Malatya’da Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

21.02.2015

Malatya’da Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

Sevgili Malatyalılar,

Değerli Kardeşlerim,

Hanımefendiler, Beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Açılışını yaptığımız 240 trilyon lira tutarındaki eser ve hizmetlerin Malatya’mıza hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum.

Açılışını yaptığımız eserler arasında 96 derslik, 3 aile sağlık merkezi, Doğanyol Hükümet Konağı, devlet-vatandaş işbirliği tarım ve hayvancılık tesisleri var. Hepsinin de buradan bugün resmi açılışlarını yapıyoruz. TOKİ tarafından yapılanları az önce Değerli Başkanımız burada sizlere açıkladı. 2529 konutu, 3 ticaret merkezini, sosyal tesisi de bugün hizmete alıyoruz. Büyükşehir Belediyemizin yaptığı yeni yolların, Bakırcılar Çarşısı ve Şire Pazarı düzenlemelerinin açılışını da yine bugün yapıyoruz.

Kardeşlerim,

Özel sektörümüz şehrimize 2 otel yatırımı yaptı; Mentalite Otel ve Kadirbey Oteli, bunların da bu vesileyle resmi açılışını gerçekleştiriyoruz.

Tüm bu eserlerin, hizmetlerin Malatya’mıza, ülkemize kazandırılmasında emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımızı, özel sektörümüzü huzurlarınızda tebrik ediyorum.

Tabii bunlar sadece bugün açılışını yaptığımız eserler. Bunlarla kalmayacağız. Büyüyen, gelişen, modern bir Malatya için son 12 yılda gerçekten çok önemli yatırımlar yaptık.

Kardeşlerim,

Bakınız, eğitimde 3609 dersliği Malatya’ya kazandırdık. Sağlıkta pek çok hastane, sağlık merkezi yaptık. Ama hepsinden öte biliyorsunuz Başbakanlığım döneminde başlamış olan 800 yataklı devlet hastanesi şu anda Malatya’mız için bir onur kaynağı. 300 yataklı kadın-doğum ve çocuk ile 150 yataklı fizik tedavi rehabilitasyon hastanesiyle büyüyoruz, güçleniyoruz. Bölünmüş yol uzunluğunu 36 kilometreden 326 kilometreye çıkardık.

Bugün gerçekten gündüz gözüyle özellikle de Havalimanından şehir merkezine şu bölünmüş yolları görünce iftihar ettim.

Son 2 yılda Malatya’ya 6 kez geldim. Bu bir şeyi gösteriyor,  size olan sevdamız, evvel Allah artarak devam ediyor. Ve sizler, bizi bu yolculukta hiçbir zaman yalnız koymadınız, her zaman yanımızda oldunuz. Ve sizinle bu yolları beraber yürüdük. Aşık Veysel gibi, ‘uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece’ dedik ve hakikaten gittik, gündüz-gece.

2014 yılında sadece Malatya’ya çevre illerle beraber yapılan yatırım tutarı ne biliyor musunuz? 451 trilyon, sadece 2014. Bu da bir şeyi gösteriyor, nedir o? Malatya’da yapılacak daha çok şey var. Ve sağ olsunlar sadece ulaştırmada değil, az önce brifing aldım Sayın Valimizden, hamdolsun Türkiye’de eğitimde şu anda Malatya örnek illerimizden bir tanesi. Dersliklerimizdeki öğrenci sayısı Malatya’da 30’un altında. Bizim öğrencilik yıllarımıza gidiyorum, bizim sınıfımızda öğrenci sayısı neydi biliyor musunuz? 75, biz öyle okuduk. Ve o dönemlerde öyle okullarımız vardı ki, dersliklerinde 100-110 böyle öğrenci sayısı vardı. O günlerden şimdi bugüne geldik.

Kardeşlerim,

Tabii ki ulaşım altyapı noktasında çok çok önemli. Hem Malatya için, hem de ülkemizin kuzey-güney ulaşım hattı için çok önemli olan Ermenek Tüneli inşallah bu yıl tamamlanıyor. 25 bin seyirci kapasiteli stadyum inşaatı devam ediyor. Barajları, göletleri, sulama tesislerini teker teker saymayacağım. Zaten Malatya, barajlar noktasında hamdolsun gayet iyi. Bunlar önemli yatırımlar, ama yeter mi? Yetmez. Malatya’nın potansiyeli çok büyük.

Sevgili kardeşlerim,

Bu potansiyele uygun yatırımların Başbakanlığım döneminde olduğu gibi şimdi de Cumhurbaşkanı olarak takipçisi olacağım, bundan da hiç endişeniz olmasın. Ve bu benim sorumluluğumdur, mesuliyetimdir. Zira Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında hakikaten 100 bini aşkın insanın, Malatyalının evet o desteğini ifade ettiği günü unutamıyorum. O ne muhteşem bir buluşmaydı. Ve sizin o gün verdiğiniz heyecan, evet sandıklarda da kendini gösterdi.

Kardeşlerim,

Şimdi biz bu yolculuğumuzu kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Malatya yüzde 70 gibi bir oy oranıyla bizi evet o makama gönderdi. O makamın sahibi kim? Sizsiniz, siz. Ben milletin vekiliyim, milletin yetkilendirdiği bir Cumhurbaşkanı olarak oradayım. Şimdi sizlerle bu buluşmayı yapıyoruz ya, birileri rahatsız oluyor. Yüksek Seçim Kurulu’na müracaat etmişler. Ne diyorlar? ‘Cumhurbaşkanına seçime kadar, 7 Haziran’a kadar meydanları yasaklayın.’ Kardeşlerim, bunlar hala Cumhurbaşkanının ne anlama geldiğini öğrenememişler, işte başkanlık sistemine de bundan karşı çıkıyorlar. Niye? Çünkü onların başkanlık sistemini tahayyül etmeleri mümkün değil. Zira bunların genlerinde bu yok. Ama bizim tarihimizde, bizim genlerimizde, bizim geleneğimizde başkanlık sistemi var, bizim genlerimizde liderlik sistemi var.

Kardeşlerim, ben bugün buradan Kale’ye özel bir selam göndereceğim, yüzde 92’lik bir oyla bu kardeşinize teveccüh gösteren Kale’ye selam olsun. Ayrıca, yüzde 87’lik bir oyla bizlere desteğini veren Pütürge’ye buradan selam olsun.  Herhalde diğer ilçeler böyle bir selamlama yaptım diye, bana darılmaz, darılmaz değil mi? Hepsine ben zaten yüzde 70’le selamlarımı, sevgilerimi, saygılarımı özellikle gönderiyorum.

Şimdi önümüzde tabii bir süreç var. Seçimden hemen önce, 7 Ağustos’ta bizi bağrınıza bastınız. Tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya bu mücadelede saflarınızın ne olduğunu gösterdiniz. O çok anlamlı bir gündü. Demokrasiden yana, özgürlükten yana, haktan, adaletten, yeni Türkiye’den yana, yeni anayasadan yana olduğunuzu söylediniz.

Kardeşlerim,

O muhteşem miting için sizlere ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Ve şunu özellikle vurgulamam lazım: Seçimden sonraki 9. il ziyaretimi Malatya’ya yapıyorum. Malatya’ya her gelişimde bana güç verdiniz, bana moral verdiniz. Ben de sizlerden aldığım moralle ülkeme ve milletime hizmet etmek için var gücümle çalıştım, çalışmaya devam ediyorum.

Malatya bu kardeşini bilir, ama ben de Malatya’yı bilirim. Bilirim ki Malatya’dan vasat insan çıkmaz. Çünkü Malatyalı özgündür, kendine mahsus kabiliyetleri, özellikleri, enerjisi vardır. Bunun için de Malatyalılar bulundukları her yerde çalışkanlıklarıyla, üretkenlikleriyle, girişimcilikleriyle, başarılarıyla kendilerini fark ettirirler, gösterirler.

Kardeşlerim,

Battal Gazi’nin torunlarına da böylesi yakışır. Sadreddin Konevi’nin doğduğu topraklara böylesi yakışır. O Konevi ki, bu topraklarda tasavvuf kültürünün yayılmasında, kök salmasında büyük hizmetleri olmuş bir büyüğümüzdür.

Hamido’nun evlatlarına böylesi yaraşır. O Hamido ki, Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden birinde cesaretiyle, dirayetiyle tüm ülkeye örnek olmuş, bedelini de ailesiyle birlikte canını vererek, ödemiş bir kahramandır.

Turgut Özal’ın hemşerilerine de böylesi yakışır. O Özal ki, 12 Eylül ihtilalinin ardından, bir kardelen çiçeği gibi milletimizin umudu olarak ortaya çıkmış, Türkiye’yi yepyeni bir döneme taşımıştır. Özal ne diyordu? ‘Büyük Türkiye’ diyordu, ‘Türkiye için başkanlık sistemine geçmemiz gerekir’, diyordu. Biz de bugün aynı şeyleri söylüyoruz; ‘yeni Türkiye diyoruz, yeni anayasa diyoruz, başkanlık sistemi, çözüm süreci’ diyoruz. Malatya’nın demokrasimize, siyasetimize armağan ettiği tüm kazanımlara sahip çıkıyoruz.

Dün Özal’a diktatör diyerek, Özal’a tek adam heveslisi diyerek iftira atanlar, bugün aynısını bana söylüyorlar. İnanın değişen hiçbir şey yok. O zamanın gazetelerini arşivlerden getirttim, baktım aynı şeyleri söylemişler; diktatör demişler, tek adam demişler, aynı şeyler. Özal’ı Cumhurbaşkanı seçtirmemek için kullandıkları tüm kirli yöntemleri, 2007 yılında bizim adayımız Abdullah Bey’e aynen uyguladılar. Biz, milletimizin desteğiyle bu engeli aştık. Hatta bununla kalmadık, bir daha bu yola tevessül edemesinler diye, Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesinin yolunu açtık.

Bu seçimde gittiğimiz ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminde Malatyalı bu evladına, bu kardeşine yüzde 70’lik desteği herhalde Ankara’da oturup, yan gelip yatsın diye vermedi, sadece masa başında imza atsın diye de vermedi. Biz de koşturan, çalışan, terleyen, farklı bir Cumhurbaşkanı olacağımızı zaten peşinen söylemiştik ve bu taahhütle de oy istemiştik. Türkiye’nin hızla gerçekleştirmesi gereken hedefleri vardı, diğer 80 vilayetimizle birlikte Malatya’nın beklentileri vardı, ihtiyaçları vardı. Mevcut sistemin Türkiye’yi getirdiği yer burası, daha fazla ileri gidemiyoruz. Arzu ettiğimiz şekilde, ihtiyacımız olduğu şekilde ilerleyemiyoruz, patinaj yapıyoruz patinaj. Sürekli patinaj yapan bir arabayı yürütmeye çalışmak için harcanan güç israftır. Çünkü hemen yanında aynı güçle, aynı imkanla çok daha hızlı, çok daha verimli bir şekilde ilerleyebileceğimiz bir yol var, işte bu yol yeni anayasadır, başkanlık sistemidir. Bu sistem bizim kadim devlet geleneğimiz gereğidir.

Değerli Kardeşlerim,

Biliyorsunuz artık çalışmalarımızı Beştepe’deki yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, milletin evinde yürütüyoruz, resmi kabullerimizi, resmi törenlerimizi de orada yapıyoruz.

Kardeşlerim,

Bakınız hedef bir dahaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, 50 bin muhtarla milletin evinde biraraya gelmek. Şu anda 2 muhtar toplantısı yaptık ve 800 muhtarımızla biraraya geldik. Önümüzdeki hafta yine bir 400’lü grup geliyor, değişik vilayetlerden. Hangi partili olursa olsun fark etmez, çünkü Cumhurbaşkanlığı Sarayı, milletin evi, tüm muhtarlarımızın. Halkımızı temsilen onları oraya alıyoruz, almaya devam edeceğiz.

Törenlerde Cumhurbaşkanlığı Forsunda yer alan tarihteki 16 Türk devletini, o dönemin kıyafetleriyle temsil eden birer askerimiz de yer alıyor. Birileri kendi aklınca bunu alaya alıyor, dalga geçiyor. Tabii ben görevimiz gereği dünyanın dört bir yanına gittim, oralardaki resmi törenleri gördüm. Pek çoğunda, kendi tarihlerini, kendi kültürlerini ifade eden sembolik unsurlarla karşılaştım. İngiltere’ye git bunu görürsün, Fransa’ya git bunu görürsün, değişik ülkelerde hep bunlar var. Bunları da gayet memnuniyetle, ilgiyle takip ettik. Biz kendi tarihimizi, kendi kültürümüzü, kendi mirasımızı bu şekilde sembolik olarak törenlere dâhil ettiğimizde bundan niye rahatsız oluyorlar? Çünkü bunlar köksüz, çünkü bunlar kendi tarihlerinden, kendi geçmişlerinden, kendi medeniyetlerinden habersiz. Hatta bir kısmı bundan utanıyor, niye? Milletimizle irtibatları tümden kopmuş da ondan. Kendilerine başka bir dünya inşa etmişler, orada yaşıyorlar.

Biz, milletimizle iftihar ediyoruz, biz, milletimizle yaşıyoruz. Milletimizin tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle gurur duyuyoruz. Bunu da her yerde, her vesileyle göstermekten asla imtina etmiyoruz, etmeyeceğiz. Tabii kafa bu olunca biz başkanlık sistemi dediğimizde onlar buna ‘diktatörlük’ diyerek, ‘padişahlık’ diyerek, mukabele ediyor. Türkiye’yi millete rağmen, milletin taleplerine rağmen kendi kurdukları vesayet düzeniyle yönetmeye alışmışlar. Biz milli irade deyince, egemenlik milletindir deyince, tek istikamet belirleyicinin millet olacağını, olduğunu söyleyince rahatsız oluyorlar.

Kardeşlerim, egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Evet. Sadece Meclis’in duvarına yazılsın diye ‘egemenlik kayıtsız-şartsız milletin’ denmedi. İşte egemenlik burada. Bu meydan ne derse o olacak. Şimdi ben buradan sesleniyorum; Ey Parlamentonun içinde olanlar niye korkuyorsunuz? Hadi başkanlık sistemini millete soralım, millet ne diyor? Evet mi diyor, hayır mı diyor?  Buna bakalım. Millet evet diyorsa mesele bitmiştir, hayır diyorsa yine bitmiştir, o kadar. Yıllardır keyiflerince, dilekleri şekilde kullandıkları vesayet düzeninin tüm kaleleri birer birer ellerinden gidince telaşlandılar.

Kardeşlerim,

Başkanlık sistemi vesayet düzeninin artık küllerinin de havaya kavrulduğu, bir daha esamesinin okunamayacağı bir dönemi başlatacak. Şu anda demokrasi diyorlar değil mi? Dünyada en ileri demokrasi nerede? Amerika’da. Ekonomi? Amerika’da. Hangi sistem var? Başkanlık sistemi. Geliyorsunuz, şu anda G-20 ülkeleri var. Bunlar gelişmiş ülkelerdir. 10 tanesi başkanlık sistemiyle idare edilmektedir. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek var mı? En ileri hangi ülke varsa bakıyorsunuz orada başkanlık sistemi var. O zaman biz niçin hala burada direniyoruz? İstiyoruz ki sıçrayalım. Bu yarışa daha güçlü bir şekilde devam edelim. Birileri bileklerimize pranga vurmasın, gücünü doğrudan doğruya milletten alan bir başkan ve gücünü yine doğrudan milletten alan bir meclis karşısında borularının ötmeyeceğini biliyorlar.

Buyurun, kaç gündür Parlamentoda iç güvenlik meselesiyle alakalı maalesef İktidar Partisi’nin getirdiği yasa teklifini geçirmemek için ellerinden geleni yapıyorlar, ellerinden geleni yapıyorlar. Kim var burada? Muhalefet partileri, üç parti. Yanlarında bir de kim var? Pensilvanya, paralel yapı. Biraraya geldiler, geçmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar.

Kardeşlerim,

Biz Gezi olaylarında tüm Türkiye’de kan gövdeyi götürdü mü, belediyelerin araçları yakıldı mı, esnafın dükkânları yakıldı mı, vatandaşın otomobilleri yakıldı mı, insanlar öldü, öldürüldü mü? Peki bütün bunları savunanlar buna karşı güvenlik güçlerimizin güçlenmesini niye istemiyor? Evet, aynı şekilde 6-7-8 Ekim olaylarında, birisi çıktı siyasetçi güya, ne dedi? Sokağa dökülün. Döküldüler mi sokağa. Terör örgütleriyle beraber ellerinde molotof kokteylleriyle, havai fişekleriyle her tarafı yakıp yıktılar mı? Ve bunlar benim Kürt vatandaşlarımın da istismarını yaptılar. Bunlar Kürt vatandaşlarımın temsilcisi olamaz. Sadece istismarını yapıyorlar. Araçları yaktılar mı? Ve kendi belediyelerinde onlara yönetiminin ait olduğu belediyelerde sokakları kazdılar. Ve oraları kazmak suretiyle oraları işlemez hale getirdiler. Çok büyük yolsuzluklar oldu. Suratında maskeler, niye suratını maskeyle örtüyorsun? Eğer terörist değilsen suratını aç. Özgürlük diyorsan, işte özgürlük meydanı burası. Bunu böyle yap. Bak, buradakiler maskeyle dolaşmıyorlar. Alnı ak, yüzü ak, bu şekilde buradalar.

Sevgili Malatyalılar,

Bakıyorsun bir kısmı etek giymiş, niye etek giyiyorsun ya? Bunlar hanımlara da hakaret ediyorlar, bunların durumu bu. Ülkenin huzurunu, refahını istemeyenler bunlar. İç Güvenlik Yasası’nın çıkmasını da bunun için istemiyorlar. Çünkü İç Güvenlik Yasası çıkarsa, bunlar bu kadar rahat at oynatamayacaklar. O zaman molotof kokteylini kullanamayacaklar, havai fişeklerini kullanamayacaklar, demir bilyelerle kalkıp vatandaşa, polisime sapan atamayacaklar. Buna benzer birçok şeyler, işte bunların önüne geçebilmek için şu anda İktidar Partisi’nin böyle bir İç Güvenlik Yasası teklifi öyle veya böyle ne kadar engellerlerse engellesinler inanıyorum ki Parlamentodan geçecek, geçecek, buna benim inancım var. Neydi? Bir hafta önce olacaktı da bir hafta sonra olur, iki hafta sonra olur, ama bu olacak.

Bunlar kaostan, krizden, istikrarsızlıktan, çekişmeden, kavgadan, darbeden besleniyorlar, onun için de başkanlık sistemini istemiyorlar. Çünkü başkanlık sisteminde istikrar var, başkanlık sisteminde güven var. Başkanlık sisteminde devamlı kabus ortamını yakalayamayacaklar. Ve yıllarca milletin ağlaması pahasına bunların yüzü güldü. Şimdi millet gülerken, bunlar ağlıyorsa, inanın yapılan iş milletin menfaatine demektir, ben böyle bakıyorum, demek ki doğru yoldayız. Milletin yararına bir adım atılıyor.

Esasen bizim kimseyi ağlatmak gibi bir derdimiz yok. Biz ülkemiz için, milletimiz için, Türkiye’nin 2023, 2053, 2071 vizyonu için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz.

Değerli Kardeşlerim,

Bütün bu adımlarla beraber dün yapılmayanların, eksik bırakılanların, yanlış yapılanların faturasını son 12 yıldır hep birlikte ödüyoruz. Bugün bunları yapmaya, çocuklarımızın, torunlarımızın, gelecek nesillerin bekası için mecburuz. Geçmişte Özal başta olmak üzere pek çok kişi bu gerçeği görmüştü. Onların gücü buna yetmemiş veya ömürleri kafi gelmemişti. Biz milletimizden aldığımız güçle, destekle bunu başarabileceğimize inanıyoruz. 7 Haziran seçimleri inşallah Türkiye için bir milat olacaktır. 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı’nı doğrudan kendisi seçen Türkiye’nin 7 Haziran’dan sonra yeni anayasasını yapabileceği, kendi Başkanı’nı seçeceği bir iklime kavuşacağına da inanıyorum.

Şimdi soruyorum sizlere; Malatya, yeni Türkiye’yi istiyor mu? Malatya yeni anayasa istiyor mu? Malatya kendi başkanını seçmek istiyor mu? Malatya çözüm sürecini istiyor mu? Maşallah, barekallah. Allah birliğimizi, beraberliğimizi, uhuvvetimizi eksiltmesin.

Değerli Kardeşlerim,

Malatya ülkemizin tüm renklerini, tüm zenginliklerini bünyesinde barındıran bir şehrimiz. Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle ve diğer tüm zenginlikleriyle Malatya’nın ortaya koyduğu kardeşlik görüntüsü herkese örnek olmalı. Biz, işte bu iklimin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muz başta olmak üzere tüm Türkiye’ye hâkim olması için çözüm sürecini başlattık. Bu süreç hiç kimsenin bize dayatmasıyla, zorlamasıyla, planlamasıyla başlatılmış değildir. Çözüm sürecinin sadece ve sadece ülkemizin, milletimizin buna ihtiyacı olduğunu gördüğümüz için projelendirdik ve başlattık. Sürecin asıl muhatabı şu veya bu kesim, şu veya bu bölge değil, milletimizin tamamıdır, ülkemizin tamamıdır. Onun için de bu süreçte milletimizi üzecek, milletimizin hakkına, hukukuna halel getirecek hiçbir işin içinde olmadık-olmayız.

Şehitlerimizin hatıralarını, gazilerimizi, onların ailelerini yaralayacak hiçbir adım atmadık, atmayız. Amacımız; 30 yıl boyunca bu millete maddi ve manevi çok büyük maliyeti olmuş bir sancıyı dindirmek, bir yarayı iyileştirmektir. Bu meseleyi aklıselime dayalı şekilde çözmek istiyoruz. Hem altyapıdaki ihmalleri, hem kültürel ve insani haklardaki ihlalleri telafi ederek, herkesin yararına olacak bir çözümü hedefliyoruz.

Biz, bugüne kadar çözüm sürecinde üzerimize düşenleri bihakkın yerine getirdik, yaptık, yapıyoruz. Ama herkesin aynı sorumlulukta hareket ettiğini söyleyebilmem mümkün değil. Buna rağmen sağduyuyla, soğukkanlılıkla, itidalle, sabırla meseleyi bugüne kadar getirdik. Gerçekten sınırların zorlandığı, sabırların zorlandığı pek çok durumla karşılaştık. Sokakları terörize ettiler, kendi akıllarınca devlete karşı gövde gösterileri yaptılar. Baskıyla, tehditle, tedhişle insanların iradelerini ipotek altına almaya çalıştılar. En son 6-8 Ekim eylemlerini hatırlıyorsunuz, tekrar o konuya girmeyeceğim.

Kardeşlerim,

Silah kullanarak, silah taşıyarak, terör estirdiler. Ama bütün bunlara sabrettik. İnternet ortamında nefret suçu işlersen, terör çağrısı yaparsan suç işlemiş olursun. Polisin, adam öldürme, yaralama, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu suçu gibi durumlarda 24 saat toplumsal huzuru bozan suçlarda 48 saat gözaltı süresi olsun diyoruz. Soruyorum size, burada karşı çıkacak ne var? Molotof kokteyli atsınlar mı, havai fişeklerle insanları yaralasınlar mı? Demir bilyelerle yaralasınlar mı?

Burada işi Meclis’i savaş alanına çevirmeye kadar götürecek ne var? Aslında bunları muhalefetin talep etmesi gerekir. Onlar her zaman olduğu gibi yattıkları, başka işlerle uğraştıkları için hükümet bunları bir paket haline dönüştürüp Meclis’e getirmiş, ne güzel yapmış. Eksiği varsa onu teklif edin, fazlası varsa, onu müzakere edin. Bunları toptan reddetmek niye? Paketi Meclis’ten geçirmemek için bu canhıraş gayret niye? Türkiye’de bugüne kadar ne olduysa bunlara rağmen oldu. İç güvenlik paketinin de bunlara rağmen ben Meclis’ten geçeceğine inanıyorum. Bu paketin yasalaşmasının ardından artık 6-8 Ekim olaylarında olduğu gibi kamu vicdanını yaralayan görüntülere inşallah müsaade edilmeyecek.

Tabii bununla birlikte çözüm sürecini de kendi takvimine, kendi programımıza uygun şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Türkiye’yi bu büyük sıkıntılardan kurtarmak, ortak bir gelecek tasavvuru doğrultusunda kardeşliğimizi güçlendirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Muhalefet partileri başta olmak üzere, sürece katkı vermesi gereken herkesten samimiyet ve ciddiyet beklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Buradan medyaya sesleniyorum, yazılı ve görsel medyaya sesleniyorum; Siz, kimin yanındasınız? Ey yazılı ve görsel medya; Siz, havai fişek atanların yanında mısınız? Soruyorum; Siz, ellerinde molotof kokteyliyle Serap kızlarımızı yakanların yanında mısınız? Siz, toplu katliamların peşinde koşanların yanında mısınız? Siz paralel devlet yapılanmasıyla birlikte bu ülkede Cumhurbaşkanı’nı dinleyen, Başbakanı dinleyen, Anayasa Mahkemesi’ni dinleyen, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni dinleyenlerin yanında mısınız? Sermaye çevrelerinin alışverişlerini, bütün bunları şantajla, montajla tehdit ederek soymaya çalışanların yanında mısınız?

Bunlar bir cemaat değildir, bunlar bir örgüttür. Bunun adı paralel devlet yapılanmasıdır. İşte dün-bugün gazetelerde görüyorsunuz, bir haftadır. Bursa’da söyledim; şahsımı, ailemi tehdit ediyorlar. Ne dedim? ‘Biz bu yola çıkarken beyaz kefenimizi giyerek çıktık’. Allah’ın verdiği ömrü bir lahza öne, bir lahza geriye götürmeye kimsenin gücü yetmez.

İşte şimdi de kızımı tehdit ediyorlar, beni tehdit ediyorlar. Kiminle bunu beraber yapıyorlar? Ana Muhalefet Partisiyle beraber yapıyorlar. Şimdi onlarla farklı farklı şeylerle bazı durumları söylüyorlar. Her şey hukuk içerisinde yürüyor, merak etmeyin. Bunların belgesi, bilgisi, her şeyi varsa, hukuk da herhalde gereğini yapacaktır. Fakat biz bunların farkındayız, biliyoruz. Çünkü başka çıkış yolunuz yok.

PKK terör örgütü bir siyasi partiye Güneydoğu’da, silahla tehdit etmek suretiyle oy topluyor, öyle mi? Ve muhtarlarımızın birçoğu bunlardan bize hep dert yanmışlardır. Fakat dik durduğunuz sürece, dik durduğumuz sürece bilesiniz ki bu ülkede her daim Hak hâkim olacaktır.

Ben şimdi sizlere merhum İnönü’nün ağzıyla hitap ediyorum, onun diliyle hitap ediyorum. Ne demişti? ‘Namuslular, namussuzlar kadar cesur olmazsa başarıya ulaşamazsınız.’ Evet, şimdi namussuzlar kadar en az namuslular cesur olmak zorundadır. Çekinmeyeceğiz, yılmayacağız, adam gibi duracağız, dik duracağız ve yolculuğa da böyle devam edeceğiz, değil mi? Böyle yürüyeceğiz, evvel Allah.

Ben, bölgede yaşayan kardeşlerim olmak üzere milletimizin tamamının iradesi, desteğiyle bu çözüm sürecini başarıya ulaştıracağımıza inanıyorum. Malatya, her konuda olduğu gibi bu konuda da öncü tavrını, yapıcı, üretken, özgün tavrını ortaya koymuştur.

Önümüzdeki dönemde bu konuda Malatya’dan daha güçlü bir ses bekliyoruz. Bu mesele bize Rahmetli Özal’ın bir diğer mirasıdır. Bu konunun çözümü için samimi gayret göstermiş, elini taşın altına koymuştu, ama netice alamamıştı. Özal’ın vefatının arkasından Türkiye’nin ekonomide, siyasette ve bu meselede nasıl bir karanlık döneme girdiğini gayet iyi biliyoruz, gayet iyi hatırlıyoruz. Bu defa aynı hataların tekrarlanmaması için elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız ve bu oyunları sergilenmesine de müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin onuruna, itibarına halel gelmesine müsaade etmeden inşallah bu meselenin çözümünü sağlamak mecburiyetindeyiz.

Çoğu gitti azı kaldı, inşallah güzel günler, aydınlık günler yakın. Ne diyor, o güzel Malatya türküsünde, yanlış söylersem beni mazur görün: “Allah’ın verdiği dert gün olur geçer, aşka düşen yürekler yanar, kül olur geçer.” Bizim yüreğimiz milletin aşkıyla dolu, millete hizmet aşkıyla dolu. Diğer her şey gelir geçer, yeter ki bu aşk bitmesin. Yeter ki bu sevda, bu umut bitmesin.

Ve ben, bu düşüncelerle bir kez daha açılışını yaptığımız eserlerin, hizmetlerin ülkemize, Malatya’mıza hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Bizi her zamanki gibi bağrınıza bastığınız için, kucağınızı, yüreğinizi açtığınız için her birinize şahsım, tüm bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım adına şükranlarımı sunuyorum.

Sizlerin vasıtasıyla Malatya’daki tüm kardeşlerimi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.