Dünya Kadınlar Günü Buluşması’nda Yaptıkları Konuşma

08.03.2015

Çok Değerli Kardeşlerim,

Çok Değerli Hanımefendiler,

Değerli Misafirler,

Sizleri En Kalbi Duygularımla Selamlıyorum.

Başta burada, bu salonda bulunanlar olmak üzere, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü samimiyetle tebrik ediyorum. Bu günün, Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınları için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

8 Mart’ı dayanışmanın, dostluğun, kardeşliğin günü haline getirmek için çaba gösteren herkese teşekkür ediyorum. Tabii, Kadınlar Günü bir gün olmaz, her gün kadılar günüdür, bana göre. Bu güzel toplantıyı düzenleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızı, Sayın Bakanımızı ve ekibini huzurunuzda tebrik ediyorum. Biraz önce hep birlikte seyrettiğimiz spot filmde ne diyoruz:  “Kadına Şiddet, İnsanlığa İhanettir.” Evet… Bir anne, bir eş, bir evlat, bir kardeş, komşu, arkadaş olan kadın, hepsinden önce bir insandır.

İnsan da eşrefi mahlukattır, yaratılmışların en şereflisidir. Bakınız burada, kadın denmiyor, erkek denmiyor, çocuk, yaşlı denmiyor; insan deniyor. Kadına kalkan her el, tüm insanlığa kalkmıştır. Kadının onuruna, haysiyetine yönelik her türlü saldırı, tüm insanlığa yapılmıştır. Hele hele, sırf kadın olduğu için öldürülen her kadınla birlikte, tüm insanlık da katledilmiş demektir. Meseleye bu açıdan yaklaşmayanlar, kusura bakmasın, zihnini ayrımcılık fitnesine teslim etmiş demektir.

Kadını ve erkeği, diğer tüm vasıflarından önce insan olarak görmeyen herkes, Ortaçağ Avrupa’sının, Cahiliye dönemi seviyesinin ötesine geçememiş demektir. Dünya bu karanlık dönemleri geride bırakalı çok oldu.

Ben, bu tür etkinliklerin, kadının sosyal, kültürel, siyasal konumuyla ilgili yanlış düşünceler, çarpık uygulamalar konusunda ciddi bir toplumsal bilinçlenmeye vesile olacağına inanıyorum. Bu konuda emek veren, gayret gösteren, mücadele eden herkesi tebrik ediyorum.

Bir evlat, bir eş, bir baba, bir kardeş olarak, hayatımın her döneminde, kadınların, eşrefi mahlûkat vasıflarıyla sahip oldukları haklarını savundum, savunmaya devam edeceğim.

Dünyamızın yarısını oluşturan kadınların fikri ve duygusal katkısını karar mekanizmalarımıza hakkıyla katabildiğimiz zaman, daha yaşanabilir, daha huzurlu bir dünyaya erişeceğimize yürekten inanıyorum. Bugün burada, Cumhurbaşkanı sıfatımdan önce işte bu mücadelemle sizlerle birlikteyim.

Değerli Kardeşlerim,

Değerli Hanımefendiler,

Siyasi hayatımda kadınların ayrı bir yeri, ayrı bir önemi var. İstanbul’da İl Başkanlığı yaptığım dönemden başlayarak, daima kadınları siyasi hayatın içinde aktif olmaya teşvik ettim. 1994 yılındaki Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi kampanyamda, benim en büyük yardımcım hanım kardeşlerimdi. Onlarla birlikte çalmadık kapı, adeta ulaşılmadık insan bırakmadık. Büyük başarılara onlarla birlikte imza attık. Beraber çalıştığımız kadın arkadaşlarımızı kılığına, kıyafetine, işine, gücüne bakarak değerlendirmedik. Onların mücadelemize fikir olarak, emek olarak ne katacaklarına baktık. Bunların dışında hiçbir ayrım, hiçbir bariyer, hiçbir sınıflandırma asla gözetmedik. Çünkü biz, biraz önce de ifade ettim, herşeyden önce karşımızdakilere insan nazarıyla bakıyoruz.

İstanbul’da elde ettiğimiz başarının gerisindeki sırrı merak edenlere, işte burada açıklıyorum; bu sır, hanım kardeşlerimizin meseleye sahip çıkmasını sağlayabilmiş olmamızdır. Belediyeyi de onlarla birlikte yönettik. Haksız, hukuksuz, adaletsiz bir şekilde mahkum edilip cezaevine gönderildiğimde, yine yanımda hanım kardeşlerimiz vardı. Onların gösterdiği teveccühten aldığımız cesaretle siyasi partimizi kurduk. Genel Başkanı olduğum partide Türkiye’nin en büyük kadın teşkilatlanmasını gerçekleştirdik. Şu anda hala öyledir. Diğer siyasi partiler kadının sözünü ederler, hiç birinin bu kadar güçlü bir kadın teşkilatı olmamıştır.İktidara gelmemizde kadınlardan aldığımız yüksek desteğin çok büyük payı olduğunu biliyorum, bunu yapılan bütün kamuoyu araştırmaları da ortaya koymaktadır.

Başbakanlığım süresince attığımız tüm adımlarda kadınlarımızın mağduriyetlerini gidermeye özel önem verdik. Anayasa değişikliklerinden yasal düzenlemelere kadar her konuda kadınlarımızın durumuna, onların sorunlarının çözümüne ayrı bir ihtimam gösterdik. 2004 yılında yaptığımız bir değişiklikle Anayasamızın 10’uncu maddesine “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” hükmünü ekledik. Bununla da kalmadık, yine aynı maddeye yaptığımız bir ilaveyle, “Bu konuda alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağı” ilkesini getirdik.  Aksi takdirde kadınlara pozitif ayrımcılık içeren tüm yasaların, mevzuat düzenlemelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından, Danıştay tarafından iptali söz konusu olabilecekti. Bu hükümle, bunun da önüne geçmiş olduk. 2005 yılında İş Kanununa, “İşveren-işçi ilişkilerinde cinsiyet başta olmak üzere hiçbir nedenle insan haklarına aykırı ayrımcılık yapılamayacağı” maddesini ekledik. Yine aynı yıl çıkardığımız Türk Ceza Kanunuyla, cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda çok önemli yenilikler getirdik. Belediyeler Kanununa, nüfusu 100 binin üzerindeki yerlerde belediyelerin kadın ve çocuklar için koruma evi açması zorunluluğunu getiren bir madde ilave ettik. Gelir Vergisi Kanununa, kadınların evlerinde imal ettikleri ürünleri vergiden muaf tutan bir hüküm ekledik. 2009 yılında Meclis’te Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunu kurarak, bu yöndeki çalışmaların Meclis denetiminde yürümesini temin ettik. 2010 yılında kadın istihdamının artırılmasına ve eşit işe eşit ücret ödenmesine yönelik bir genelge çıkardık.  Kadın istihdamını teşvik için, işveren primlerini devletin ödemesine imkan sağladık, doğum borçlanmasının kapsamını genişlettik. 2012 yılında kadına şiddetle ilgili, gerçekten çok ileri düzenlemeler içeren bir kanun çıkardık. Hemen arkasından da bunun uygulamasıyla ilgili genelgemizi yayımladık.  2013 yılında ilgili mevzuatta yaptığımız değişiklikle kamu kurumlarında kadınlarımızın başörtülü olarak çalışabilmesine imkan sağladık. Bunlar sadece temel mevzuat düzenlemeleri…

Ayrıca eğitimden sağlığa, istihdamdan siyasal hayata katılıma kadar, kadınlarımız için pozitif ayrımcılık içeren pek çok çalışmayı hayata geçirdik. Eşi ölen dul kadınlara, evladı askere giden, çocuğu okula giden annelere maddi destek sağlayacak düzenlemeler yaptık. Hepsinden de gerçekten çok olumlu neticeler, çok güzel tepkiler aldık. Yaşanan kimi kötü hadiselerin, bizim yıllar içinde bu konuda ülkemize, milletimize, kadınlarımıza sağladığımız kazanımları gölgelemesine lütfen izin vermeyelim.

Değerli Kardeşlerim,

Değerli Hanımefendiler,

Yapılanlar önemli olmakla birlikte, elbette hala kat etmemiz gereken çok yol var, bunun farkındayız. Kanun çıkarmanın, kural koymanın yetmediğini biliyoruz. Aynı zamanda bunları uygulayan kişilerin zihniyet dünyalarını değiştirmemiz gerekiyor. Bizim kanunu çıkardığımızda gözettiğimiz hassasiyetler, onu uygulayan poliste, jandarmada, savcıda, hakimde olmayınca, işler arzu ettiğimiz gibi yürümüyor. Kadına yönelik şiddette, bilhassa cinayetlerde, iyi hal indirimi gibi uygulamalarda çok dikkatli olunmalı.

Bunun için, her kurumda, her düzeyde eğitim çalışmaları yürütülüyor. Önümüzdeki dönemde, bu konuda çok daha dikkatli olunacağına, hassasiyet gösterileceğine inanıyorum. Kanunların daha iyi uygulanması gerekliliğinin yanısıra, bu kanunların hitap ettiği sosyal dokuyu da dönüştürmemiz gerekiyor. Birey olarak her bir vatandaşımızın bu konuda hassasiyet sahibi olmasını temin etmek durumundayız.

Sokakta dövülen bir kadının, o kişinin eşi, kızı veya başka bir yakını olması, yapılan eylemin yanlışlığını ortadan kaldırmaz. Nasıl, herhangi bir kişiye yönelik haksız şiddet eyleminde duruma müdahale ediliyorsa, burada da, aynı hassasiyet sergilenmelidir. Biz mazlumun, inancına, diline, kökenine, fikrine bakmadığımız gibi cinsiyetine de bakmayız.

Aynı şekilde biz mağdur edenin de cinsiyetine bakmaz, erkek olduğu için onu hoş görmeyiz. Açıkça söylüyorum, biz “Erkektir, yapar” asla diyemeyiz, dememeliyiz. Bizim için her can Allah’ın bir emanetidir ve tüm imkanlarımızla, tüm gücümüzle ona sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.

Bu vesileyle, Mersin’de hunharca, alçakça öldürülen Özgecan kızımızı bir kez daha rahmetle anıyorum. Geçtiğimiz yıl Almanya’da, hiç tanımadığı iki genç kızı tacizden kurtarmak isterken öldürülen kahraman Tuğçe Albayrak kızımızı rahmetle anıyorum. Nerede olursa olsun, sırf cinsiyetinden dolayı öldürülen tüm kadınları rahmetle anıyorum. Yine buradan, şehitlerimizin annelerine, geride bıraktıkları eşlerine, çocuklarına sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Gazilerimize, onların annelerine, eşlerine, çocuklarına sevgilerimi sunuyorum. Onların fedakarlıkları sayesinde bu ülkenin dimdik ayakta olduğunu asla unutmadık, unutmayacağız. Aynı şekilde, evlatları terör örgütü tarafından dağa kaçırıldığı için Diyarbakır meydanında kahramanca itirazlarını dile getiren, çocuklarını talep eden cesur annelere de hürmetlerimi sunuyorum.

Evlatlarını, eşlerini, babalarını maden kazalarında, iş kazalarında kaybeden tüm anneleri, tüm eşleri, tüm evlatlarımızı buradan selamlıyorum. Suriye’de, Mısır’da, Myanmar’da, Irak’ta, Filistin’de ve dünyanın daha pek çok köşesinde inançları, özgürlükleri uğruna her türlü çileye göğüs geren tüm kadınlarımıza saygılarımı iletiyorum. Zalimlere karşı kendileri, aileleri, toplumları ve tüm insanlık adına karşı koyan, baş eğmeyen bu kadınlar, hem saygıyı, hem takdiri ziyadesiyle hak ediyorlar. Allah onlardan razı olsun.

Değerli Kardeşlerim,

Biz, dünya görüşleri, ideolojileri ne olursa olsun bütün kadınların haklarını savunuruz. Kadınların değil, sadece bazı kadınların hakları için mücadele edenler gibi değiliz, hepsini savunuruz. Biz insan olarak değer verdiğimiz için kadına karşı fiziksel, ekonomik, psikolojik, sembolik her türlü şiddete karşı çıkıyoruz. Şiddet uygulanan kadının da, emeği sömürülen kadının da, mobbinge maruz kalan kadının da yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz. Tabii işadamları var, işkadınları var, emeklerini sömürüyorlar. Emeğin sömürülmesine asla müsaade etmemeliyiz. Ben bunu da bir taciz olarak görüyorum. Asgari ücrete bile layık görmeyenler var, bunları yaşıyoruz. Bunları bir kenara koyamayız. Bunların üzerinde de hassasiyetle durmamız gerekir. Erkekse daha fazla, kadınsa daha az ücret ver, bu adalet değil. Adaletin olmadığı yerde huzuru bulamayız.  Aile içi şiddete karşı çıktığımız kadar, iş hayatındaki adaletsiz ücret politikalarına ve hakkaniyetsiz çalışma şartlarına da karşı çıkacağız.

Cumhurbaşkanınız olarak, samimi bir kardeşiniz olarak, kadınların, adeta bir pazarlama aracı olarak, bir vitrin süsü olarak kullanılmasını da kadına karşı bir saygısızlık olarak kabul ediyoruz. Kadın emeğinin ve bedeninin bu şekilde sömürülmesini, kadına karşı şiddetin bir başka biçimi olarak değerlendiriyor ve bununla da mücadele edilmesi gerektiğini savunuyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde bu konularda daha kapsamlı farkındalık çalışmalarını gerçekleştireceğimizi umut ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Değerli Hanımefendiler,

Kadına şiddet sorunu, sadece ülkemize mahsus değildir. Bu görüntüler, bu dramlar, bu vahşet sadece ülkemizde yaşanmıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde benzer sorunlar mevcut. Böyle söyleyince gözlerimizin önüne hemen Afrika, Asya, Güney Amerika, geri kalmış ülkeler gelmesin. Gelişmiş ülkelerde de aynı sıkıntılar yaşanıyor. ABD’de, Avrupa’da da yaşanıyor. Zannetmeyin ki buralarda yaşanmıyor, yaşanıyor. Bunları bizzat yerinde gören birisi olarak söylüyorum. Dolayısıyla, kadına karşı şiddetle mücadele için yapılacak çalışmaları, küresel düzeydeki eğilimleri, gelişmeleri, yönelimleri de dikkate alarak yürütmek durumundayız. Eğer bugün dünya genelinde şiddet eğiliminde, bilhassa da kadına karşı şiddet eğiliminde artma varsa, burada sadece lokal faktörlere bakmakla yetinemeyiz. Eş zamanlı olarak küresel etkenleri de değerlendirmeli, hepsini göz önünde bulunduracak kapsamlı sosyal politika önerileri geliştirmeliyiz.

Esasen, bu konuda bizim kültürümüzde çok zengin, çok derinlikli bir birikim vardır. Kur’an’ı Kerim’de kadına, kadın-erkek ilişkilerine dair pek çok ayet var. En’am suresinde, Nisa suresinde, Araf suresinde, Zümer suresinde tekrar tekrar “Sizi tek bir nefisten yarattı” buyruluyor. Kur’an’da iman etmeye çağrılan kadın veya erkek değildir, insandır. Dolayısıyla, yaradılış itibariyle de, Rabbimizin katında da erkekle kadının birbirlerine herhangi bir üstünlüğü yoktur. Aynı şekilde Peygamberimizin bu doğrultuda pek çok hadisi bulunuyor. Bir sahabenin döverek kolunu kırdığı eşine Peygamberimiz, tartışmanın sebebini dahi sormadan, ailesinin yanına dönmesini emrediyordu.* “Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı iyi davrananlarınızdır”** diyen Peygamberimiz, bu konuda gayet açık, net, tartışmaya mahal vermeyecek bir ölçü ortaya koymuştur. Hazreti Aişe olmasaydı, İslam tarihi konusundaki, Peygamberimizin hayatı konusundaki, hadisler konusundaki bilgilerimizin ne kadar eksik kalacağını tahayyül bile edemiyoruz.

Kendi tarihimizde, medeniyetimizde, kültürümüzde de kadının toplumdaki seçkin yerine ilişkin çok sayıda örnek bulmak mümkün. “Kadın Hakk’ın nurudur” diyen Mevlana Hazretleri, kadından üstün olduğunu zanneden erkekleri de bilgisiz, kaba, sevgisi az insanlar olarak tasvir ediyor. Terken Hatun’dan Hayme Ana’ya, Nene Hatun’dan Kara Fatma’ya kadar, tarihimizde, mücadeleleriyle, azimleriyle, dirayetleriyle efsane haline gelmiş nice kadınlar vardır. Bu emirlerin, tavsiyelerin, tespitlerin, şahsiyetlerin hepsi de, özünde, bizim burada ısrarla üzerinde durduğumuz mesajı ifade ediyor.

İnsan dediğimiz varlığın yarısını erkek oluşturuyorsa, diğer yarısını da kadın oluşturuyor. Bunlardan birisini resmin gerisinde tutmak, insanlığı eksik bırakmaktır. Kimseyi annesiyle babası arasında tercih yapmaya zorlayamazsınız. Kimseyi kız evladı ile erkek evladından birini tercih etmeye zorlayamazsınız. Kimseyi erkek kardeşi ile kız kardeşi arasında seçim yapmaya zorlayamazsınız. Öyleyse, toplumsal hayatta da bu ayrıma müsaade edemeyiz. Buna cevaz veren töre, yanlıştır. Bunu teşvik eden gelenek, yanlıştır. Buna mani olmayan yasa, yanlıştır. Ve bunlar tamimiyle cahiliye devrinin adetleridir. Buna karşı gerekli önlemleri almayan yönetim, yanlış içindedir. Bunlar asla Kadınlar Günü vesilesiyle ifade edilmiş güzellemeler, lalettayin sözler de değildir. Bunlar bugüne kadar inanıp savunduğumuz ve fiili olarak da mücadelesini verdiğimiz gerçeklerdir.

Buradan tüm kadınlarımıza, tüm Türkiye’ye, dünyaya, şunu ilan etmek istiyorum. Cumhurbaşkanı olarak kadına şiddetle mücadele için yürütülen her çalışmanın yanındayım, destekçisiyim. Biliyorsunuz bazı konular benim şahsi takibim altındadır. Mesela, sigara başta olmak üzere zararlı alışkanlıklarla ve bağımlılıkla mücadele, bunlardan biridir. Bundan sonra, kadına şiddeti de bizzat takip ettiğim konular arasına ilave ediyorum, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu doğrultuda, bakanlığımız ve sivil toplum kuruluşlarımız tarafından yürütülen çalışmaları bizzat kuracağım ekip ile takip edeceğim. Kurumlararası işbirliğinden medyanın kullanımına kadar, bu konudaki kapsamlı ve uzun soluklu tartışmaların hem öncüsü, hem takipçisi olacağım. Eksiklerin hesabını soracak, başarıları tebrik edeceğim. Bugün, Sayın Başbakan, Mardin’de bir Eylem Planı açıkladı. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planlarının ilkini, 2007-2010 yıllarını kapsayacak şekilde biz başlatmıştık. Sonra, 2012-2015 yıllarını kapsayan ikinci Eylem Planını hazırladık ve hayata geçirdik. Şimdi de, Sayın Başbakan, 2016-2019 yıllarını kapsayan üçüncü Eylem Planını kamuoyuyla paylaştı. Burada yasal düzenlemelerden, zihniyet dönüşümüne, koruyucu hizmetlerden sağlık hizmetlerine kadar pek çok düzenleme var. Bunların da hepsinin, hep birlikte takipçisi olacağız.

Değerli Kardeşlerim,

Değerli Hanımefendiler,

Burada kadın için söylediğimiz her şeyin tüm insanlar için geçerli olduğunu biliyoruz. Kendimiz için istemediğimiz hiçbir şeyin başkasının başına gelmesine rıza göstermeyeceğiz. Kadına şiddete ne kadar karşıysak, çocuğa, ebeveyne, güçsüze, mazluma, yani insana karşı şiddete de o kadar karşıyız. Öfkemizi bastıracağız ki sevgiye, saygıya yer açılsın. Çünkü sevgi karşılıklı olarak insanları güçlendiren bir duygudur.

Sevginizi verdikçe karşınızdakini güçlendirirsiniz, aldıkça da siz güçlenirsiniz. Bu iklimi, bu ortamı, bu havayı bozacak her türlü davranıştan, kadınıyla, erkeğiyle hep birlikte uzak durmak mecburiyetindeyiz. Kadına yönelik şiddet, ailenin de, toplumsal dokunun da zehirlenmesine yol açıyor. Bu da, ruhen sağlıksız nesiller, sorunlu kişilikler ortaya çıkartıyor. Eşine el kaldıran her erkek, aynı zamanda ailesinin geleceğini de tahrip ettiğini bilmelidir. Böyle bir aile içinde büyüyen kız ya da erkek çocuğunun haleti ruhiyesinin sağlam olabilmesi mümkün müdür? Nitekim bakıyorsunuz, kadına yönelik şiddet olaylarında ön plana çıkan kişilerin neredeyse tamamının aile geçmişinde bu türden izler var, tahribatlar var.

Kadına yönelik şiddeti, inancıyla, kültürüyle, geleneğiyle, töresiyle meşrulaştırmaya kalkan herkes, kendini kandırıyor. Kimse, bu suçu, bu hoyratlığı kutsal değerlerimizi kullanarak örtmeye kalkmasın. Aynı şekilde, kimse de sözde kadın hakları savunuculuğu adı altında bu yanlışları aile kurumuna yüklemeye kalkmasın. Aile kurumu ile ilgili varolan sorunlu alışkanlıklar elbette giderilmelidir. Fakat unutulmamalıdır ki, doğru alışkanlıkların yerleştirilmesi ve bir sonraki nesle aktarılması için dayanacağımız en güçlü yapı yine ailedir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, bu konuda söyleyecek sözü olanlar için bir fırsat olduğu gibi, yaptıklarından pişmanlık duyanlar için de tövbe vesilesi, özür dileme, kendine çeki düzen verme vesilesi olmasını temenni ediyorum. Bir kez daha bütün kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bir kez daha “Kadına Şiddet, İnsanlığa İhanettir” diyorum. Bu vesile ile hafta içinde ebediyete uğurladığımız, bir bayan yol arkadaşımızı anmadan edemeyeceğim;  Emine Nalbantoğlu Kardeşime Allahtan rahmet diliyorum. Rabbim cenneti ile cemali ile inşallah müşerref kılsın diyorum.

Kadına yönelik şiddetle mücadele için hazırlanan spot filme katkı veren tüm sanatçılarımızı, sporcularımızı, aydınlarımızı tebrik ediyorum. Bu güzel buluşma vesilesiyle bizleri bir araya getiren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımıza, Sayın Bakana, ekibine teşekkür ediyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.