Bursa, Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

06.02.2015

Bursa, Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

Sevgili Bursalılar,

Sevgili Vatandaşlarım,

Çok Değerli Kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan Bursalı tüm kardeşlerime, tüm vatandaşlarımıza selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

Hünkarlar diyarı Bursa’da, Osman Gazi’yi, Orhan Gazi’yi, Murad Hüdavendigâr’ı, Yıldırım Beyazıd’ı rahmetle, hürmetle yâd ediyorum. Allah onlardan razı olsun, mekânları inşallah cennet olsun diyorum.

Evliyalar, âlimler diyarı Bursa’dayız. Somuncu Baba’yı, Üftade Hazretlerini, Emir Sultanı, Molla Gürani’yi ve tüm diğer gönül sultanlarını rahmetle, hürmetle, minnetle yâd ediyorum.

Yeşilin, şifanın, tarihin, vefanın şehri Bursa, seni yürekten selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında geçtiğimiz günlerde yaşanan lodos felaketinde hayatını kaybeden üç vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Lodos felaketi sırasında yaralanan ve soba zehirlenmelerine maruz kalan kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu felaket sebebiyle evleri, iş yerleri, araçları zarar gören vatandaşlarıma da geçmiş olsun temennilerimi ifade ediyorum, hasar tespit çalışmalarıyla birlikte Başbakanlık ve AFAD gerekli bütün desteklerini en kısa zamanda kendilerine ulaştıracaktır. Valilik, bunların takibini yapıyor ve Valimiz bu takiplerin ardından da hemen bu hasar tespit çalışmaları neticesinde vatandaşlarımıza ulaşacaktır. Mevlam bizi her türlü arazi ve semavi felaketten muhafaza buyursun diyorum.

Değerli kardeşlerim,

Bugün burada, toplam yatırım tutarı 368 trilyon lira olan, 58 kalem eser ve hizmeti Bursa’mıza kazandırıyoruz, resmi açılışlarını yapıyoruz. Açılışını yaptığımız eserlerin ülkemize, Bursa’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserler arasında 51 trilyon liralık bir yatırımla şehrimize kazandırılan 304 derslik halk eğitim merkezi binası, 176 toplu konut, et ve süt işleme tesisleri, mahalle konakları ve aile hekimliği binası var. Ayrıca Uludağ Üniversitemiz 15 trilyon lira yatırımla Fen Edebiyat Fakültesi fen bölümleri için yeni bir bina inşa etti.

Tüm bu eserlerin açılışını resmen buradan yapıyoruz. Büyükşehir Belediyemiz, az önce kendileri de ifade ettiler, Uludağ’daki Oteller Bölgesi’ne 110 trilyon liralık bir yatırımla teleferik hattı kurdu. Yine Büyükşehir Belediyemizce yapılan Yıldırım Doğu Hattı Atık Su Ana Kolektörü, Bursa Kalesi Doğu Surları Restorasyonu, çevre düzenlemeleri, parklar, çeşitli restorasyonlar tamamlandı. Orhaneli Belediyemiz otopark ve altyapı şebekesi, Osmangazi Belediyemiz kültür merkezi, spor tesisi, kapalı pazar yeri, polis merkezi ve hizmet binası inşa etti. Yıldırım Belediyemiz çevre düzenlemeleri, meslek lisesi ve pazar yeri, Gemlik Belediyemiz halı saha, Gürsu Belediyemiz otel, eğitim merkezi ve yol hizmetlerini tamamlayarak şehrimize kazandırdı. Belediyelerimizin tüm bu eserlerinin açılışını da bu vesileyle gerçekleştiriyoruz.

Kardeşlerim,

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuz soğuk hava depoları, et işleme tesisi, besi işletmeleri, kümesler, süt üretim tesisleri gibi pek çok yatırıma toplamda 68 trilyon lira kaynak sağladı. Çeşitli kamu kurumlarımızın da Bursa’da hayata geçirdiği birçok yatırım var.

Kardeşlerim,

Toplam 58 kalemden oluşan, 368 trilyon liralık bu eserler, hizmetler ülkemize ve Bursa’mıza hayırlı olsun. Bu eserleri Bursa’mıza kazandıran kurumlarımızın yöneticilerini, emeği geçen herkesi tebrik ediyor, kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Tabii bir de Bursa’nın önünde yeni bir dönem açacak olan ve inşası hızla süren projelerimiz var. Bursa’yı İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e bağlayacak olan yüksek hızlı tren hattının inşası süratle devam ediyor. Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolunun önemli bir parçası olan İzmit Körfez Geçişi Köprüsü’nün yapımı son hızla sürüyor. Kuleler dikildi. Düşünebiliyor musunuz, denizin yüzeyinden yukarıya 252 metre kule. Bu kuleler şu anda dikilmiş vaziyette. Denizin altında da, 60 metreyi aşkın yine bir çalışma var. Şimdi inşallah tabliyeler yerleştirilmeye başlandı. Kara kısmında tabliyeler şu anda çelik kısmı halloldu ve bundan sonraki süreçte hızla devam edecek.

Düşünebiliyor musunuz, bunlar daha önce hayal bile edilemiyordu, şimdi hayata geçiyor, buraya geldik. Neyle? İnandık, azmettik, dedik ki, bu millet bunları yapmaya muktedirdir.

Bizim ecdadımız Fatih Sultan Mehmet, karadan gemileri yürüttüyse, onun torunları olarak biz de, denizin altından ne dedik? Marmaray yaparız, yaptık. Ve denizin üstünde de Yavuz Sultan Selim Köprüsü şu anda tabliyeler konmaya başladı, 4 gidiş, 4 geliş, ortadan da hızlı tren, şu anda hızla devam ediyor, önümüzdeki yıl inşallah, hatta bu yılsonu itibarıyla, 29 Ekim’e fevkalade bir durum olmazsa yetişecek, böyle gidiyor. Öbür tarafta Avrasya Tüneli, yine denizin altında, o da devam ediyor.

İstanbul’dan çıkıp Bursa üzerinden, İzmir’e gidiş artık bizim için bir zor olmayacak, zoru kolay kıldık.

Şehir hastanesiyle ilgili çalışmalar da devam ediyor, aynı şekilde diğer projelerimiz, yatırımlarımız da devam ediyor. Bunlar Bursa’nın çehresini değiştirecek, Bursa’yı geleceğe taşıyacak. Ve bu çalışmaların hepsini de adım adım takip ediyoruz, inşallah hepsini de Bursa’mıza kazandıracak, Bursa’mızı çok daha modern, çok daha ileri bir şehir haline getireceğiz.

Az önce Belediye Başkanımız söyledi, inşallah Bursa şehir stadı yapılıyor, modern bir şehir stadı ve Bursaspor da maşallah bu sene gayet iyi gidiyor, herhalde eski başarılarını zorlayacak, öyle görünüyor. Ve kendisine başarılar diliyoruz.

Kardeşlerim,

Bu topraklar bir cihan devletinin doğduğu topraklardır. Bursa, bu coğrafyanın gördüğü en büyük medeniyetin temellerinin atıldığı, ruhunun şekillendirildiği yerdir. Asya’dan, Ortadoğu’dan başlayıp, Avrupa’nın derinliklerine kadar uzanan o muhteşem rüyanın gerçeğe dönüştüğü, kilidinin açıldığı yer Bursa’dır, burasıdır. Bursa, başkentlik unvanı önce Edirne ve İstanbul’a, ardından Ankara’ya taşındıktan sonra da hiçbir zaman vakarını, asaletini bozmadı, her zaman başkentlik sıfatına yaraşır bir duruş içinde oldu.

Ülkeme ve milletime hizmet mücadelesine başladığımdan beri Bursa her zaman bizim yoldaşımız oldu; Başbakan oldum Bursa yanımızdaydı, Cumhurbaşkanı oldum Bursa yüzde 55 oyla yine yanımızda oldu. Bu uhuvvet, bu yoldaşlık, bu dayanışma inşallah devam edip gidecek, ben buna inanıyorum.

Şimdi yeni Türkiye’nin kilidini de inşallah Bursa açıyor. Biliyorsunuz, İstiklal Savaşı döneminde Bursa işgal edilince Ankara’da Büyük Millet Meclisi kürsüsüne kara bir örtü serilmişti, Bursa’nın yaşadığı sıkıntı tüm ülkeyi, tüm milleti böylesine üzüntüye boğmuş, böylesine derinden etkilemişti. Ne zaman ki Bursa düşman işgalinden kurtuldu, işte o gün Meclis kürsüsündeki kara örtü de kaldırıldı. Biz, ülkemiz ve milletimiz bir daha o kara günleri yaşamasın diye mücadele ediyoruz. Meclis kürsüsüne de, gönüllere de bir daha kara örtüler örtmek zorunda kalmayalım, diye yeni Türkiye diyoruz.

Kardeşlerim,

Bursa şahidimiz olsun ki, Bursa’yla birlikte tüm Türkiye şahidimiz olsun ki, bizim millete hizmetten başka gayemiz, hak davasından gayri davamız yoktur. Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye milletin rızasını kazanmasını tavsiye etmişti, vasiyeti buydu. Biz de yaptığımız her işte, attığımız her adımda milletin rızasını kazanmayı gözettik, bunun için çalıştık. Her zaman, tatlı su demokratı, kendine demokrat olmadık, Bursa’da ne diyorsak, Van’da da aynısını söyledik, Bursa için ne istiyorsak, Mardin için de aynısını istedik. İnsanımızı hiçbir tasnife tabi tutmadık. Ne dedik her zaman? Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, aklınıza ne gelirse, Roman’ıyla biriz, beraberiz, hep birlikte Türkiye’yiz dedik.

Kardeşlerim,

Bununla yetinmiyoruz, her kesimden insanımızla milletin sarayında, Ankara’da milletin evinde toplantılarla bir araya geliyoruz, hasbihal ediyoruz, dertleri, sıkıntıları paylaşıyoruz. Onunla da kalmıyor, her fırsatta şehirlerimizi ziyaret ediyoruz, vatandaşlarımızla buluşuyoruz, hasret gideriyoruz, millettin, milletin meselelerine ilişkin görüş alış verişinde bulunuyoruz.

Kardeşlerimiz,

Bursa Cumhurbaşkanı olarak teşekkür ziyaretinde bulunduğum, açılışlar yaptığımız yedinci şehir. Fakat çok enteresandır, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının bu ziyaretlerinden rahatsız olanlar da var. Evet, geçenlerde bir milletvekilini görevlendirmişler, o da YSK’ya müracaat etmiş, Cumhurbaşkanı seçimlere kadar meydanlara çıkmasın. YSK da tabii böyle bir müracaatı ret etmiş.

Kardeşlerim, bunların durumu bu. Diyor ki, Cumhurbaşkanı siyaset yapıyor. Hayır, ben Cumhurbaşkanı olarak sadece istikbale yönelik kanaatlerimi söylüyorum. Ne diyorum? 7 Haziran’da bu ülkede seçim var, 7 Haziran seçimlerinde biz yeni Türkiye’yi istiyorsak 400 milletvekilini vereceğiz. Diyoruz ki, eğer yeni anayasa istiyorsak, 400 milletvekilini vermek lazım, bunlarla böyle uğraşmaya gerek yok. Ve bir başkanlık sistemi istiyorsak, 400 milletvekilini vermek lazım ki, bu gerçekleşsin.  Çözüm süreci istiyorsak 400 milletvekilini vermemiz lazım ki, gümbür gümbür iktidarda olan bir parti bunu gerçekleştirsin.

Ve Türkiye artık çok daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümelidir, bunu görmemiz lazım. Bunu için bir olacağız, beraber olacağız, inşallah güçlü bir şekilde yarınlara yürüyeceğiz.

Dünyada şu gelişmiş ülkelere bakalım, Kasım ayında Türkiye’de G-20 toplantısı var ve bu G-20 toplantısının ağırlıkta olan ülkeleri, hepsi başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bakınız, 18 ülke, bunların 10 tanesi başkanlık sistemiyle yönetiliyor, işte Amerika bunlardan bir tanesi, Arjantin, Rusya, Meksika, Brezilya, bunların hepsi başkanlık sistemiyle yönetiliyor.

Değerli Kardeşlerim,

Şimdi eğer en ileri demokrasi diyorsanız Amerika, kendileri söylüyor, en ileri ekonomi Amerika, başkanlık sistemiyle buraya ulaşmış. Öyleyse biz az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri mi kendimize örnek alacağız, yoksa en ileri olan ülkeleri mi alacağız? Bütün bunları bir de gelenek ve göreneklerimizle beraber güçlendirdiğimiz zaman farklı bir Türkiye ortaya çıkacaktır, bunu bilmemiz lazım.

Değerli Kardeşlerim,

Önümüzdeki hafta Latin Amerika’ya gidiyoruz, Pazar akşamı yola çıkıyoruz inşallah. Ve bu seyahatimizde, geçen 10 gün önce Etiyopya, Cibuti, Somali’ye gitmiştik. Şimdi de Kolombiya, Küba ve Meksika’ya gidiyoruz, bu 3 tane ülkeyi ziyaret edeceğiz ve ondan sonra il ziyaretlerimize yine devam edeceğiz, ardından yine Afrika’ya gideceğiz, ardından yine Latin Amerika ülkelerini ziyaret edeceğiz, çünkü biz, evet, pergelin bir ayağı Türkiye’de olacak, ama diğer ayağıyla dünyayı dolaşacağız.

İşte bundan birileri rahatsız oluyor. İstiyorlar ki, Cumhurbaşkanı Ankara’da otursun, sadece önüne gelen evrakları imzalasın, başka hiçbir işe karışmasın. Bölgesel güç olma, küresel güç haline gelme iddiasında bir Türkiye’nin böyle bir lüksü olabilir mi?

Değerli Kardeşlerim,

Biz sizin huzurunuza seçimden önce geldiğimizde ne dedik?’ Yatan, oturan değil, koşan bir Cumhurbaşkanı olacağız’ dedik, siz de bize yüzde 52’yi bunun için verdiniz, bizim de şimdi buna layık olmamız lazım. Bu taahhütle milletimizin karşısına çıktık ve desteği onun için istedik, sağ olun sizler de bize bu desteği esirgediniz, şimdi verdiğim sözü yerine getiriyorum. Asıl onların istediği gibi Ankara’da oturup sadece evrak imzalayan bir Cumhurbaşkanı olursam emanete hıyanet etmiş olurum.

‘Cumhurbaşkanı meydanlara indi’ diyorlar. Asıl mesele sizin meydanda olmamanız. Bunlar vesayet dönemlerinde lobiler üzerinden güçlü devşirmeye, koalisyon ortaklığı devşirmeye alışmışlar, artık o dönemler geride kaldı. Artık eski Türkiye yok. Yeni Türkiye’de gücünü milletten, milli iradeden almayan hiç kimsenin esamesi okunmuyor, okunmayacak. Benim yerim tam burası, benim yerim milletimin yanı, asıl siz bulunduğunuz yere bakın, yanlış yerde duran sizsiniz, ülkesine ve milletine ihanet içindeki bir çeteyle kol kola yürümek sizi iktidara götürmez, ancak felakete sürükler.

Kardeşlerim,

Pensilvanya ile işbirliği tutan, kirli ilişkilere giren ve bu kirli ilişkileri şu anda Parlamento’nun içinde de devam ettiren bu yanlış yapılanma onları er-geç bir yere taşıyacak. Siz dünyanın her yerinde tüm imkânlarını, tüm gücünü Türkiye’ye zarar vermek, Türkiye’yi sıkıntıya sokmak, Türkiye’yi şikâyet etmek için kullanan bir yapıyla nasıl yoldaşlık edersiniz? Yoldaşlık edecekseniz işte Bursa burada, Bursalılarla yoldaşlık edin, Erzurumlularla yoldaşlık edin, Trabzonlularla yoldaşlık edin, Antalyalılarla yoldaşlık edin velhasıl milletimizle yoldaşlık edin. Bu mesele parti meselesi değil, bu mesele benim şahsi meselem hiç değil. Bu mesele, ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ mantığıyla hareket edilebilecek bir mesele de değil. Bu mesele milletin bekası meselesidir, ülkenin geleceği meselesidir. Çete kurup seçilmiş Hükümete, Başbakana, siyasete, milli iradeye karşı darbe yapma teşebbüsünde bulunanlara payandalık edenleri milletimiz affetmez.

Kardeşlerim,

Milletin değil, darbecilerin, çetelerin yanında saf tutanlar, bu tercihlerinin hesabını millete verdiler, bundan sonra da verecekler. Benim bunları ifade etmemden rahatsız olanlar, bunun için Cumhurbaşkanlığını sorgulayanlar dönüp kendilerine baksınlar. Ne demiş atalarımız? Asıl azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır demişler.

Kardeşlerim, bizim aslımız belli. Abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. Bizden bu millete, bu ülkeye zarar gelecek bir şey sadır olmaz. Çünkü bizim murakıbımız bizatihi milletimizin ta kendisidir.

Değerli Kardeşlerim,

Çıkıyor bir tane siyasi genel müdür diyor ki; ‘ben o teröristlerin önünde yürürüm’ diyor. Yani eli molotoflu, elinde her türlü taş, sapan var, neymiş, genç, ‘onların önünde yürürüm’ diyor. Bir defa elinde molotof varsa, sapan, misket varsa, bütün bunlarla beraber halkın her türlü dükkânına, aracına her şeyine saldırıyorsa bunlar teröristtir, bunun başka izahı yoktur. Onun önünde yürüyeceğini söyleyen kişi de ondan nasibini almış demektir. Bu ülkenin huzura ihtiyacı var, bu ülkenin refaha ihtiyacı var. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı olarak bizler şu anda İç Güvenlik Yasasıyla alakalı bir an önce atılması gereken adımların ülkemizin aydınlık yarınları için önemli olduğuna inanıyorum. Çünkü elinde molotofla ülkenin her yerinde terör estiren insanlara sahip çıkamayız, bunun bedelini ağır ödedik. Bunun bedelini ağır ödeyen bir Başbakan olarak, Cumhurbaşkanlığı makamında da buna seyirci kalamayız. Yeter ki bir an önce bu Meclis Genel Kurulumuzdan geçsin, bizlere de gelsin.

Türkiye gelişecek, Türkiye büyüyecek, ama bunu hazmedemeyenler var. İçeride de var, dışarıda da var, bunu bilmenizi istiyorum. Yeni ihtiyaçlar doğuyor, bu yeni ihtiyaçları karşılamak için de yeni yollar, yeni yöntemler bulmamız, hayata geçirmemiz gerekiyor. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi işte bu çerçevede Türkiye’nin gündemine gelmiş konular. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerine hızlı karar alma, hızlı icraat ortaya koyma kabiliyetine sahip devletlerine bir bakın, inceleyin.

Çoğunun başarısının gerisinde başkanlık sisteminin olduğunu görürsünüz. Eğer 2023 yılında Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi, 10 ekonomisi haline getireceksek bu konuları konuşmak zorundayız, tartışmalıyız, süratle hayata geçirmek durumundayız. Türkiye çok başlılığın bedelini defalarca ödedi, geçmişte yaşadığımız krizlerde, mevcut sistemin zaaflarının çok önemli rolü var. Biz diyoruz ki; ‘madem bu gömlek bu bedene dar geliyor, gelin daha iyisini, daha güzelini, daha faydalısını getirelim, o şekilde yolumuza devam edelim.’ Diyorlar ki; ‘başkanlık sisteminde denetim mekanizması yok.’ Bunlar gerçekten dört dörtlük cahil. Şu anda Amerika’daki sistemde denetim yok mu? Bir sağlık reformunu Sayın Obama yapamadı ya. Niye? Meclis, Senato yol vermiyor. Ama biz sağlık reformunu ta ne zaman yaptık? Bizim derdimiz başka. Biz bunların da önünü açacak bazı adımlarla, mesela biz çift kamaralı bir parlamento olsun istemiyoruz, tek kamaralı olsun, niye? Daha seri olması lazım, engellenmemesi lazım, önünün açık olması lazım ve parlamento her zaman o denetim görevini yine yerine getirecektir. Bakınız ben Belediye Başkanlığım döneminden bu yana ne zaman sorulduysa, başkanlık sistemini hep savundum geldim. Diyorum ki, eğer Türkiye başkanlık sistemiyle yönetiliyor olsaydı, bugün bulunduğumuz yerin kesinlikle çok daha ilerisinde olurduk. Çünkü mevcut sistem, hükümetlere çok ciddi patinaj yaptırıyor. Hele bir de cumhurbaşkanı ile hükümet arasında ciddi görüş ayrılıkları varsa, bu patinaj çok daha fazla oluyor, hatta geriye gidişe yol açıyor. Türkiye bunların hepsini yaşadı, gördü. Bu 1960 ve 1980 darbecileri tarafından bilinçli olarak kurulmuş, Anayasaya derç edilmiş bir sistem.

Bir yanda ülkede işlerin çok daha hızlı, çok daha etkili yürümesini sağlayacak bir sistem var, öbür yanda ülkeye sürekli patinaj yaptıran, fatura ödeten bir sistem var. Biz gelin aklın yolunu, mantığın yolunu günümüz dünyasında daha çabuk ve gerçekten de kabul gören yolu kültürümüze, tarihimize daha uygun olan yolu seçelim diyoruz.

Neymiş efendim? Başkanlık sistemi padişahlık getirirmiş. Bugün dünyada başkanlık sisteminin uygulandığı pek çok ülke var, hangisi padişahlığa, krallığa, imparatorluğa dönüşmüş de Türkiye bu tarafa gitsin? Davulun seçilmişlerin boynunda, tokmağın başkalarının elinde olduğu, sürekli vesayet odaklarına kapı açan bu sistemde ısrar etmenin, direnmenin ülkeye de, millete de bir faydası yoktur.

Kardeşlerim, biz başkanlık sistemini keyif için, kendimize paye çıkarmak için gündeme getirmiyoruz, milletimiz bizlere her türlü payeyi zaten layık görmüş. İstanbul gibi bir dünya şehrinin Belediye Başkanlığını payesini vermiş, Başbakanlık vermiş, Cumhurbaşkanlığı vermiş elhamdülillah, daha ne olsun?

Bu kardeşiniz Türkiye için, milletimiz için, geleceğimiz için başkanlık sistemi diyorum, bunun için mücadele ediyorum. Başkanlık sistemine geçildiğinde o yetkileri cebimize alıp da herhalde öbür tarafa götürecek halimiz yok, kefenin de cebi yok. Yaşarken bu dünyaya sığmayanlara ölünce 2 metre küplük yer dahi büyük geliyor. Bu meseleyi şahsıma indirgeyenler, sadece benim üzerimden tartışanlar kusura bakmasınlar, dünyaya at gözlüğüyle bakıyorlar demektir. Aslında bunlar milletten korkuyor, bunlar milli iradeden korkuyor, kendilerine güveniyorlar, inanmıyorlar. Mevcut sistemde iyi-kötü bir konum elde etmişler, istiyorlar ki böyle sürüp gitsin. İyi de, bu gidiş milletin faydasına değil, memleketin yararına değil.

Bir kez daha söylüyorum; ben milletime bedel ödetecek, onun aleyhine olacak bir işin içinde bugüne kadar olmadım. Bizim geçmişimiz geleceğimizin teminatıdır.

Önümüzdeki seçimlerin bu konuda ülkemiz için bir dönüm noktası teşkil edeceğini düşünüyorum. Seçimlerin yeni Türkiye’nin, yeni anayasanın, yeni yönetim sisteminin kapısını açacak şekilde sonuçlanmasını özellikle temenni ediyorum. Geçmişte olduğu gibi, bu defa da milletimiz meseleye el koyacak, kendisinin ve evlatlarının geleceği için en doğru kararı verecektir, buna yürekten inanıyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Bursa, gelişmenin, kalkınmanın, büyümenin manasını çok iyi bilen bir şehrimiz. Sizler, huzurun, barışın, kardeşliğin, istikrarın kıymetini gayet iyi biliyorsunuz. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması, arkasından 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirmesi için tüm bunları kalıcı hale getirmemiz, güçlendirmemiz gerekiyor. Bunun için önümüzde çözmemiz gereken sorunlar, aşmamız gereken engeller var.

Her şeyden önce, çözüm sürecini kararlılıkla sürdürüp bu meseleyi ilelebet geride bırakmak mecburiyetindeyiz. Ben bunun için ailece, açık söylüyorum, hayatımızı ortaya koydum. Bunun zorlu bir yol olduğunu, sabır isteyen, inanç isteyen, dirayet isteyen bir iş olduğunu biliyordum. İçeride ve dışarıda çözüm sürecini engellemek, tersine çevirmek, Türkiye’yi yeniden geçmişin o karanlık, o acı günlerine döndürmek isteyenler elbette boş durmuyor. Tüm provokasyonlara, tüm sabotajlara rağmen, hamdolsun, süreci bugüne kadar getirdik.

Kardeşlerim,

Bakıyorsunuz, Amerika’nın bir gazetesinde Pensilvanya’daki zat makale yazıyor, niçin yazıyor? Türkiye’deki bir katılım bankasıyla alakalı. Sen hoca mısın, yoksa banka patronu musun, nesin? Hale bak. Ve sırtını nereye dayanıyor? İşte o malum, New York Times Gazetesi’ne. Peki, bunun patronajı nerede? Onu da siz araştıracaksınız. Acaba bu gazetenin patronları kim? Acaba nasıl burada yazdırıyorlar? Hesap başka, bilesiniz ki içeriden ve dışarıdan güçlü Türkiye istenmiyor ve bunun için her taraf ayağa kalkmış durumda.

Bir yandan çözüm sürecini devam ettirirken, diğer yandan kamu düzenini, toplum huzurunu, halkın devlete olan güvenini de korumak durumundayız. Güvenlik, özgürlük dengesinden taviz vermeden bu meseleyi sonuca kavuşturmak durumundayız.

Kardeşler,

İstanbul-İzmir Otoyolu, Bursa-İstanbul Körfez Köprüsü 2016 Mart ayında inşallah trafiğe açılıyor. Bursa-İstanbul 45 dakika, bu hale geliyor ve Körfez Köprüsü 5 dakikacık, bu hale geliyor.

Sadece İzmit geçişindeki bu kule ve yapımı, ayrıca kuleler arası açıklık 1550 metre, dünyanın 4’üncü en büyük açıklığı olan köprü, böyle bir noktadayız. Şu anda kılavuz halatları çekildi ve adına kedi yolu dedikleri imalat şu anda yapılıyor. İnşallah Mart’ta tamamlanacak ve taşıyıcı kablolar da ondan sonra çekilmeye başlanacak. Ve köprü tabliyeleri inşallah Mayıs’ta başlıyor ve 2015 Aralık ayı köprü açılıyor.

Sadece milletimizin desteğiyle, milletimizin teşvikiyle yola devam ettik, ediyoruz.

Suriye ve Irak’ta bütün yaşanan hadiseler maalesef çözüm sürecini zorlaştıran, süreci sabote etmek isteyenlere fırsat veren bir mahiyet aldı. Bizim Suriye ve Irak’taki olaylar konusunda yaptıklarımız ortada. Ülkemize kaçarak gelen, şu anda ben biliyorum ki, Suriye’den Bursa’ya gelen insan sayısı 51 bin.

Kardeşlerim,

Sizin bu 51 bin Suriyeliye, bu sığınmacıya gösterdiğiniz ev sahipliğinden dolayı sizlere şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.  Sizler bir Ensar görevi gördünüz, Muhacire bunu gösterdiniz.

Tabii şimdi de, başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Hükümetimiz süratle burada kayıt dışı bir emek, çalışma, çalıştırma olmasın diye bir düzenlemeyi Başbakanlık döneminde başlatmış idik, ama bunu süratle bitirmemiz lazım, süratle bitirelim ki, bunun da önünü alalım ve bu insanlar sömürülmesin. Çünkü tarih boyunca bizim sergilediğimiz bir anlayış var, alicenaplığımız var, bir kez daha milletimiz bunu gösterdi. Ülkesinden, yurdundan, evinden koparak topraklarımıza sığınan kardeşlerine sahip çıktı. Devlet ve millet olarak hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak, tüm imkânlarımızı seferber ederek mazlumu, boynu bükük olanları ortada bırakmadık, kardeşlerimize sırtımızı dönmedik. Ama bu ülkelerdeki kaos ortamından faydalanan kimi çevreler meseleyi Türkiye’ye taşımaya, Türkiye’yi karıştırmaya çalıştılar.

DEAŞ terör örgütünden en büyük zararı biz gördüğümüz halde bu örgütü bahane ederek farklı cephelerden farklı argümanlarla, farklı ithamlarla Türkiye’yi sıkıntıya sokmak istiyorlar. Bir yandan bölücü örgüt mensupları, bir yandan paralel yapının ihanet şebekeleri, içeride ve dışarıda Türkiye’yi bir ateş çemberinin içine sokmak için uğraş veriyorlar.

Biz, mazlumun yanında, mağdurun, garibin yanında olmaya devam edeceğiz. Biz, kardeşliği güçlendirmek için, huzuru kalıcı kılmak için çalışmaya devam edeceğiz. Allah’ın izni, milletimizin desteğiyle çözüm sürecini başarıyla sonuçlandıracağız. Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Libya’da hangi isim altında olursa olsun o masum insanları katleden, onlara zulmeden zalimlerin yıkılıp gittiği günleri de göreceğiz.

Kardeşlerim,

Mısır’da masum insanları idama mahkûm edenlerin de yıkılıp gittiğini göreceğiz. Sabırla ekşi koruk helva olur, böyle bir atasözümüz var. Biz bugüne kadar sabırla, azimle çalışarak, ne sorunların üstesinden geldik, ne sıkıntıları geride bıraktık, inşallah bunları da aşacağız. İşte o gün tüm bu coğrafyada, tüm dünyada milletimiz, ülkemiz, mazlumun, mağdurun yanındaki bu kararlı ve fedakâr tavrıyla çok farklı bir yere, çok farklı bir konuma gelecek. 12 yıl önce mazlumlara yaptığımız yardım kardeşlerim, 45 milyon dolardı. Şimdi 4,5 milyar dolar. Bakınız, nereden nereye, bu ne demek? 1’e 100. Veren el, alan elden hayırlıdır, üstündür. Çalışacağız, çok çalışacağız ve tevekkül edeceğiz, Allah’ın inayetiyle elbette başaracağız.

Ben bu düşüncelerle açılışını yaptığımıza tüm eserlerin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını, tüm emeği geçen kardeşlerimizi, huzurlarınızda şahsım, milletim adına tebrik ediyorum, Bursa’mıza hayırlı olsun diyorum, sizleri Allah’a emanet ediyorum.