Bursa Gençlik Buluşması’nda Yaptıkları Konuşma

21.01.2023

Değerli Bursalılar,

Sevgili Gençler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Ülkemizin ve milletimizin umudu siz genç kardeşlerimle böyle muhteşem bir mekânda bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum.

Bugün Bursa’daki açılış törenimiz, mitingimiz aldığımız resmi rakamlarla 120 bin kişiyi buldu. Tabii bu bir şeyi gösteriyor, Allah’ın izniyle inşallah Mayıs bir başka olacak. Bu bahar bir başka bahar olacak. İnanıyorum ki siz gençlerimizle birlikte, siz hamım kardeşlerimle birlikte biz sandıkları bu defa çok farklı bir şekilde patlatacağız. Buna var mıyız? Bak, Cengiz ağabeyinizi dinlediniz, neler söylüyor neler değil mi? Biz de onu çok seviyoruz. Volkswagen Arena’da bize sürprizi yaptı. Sonra bir telefon görüşmesi yaptık, “Ya Başkan, 65’den sonra beni ne hallere soktun” dedi. Bu gençlik var ya bu gençlik, evvel Allah herkesi çok daha farklı bir hale getirir. Ama durmayacağız, çalışacağız, gayret edeceğiz ve tüm genç kardeşlerimizi sandıklara taşıyacağız ve sandıklardan da inşallah o sesi çıkaracağız.

Tabii ben şimdi buradan Bursa’mızın ve ülkemizin tüm gençlerine, tüm genç yüreklerine selamlarımı gönderiyorum. Gençlerimizle her bir araya gelişimizde sizlerin sevgisine, enerjisine, coşkusuna, vizyonunuza şahit oldukça geleceğimize daha büyük bir umutla bakıyoruz. Bazıları diyor ki; bu enerjiyi nereden buluyorsun. İşte enerji burada, enerji burada, farklı bir yerde aramaya gerek yok. Bu tablo aynı zamanda bize sizlere miras bırakacağımız Türkiye yüzyılının inşası için daha çok çalışmamız, daha fazla mücadele etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. İnşallah 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde ilk defa oy kullanacak siz kıymetli gençlerimizle yol arkadaşlığı yapmamızı bize nasip eden Rabbime hamd ediyorum.

Sizlerin sayesinde aradan 40 yılı aşkın vakit geçmiş olsa da, geçmiş dönemlerimizdeki heyecanı hatırlatıyor, aynı duyguları tekrar yaşıyoruz. Tabii bizim gençlik yıllarımızın Türkiye’sinin meseleleri çok başka idi, o eski Türkiye’nin imkânları da çok başka idi. Şimdi 20 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmet altyapısının üzerinde her alanda dünyayla yarışmaya hazır bir gençlik görüyoruz. Hâlbuki bizim gençliğimiz 3Y ile kuşatılmıştı; yasaklar, yokluklar, yoksulluklar. Kavgalarla dolu bir Türkiye’de geçti bizim gençliğimiz. İleride ülkemizin yakın siyasi tarihi vicdanlı bir değerlendirmeyle yazıldığında bu iki dönem arasındaki fark çok daha iyi anlaşılacaktır. Bugün önümüzdeki seçimlerde ilk defa oy kullanacak siz gençlerimizden beklentimiz, elinizin altındaki imkânlarla dünyayı ve ülkemizi en iyi, en doğru şekilde okumanızdır. Maziden atiye sağlam bir köprü kurmadan, bu okumayı güçlü bir şekilde yapmadan nerede bulunduğumuzu, özellikle nereye gideceğimizi de bilemeyiz. Biz her konuda olduğu gibi bu hususta da siz gençlerimize güveniyoruz. Birileri gibi gençlerimizi iradesi ipotek altında tutulacak vitrin süsü, konu mankeni olarak asla görmedik, görmüyoruz.

Partimizi kurarken ülkemizin gerçek anlamdaki ilk gençlik kolları teşkilatlanmasını AK Parti bayrağı altında yaptık. Şu anda genel başkanlar arasında böyle siyasette gençlik kollarından çıkıp gelen bir başkası yok. Sadece bu kardeşiniz var, başkası yok. Biz buraya gökten zembille inmedik, merdivenleri basamak-basamak çıkarak geldik. Bunların bir kısmı kasetle geldi, bir kısmı farklı yerde sipariş geldi, bizim böyle bir durumumuz yok. Biz meydanlardan gümbür gümbür esinlenerek geldik.

Sizlerin yaşlarında gençlik kollarında ilk görev alan nesil, şimdi bakan, milletvekili, genel başkan yardımcısı, belediye başkanı, bürokrat, iş insanı olarak gösterdikleri başarıyla bizleri gururlandırıyor. İnşallah önümüzdeki yıllarda sizlerle de aynı gururu biz yaşayacağız.

Şimdi Genel Başkanınız olarak, Cumhurbaşkanımız olarak gençlerimize güvendiğimiz için, geçler bunu çok iyi işlemeniz lazım; seçilme yaşını ne yaptık? Önce 25’e, ardından ne yaptık? 18’e düşürdük. Kanunlarımıza göre reşit sayılan her bir gencimizin sadece seçme değil seçimle gelinen görevlerde de sorumluluk alabilmelerini biz sağladık. Gençler, biz size güvendik. Bu CHP’si falan, bunlar niçin bu adımları atmadılar, niçin bunlar gençlerin önünü açmadılar? Ama biz güvendik. Niye? Çünkü biz şuna inanıyorduk: Fatih 20 yaşında bir çağı kapatıp bir çağı açtığına göre, onun torunları olarak bizler de aynısını yaparız dedik. Ve oldu mu? Oldu. Onlar kadırgaları karadan yürüttüler. Ha bunlar anlamaz ha, anlamaz. Ya bunca zamandır bu ülkede siyaset yapıyorsunuz, denizin altından siz metro yaptınız mı ya? Bu metroyu kim yaptı? Biz yaptık ya. Avrasya Tüneli’ni kim açtı? Biz açtık ya. Hani gücünüz yetiyorsa, bir de siz yapsaydınız ya.

Biz Haliç’i temizledik, bunlar Haliç’i doldurdular. Ya bunlarda temizlik diye bir şey yok. Bunlarda böyle kalkıp da dünyaya örnek gösterilecek bir şey yapalım, böyle bir dert yok. Çünkü bunlar dertli değil, biz dertliyiz dertli. Neler yaptık, neler yapıyoruz, neler yapacağız. İşte Bursa, şu Bursa’yı nereden nereye getirdik. İstanbul’dan gel, Bursa’dan geç, İzmir’e yönel, 7 saat, 7,5 saat olan bu güzergâhı biz 3 saate indirdik. Bay Kemal, artık seni yormuyoruz görüyorsun. Yani 7-7,5 saatte gittiğin bu yolu 3 saate indirdik daha rahat gidebilesin diye, ama İzmir’e uğradığın da yok.

Ülkemizde çok partili siyasi hayata geçildiğinde kadınlarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere tüm vatandaşlarımız oy namustur, dediler. Siyasi iradelerine, sandığa canları pahasına sahip çıkmışlardı. Bugün olduğu gibi o dönemde de insanımızı gel deyince gelecek, git deyince gidecek, şuraya oy ver deyince verecek güruh olarak gören çarpık bir zihniyet vardı. Tek parti faşizmi artığı bu zihniyet aday olarak milletin karşısına çıkardığı kendi mensuplarına bile aynı muameleyi göstermekten çekinmediler. Şimdi kendilerine gel deyince gelecek, sus deyince susacak, konuş deyince konuşacak kukla bir aday arıyorlar, bulamıyorlar. Dertleri milletimizin namusu olarak gördüğü oylarla ülkeyi yönetecek, sizlerin geleceğini inşa edecek bir cumhurbaşkanı çıkarmak, milletvekili seçmek değil. Bunların tek dertleri; her biri diğerinden haz etmeyen, sayısının 6 mı, 10 mu olduğunu bilemediğimiz masa ortaklarının çıkarlarına göre hareket edecek bir isim bulmaktır. Milletimiz ülkesini özellikle yönetmek için cumhurbaşkanı seçmenin peşinde, bunlar masa ortaklarının yöneteceği aday bulma peşinde. Böylesine bir algoritmaya bedava oynanan oyunlarda bile rastlayamazsınız, çünkü bunların kafası henüz Türkiye yüzyılına erişememiştir.

Bunlar artık sürümden kalkmış olan, güncellemesi bile yapılamayan 1990’ların, 1970’lerin siyaset formatında kalmış tiplerdir. Zaten vaatleri de, ülkemizi yeniden eski Türkiye’ye döndürmektir. Eski Türkiye ne biliyor musunuz? Eski Türkiye, günlük hayatınızın hemen her anında yararlandığınız imkânların neredeyse hiçbirinin olmadığı Türkiye’dir. Eski Türkiye, her işin çok emekle yürütüldüğü, buna karşılık çok az sonuç alınabildiği, çok az mesafe kat edilebildiği Türkiye’dir. Eski Türkiye, insanların birbirleriyle sınırsız iletişimi bırakın, asgari müştereklerde bile buluşmakta zorlandığı Türkiye’dir. Eski Türkiye, siyasette, ticarette, bürokraside, akademide, sanatta, velhasıl hayatın her alanında bir avuç seçkin azınlık dışında kimseye şans verilmeyen Türkiye’dir. Eski Türkiye altılı masanın bizzat uygulamaları olarak gösterdiği gibi kavganın, kargaşanın, ayak oyunlarının eksik olmadığı Türkiye’dir. Eski Türkiye, siyaset kurumunun milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine sürekli kriz ürettiği, suni krizleri tetiklediği Türkiye’dir. Altılı masa denilen ucube yapının gıdası, eski Türkiye’nin milletimiz için zulüm, birileri için ayrıcalık aracı olan yoksulluğudur, yoksunluğudur, husumet iklimidir, sömürü düzenidir.

Biz 20 yıl önce ülkemizi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde tıpkı rahmetli Menderes’in 73 yıl önce yaptığı gibi, “yeter” dedik. Gençler; milli iradeyi hiçe sayan vesayete yeter dedik. Hak ve özgürlükleri ayaklar altına alan zulüm düzenine yeter dedik. Milletimizi geri kalmışlık prangasına mahkûm eden çarpıklığa yeter dedik. İtilmişliğe-kakılmışlığa, milli onurumuzun örselenmesine yeter dedik. Terör örgütlerine, onların iplerini ellerinde tutanlara, dökülen kanlara, yaşatılan acılara yeter dedik. Darbecilere, onları üzerimize salan küresel emperyalistlere yeter dedik. Maruz kaldığımız her saldırının sinsi refakatçıları olan siyasi ve ekonomik tetikçilere yeter dedik. Evet, bu ülkeye ve bu halka zulmeden kim varsa hepsine de rahmetli Menderes gibi “yeter, söz milletindir” dedik. Fakat biz bunlarla yetinmedik, “yeter, söz de, karar da milletindir” diye ilave ettik. Şimdi de yaklaşık üç çeyrek asır sonra tekrar “yeter, söz de, karar da, gelecek de milletindir” diyoruz.

Bursa’dan başlayarak dalga-dalga 81 vilayetimize, oradan dünyanın dört bir yanındaki her bir vatandaşımıza ulaşarak ülkemizin ve milletimizin geleceği için hiçbir vaatleri, hiçbir programları, hiçbir vizyonları olmayanlara ne diyeceğiz? O kadar, yeter diyeceğiz. Kapısına gitmedik, eser ve hizmetlerimizi anlatmadık, Türkiye yüzyılı vizyonumuzu paylaşmadık kimse bırakmayacağız.

Gençler,

Hedefimiz; gönlünü kazanmak suretiyle 85 milyonun her bir ferdine doğruya doğru dedirtmektir. Meydanlarda bize verilen her desteğin, sandıkta bize verilen her oyun Türkiye yüzyılının inşasına yapılan bir katkı, bu kutlu yola döşenmiş bir tuğla olduğunu asla unutmayacağız.

Sevgili Gençler,

 AK Parti kurulduğu günden beri 15 seçime girdi, 15’inden de zaferle çıktı. Milletimizin tamamı gibi, gençlerimizin de birinci partisi hep AK Parti oldu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de gençlerimizin ilk tercihi biz olduk. Gençleri AK Parti’ye yakıştıramayan, daha doğrusu gençlerin AK Parti’yle birlikte yol yürümesini hazmedemeyen bir kesim, bu gerçeği bir türlü kabul etmek istemiyor. Hâlbuki biz sadece son 2 senede gençlerimizle 36. buluşmamızı yapıyoruz. TEKNOFEST’lerden çeşitli kurumlarımızın gençlik programlarına kadar, daha pek çok vesileyle de gençlerimizle bir araya geliyoruz.

Sevgili Gençler,

Bırakın ülkenin dört bir yanında gençlerle kucaklaşmayı, belki aynı dönemde kendi çocuklarıyla 36 defa bir araya gelmemiş olanlar, bizi gençlerden uzak kalmakla itham ediyor. Gerçi bunların her işi böyle, üniversite açarız, okul yaparız, kitap dağıtırız, yurt inşa ederiz, kredi-burs veririz, hepsine karşı çıkarlar, hepsine çamur atarlar. Hastane yaparız, sağlık personeli yetiştiririz, hizmetin en iyisini veririz, sadece karşı çıkarlar, sadece engel olmaya çalışırlar. Terörle mücadele ederiz, sınır ötesi harekâtlar yaparız, dünyanın dört bir yanında destanlar yazarız, sadece Meclis’te takoz koyarlar, tezkerelere ret oyu verirler. Hakim-savcı alırız, adalet teşkilatımızı güçlendiririz, sadece mırın-kırın ederler. Kara yolu yaparız, havalimanı yaparız, demir yolu yaparız, uzaya uydu göndeririz, sadece geliştirdiğimiz iş birliği modellerine, projeleri yapan firmalara saldırırlar. Ne derler? Bak, biz geliyoruz, bir kuruş alamayacaksınız. Ya gelemeyeceksiniz be, gelemeyeceksiniz. Baraj yaparız, yerli ve yenilenebilir enerji tesisleri kurarız, nükleer güç santrali inşa ederiz, sadece işlemleri iptal etmek için mahkeme-mahkeme dolaşırlar. Konut yaparız, millet bahçesi yaparız, millet kütüphanesi yaparız, ağaç dikeriz, sadece eleştirirler, sadece engel çıkartırlar. Hangi alana bakarsanız bakın aynı manzarayla karşılaşırsınız, millete söyleyecek sözü olmayanın gençlerimize vaadi ne olabilir ki? Kendilerini hapsettikleri yalan ve iftira kalesinden başka dünyaları olmayanlarla hangi vizyonu, hangi projeyi tartışacağız? Gençler, onun için biz sözümüzü milletimize söylüyoruz. Biz sözümüzü işte burada olduğu gibi gençlerimize söylüyoruz.

Sizlerin nezdinde ülkemizin tüm gençlerine sesleniyorum; Türkiye yüzyılını birlikte biçimlendirelim, birlikte planlayalım, birlikte inşa edelim. Çünkü biz başlatacağız ve sonra nöbeti sizlere devredeceğiz. Gençlerimizle yapacağımız nöbet değişimi vaktinin de yaklaştığını biliyoruz. Kendimizi artık gençlerimizin devrinin misafirleri olarak görüyoruz. Önümüzdeki seçimleri ülkemizin içinden geçtiği kritik dönemde küresel yönetim ve ekonomi düzenindeki hak ettiği yerin gerisine düşmemesi için önemli görüyoruz. Sonra meydanda at da, söz de sizin olacaktır. Gençlerimizden beklentim; tıpkı bizden öncekiler gibi, tıpkı bizim gibi sizin de “yeter, söz de, karar da milletindir.” Ruhtan, ilkeden, yoldan asla sapmamanızdır. Biz 40 yıldır her ne yaptıysak milletimizle birlikte olduğumuz için yaptık, milletimizin desteğiyle yaptık, milletimiz için yaptık, sizlere bırakacağımız en büyük miras da bu olacaktır.

Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.