Türkiye-Kazakistan İş Forumu’nda Yaptıkları Konuşma

16.04.2015

Sayın Cumhurbaşkanı,

Türkiye ve Kazakistan İş Dünyasının Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor; Türkiye-Kazakistan İş Forumu’nun, ülkelerimiz ve işadamlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın dostlarımız olmak üzere; Kazakistan yetkililerine, şahsıma ve heyetime gösterdikleri misafirperverlikten dolayı şükranlarımı sunuyorum.

Esasen biz burada kendimizi misafir olmaktan ziyade, ata yurdumuzda kabul ediyoruz. Aramızdaki ortak tarih ve kardeşlik bağları Türkiye-Kazakistan ilişkilerine özel bir anlam kazandırıyor. Kardeşlik ve akrabalık temelinde inşa edilen yakın işbirliğimizin her alanda hızla gelişmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in 2009 yılında ülkemize gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ilişkilerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükseltmiştik. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin bugün yapılan ikinci toplantısı, bu ortaklığın daha da ilerletilmesine vesile olacaktır. Siyasi, ekonomik, savunma ve kültürel alanlardaki ilişkilerimizi çeşitlendirmek ve derinleştirmek için çabalarımızı sürdürüyoruz.

2014 yılında karşılıklı ticaret hacmimiz 3,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 10 milyar dolar hedefine, siz değerli işadamlarımızın çalışmaları ve katkılarıyla, en kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Kazakistan’da faaliyet gösteren firmalarımızın gıda, petrol, ilaç-kimya sanayi, inşaat, otelcilik, sağlık ve savunma sanayi alanlarında yoğunlaşan yatırımlarının toplam tutarı 2 milyar dolar seviyesindedir. Bu firmalarımız, 15 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Müteahhitlik firmalarımız, bugüne kadar Kazakistan’da yaklaşık 20 milyar dolar değerinde, 400’den fazla projeye imza attılar.

Kazakistan’ın yürüttüğü “2050 Stratejisi” ve “Nurlu Yol” programlarını takdirle takip ediyoruz. Bu kapsamında gerçekleştirilecek yenilikçi projeler konusunda, daha yakın işbirliğine hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Birbirlerini tamamlayan Hazar ve Karadeniz kıyısındaki ülkeler olarak, tarımdan ileri teknolojiye, ulaştırmadan enerji sektörüne kadar birçok alanda işbirliği imkânlarına sahibiz. Önemli olan bu imkânları karşılıklı yarar temelinde en iyi şekilde değerlendirebilmek ve sonuçta Türkiye ve Kazakistan halklarına daha iyi hizmet verebilmektir.

Tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasında önemli bir adım teşkil edecek olan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’nde sona yaklaşıldı. Bu hattın tamamlanmasıyla, inşallah, Avrupa-Kafkasya-Orta Asya-Uzakdoğu-Güney Asya arasında hızlı ve güvenilir bir uluslararası demiryolu ulaşımına sahip olacağız. Hattın Bakü-Aktau-Hazar geçişinin güçlendirilmesi bu noktada büyük önem taşıyor. Hazar geçişli ulaştırma hattı Kazak ürünlerinin yeni pazarlara ulaştırılmasına imkân sağlayacak ve Kazakistan’ın transit ülke konumunu güçlendirecektir.

Turizm, işbirliğimizi geliştirebileceğimiz önemli bir diğer sektör. Bu sektör, ülkemizde gün geçtikçe daha da güçleniyor. Türkiye, dünyada en çok ziyaret edilen ülkelerden biri olma konumunu korumaya devam ediyor. Ülkemizi geçtiğimiz yıl yaklaşık 37 milyon turist ziyaret etti. Türkiye’nin, Kazak vatandaşlarının ilk sırada tercih ettiği ülkelerden biri olması bizi memnun ediyor. 2014 yılında ülkemizi ziyaret eden Kazak turist sayısı 440 bine ulaştı. Kültür, kış ve sağlık turizmi de dahil olmak üzere, bu alandaki geniş tecrübelerimizi Kazak kardeşlerimizle paylaşmaya hazırız. İşadamlarımız, Kazak kardeşleriyle daha çok iş yapmak, daha çok ortaklık kurmak, sadece Türkiye'de veya Kazakistan'da değil, üçüncü ülkelerde de beraber çalışmak arzusu içindedirler.

Değerli kardeşlerim,

Türkiye’nin 2002 yılından bugüne kadar yaşadığı süreç, pek çok ülkeye ilham veren bir başarı hikâyesidir. Geçtiğimiz 12 yıllık dönemde girişimcilerimizi teşvik edecek, önlerini açacak, onların azmini, heyecanını, cesaretini güçlendirecek bir sistem kurmak için pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Gerek KOBİ destekleriyle, gerek faizleri düşürmek suretiyle, ekonomide sağladığımız istikrar ve diğer birçok uygulamayla girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu çerçevede, 2002 yılında 230 milyar dolar olan Gayrı Safi Yurtiçi Hâsılamızı, 2014 yılında, , 840 milyar dolara yükselttik.  Kişi başına milli gelirimizi 3 bin 500 dolardan, 10 bin 500 dolar seviyesine getirdik.  Hedefimiz, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıldönümü olan 2023 yılında, Gayrı Safi Yurtiçi Hâsılamızı 2 trilyon dolara ulaştırmak, kişi başına milli gelirimizi de 25 bin dolara çıkarmaktır. Aynı dönemde ihracatımızı 36 milyar dolardan 158 milyar dolara yükselttik.

Bunu da yeterli görmüyoruz; şimdi bu rakamı 500 milyar dolara çıkarmanın çabası içindeyiz. Hatırlayın, 12 yıl önce IMF’e olan borcumuz 23,5 milyar dolardı, sıfırladık, bugün IMF’ye kredi verebilecek duruma geldik. Devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü, tek haneli rakamlara kadar indik.

Türkiye, son 10 senedir, yılda ortalama 12,4 milyar dolar doğrudan uluslararası yatırım çeken bir ülke konumuna geldi. 12 yıldan öncesine baktığımızda, yıllık ortalama yurt dışından gelen reel yatırım 1 milyar doları geçmiyordu. Ülkemizin, kamu maliyesini ve bankacılık sistemini fevkalade güçlendirdik. Bu sayede, 2008’de başlayan ve Avrupa ekonomilerini güç durumda bırakan küresel ekonomik krizden asgari düzeyde etkilendik. Tarımsal üretimde Avrupa lideriyiz. Hızla gelişen savunma sanayimizle, bu alanda da dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmeyi hedefliyoruz. Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar alanında gerçekleştirdiğimiz reformlarla vatandaşlarımızın hayat standartlarını yükselttik. Bundan 10 yıl önce bizim uluslararası donörler camiasında yaptığımız yardım 45 milyon dolardı, ama geçen yıl 1 yılda yaptığımız yardım, 4,5 milyar dolara çıktı. Sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz reformlar çerçevesinde, yüksek standartlarda hizmet veren hastane ve doktorlarımız sayesinde, her yıl 400 bin yabancı hasta tedavi olmak için artık Türkiye’yi seçiyor. Aynı şekilde üniversitelerimizde eğitim gören yabancıların sayısı da her yıl artıyor.

Altyapı alanında yaptığımız yatırımlar, gerçekten bir devrim niteliğindedir. Az önce değerli dostumun, değerli Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği konu çok önemli, yani eğer siz sanayide bir devrim gerçekleştireceksiniz, ekonomide bir devrim gerçekleştirecekseniz, öncelikle altyapınızı halletmek durumundasınız. Biz yola çıkarken bir şey söyledik, dedik ki, yol medeniyettir. Yolu olmayan medeni olamaz, yolu olmayan kalkınmayı da başaramaz. Su medeniyettir dedik. Suyu olmayan medeniyetten bahsedebilir mi? Temizlenemeyen medeniyetten bahsedebilir mi? Onun için, bununla gerek su, gerek yol, bu işlerde ciddi adımlar attık.  79 senede 6bin 100 kilometre bölünmüş yolu olan bir Türkiye vardı, ama 12 yılda bunun üzerine 17 bin 600 kilometre yeni bölünmüş yol inşa ettik ve böylece bu sıçrama gerçekleşti.

Bu dönemde, 79 senede bizim 26 tane havalimanımız vardı, havaalanımız vardı, bunun üzerine 27 tane yeni havalimanı inşa ettik, şu anda 53 tane havalimanımız var, havaalanımız var.  Hızlı tren hatlarını, Marmaray gibi Asya’yı Avrupa’ya, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan Boğaz’ın altından biliyorsunuz o dev yatırımla tarihi bir projeyi biz başlattık ve bitirdik, halkımızın hizmetine sunduk. Karadeniz’le Marmara Denizi’ni yapay bir boğazla birbirine bağlayacak olan 43 kilometre uzunluğundaki Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin çalışmalar hızla sürüyor ki bizim çılgın projemiz, diye ifade ettiğim projedir, yürüyor ve bu inşallah hallolacak ve Karadeniz Marmara’ya böylece bağlanmış olacak. Niye? Bize bu yakışır da onun için. Aynı şekilde yine Avrupa’yı Asya’ya bağlayan bir başka proje daha var, o da Avrasya Tüneli. Avrasya Tüneli de şu anda devam ediyor, onu da tabii kimse görmediği için ne oluyor bu ülkede, diye bilmiyor, çünkü denizin altından gidiyor o da. Ama önümüzdeki yıl o da bitecek. Oradan da iki katlı tünel, otomobiller gidip gelecek. Marmaray’dan raylı sistem, öbüründen otomobiller.

Bunlara ilave olarak İstanbul Boğazına üçüncü bir köprüyü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü şu anda inşa ediyoruz. Dört gidiş, dört geliş ve ortasından da hızlı tren, raylı sistem, bu yapılacak.

Bir diğer önemli proje; 150 milyon/yıl yolcu kapasitesi ve 22 milyar avro yatırım bedeliyle dünyanın en büyükleri arasında yer alacak yeni havalimanıyla ilgili çalışmalarımız da sürüyor, şu anda inşaatlar devam ediyor. Bütün makineler, bütün buradaki kamyonlar, hepsi şu anda yoğun bir şekilde çalışıyor. Bunlar gibi daha birçok proje. Ya inşaat safhasında ya da hazırlık safhasında bunlar devam ediyor.

Tüm bu yatırımları, devlet ve özel sektör arasında oluşturduğumuz ahenkli çalışma ortamıyla gerçekleştiriyoruz.  Özel sektörün gücünden ve dinamizminden azami düzeyde faydalanmanın gayreti içerisinde olduk. Gerek kendi girişimcilerimize, gerekse uluslararası girişimcilere her türlü desteği veriyor, her türlü teşviki sağlıyoruz.

Kazak dostlarımızı da, Türkiye’deki projelere ilgi göstermeye davet ediyorum. Ve Türkiye’deki girişimcilerle şu anda bir aradasınız. Sektörel bazda birbirinizle yapacağınız görüşmelerle karşılıklı veya müşterek yapacağınız yatırımlarla Kazakistan, Türkiye veya üçüncü ülkelerde atacağınız adımlarla, birbirinize güç devşirmeniz gerekir diye düşünüyorum. İlgili kurumlarımız, Kazak iş adamlarına her türlü yardımı ve yönlendirmeyi sağlamaya daima hazırdır.

Değerli İş Adamları,

Türkiye 1 Aralık 2014 itibariyle dünyanın en büyük 20 ekonomisini temsilen, G-20 Dönem Başkanlığını 1 yıl süreyle üstlendi. Dünyanın büyük bir ekonomik krizden geçtiği dönemde üstlendiğimiz bu sorumluluğun öneminin farkındayız. Bu durum aynı zamanda bize Türkiye’nin artık 13 yıl önceki gibi kendi kriziyle uğraşan değil, küresel ve bölgesel krizlere çözüm arayan bir ülke haline geldiğini gösteriyor. İnşallah şu ana kadar yapılmış G-20’lerin çok ötesinde zirve bir G-20’yi gerçekleştireceğiz. Gerçekleştirdiğimiz büyük kalkınma hamlesi, ortaya koyduğumuz vizyon ve kendimize olan güvenimiz bizi bu konuma getirdi. Dönem Başkanlığımız sırasında G-20’nin küresel ekonomiyi ilgilendiren konuların ele alındığı, temel platform olma özelliğini daha da güçlendirmek istiyoruz.

G-20 Dönem Başkanlığımızın ana hedefini, kapsayıcı ve sağlam büyüme için ortak eylem, olarak tespit ettik. Bu hedef doğrultusunda ve pek çok başlık altında çok ciddi çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Buna ilaveten G-20 için yeni ve güçlü bir düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkeler perspektifi geliştirmeye çalışıyoruz.

Aynı şekilde KOBİ’lerin küresel ekonomik sisteme daha iyi entegre edilmesine dönük çalışmalara da önem veriyoruz. G-20 ile düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, bu kapsamda odak noktalarımızdan biri olacak. Büyümenin, eşitsizliklerin giderilmesini sağlayacak şekilde ve sürdürülebilir olmasını önemli görüyoruz.

Türkiye OECD ülkeleri içerisinde ekonomik büyümesini sürdürürken, aynı zamanda eşitsizlikleri de giderebilen iki ülkeden biridir. Küresel ölçekteki altyapı yatırımları açığının kapatılması için de ortak bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ticaret ve enerji gibi konularda G-20 Dönem Başkanlığı gündemimizin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Bu çerçevede özellikle Afrika’da ciddi bir sorun halini alan enerjiye erişim konusuna eğilmeyi düşünüyoruz. Zenginsin, güçlüsün, fakat en az gelişmiş olan ülkeler var. oraya elinizi uzatmayacak mısınız? İnsanlık olarak, insan olarak, insani ve vicdani duygularımızı onlarla paylaşmayacak mıyız? Hepimiz bu dünyayı paylaşan insanlar değil miyiz? Bir taraftan medeniyet diyeceğiz, bir taraftan çağdaşlık diyeceğiz, ama aynı çağın insanları olarak öbür tarafta ezilen, sömürülen o insanları unutacağız. İşte bu tür çalışmalarla G-20 Dönem Başkanlığını hem kendimiz, hem üye ülkeler, hem de tüm dost ülkeler için verimli şekilde değerlendirmeyi hedefliyoruz.

Sözlerime son verirken Kazak iş çevrelerine şu mesajı vermek istiyorum: Türkiye olarak biz her türlü katkı ve kolaylığı sağlamaya, her alanda işbirliğini güçlendirmeye hazırız. Ve Avrasya Ekonomik İşbirliği’ni önemsiyoruz. Bu konuda Değerli Dostum Nursultan Nazarbayev ile de bunu görüştük. O da şu: Şu anda gerek Rusya Federasyonu, gerek Kazakistan, gerek Belarus istiyoruz ki, Türkiye’yle de bütünleşmek suretiyle burada farklı bir oluşumu, ekonomik, güçlü bir oluşumu da başaralım. Bütün bu imkânlardan istifadeyle ticaretimizi çeşitlendirmeli, katma değeri yüksek alanlara taşımalı ve artırmalıyız. Bizler sadece Kazakistan veya Türkiye’de değil başka ülkelerde de beraber iş yapmanız konusunda sizi sonuna kadar destekliyor ve teşvik ediyoruz. İlişkilerimizi bugünkünden çok daha ileriye taşıyabileceğimize olan samimi inancımı huzurlarınızda bir kez daha tekrarlıyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye tarihin her döneminde, gerek kendi sınırları içinde yaşayan vatandaşları için olsun, gerekse bölgesindeki tüm toplumlar için daima adalet, güven ve huzur kaynağı olmuş bir ülkedir.

Geçmişte yaşanmış acıları bahane ederek bugün Türkiye’yi ve milletimizi itham etmeye çalışanlar, her şeyden önce tarihe haksızlık ediyorlar. Soykırım gibi geçmişte kesinlikle olmamış bir şeyi, mutlak gerçek gibi Türkiye’ye kabul ettirmeye çalışanlar beyhude yere uğraşıyorlar. Bu konuda parlamentolarda alınan kararlar, bizim için yok hükmündedir. Bu konuda siyasetçilerin ifade ettikleri tüm beyanlar, bizim için yok hükmündedir, tıpkı Avrupa Parlamentosu’nun kararı gibi.

Burada bir hususu özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum; Türkiye’nin Ermeni halkıyla herhangi bir sorunu, herhangi bir sıkıntısı yoktur. Aynı dönemde milletimizin çektiği acılar, inanın bundan çok daha daha fazladır. Bununla birlikte bizim Ermenilere karşı dostluk hislerimiz hala canlıdır, hala bakidir. Ülkemizde yaklaşık 40 bini vatandaşımız, 40 bini Ermenistan’dan kaçarak, ülkemize gelip yerleşen ve şu anda bizde misafir olarak kalan insanlar var.

Ermenistan’a barış elini geçen 23 Nisan’da uzattım. Ama uzattığımız bu el maalesef havada kaldı. Bugün 1915 olaylarını bahane ederek, ülkemiz aleyhine kararlar alan devletlerin, kurumların, Ermenilerin hakkını-hukukunu korumak, acılarını paylaşmak gibi bir dertleri kesinlikle yok.

Bu tür kararlar, Ermeniler istismar edilerek Türkiye düşmanlığının dışa vurumundan ibarettir. Biraz önce de ifade ettiğim gibi bu tür kararların hepsi de bizim için yok hükmündedir.

Buradan Ermenilere dostluk çağrımı tekrarlamak istiyorum; gelin, tarihi tarihçilere bırakalım, biz ortak çıkarlarımız, ortak geçmişimiz ışığında kendimize yeni bir gelecek inşa edelim.

Bu düşüncelerle İş Forumunun, Türkiye ve Kazakistan iş adamları arasında başarılı ve verimli yeni ortaklıklara vesile olmasını diliyor, sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.