Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödül Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

24.08.2022

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin Değerli Yöneticileri,

İş Dünyamızın Kıymetli Temsilcileri,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri’ni alan firmalarımızı ve temsilcilerimizi tebrik ediyorum. Bilindiği gibi ülkemiz dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhit listesinde 48 firmasıyla iftihar verici bir yerde bulunuyor. Aynı şekilde dünyanın en büyük 225 uluslararası teknik müşavirler listesinde de 7 firmayla temsil ediliyoruz.

Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde bu sayıların nasıl giderek arttığını, firmalarımızın dünyanın dört bir yanındaki çalışmalarına bizzat şahit olarak da takip ettim. Küresel ekonomik krizin en çok etkiledi alanların başında müteahhitlik sektörü gelmesine rağmen, firmalarımızın ülkemizi başarıyla temsil etmeyi sürdürmelerinden memnuniyet duyuyoruz. Tabii firma sayımızın nispi yüksekliğine rağmen uluslararası müteahhitlik gelirlerinden aldığımız payın henüz arzu ettiğimiz seviyede olmadığının da altını çizmek istiyorum. Ülkemizin potansiyeli, firmalarımızın gücü, insanımızın kabiliyetleri, toplamda yılda 420 milyar doları geçen bu büyük pastadan çok daha fazla pay alabilmemize uygundur.

Küresel krizin malzeme fiyatlarını artırması ve işçilik maliyetlerini yükseltmesi elbette zorluklara yol açmaktadır. Ancak salgın döneminde gelişmiş ülkelerin altyapılarının nasıl yetersiz ve eski olduğunun ortaya çıkmasını, önümüzdeki dönemde yapılacak devasa yatırımların habercisi olarak görüyorum. Uluslararası altyapı yatırımlarında ulaştırma, konut ve enerji başlıklarının ilk sıralarda yer alması, ülkemizin bu alanlardaki tecrübesi dikkate alındığında bizim için önemli bir avantajdır. Türkiye son 20 yılda karayolu, havayolu ve demiryolu altyapısını büyük ölçüde yenilemiş. TOKİ projeleri ve kentsel dönüşüm çalışmalarıyla şehirlerin çehresini değiştirmiştir. Şehir hastaneleri gibi modellerle sağlık sistemini ana sınıfından üniversiteye her seviyedeki atılımlarıyla eğitim-öğretim sistemini güçlendirmiştir. Barajlar ve diğer yatırımlarla kalkınmasına destek olacak enerji ihtiyacını karşılamıştır. Velhasıl her alanda çok büyük yatırımlar gerçekleştirmiş bir ülkeyiz. Sahip olduğumuz bu tecrübe, uluslararası müteahhitlik projelerine daha kararlı bir şekilde talip olmamızı sağlamaktadır. Yine bu yatırımların yarısından fazlasının ülkemizin merkezinde bulunduğu Avrupa, Asya, Ortadoğu coğrafyasında gerçekleştiriliyor olması da, bize avantaj sağlayan bir başka tablodur. Uluslararası müteahhitlik hizmetlerinin büyüklüğünün 2030’larda 750 milyar dolar seviyesine çıkacağı öngörülmektedir.

Ülkemizin bu büyük pastadan aldığı payı ilk etapta yüzde 10’a, yani 75 milyar dolara çıkarmayı beraberce hedeflemeliyiz. Bu hedefi 2053 vizyonumuzda da en az yüzde 15 olarak belirlememiz gerektiğine inanıyorum. Son yarım asırda dünyanın 131 farklı ülkesinde 460 milyar dolarlık proje yürüten müteahhitlerimiz için ülkemizin geldiği seviye dikkate alındığında, bu hedefin gayet gerçekçi olduğundan şüphe duymuyorum. Bu projelerin yüzde 90’ının son 20 yılda gerçekleştiğine de özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Dövizden istihdama, teknoloji transferinden makine parkının geliştirilmesine kadar pek çok alanda sayısız faydası olan uluslararası müteahhitlik hizmetlerini tüm imkânlarımızla desteklemeyi sürdüreceğiz.

Yurtdışı seyahatlerimizde muhataplarımızla veya ülkemize gelen misafirlerimizle yaptığımız görüşmelerimizin gündemine sizlerin orada bir meselesi varsa mutlaka alıyor, çözümü yolunda gereken iradeyi ortaya koyuyoruz. Sizlerden de artık daha büyük ölçekli, daha büyük katma değerli projelerde gerekiyorsa girişim ortaklıkları kurarak yer almanızı bekliyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Az önce de ifade edildi; özellikle de işçilerin yurt dışındaki sorunlarıyla alakalı olarak bazı avukatlık firmalarının alavere-dalavere yapmak suretiyle onların güya haklarını alıp, iade edecekmiş gibi oradan kendilerine imkân tevlit etme gayretleri noktasında başta şu anda Cumhurbaşkanı Yardımcım Fuat Bey olmak üzere, diğer bakan arkadaşlarıma da söylüyorum; hiç gecikmeden Meclis’in yeni döneminde yasal düzenlemeyse yasal düzenleme, bunu yapmak suretiyle bu adımı atacağız.

Diğer bir konu da, vergi noktası, Hazine Maliye Bakanımız burada, bu konuyla ilgili olarak da Hazine Maliye Bakanımız hiç gecikmeden, onun için de Meclis’in açılmasını bekleme diye bir durum söz konusu değil, bunu Bakanlık nezdinde süratle adımı atıp bunun çıkışını da Bakanlığımızın sağlaması gerekir.

Değerli arkadaşlar,

Biz bu çalışmaları yürütürken, kimsenin kimliğiyle, meşrebiyle, görüşüyle ilgilenmiyoruz. Bizim baktığımız tek husus, ülkemize yaptığınız katkılardır. Türkiye’yi hep birlikte büyütecek, güçlendirecek, hedeflerine ulaştıracak, 2053 vizyonuna hazırlayacağız. Kendimizi ve evlatlarımızın geleceği için ülkemizin kazanımlarına sıkı sıkıya sahip çıkmamız, hedeflerimizi kararlılıkla hayata geçirmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Küresel siyasi ve ekonomik yönetim sisteminin yeni baştan dizayn edildiği bir dönemde ülkemizin önündeki fırsatları kaçırmaması için her türlü gayreti göstermek, her türlü fedakârlığı yapmak boynumuzun borcudur. Ülkemize geçtiğimiz 20 yılda eğitimden sağlığa, güvenlikten ulaştırmaya, enerjiden sanayiye, tarımdan spora, her alanda kazandırdığımız altyapı, işte bugün önümüze çıkan tarihi fırsatı değerlendirebilmemiz içindir. Önümüzde öyle büyük bir hedef var ki, hiçbir bireysel siyasi, ideolojik, sosyal, ekonomik çıkar kaygısı bunun önüne geçemez. Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokmaktan, Türk milletini muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmaktan daha büyük bir ideal, daha büyük bir ülkü, daha büyük bir onur olabilir mi? Bizim mücadelemizin tek gayesi, işte budur. Sizlerden bir ittifaka, bir partiye, bir isme değil işte bu büyük vizyona, bu büyük hedeflere destek vermenizi istiyorum.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra başlatılan büyük atılımın önünün ilerleyen yıllarda nasıl kesildiğini, siyasette, ekonomide, sanayide, diplomaside nasıl adım-adım kıskaca alındığımızı bugün daha iyi görüyoruz. Kimi zaman sosyal fay hatları harekete geçirilerek, kimi zaman kısır siyasi çekişmeler körüklenerek, kimi zaman darbelerle milli irade çiğnenerek oynanan oyunların amacı hep aynıydı. Bu amaç, Türkiye’nin tarihi birikimini, coğrafi gücünü, milli imkânlarını harekete geçirmesini engellemekti. Maalesef bu sinsi tuzakların çoğuna düştüğümüz de bir gerçektir. Demokrasi ve kalkınma yolunda asırlık bir sıçrama gerçekleştiren ülkemizin bir kez daha aynı oyunlarla yolundan çıkartılmasına, kazanımlarından edilmesine, hedeflerinden uzaklaştırılmasına izin veremeyiz. Mesele siyasi rekabet değil, ülkenin ve milletin bekası meselesidir. Bu ülkenin 85 milyon vatandaşının her birinin de bugüne ve geleceğe aynı yaklaşımla bakacağına, hareket tarzını ona göre belirleyeceğine yürekten inanıyorum.

Hiç şüphesiz küresel ekonomideki dengesizliklerin ülkemize olan etkilerinin hepimiz farkındayız. Her ne kadar birileri felaket tellallığı yaparak milletimizin moralini bozmaya çalışsa da, Türkiye küresel ekonomik krizi fırsata çevirme konusunda en başarılı ülkedir.

Enflasyon diye, faiz diye, kur diye sorunlarımız yok mu? Elbette var. Ama elimizdeki imkânlar ve önümüzdeki fırsatlar öylesine büyük ki, sadece bunlara takılıp kalırsak, ülkemize yazık ederiz. Türkiye’yle ve ekonomimizle ilgili sözde değerlendirmeler yapanların tespitlerinden ziyade, temennilerini dile getirmeleri gerideki asıl niyeti göstermektedir. Şimdi birileri diyor ki; Türkiye’de üretim bitti, işçisinden çiftçisine herkes perişan. Peki, gerçek öyle mi? Tarımda hem çok iyi rekolte elde ettiğimiz, hem de verdiğimiz alım fiyatlarıyla üreticilerin yüzünü güldürdüğümüz bir dönem yazıyoruz. Turizmde salgın döneminin kayıplarını telafi etmenin ötesinde kazançlar sağlayacak derecede başarılı bir sezon geçiriyoruz. Enerjide Avrupa’nın adeta mide krampları geçirdiği bir kışa biz gayet rahat şekilde hazırlanıyoruz. Sanayide ülkemizin her yerinde fabrikalar harıl harıl çalışıyor. Kamyonlar, trenler, gemiler, uçaklar mal taşımaya yetişemiyor. Dış ticarette, ihracatta her ay rekor üstüne rekor kırıyoruz. İstihdamda 31 milyona yaklaşan çalışan sayısıyla tüm tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmış durumdayız. Hangi alanda ülkemizi Avrupa’yla, dünyayla karşılaştırırsanız karşılaştırın, terazinin bizim bulunduğumuz kefesi ağır basıyor. Diyorlar ki; onlarda enflasyon yüzde 9, bizde yüzde 80’e dayandı. İyi de, onlardaki yüzde 9 enflasyonun ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla bizdeki enflasyonun etkileri aynı değil ki; onu bir defa masaya yatıracaksın. Biz işçisinden memuruna her kesimden vatandaşımızın gelir kaybını enflasyonun üzerindeki ücret artışlarıyla telafi ederek enflasyonun sosyal etkilerini sınırlandırdık. Avrupa’da gıda başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerindeki fiili fiyat artışıyla ücretlere yapılan artış arasında öylesine derin uçurumlar var ki insanlar sokaklara dökülmeye başladı. Gösterge faizleriyle enflasyon arasındaki 5-6 katlık farkları söylemiyorum. Piyasaları paraya boğarak krizi bastıranlar, şimdi kara kara bu dengesiz politikanın bedelini nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar. Biz bu sıkıntıların hiçbiriyle karşı karşıya değiliz. Ne bütçe disiplininden taviz verdik, ne finansal araçları hoyratça kullandık, ne sosyal yıkımların yolunu açtık. Hamdolsun yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme üzerine kurulu ekonomi politikamızı hedeflerimize uygun şekilde uygulamayı sürdürüyoruz.

Son dönemde banka kredileri konusunda yaşanan sıkıntıların kaynağı ekonomi programımız değil, finans kesimi ile reel sektör arasındaki geçici bir yaklaşım farklılığıdır. Bu farklılığın en kısa sürede üretim ve istihdam odaklı büyümeyi destekleyecek şekilde kapsamlı bir uzlaşmaya dönüşeceğine inanıyorum.

Görüldüğü gibi bakış açımızı genişlettiğimizde karşımıza birilerinin bize ısrarla dayattığı moral bozukluğu fotoğrafı yerine, umutlarımızı güçlendiren bir tablo çıkıyor. Eksikleri tamamlayarak, hataları düzelterek, elimizdeki işleri hızla tamamlayarak, yeni projeler geliştirerek ülkemizi önce 2023’e ulaştıracak, ardından da 2053’e uzanan yola güvenle çıkacağız. Hep söylediğim gibi, bunu da beraberce yapacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Dikkat ederseniz dünya ekonomisinde de, ülkemizde de ölçekler çok değişmiştir. Dün çok büyük, çok erişilmez gözüken rakamlar bugün normal, erişilebilir, ulaşılabilir seviyeler haline gelmiştir. Ülkemizde de 20 yıl önce hayal bile edilemeyen pek çok eser, hizmet, yatırım bugün günlük hayatımızın rutini haline dönüşmüştür. Yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar dünyadaki ve ülkemizdeki bu değişimi kendi tecrübeleriyle mukayeseli olarak değerlendirebilme imkânına sahiptir. Ancak böyle bir tecrübeye, böyle bir mukayese imkânı olmayan gençlerimize dünyadaki ve ülkemizdeki büyük değişimi anlatmak kolay olmuyor. Çünkü karşımızda bilgisayarıyla, tabletiyle, cep telefonuyla, internetiyle, sosyal medya mecralarıyla, nice iletişim alternatifleriyle, e-devletiyle, e-ticaretiyle, sınırsız haber kaynaklarıyla, sınıf mevcudu az, kitabı ücretsiz modern eğitim kurumlarıyla, dilediği hastaneden dilediği hizmeti alabildiği sağlık sistemiyle dünya ile sıkı etkileşim içindeki hayat biçimiyle, daha nice imkânlarıyla büyüyen bir gençlik var. Bu gençlere vesayetin kıskacındaki, darbeleri gölgesindeki, yokluğun ve yoksulluğun pençesindeki bir Türkiye’de yaşamanın ne manaya geldiğini anlatmak gerçekten çok zor. Aynı durumu iş dünyasındaki kuşaklar arasında da görüyoruz. Eski tüfekler yatırımın, üretimin, iş yapmanın, para kazanmanın, ayakta kalmanın ne demek olduğunu çok iyi bilir. Genç iş insanlarımız hem ülkemizin sahip olduğu güçlü altyapı, hem girişimcilere verdiğimiz kapsamlı destekler, hem dünyanın önlerine getirdiği fırsatlar sayesinde çok farklı bir iklimde hayata atılıyor. Bu gerçeği, onların hayatta hepimizden daha hızlı yol alacaklarının, ülkemize hepimizden daha çok katkıda bulunacaklarının, milletimize hepimizden daha çok hizmet edeceklerinin işareti olarak görüyorum.

Pek çok köklü şirketimizde ikinci, üçüncü, dördüncü nesillerin sorumluluk üstlendiğini gördükçe de geleceğe olan güvenimiz artıyor. Ülkemizde dünya çapında iş yapan şirketlerimizin kurumsallaşması ne kadar güçlü olursa, bu güven o kadar derinleşir, o kadar sağlamlaşır. Gençlerimizin gayretleriyle yakın bir gelecekte ülkemizin dünyanın en büyük uluslararası müteahhitleri listesinde çok daha fazla sayıda firmamızla temsil edildiğini göreceğine inanıyorum.

Bu duygularla ödül vereceğimiz müteahhitlik ve teknik müşavirlik firmalarımızı bir kez daha tebrik ediyorum. Rabbim gayretinizi, kazancınızı, başarılarınızı artırsın diyorum.  Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.