21. Yüzyılda Siyaset ve Yeni Açılımlar Forumu’nda Yaptıkları Konuşma

05.11.2022

 Siyaset ve Akademi Dünyamızın Kıymetli Temsilcileri,

Değerli Hocalarım,

Saygıdeğer Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 21. Yüzyılda Siyaset ve Yeni Açılımlar Forumu’nun ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Dünyanın farklı köşelerinden forumu teşrif eden, katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli misafirlerimize Türkiye’ye hoş geldiniz diyorum. Kıtaların, kültürlerin, medeniyetlerin ve milletlerin buluşma noktası güzel İstanbul’umuzda sizleri ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Türkiye’nin yanı sıra 23 ülkeden foruma tebliğiyle, görüşleriyle katkı sağlayacak olan tüm dostlarımıza şimdiden teşekkür ediyorum. Gerek muhteviyat, gerek görüşülecek konular, gerekse katılımcı profili itibarıyla son derece zengin bir içeriğe sahip formumuzun ufuk açıcı tartışmalara vesile olacağına inanıyorum.

Bizler hakikatin kıvılcımının fikirlerin çarpışmasıyla ortaya çıktığını bilen, hangi konuda olursa olsun istişare etmenin önemini müdrik bir kadroyuz. 40 yılı aşan siyaset yolculuğumuzun her safhasında farklı yelpazeden işinin ehli insanlarla konuşmaya, onlara danışmaya hassasiyet gösterdik. Özellikle ülkemizin, milletimizin ve Genel Başkanı olduğum siyasi partinin geleceğini ilgilendiren meselelerde daha itinalı davrandık. Bu hassasiyetimizin olumlu sonuçlarını hem siyasi hayatımızda, hem de devlet idaresine dair hususlarda pek çok kez görme fırsatı bulduk.

Kuruluş aşamasından itibaren AK Parti’nin belirleyici vasfı ortak akla önem vermesi, orta akılla hareket etmesi olmuştur. Bugüne kadar yolumuzu, yol haritamızı hep istişareyle, sizlerden gelen katkıların rehberliğinde belirledik. Buradaki tüm katılımcıların samimiyetle ortaya koyduğu her değerlendirme, her alternatif bizim için değerlidir, yol göstericidir. Forumun düzenlenmesinde emeği geçenleri canı gönülden tebrik ediyorum.

Değerli Dostlar,

İki gün önce milletimizin takdir ve teveccühüyle iktidara gelişimizin 20. Yıl dönümünü geride bıraktık. 14 Ağustos 2001 yılında kurduğumuz AK Parti, 15 ay gibi bir süre sonra 3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen ardından ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendi. Milletimiz ardı ardına yaşadığı krizlerden ve siyasi istikrarsızlıklardan sonra Türkiye’nin en genç partilerinden dolan AK Parti’yi bir umut olarak gördü. Yani özellikle de parlamenter demokrasi noktasındaki deneyimi vatandaşlarımıza yeni bir yönetim sisteminin de gereğin özellikle icbar etti. Hamdolsun, o günden bugüne bize olan inancını zedeleyecek, umudunu kıracak, milletimize mahcup olacak hiçbir iş yapmadık. 20 yıllık kesintisiz iktidarlarımızla çok partili siyasi hayatımızda elde edilmesi zor bir rekora imza attık. Bu süreçte elbette sayısız engelle, vesayetin oyunlarıyla ve hatta darbe girişimine kadar varan antidemokratik müdahaleyle karşılaştık, ama milletin bize sandıkta özgür iradesiyle tevdi ettiği emanete hiçbir zaman halel getirmedik. İçinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun mücadelemizi daima hukuk ve demokrasi zemininde yürüttük. Gece yarısı bildirilerinin yayınlandığı, cumhurbaşkanı seçmemizin 367 garabetiyle engellendiği, partimizin uyduruk gazete kupürleriyle kapatılmak istendiği, siyaset mühendislikleriyle milli iradenin gasp edilmeye çalışıldığı dönemlerde bile bu duruşumuzdan taviz vermedik. Partimizi ve demokrasimizi hedef alan tehditler karşısında çözümü başka yerlerde değil daima ve sadece milletin hakemliğinde aradık.

Biz, ilklerin, kırılması zor rekorların partisi olmanın yanında, Türkiye’de siyasetin parametrelerini de kökten değiştirmiş bir siyasi teşekkülüz. Türk siyasetinde açtığımız o temiz sayfayı hizmetlerle, yatırımlarla, projelerle, demokrasi tarihimize altın harflerle yazılan reformlarla doldurduk. Türkiye’yi ve Türk siyasetini yeni baştan dönüştürürken, elbette kendimizi de ihmal etmedik, etmiyoruz. Kuruluş prensiplerimizden taviz vermeden milletimizin taleplerine ve günün şartlarına göre partimizi, kadromuzu ve siyasetimizi de yeniliyoruz.  Bir ayağımızı kadim değerlerimize sabitlerken, diğeriyle daha güzelin, daha iyinin, daha yeninin daha faydalının peşinde koşuyoruz. Tıpkı ulu bir çınar gibi köklerimiz derinlere indikçe hamdolsun dallarımız da büyüyor, serpiliyor, ülkemizle birlikte gönül coğrafyamıza ulaşıyor.

Bugün muhafazakar devrimci derken bir tenakuzu veya paradoksu değil, merhum Yahya Kemal gibi kökü mazide olan atiyi ifade ediyoruz. Millet ve parti olarak geçmişi reddetmeden, maziye sırtımızı dönmeden, mevcut kazanımlarımızın üzerine geleceği inşa etmekten bahsediyoruz. Türkiye yüzyılı vizyonumuzun çıkış noktasını da işte bu yaklaşım oluşturuyor. Dikkat ederseniz, vizyonumuzu kamuoyumuzla paylaşırken başkaları gibi emrivaki yapmadık, ülkemizin gelecek asrına damga vuracak bu vizyonu 85 milyon olarak hep beraber şekillendirelim istedik. Türkiye’ye dair hayali, ideali, teklifi olan kim varsa hiçbir ayrım yapmadan herkesin katkısını almayı arzu ediyoruz. Bu anlayışla 85 vilayetimizde ve ilçelerinde düzenleyeceğimiz kapsamlı toplantılar vasıtasıyla vatandaşlarımızın tekliflerini dinleyecek, Türkiye yüzyılı vizyonunu milletimizle birlikte tekemmül ettireceğiz. Türkiye yüzyılı ekseninde yapılacak tartışmalarla ortaya çıkacak sinerji, partimizin yanı sıra Türk siyasetine de yeni bir perspektif kazandıracaktır.

Bu toplantının aynı zamanda katılımcı demokrasi idealimizin en güzel örneklerinden birini teşkil edeceğine inanıyorum. Tüm vatandaşlarımızı kıymetli fikirleriyle, tenkit ve teklifleriyle bu sürece destek vermeye, Türkiye yüzyılına sahip çıkmaya davet ediyorum. Foruma iştirak eden siz dostlarımızın da katkılarını beklediğimizi burada hassaten ifade etmek istiyorum.

Değerli Misafirler,

Günü kurtarmak, bugünü savuşturmak için siyaset yapılmaz. Siyaset, usta bir satranç oyuncu gibi bugünden yarını planlamak demektir. Yaptığınız hamlelerin nereye varacağını kestiremiyorsanız, kendinize ve ülkenize bedel ödettirmeniz kaçınılmazdır. Bunun için dünyanın ve siyasetin gidişatını iyi okumanız, insanlığın yaşadığı kırılmaları iyi analiz etmeniz gerekiyor.

Küresel ölçekte meydana gelen her hadisenin bölgesel ve yerel düzeyde de etkilerinin olduğunu biliyoruz. Şöyle yakın tarihe baktığımızda, 11 Eylül saldırısından 2008 finansal krizine, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki halk hareketlerinden kovid-19 salgınına kadar pek çok hadisede bu hakikate defalarca şahitlik ettik. Arka planındaki hesaplar hâlâ tartışılan 11 Eylül olayı dünyanın gündeminde terör tehdidini ilk sıraya çıkartırken, 2008 finans krizi vahşi kapitalizmin yapısal sorunlarını tekrar gözler önüne serdi. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki halk hareketleri vesilesiyle Batılı kurumların demokrasi karnesini görmüş olduk. Düzensiz göç meselesi, insan hayatına verilen önemi ortaya koydu. Koronavirüs salgınında gelişmiş denilen ülkelerin sağlık ve sosyal güvenlik altyapısının ne kadar zayıf olduğu gün yüzüne çıktı. Rusya-Ukrayna krizi Güvenlik Konseyi gibi vazifesi ulusal güvenliği sağlamak olan kurumların başarısızlığını deşifre etti. Bizim yıllardır savunageldiğimiz dünya 5’ten büyüktür, tespitimizin haklılığı yaşanan her gelişmeyle bir kez daha teyit edildi. Son 60-70 yılın en yüksek oranlarına çıkan küresel enflasyon ise insanlığa dayatılan mevcut ekonomik modellerin açmazlarını göstermiştir.

Tüm bunlarla beraber, dünyada siyaset-ekonomi, siyaset-diplomasi, siyaset-güvenlik ilişkileri enine boyuna sorgulanmaktadır. Devletin rolüyle ilgili tartışmaların da yeniden alevlendiğini görüyoruz. Daha birkaç yıl öncesine kadar devleti hayatın tamamen dışına çıkarmaktan bahsedenler, bugün tam zıddı tezlerin savunuculuğu yapıyor. Keza savunma sanayine yapılan yatırımları israf olarak görenler, bugün milli bütçelerinde aslan payını silah ve mühimmat alımına ayırıyor. Sağlık yatırımlarından sosyal güvenlik harcamalarına geniş bir yelpazede benzer U dönüşlerine şahit oluyoruz. Bu savrulmaların pek çok ülkede ciddi sıkıntılara yol açtığı da bir gerçektir.

Türkiye, zamanında attığı adımlarda bu süreci en başarılı yöneten ülkelerden birisidir. Bilhassa üretim, altyapı, sağlık ve savunma alanlarında siyasi öngörümüzün meyvelerini topladık, topluyoruz. Muhalefetin eleştirilerine rağmen kamu-özel ortaklığı modeliyle hayata geçirdiğimiz şehir hastaneleri salgın döneminde yüz akımız oldu. Sadece şehir hastaneleri değil, yani bunun yanında altyapıyla ilgili yapmış olduğumuz yatırımlar yüz akımız oldu. Hatta hatta Ana Muhalefet “PPP” nedir, ne demektir hâlâ bunu anlayamamış, bunu bilmiyor, böyle bir Ana Muhalefetle de karşı karşıyayız, onlara bunu da anlatıyoruz, öğreteceğiz, öğretiyoruz. Sosyal güvenlik sistemimizin kuşatıcılığı sayesinde maddi durumu ne olursa olsun vatandaşlarımıza birinci sınıf sağlık hizmeti sunduk.

Kendi savunma ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesine geçerek, bu alanda dünyada söz sahibi konuma geldik. Öyle bir süreç işlettik ki, 45 günde 1006 odalı 2 şehir hastanesini bir Asya Yakası’nda, bir de Avrupa Yakası’nda inşa etmek suretiyle de ülkemizde ve dünyaya örnek bir adımı o kritik dönemde attık. Eğer onlar olmasaydı bugün kovidle mücadelemiz çok daha zor olacaktı. Üretim kapasitemizin gücü sayesinde salgın dönemi boyunca hiçbir üründe problem yaşamadık. Bu hastanelerimizde tomografiden MR’a varıncaya kadar, ultrasonografiye varıncaya kadar bütün donanımıyla sağlıkta ileri teknolojiyi de hemen bu 45 gün içerisinde tesis ettik.

Yürütmede çok başlılığa son verdiğimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle etkin ve süratli kararlar alırken, bunları tam bir koordinasyon içinde uyguladık. Eğer parlamenter demokrasi olsaydı bu kararları mümkün değil alamazdık, ama mevcut şu andaki yönetim sistemimizle bu kararları süratle alabilme imkanını yaşadık. Bu tabii ki bir ileri görüşün neticesidir, eğer bu ileri görüşlülüğümüz olmamış olsaydı bu neticeleri almak da mümkün olmazdı.

Ekonomide yaptığımız model değişikliğinin olumlu sonuçlarını, özellikle yatırım, üretim, istihdam, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümeyi de bu 5 temel esas üzerinde gerçekleştirdik.

Diplomaside uyguladığımız dengeli, tarafsız ve barışçıl politikalarla krizlerin çözümünde anahtar rol üstleniyoruz. Esir takasıyla tahıl koridorunun açılmasıyla ve devam ettirilmesindeki kritik rolümüz ülkemizin diplomatik gücünü gösteren önemli birer örnektir. Biz bu süreç içerisinde Sayın Putin’le olan münasebetlerimiz, Sayın Zelenski’yle olan münasebetlerimiz, Sayın Gutarres’le olan münasebetlerimiz, bunların hepsi dengeli bir şeklide yürümüş ve ne uzak-ne yakın bu dengeyi kurmak suretiyle de bu süreci işletme fırsatını bulduk. İnşallah Türkiye yüzyılı vizyonumuzla planlarımızı şimdiden yapacak, gelecek tasavvurumuzu bir adım daha öteye taşıyacağız.

Kıymetli Dostlarım,

İnsanların devletten talebi arttıkça, siyasetçiden ve siyaset kurumundan beklentileri de yükseltmektedir. İletişim ve ulaşım imkanlarının yaygınlaştığı günümüzde siyasetçinin yükü daha önce hiç olmadığı kadar ağırlaşmıştır. Tam 20 yıldır milletimize aşkla, heyecanla hizmet eden bir kadro olarak mesuliyetimizin farkındayız. Cumhuriyetimizin 100. Yılı’nı kutlamaya hazırlanırken, dünyanın nereye evrildiğini görüyor, planlarımızı buna göre yapıyoruz. Sahte ve sanal gündemlerin peşinden gitmek yerine, kendi önceliklerimiz çerçevesinde projelerimizi yürütüyoruz. Başkaları ne basit meselelerini bile çözmekten acizken, biz ülkemizin asırlık hayallerini gerçeğe dönüştürmenin altyapısını hazırlıyoruz.

Ülkemizi birbiri ardına taşınan iftiralarla karalama ve insanımızı karamsarlığa sürükleme çabalarının rastgele tercihler olmadığını, bilinçli bir senaryonun eseri olduğunu düşünüyoruz. Biz bu sinsi ve yıkıcı kampanyaların önünü milletimizle birlikte umutlarımızı yeşertecek vizyonlarla, hedeflerle, projelerle keseceğimize inanıyoruz. Son dönemde dünyanın pek çok farklı yerinde denenen, hepsi o ülkelerin ve insanlarının felaketiyle sonuçlanan devrim görünümlü zehirleme faaliyetlerini Türkiye’ye de teşmil etmek isteyenlere asla izin vermeyeceğiz. Ülkemizi bugüne kadar nasıl kendi programlarımızla getirdiysek, nasıl 2023 hedeflerimizi adım adım hayata geçirdiysek, 2053 vizyonumuzu da kendimiz biçimlendirecek ve uygulayacağız.

Batı ülkelerinin kendi asırlık demokrasi ve ekonomi parametrelerinden vazgeçtiği bir dönemde, bizi geçerliliği kalmamış özellikle o tür modellerin dayatılmasını iyi niyetli görmüyoruz. Türkiye, kadim medeniyet müktesebi, binlerce yıla sari devlet geleneği, coğrafyasındaki bin yıllık varlığı, zengin ve yenilikçilik kabiliyeti yüksek insan gücüyle kendi yolunu çizecek ve o yolda yürüyecek dirayete sahiptir. 21. Yüzyılda Siyaset ve Yeni Açılımlar Forumu görüş açımızı genişleterek bu yolculukta bizlerin işini kolaylaştıracaktır. Forumun bugünün daha iyi anlaşılmasına, yarının öngörülmesine ve yeni kuram stratejilerin geliştirilmesine ve ­imkân sağlayacağına inanıyorum.

Değerli Dostlar,

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, forumun ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırla vesile olmasını diliyorum. Buradan Gaziantep’e süratle ulaşmam gerekiyor, bugün Gaziantep’te toplu açılışlarımız ve mitingimiz var ve oradaki bütün vatandaşlarımla özellikle şimdiden 2023’e hazırlığın adımlarını atacağız.

Forumun düzenlenmesine ve içeriğine katkı sağlayan tüm kardeşlerime özellikle tekraren teşekkür ediyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.