TÜRGEV Yurtları Toplu Açılış Töreni'nde Yaptıkları Konuşma

25.02.2015

TÜRGEV Yurtları Toplu Açılış Töreni'nde Yaptıkları Konuşma

Kıymetli Misafirler,

Sevgili Gençler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Saygıdeğer Hocalarım;

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum ve bugün yapılacak açılış törenlerinin TÜRGEV’e, eğitim-öğretim camiamıza hayırlar getirmesini Allah’tan temenni ediyorum.

İstanbul’da, Konya’da, Bursa’da, Antalya’da, İzmir’de ve Ankara’da canlı bağlantılarla takip edeceğimiz bu törenin çok farklı, çok anlamlı olduğuna inanıyorum. Bu törenle açılışını yaptığımız 6 ayrı şehrimizdeki, 8 yükseköğretim kız öğrenci yurdumuzun ülkemiz, milletimiz ve evlatlarımız için hayırlı olmasın diliyorum.

Bu hizmetlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfına, Sayın Başkana, Yönetim Kurulu üyelerine, tüm hayırseverlerimize teşekkür ediyorum.

Sözlerimin hemen başında dün Malatya’da meydana gelen elim kazada şehit olan pilotlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet, ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Bu hizmet kervanı yola, 1996 yılında İstanbul Gençlik ve Eğitime Hizmet vakfı adıyla çıkmıştı. Önce Kadıköy’de, ardından Fatih’te açılan kız yurtları, vakfın ilk hizmetleriydi. 2008 yılından itibaren hızlanan yurt açma faaliyetleri, 2012 yılından itibaren artık İstanbul dışına taşıp tüm Türkiye’ye yayılmaya başladı, vakfın adı da Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı, kısa adıyla TÜRGEV olarak tadil edildi. 1996’dan bugüne gençliğe ve eğitime hizmet maksadıyla vakfımızın çatısı altında emek vermiş, bağışlarıyla katkıda bulunmuş herkesi de bu vesileyle, ölenlere rahmet diliyorum, hayatta olanları hayırla yâd ediyor, her birini ayrı ayrı kutluyorum.

Bugün, TÜRGEV ülkenin her köşesine yayılmış 20 yurdu ve 4 misafirhanesiyle hizmetlerini devam ettiriyor. Ayrıca, gündüz bakımevleri, kreş ve ilkokul ile eğitim faaliyetlerinin yelpazesini genişletti, öğrencilere yönelik destek programlarıyla, seminerleriyle TÜRGEV’in yeni Türkiye’yi inşa edecek gençlerin yetişmesi konusunda çok önemli hizmetler, çok önemli görevler ifa etmenin çabası içerisinde görüyorum.

TÜRGEV’in önümüzdeki dönemde faaliyete geçireceği üniversitesiyle, kreşten yükseköğretime kadar eğitimin tüm kademelerinde hizmet veren bir yapı haline geleceğini inanıyorum.

Allah sizlerden razı olsun, emeğinizin, çabanızın, gayretinizin boşa gitmeyeceğinden emin olmanızı istiyorum. Dünyadaki en karlı, en verimli, en hayırlı yatırım insana yapılan yatırımdır. İnancını bilen, tarihini bilen, kültürünü bilen, aynı zamanda araştıran, sorgulayan, öğrenen, üreten gençler yetiştirme konusundaki çabalarınızda sizlere başarılar diliyorum.

Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da daima yanınızda olacağımı bilmenizi istiyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Biliyorsunuz TÜRGEV, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünün en önemli hedeflerinden biriydi. Böylesine güzel, böylesine önemli, böylesine hayırlı hizmetler yapan bir kurum niçin hedef alınır; bu soruyu sormak ve bunun cevabını aramak durumundayız. Bu kurumun hizmetleri niçin iftiralarla engellenmek istenir? Bu kurumun hizmetlerine destek veren insanlar özel olarak tespit edilip, niçin saldırıya uğrar? Yetimin, öksüzün, fakir fukaranın evlatlarının sığındığı bu kapıya niçin kilit vurulmaya çalışılır? Üstelik de tüm bunlar yolsuzluk gibi gerçekten alçakça, gerçekten ahlaksızca bir kılıfla niçin yürütülür? Aslında cevap kendi içinde gizli, dikkat ederseniz, Türkiye’nin ne kadar milli kurumu, milli projesi varsa hepsiyle birlikte TÜRGEV de hedef alınmıştı. Halkbank’tan ne istedilerse, Türkiye’nin küresel projelerinden niçin rahatsız oldularsa, TÜRGEV’in üzerine de aynı sebeple gittiler. Kendi kurdukları ankebut sistem için güneydeki sevdikleri ülkenin, özellikle de ikamet ettikleri yerdeki destekçilerinin çıkarları için TÜRGEV’i bir tehdit olarak gördüler. Evet, gerçekten de TÜRGEV onlar için bir tehditti.

Çünkü TÜRGEV, biraz önce ifade ettim, inancını, tarihini, kültürünü bilen, araştıran, sorgulayan, öğrenen, üreten şuurlu gençler yetiştirmek istiyor, vatanına bağlı, milletine sevdalı gençler yetiştirmek istiyor, bunu hazmedemediler.

Hâlbuki onlar, kayıtsız, şartsız kendilerine tabi olacak mankurtlaştırılmış, bu vasıfların tam tersi mahiyette bir nesil istiyorlar. Yani biri ak diyor, diğeri kara, böyle olunca anlaşabilmeleri elbette mümkün değildi, nitekim olmadı da.

Bu yapı, milletimizin hayır hasenat konusundaki, eğitim konusundaki duygularını, hassasiyetini yıllarca istismar etti. Yardım diyerek, himmet diyerek, kurban diyerek, zekât diyerek topladıkları paraları götürdüler Türkiye aleyhindeki lobilere, milletin değerleriyle hiçbir zaman barışamamış olan partilere aktardılar, yurt içinde ve yurt dışında.

Sadece yurt içinde değil, aynı şeyi yurt dışında da yaptılar ve ülkemiz aleyhine oralarda lobiler oluşturmak için bu paraları harcadılar. ‘Allah rızası için’ diyerek adeta karın tokluğuna çalıştırdıkları insanların emeklerini, karanlık güçler adına oynadıkları oyunların malzemesi yaptılar. Sonunda kendi elleriyle kendi kuyularını kazdılar, milletin feraset duvarına çarpıp, milletin tokadını yiyip, yerlerine oturdular. Bu milletin gönlünden sildiği hiç kimse, hiçbir kurum, biliniz bir daha iflah olmaz, bir daha ayağa kalkamaz; milletimiz bunları gönlünden sildi.

Şimdi tüm sivil toplum kuruluşlarımıza, gönüllü teşekküllerimize vakıflarımıza, derneklerimize çok büyük, çok önemli görevler düşüyor. Yurt içinde, yurt dışında, fark etmez, hiçbir yerde bu yapının ortadan kalkmasıyla herhangi bir hizmetin kesintiye uğramasına izin vermeyeceğiz. Hiçbir insanımızın hiçbir evladımızın mağduriyetine asla göz yumamayız, daha çok çalışacağız, daha çok koşturacağız, daha çok mücadele edeceğiz. Meselenin özünden, amacından en küçük bir sapmaya mahal vermeden bu hizmetleri daha iyisiyle, daha başarılı bir şeklide daha fazlasıyla yürüteceğiz, buna mecburuz, milletimiz için buna mecburuz, vatanımız için buna mecburuz, geleceğimizin teminatı, gözlerimizin nuru evlatlarımız için buna mecburuz.

Şimdi yurt dışındaki okullar için inşallah Milli Eğitim Bakanlığımız Hükümetimize yapmış olduğu hazırlığı sundular ve Milli Eğitim Bakanlığımızın öncülüğünde, ama tamamen sivil yapıya sahip bir Maarif Vakfı adıyla bir vakıf kuruluyor, oralardaki eğitim hizmetlerini artık bu vakıf yürütecek. Yani yurt dışında acaba ne olacak sorusu cevabını böylece buluyor. Yurt içinde de ne barınma, ne burs, ne diğer eğitim ve yardım hizmetleri konusunda en küçük bir aksamaya yol açılmayacağına inanıyorum, az önce Bakanımız 400 bin öğrenci kapasitesine Kredi Yurtlar Kurumu’nun ulaştığını zaten ifade ettiler.

Bu konuda diğer kuruluşlarımızla birlikte TÜRGEV’e de, diğer STK’larımıza, kız öğrenci yurtlarımızı özellikle inşa eden, ihya eden STK’larımıza büyük görevler düşüyor.

Arkadaşlarımızın meselenin künhüne vakıf olduklarını biliyorum. Yeni yurtlarla, yeni okullarla, üniversiteyle kendi alanında ülkemizin en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olma yolunda yürüttüğünüz çalışmalarda sizlere başarılar diliyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Vakıf geleneği bize özgüdür, ecdadımız tarafından oluşturulan ve geliştirilen bu kurumsal yapı bugün Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde başarıyla uygulanıyor. TÜRGEV, nispeten yeni, genç bir vakıf olmasına rağmen, samimi ve titiz çalışmalarıyla kısa sürede milletimizin gönlünde müstesna bir yer etmeyi başardığını görüyorum.

Hele hele, az önce de izledik, burada TÜRGEV ve Ensar Vakfı’nın müşterek oluşturdukları TÜRKEN Foundation adlı bu vakıfla da şu anda Amerika’da attıkları adım gerçekten çok çok bizleri mutlu eden, orada master ve doktora öğrencileri için şu anda inşa edilecek olan bu yurtla birlikte inanıyorum ki çok çok farklı bir gelişme başlamış oluyor.

Bundan dolayı da burada bu oluşuma destek veren tüm hayırseverlerimizi tekrar kutluyorum, tebrik ediyorum.

Tabii TÜRGEV olarak, ülkemizde sadece yurt binaları açılmıyor, aynı zamanda ecdadımızın bize bıraktığı emanete, medeniyetimizin önemli bir mirasına da sahip çıkıyoruz. 28 Şubat 1997’de -28 Şubat geliyor, yad edeceğiz, ama bu defa farklı yad edeceğiz. Nerelerden nerelere, kudret, kuvvet sahibi olan Allah’tır, bugünleri gördük.- ve şimdi 17-25 Aralık 2013’te köklerinden sarsılmak, köklerinden kopartılmak istenen bu miras sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Zahirde farklı gözükse de, aslında her iki teşebbüs de aynı amaca yönelikti.

Amaç, bu milletle kadim tarihi, kadim medeniyeti arasındaki bağları koparmaktı, böylece milletimiz istikametsiz, hedefsiz bir topluluk haline dönüştürülecekti. İşte o zaman bu milletin ne kendisi, ne yakın coğrafyasındaki kardeşleri, ne de diğer tüm mazlum halklar için dünyada seslendirebileceği hiçbir iddiası, hiçbir itirazı kalmayacaktı; biz buna izin vermedik.

Biz kendi geleceğimiz için değil, milletimizin ve tüm kardeşlerimizin istikbali için bu mücadeleyi verdik ve veriyoruz. Meseleyi Tayyip Erdoğan’ın kişisel meselesi gibi göstermeye çalışanlar, aslında bu yapının kendilerine de düşman olduğunu gayet iyi biliyorlar. ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’, gibi basit bir mantıkla yanında yer aldıkları yapı, eğer darbe teşebbüsünde başarılı olabilseydi hepsini esir alacaktı, şantajla esir alacaktı, kasetle, montajla, dinlemeyle esir alacaktı. Biz aslında Türkiye’yle birlikte, milletimizle birlikte onları da bu büyük tehditten kurtardık, bu çok önemli. Ama gittiler kendi ayaklarıyla o yapıya teslim oldular. Sen kendi ayağınla gidersen o da seni hep kullanır, hem de şantajını yapar.

İşte günlerdir gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor, görüyorsunuz yaşanan rezilliği. Biri diğerine montajlı, dublajlı kasetler veriyor, öteki ona biatını bildiriyor, arada birbirlerini tehdit etmekten, hakaret etmekten, alaya almaktan da geri durmuyorlar. Bu nasıl hastalıklı bir ilişkidir. Bunu 30 Mart’ta gördük mü? Gördük. Cumhurbaşkanlığı seçiminde gördük mü? Gördük. Şimdi hedef, 7 Haziran.  Bu nasıl çarpık bir ilişkidir, ama her iki tarafa da yakışır, çünkü cibilliyetlerinin gereği bu.

Varsın onlar kendilerine icazetli şakirtler yetiştirsinler, varsın onlar inadına dekolte, inadına mini etek diye feveran etsinler. Biz TÜRGEV’le, diğer vakıflarımızla, derneklerimizle birlikte, inancına, tarihine, kültürüne bağlı nesiller düşünen, tartışan, üreten gençler yetiştirmek için çalışmaya, çabalamaya devam edeceğiz.

Dün yok etmek için üzerine saldırdıkları TÜRGEV, hamdolsun işte burada, hizmetleriyle, çalışmalarıyla, dimdik ayakta. Onların ise Pensilvanya’dan başka sığınacak yerleri, kendilerini kabul edecek kapıları kalmadı. Buyurun, şu anda Pensilvanya’nın ikinci yakalama emri çıktı, beraber kontak kurdukları kişilerin yakalama emirleri çıkıyor. Ne oluyoruz, nereye gidiyor bu iş? Şimdi 17-25 Aralık’ın sırları ortaya çıkmaya başladı, görüyoruz.

Türkiye’de kendilerine payandalık yapan, yol arkadaşlığı yapanlardan da boşuna medet ummasınlar, millet asla onlara bu ülkenin kaderini teslim etmez, bu ülkenin yönetimini teslim etmez, bunu böyle bilsinler.

Değerli Kardeşlerim,

Şunu çok açık, net söylemek zorundayım: Bizler Türkiye’de çok farklı bir hedefi oluşturmanın, gerçekleştirmenin gayreti içerisindeyiz. Bizim ilişkimiz tarihimizle, bizim ilişkimiz tarihten aldığımız ilhamla geleceği inşa etmek, yani kökü mazide olan ati anlayışının gereğini yerine getirmek.

Değerli Kardeşlerim,

Biz bunların tabiatının, bunların cibilliyetinin gereğini tamamen bir kenara koyan ve tam anlamıyla eşrefi mahlûkat olan insana yakışanı yapmanın gayreti içerisindeyiz. Bu, bir dürüstlük ilkesidir. Bu, Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma hedefidir.

Değerli Kardeşlerim,

Bize düşen sorumluluklarımızın bilincinde olmak, bunun gereğini yerine getirmek. Bunun için de bizim zaman kaybına tahammülümüz yok, onun için çok çalışacağız. Onun için şu anda TÜRGEV’in tüm bu vilayetlerde attığı adımlar, bunun en güzel göstergesidir. Ülkemizdeki tüm gariplere el uzatma sorumluluğumuz var. Ekmeği olmayana ekmek, yakacağı olmayana yakacak, evi olmayana barınak, okula gidemeyene eğitim imkânı sağlamak mecburiyetindeyiz.

Bakın, şu anda TOKİ hamdolsun 630 bin civarında konutu yaptı, sahiplerine teslim etti. Yeterli mi? Değil. Bunun daha da artarak devamı gerekiyor. Özel sektörün yaptıkları ayrı. Dar gelirli, orta gelir grubu, bunlara yönelik bu çalışma bir taraftan devam etmeli. Bugün tek bir kız evladımız dahi ailesi onu gönül huzuruyla, güvenle, gözü arkada kalmadan bırakabileceği bir yurt bulamadığı için eğitim imkânından mahrum kalmışsa, bunda Kredi Yurtlar Kurumu’nun sorumluluğu olduğu gibi TÜRGEV’in de, diğer benzer vakıf anlayışının da sorumluluğu var. Daha çok çalışacağız, daha çok yurt açacağız, böyle bir durumun yaşanmasına mümkün olduğunca müsaade etmeyeceğiz. Ve bu yavrularımızı buralarda gayet iyi yetiştireceğiz, bu konuda belli kabiliyetlerle bezeyeceğiz.

Aynı şekilde ülkemizin neresinde olursa olsun, tek bir vatandaşımız dahi akşam karnı aç şekilde yastığına başını koymuşsa, bunda devletle birlikte bu alanda çalışan tüm vakıflarımızın, derneklerimizin sorumluluğu vardır. İşte şu kışta-kıyamette tek bir kardeşimiz, tek bir ailemiz bile sıcak yuvadan mahrumsa bunda aynı şekilde başta şahsım olmak üzere hepimizin sorumluluğu vardır.

Sadece bu kadar değil, bugün coğrafyamız başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında zulüm altında, baskı altında inleyen kardeşlerimiz var; Suriye’de var, Filistin’de var, Irak’ta var, Mısır’da var, Libya’da var, Türkistan’da var, Myanmar’da var, Kırgızistan’da var, biz bu insanların her birine el uzatmak, gücümüz-imkânlarımız nispetinde yardımcı olmak mecburiyetindeyiz.

İşte Suriye’den ve Irak’tan gelen 2 milyon kardeşimize ev sahipliği yapıyor olmamız elbette önemli, ama buna bakarak tamam diyemeyiz, vicdanımızı tatil edemeyiz. Ülkemizin geçtiğimiz yıl yaptığı uluslararası yardımların miktarı, 12 yıl önce 45 milyon dolar iken, geçtiğimiz yıl bu rakam, evet buraya dikkat edelim, 4,5 milyar dolara ulaştı. Keşke daha fazla imkânımız olsa da bunu, 14,5 yapsak, 24,5 yapsak, daha da artsa, inşallah o günler de gelecek. Biz biliyoruz ki veren el alan elden üstündür.

Değerli Kardeşlerim,

Tabii son günlerde özellikle kadına şiddet konusunda gelinen nokta bizler için gerçekten çok çok üzüntü verici. İşte Özgecan kızımızla ilgili yaşanan, yenilir yutulur değil. Arka arkaya 3, 4, 5 kızımızla, bayanla ilgili olanlar, yenilir yutulur değil. Bu toplumun genlerinde aslında bu yoktur, nasıl oldu da biz bu hale geldik? Bu konuda özellikle bu vakıflarımızın, özellikle STK’larımızın müşterek çalışmaları çok önemli. Tabii bu bir vahşet ve bunların da yargıda karşılığının en kısa sürede, hem de en yüksek derecede verilmesi gerekiyor.

Birçok şeyler tartışılıyor, tabii mevcut Anayasamızın kuralları içerisinde daha ileri bir ifade kullanmadan ben şunu söylüyorum: ‘Adaletin terazisi yerini milim şaşmadan bulmalıdır’, diyorum, bunun olması şart. Üstat ne diyor: “İnsandır sanıyordum mukaddes yükü hamal, hamallık ki sonunda ne rütbe var, ne de mal.”

Şimdi bizim üzerimizde böyle bir mukaddes yük var, bunun gereğini yerine getirmemiz lazım. Daha Özgecan’lar görmememiz lazım, bu olayları yaşamamamız lazım. Ama bu vesileyle bir şeyi yaşadık, işte Mehmet Beyin o irfan dersi gerçekten unutulacak bir ders değildi. Baba, bütün bu acılar içerisinde tüm insanlığa bir irfan dersi verdi, bir insanlık dersi verdi. İşte burada hepimizin ortak almamız gereken dersler de var ayrıca, bu da çok manidar. Ben kendilerine, anneye-babaya bu noktada da Allah razı olsun diyorum. Onlar tahrik unsuru olmadılar, tam aksine hem teenni unsuru oldular, hem de bu ülkede, ‘bak böyle babalar da varmış, böyle anneler de varmış’ dedirttiler; bu bakımdan çok önemli.

Kardeşlerim,

Rütbe beklemeden, mal beklemeden, hiçbir şey beklemeden tehditlere, saldırılara, sıkıntılara göğüs gererek bu yolda yürüyeceğiz. Biz bu milletin bir defa sorumluluğunu üstlenmiş insanlar olarak üzerimize düşeni yapacağız. Bize bu milletin duası yeter. Bize samimi bir gülümseme, samimi bir teşekkür yeter. Biliyoruz ki şöyle kalpten sökülüp gelen bir “Allah razı olsun” sözü hedefini bulmada oktan etkili, kurşundan hızlı bir duadır.

TÜRGEV’de vazife yapan her bir kardeşimin bu anlayışla, bu hassasiyetle görevini yürüttüğüne, yürüteceğine inanıyorum. Hakikaten İstanbul Silivrikapı yurdunu gezdim-gördüm biliyorum. Aynı şekilde Kartal Anadolu İmam Hatip’in yanındaki yurdu gezdim-gördüm biliyorum. Gerçekten insanımıza, kızlarımıza insanca yaşayabilecekleri, geleceğini hazırlayabilecekleri bu yurtları kurdukları için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Kadıköy’ü bilirim, Fatih’i bilirim, Belediye Başkanlığım döneminde yine oraları bizler hazırlamıştık, oraların durumunu bilirim. Ama şimdi TÜRGEV, çok çok daha ileri bir seviyeye geldi. Ve şimdi yeni açtıkları yurtlarla hamdolsun hakikaten kızlarımıza adeta farklı bir onur, farklı bir özgüven kazandırdıkları için teşekkür ediyorum.

Bu duygularla açılışını yaptığımız 8 yurdumuzun bir kez daha ülkemize, evlatlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu yurtlarda kalarak, eğitim hayatlarını sürdüren tüm öğrencilerimize başarılar temenni ediyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun diyerek hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.