemizin diğer 80 vilayetinde olduğu gibi hep birlikte çözeceğiz, çözüyoruz. İşte havalimanından buraya gelirken şu caddelerin halini gördünüz değil mi? Her taraf nasıl görüyorsunuz, pırıl pırıl. Dikilen binalarla her taraf bambaşka. Batıda ne varsa burada da o var. Bunun için hazır mısınız?

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Aydınlık geleceğimizin formülü budur. Şimdi diğer yolların hepsi acıya çıkar, gözyaşına çıkar, zulme çıkar, geleceğimizin karartılmasına çıkar. Unutmayın, Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz. Bu coğrafyada 200 yıldır her yolu denedik, bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmanın dışında hiçbir yöntem bizim hayrımıza değildir.

Diyarbakır tarihi boyunca hep öncü olmuş, lider olmuş, çığır aşmış bir şehir. Gelin yeni dönemin müjdesini yine Diyarbakır’dan verelim: Ey Diyarbekir; sana acıdan, kandan ve gözyaşından başka bir şey vermeyenlerin dönemine son vermeye hazır mısın? Sana zulümden, baskıdan ve korkudan başka bir vaadi olmayanların devrini kapatmaya hazır mısın? Gözünün nuru evladına, mahremin olan evine, kızına, onları Kandil’e kaçıranlara dur demeye hazır mıyız? Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye kadar sana her türlü hizmeti getirenlerin yanında yer almaya hazır mısın?

Öyleyse gelin hep birlikte 2019 Mart’ında yeni bir dönemin kapılarını aralayalım. Gelin hep birlikte ülkemizi 2023’e taşıyacak iradeyi ortaya koyalım. Gelin hep birlikte evlatlarımıza huzurlu ve müreffeh bir gelecek inşa edelim. Gelin hep birlikte güçlü ve büyük Türkiye’ye omuz verelim. Diyarbakır’dan yükselen işte bu ses dostlarımızın kalbini ferahlatırken, düşmanlarımızın yüreğini de daraltıyor. Unutmayın, bu sesi ne kadar yükseltirsek hedeflerimize ulaşma azmimiz o kadar artacaktır.

Şimdi şöyle bir kalkalım,  şarkımızı hep birlikte söyleyelim. Hazır mıyız?  Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Günümüz hayrolsun. Biraz sonra izleyeceğimiz futbol maçı da gençlerimize örnek olsun. Kalın sağlıcakla diyorum.