Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

21.12.2022

Kültür, Sanat Dünyamızın Kıymetli Temsilcileri,

Çok Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, bu gazi mekâna, milletin evine hoş geldiniz. 2022 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Tevdi Töreni vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Biraz sonra ödüllerini vereceğimiz kıymetli sanatçılarımızı, fikir ve edebiyat erbabımızı, ustalarımızı ve onların temsilcilerini ayrı ayrı tebrik ediyor, her birine şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Titiz bir çalışmayla bu anlamlı ödüle layık görülen kültür sanat insanlarımızı tespit eden seçici kurula da ayrıca teşekkür ediyorum.

Bu yılki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin sahiplerine baktığımızda ülkemizin eşi benzeri bulunmayan kültürel zenginliğine bir kez daha şahit oluyoruz. Müzik alanında ödüle layık görülen Sayın Ajda Pekkan, sanat dünyamızın çınarlarından biridir. Kendisi yıllara meydan okuyan duruşu ve sanat icrasıyla müzikseverlerin hafızalarında müstesna bir yer edinmiştir. Sayın Pekkan, Kimler Geldi Kimler Geçti, Petrol, Her Yaşın Bir Güzelliği Var, gibi şarkılarıyla sanat tarihimizin altın sayfalarına adını yazdırmıştır. Türk müziğinin son yarım asrına damga vurması yanında yeni sanatçıların yetişmesine de ilham kaynağı olan Sayın Ajda Pekkan’ı tebrik ediyoruz.

Profesör Doktor Süleyman Saim Tekcan, 60 yılı aşan sanat hayatı ile ülkemizin resim alanında duayen isimleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Kendisi aynı zamanda içinde 25 binden fazla sanat eseri bulunan İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi ile ülkemizin dört bir yanındaki sanat okullarının, liselerinin ve akademilerinin kurucusudur. Hocamız gerek resim, özgün baskı, heykel gibi geniş yelpazeye yayılan eserleriyle, gerek eğitimci kişiliğiyle büyük bir emek ve katma değeri fani ömre sığdıran müstesna bir şahsiyettir. Sanatını bu toprakların kültürü ve birikimi üzerine inşa eden Profesör Doktor Süleyman Saim Tekcan’ı tebrik ediyoruz.

Sayın Yılmaz Erdoğan, Türk sinemasına yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve oyuncu olarak yıllarını vermiş, her kesimden seyircinin gönlünde taht kurmuş bir sanatçımızdır. Vizontele, Ekşi Elmalar, Kelebeğin Rüyası ve Bir Demet Tiyatro gibi birçok güzel eserde onun imzası vardır. Sayın Erdoğan’ın oyunculukta sergilediği en önemli mahareti kanaatimce; Anadolu insanını ideolojik önyargılara hapsetmeden tüm doğallığıyla, samimiyetiyle gerçekçi bir şekilde anlatmasıdır. Sinema alanında ödül alan Sayın Yılmaz Erdoğan’ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Bu sene tiyatro alanında büyük ödülün sahibi, Türk tiyatrosunun yaşayan efsanelerinden Sayın Ayla Algan’dır. Ayla Algan Hanımefendi, gerek yurt içinde, gerek yurt dışında sergilediği sahne performansıyla milyonları kendine hayran bırakan bir değerimizdir. Kendisi aynı zamanda ülkemizde tiyatro sanatının gelişmesi için önce Tiyatro Atölyesi, sonra da Tiyatro Araştırma Laboratuvarı projelerini hayata geçirmiştir. Yunus Emre’nin tüm insanlığa kuşatan, kucaklayan sevgi dilini bir hayat felsefesi olarak benimseyen, tiyatronun bu felsefeden nasiplenmesi için de büyük emekler sarf eden sanatçımızı tebrik ediyoruz.

Kıymetli Misafirler,

Bizim inancımızda âlimler peygamberlerin varisleri olarak görülür. Medeniyetimizin köklü müktesebatını günümüzün birikimi ve imkânlarıyla harmanlayarak geleceğe taşıyanlar alimlerimizdir. Profesör Doktor Hayrettin Karaman, İslami ilimlerde derin vukufiyeti, hoşgörüsü, tevazu ve özgün eserleriyle tanınan işte böyle bir hocamızdır. Hayrettin Karaman Hocamız, sadece ilmi kimliğiyle değil, vesayete karşı dik duruşu ve mücadelesiyle de temayüz etmiş bir isimdir. Henüz akademisyenliğinin ilk yıllarında kaleme aldığı İslam Hukukunda İçtihat adlı teziyle adından çokça söz ettirmiş, İSAM’ın kurucuları arasında yer almış, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında sorumluluk üstlenmiştir. Fildişi kulesine hapsolmak yerine hayatın içinde bizzat var olan, Müslümanların soru ve sorunlarına İslam fıkhından güncel çözüm yolları arayan, içtihat kapısını açık tutmak için canla başla çalışan hocamızın şöhreti ülkemiz sınırlarının ötesine geçmiştir.

Türkiye’nin ilk imam hatip mezunlarından biri olarak imam hatip neslinin yetişmesinde de Hayrettin Karaman Hocamızın çok büyük emeği vardır. Maruz kaldığı onca baskıya, haksızlığa, hadsizliğe rağmen halen gazete yazılarıyla, makaleleriyle, hikmet dolu sohbetleriyle gönül dünyamızı aydınlatan muhterem Hocamıza Rabbimden sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. İlim Kültür Ödülü takdim edeceğimiz Profesör Doktor Hayrettin Karaman Hocamızı da tebrik ediyoruz, özellikle de şahsen benim de hocam olması hasebiyle saygılarımı sunuyorum.

“Kınalı türküm!..

İçiçe güzellik, uç uca kahır

Yüreğimi bin parçaya bölseler

Her parçası yine seni çağrışır...”

Evet, Yavuz Bülent Bakiler bunun gibi nice güzel şiirin yanı sıra hatıra, seyahatname, biyografi, mektup tarzında kaleme aldığı pek çok eseri edebiyat hazinemize armağan etti. Sayın Bakiler’in edebi zenginliği ilgi alanlarının genişliğinden geliyor olmalı ki, 86 yıllık bereketli ömrüne siyaset, hukuk, bürokrasi, basın, televizyon gibi birbirinden farklı tecrübeler sığdırdı. Onun sohbetine aşina olanlar kalemi kadar kelamının da kuvvetli olduğunu çok iyi bilirler. Kendisinin dilinden Sivas’ı, Ankara’yı, İstanbul’u, Balkanlar’ı, Türkistan illerini okuyan, dinleyen herkes bir duygu seline kapılmaktan kurtulamaz. Edebiyat alanında bu seneki ödülü merhum Yılmaz Öztuna’nın ifadesiyle Türkçenin büyük savunucusu Yavuz Bülent Bakiler’e veriyor, kendisine sağlıklı, hayırlı ömürler niyaz ediyoruz.

Karikatür-animasyon alanında Varol Yaşaroğlu, altına imzasını attığı eserleriyle kültür ve sanat dünyamıza yeni bir soluk kazandırmıştır. İçindeki çocuk ruhunu hiç kaybetmeden çalışan, üreten, Kral Şakir gibi çocuklarımızın sevdiği karakterlere şahsiyet kazandıran Varol Yaşaroğlu’nu kutluyor, başarılarının devamını temenni ediyoruz.

Gastronomi alanında ödüle layık görülen Ömür ve Emre Akkor farklı lezzetleri birer sanat eseri kıvamında hazırlayarak Türk mutfağına, milli kültürümüze emsalsiz hizmette bulunuyorlar. İl-il, ilçe-ilçe dolaşarak Türkiye’nin lezzet haritasını çıkaran Ömür ve Emre Akkor kardeşleri tebrik ediyor, ellerine, emeklerine sağlık diliyoruz.

Dans, bale alanında ödül alan Tan Sağtürk, Türk balesi denilince akla gelen ilk isimlerdendir. Balenin ülkemizde tanınması ve yaygınlaşması amacıyla uzun yıllardır gayret gösteren, Diyarbakır’da açtığı dans ve bale okuluyla önemli bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçen Tan Sağtürk’ü tebrik ediyoruz.

Hilmi Şenalp kardeşimiz, büyük usta Sinan’dan aldığı ilhamla Selçuklu zarafetini Osmanlı ustalığıyla birleştirerek özgün eserlere imza atıyor. Tokyo Camii, Aşkabat Ertuğrul Gazi Camii, Berlin Şehitlik Camii, Maryland’daki Diyanet Merkezi gibi ülkemizi yurt dışında temsil eden pek çok projede mimar Hilmi Şenalp’in fikir ve yürek teri vardır. Mimari alanda ödülü özellikle takdim ettiğimiz Sayın Hilmi Şenalp’i kutluyor, çalışmaların muvaffakiyetler diliyoruz.

Gümüş ve altının usta ellerinde muhteşem bir sanat eserine dönüştüğü Sayın Sevan Bıçakçı’ya zanaat alanında ödül vermekten bahtiyarlık duyuyorum. Bu toprakların kadim zenginliğini yaşatan herkes gibi Sayın Bıçakçı’ya da şükran borçluyuz.

Geleneksel sanat dallarında ödül alan Sayın Gülbin Mesara tezhip, minyatür ve katı ustası kıymetli bir sanatçımızdır. Sabırla, sebatla bütün bir ömrünü klasik sanatlarımıza vakfetmiş olan Gülbin Hanımefendiye şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Kıymetli Misafirler,

Bizim medeniyetimiz bir aşk medeniyetidir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya, şairleri sultan, sultanları şair kılan, kudretin kelamdan ve kelamdan neşet ettiği mümbit topraklardır. Asırlardır sözlü kültürümüzü yaşatan, nesilden nesle aktarılmasına vesile olan, gönüllerimizi ilimle, hikmetle, sevda ile dokuyanlar aşıklarımızdır.

Aşıkların dilinden ve sazından dökülen her bir türküde Anadolu insanın çığlığı, umudu, acısı ve irfanı vardır. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, Sümmani Baba gibi nice söz ustası milletimizin hislerine tercüman olarak ruh dünyamızda derin izler bırakmıştır. 1973 yılında ebedi aleme irtihal eden Aşık Veysel Şatıroğlu da Anadolu halk ozanlarının yakın tarihimizdeki en önemli temsilcilerindendir. Aşık Veysel, milletimizin gönül yollarını en iyi bilen, o yolda yürüyen, o yolda ömrünü tamamlayan, özünden geçeni büyük bir maharetle söze ve saza döken hakiki bir halk ozanıdır. Yürek tellerimizi titreten türküleriyle bu toprakların sevincini, kederini, hasret ve sevda duygularını dile getiren Aşık Veysel’in Sivas ellerinde söylediği türküler, Balkanlardan Altaylara bütün gönül coğrafyamızda yankılanmıştır.

Veysel ustanın şu dörtlüğü çağlar aşan mesajlarıyla kalplerimizi ısıtmaya devam ediyor:

“Allah birdir, Peygamber hak,

Rabbül alemindir mutlak,

Senlik, benlik nedir bırak,

Söyleyin geldi sırası.”

Hakkı ve değişmez hakikati söyleyen böyle bir değerin yaşadığı dönemde sırf kılık kıyafeti sebebiyle Ankara’nın Ulus semtinden dışarı atılması milletimizin hafızasında onulmaz yaralar açmıştır. Gazi’yi görmek için Sivas’tan Ankara’ya 3 ay yol yürüyen Aşık Veysel’e yapılan bu kötülük, insanımıza yönelik çarpık bakış açısının da ifadesidir. Aynı zihniyet maalesef Türk müziğini –affedersiniz- tezek kokuyor, diyerek tahkir etmiş, yasaklamış, radyolarda çalınmasına engel çıkarmıştır. Millete ait ne varsa hepsini birden gerilik emaresi olarak yaftalayan faşizm heveslilerinin kültür-sanat hayatımızda yol açtığı tahribatın izlerini ortadan kaldırmak elbette kolay olmadı. Esasen bu yılki vefa ödülümüzü büyük usta Aşık Veysel’e vererek aynı zamanda bir ayıbı temizliyor, devlet olarak kendisine şükran borcumuzu da ifa ediyoruz. Aşık Veysel Şatıroğlu’nu bir kez daha minnetle anıyor, ruhu şad olsun diyor, kendisine Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz.

Kıymetli Dostlar,

Toplam 10 farklı alanda ödül alan ilim, kültür ve sanat erbabımızın her birini milletimizin kadim birikiminin temsilcileri olarak görüyoruz. Ülkemizin kültür varlığını daha da zenginleştiren herkese, tüm sanatçılarımıza destek olmayı görev biliyoruz.

Burada bir kez daha şu gerçeği ifade etmek istiyorum: Hangi inanca, kökene, meşrebe sahip olursa olsun: Türkiye’ye ve Türk kültürüne hizmet eden, katkı sunan herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Sanatçıları arasında ayrım yapan değil, sanatçılarını bağrına basan bir Türkiye anlayışıyla hareket ediyoruz. Boynunda mahkûmiyet kararıyla ebediyete irtihal eden üstat Necip Fazıl’a nasıl hürmet gösteriyorsak, tek parti döneminde hapislerde sürünen Nazım Hikmet’e de aynı şekilde sahip çıkıyoruz. Bunu birileri gibi sadece lafta yapmıyor, icraatlarımızla, attığımız adımlarla açıkça ortaya koyuyoruz. Vatandaşlıktan çıkarıldıktan 58 yıl sonra Bakanlar Kurulu kararıyla Nazım Hikmet’e yeniden Türk vatandaşlığı veren biz olduk. Yaşadığı dönemde sırf Kürtçe şarkı söylemek istedi diye adeta linç edilen Ahmet Kaya’nın mezarını ülkemize getirme teklifinde yine biz bulunduk. Eski Türkiye’de gadre uğramış, ötelenmiş, hor görülmüş hangi fikir, sanat ve spor insanımız varsa hiçbir ayrım yapmadan hepsine biz kucak açtık.

İstanbul’a Atatürk Merkezi’ni, Ankara’ya Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Binası’nı kazandırarak, önemli bir eksiği giderdik. Göreve geldiğimizde ülkemizdeki kültür merkezi sayısı sadece 42 iken, biz buna 80 adet daha ilave ederek toplam sayıyı 122’ye çıkardık.

Tiyatrodan operaya, sinemadan edebiyata, tezhipten minyatüre kadar her alanda sanatın ve sanatçılarımızın yanında olduk. Son düzenlemeyle kamu ve sanat kurumlarımızda görev yapan sözleşmeli sanatçılarımızın kadroya geçişleriyle ilgili gerekli adımları attık. Ayrıca, dün gece yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Eğlence Vergisi oranlarının tamamen sıfırlanmasını sağladık. Böylece sanatçılarımıza hak ettikleri imkânları sunmanın yanı sıra, uzun yıllar boyunca kültür sanat camiamızı tek düzeyliğe mahkûm eden, kültür hayatımızı çölleştiren ideolojik bağnazlığa da son verdik.

Türkiye’nin kültür sanat ikliminin son 20 yılda giderek zenginleşmesinin daha evvel esamesi dahi okunmayan sanat dallarının başarıdan başarıya koşmasının sebebi işte budur. Halka tepeden bakan, sürekli milleti aşağılayan elitist zihniyet gerileyip cumhurla Cumhuriyet arasındaki mesafe kapandıkça hamdolsun bundan ülkemizin kültür sanat hayatı da olumlu etkilenmiştir. Biz bu görevde olduğumuz sürece Allah’ın izniyle hiç kimse Türkiye’yi tekrar eski baskıcı, yasakçı günlerine geri döndüremeyecektir.

İlhamını bu topraklardan alan, ülkesi, milleti ve tüm insanlığın istifadesi için eser üreten herkese destek olmayı sürdüreceğiz. Türkiye yüzyılı inşallah bu açıdan sanatın ve sanatçılarımızın da yüzyılı olacaktır. Cumhurbaşkanı olarak attığınız ve atacağınız her adımda yanınızda olduğumu bilmenizi istiyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum.

Bu duygularla bir kez daha 2022 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini takdim edeceğimiz her biri birbirinden kıymetli hocalarımızı, üstatlarımızı, sanatçılarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.

Teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.