İstanbul Tersane Komutanlığı’nda İşçilerle İftar Programı’nda Yaptıkları Konuşma

01.05.2022

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularım, muhabbetle selamlıyorum. Ramazan-ı Şerif’in bu son iftarında İstanbul Tersane Komutanlığı’nda tersanedeki siz değerli işçi kardeşlerimle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.

Bugün aynı zamanda 1 Mayıs. Biliyorsunuz ülkemizde 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak 2009 yılında tekrar biz resmi tatil ettik. Geçmişte üzüntü verici hadiselerin de yaşandığı bu tarihi gerçek manada çalışanların bayramı haline getirmek için her türlü gayreti gösterdik. Hamdolsun kimi provokatif ufak tefek eylemler dışında uzunca bir süredir 1 Mayıs’ı adına yakışır bir şekilde Emek ve Dayanışma Günü olarak idrak ediyoruz.

Hayata işçi unvanıyla başlamış bir kardeşiniz olarak 1 Mayıs’ı kendi bayramım olarak da kabul ediyorum. Tersane işçilerimizle TÜRK-İŞ Sendikamızın temsilcileriyle birlikte bu güzel 1 Mayıs akşamında iftar sofrasında buluşarak, biz de Emek ve Dayanışma Günümüzün sevincine ortak olmak istedik. Yarın ise Ramazan Bayramı’nı hep birlikte kutlayacağız. Sizlerin nezdinde tüm milletimizin, İslam aleminin ve insanlığın Ramazan Bayramını tebrik ediyorum. Rabbimden bizleri bundan sonraki Ramazanlara, bayramlara da hayırla, sağlıkla, esenlikle eriştirmesini diliyorum.

Bölgemizde dünyada savaşların, çatışmaların, insani trajedilerin, krizlerin kol gezdiği bir dönemde bize ülkemizde güvenle, huzurla, afiyetle yaşayabilmeyi nasip eden Rabbime hamt ediyorum. Maalesef ülkemizde bazı kesimlerde bir şükürsüzlük, bir tatminsizlik, bir karamsarlık hali aldı başını gidiyor. Halbuki önce elimizdekilere şükür edeceğiz, sonra daha iyisi, daha güzeli, daha ilerisi için çalışacağız, mücadele edeceğiz. Bunun ne demek olduğunu en iyi alın teriyle hayatını kazanan siz işçi kardeşlerim bilir.

Dünyamız salgın dönemiyle başlayıp, Karadeniz’in kuzeyindeki savaşla derinleşen bir krizin içinde çırpınırken, biz tüm dikkatimizi ve enerjimizi yatırıma, istihdama, üretime, ihracata yönelttik. Önceliği insanlarımızın işine, aşına, geçimine vermezsek asıl felaketi o zaman yaşayacağımızı biliyorduk. Hayat pahalılığı sebebiyle alım gücümüz bir parça düşmüş olabilir, ama 30 milyon vatandaşımıza çalışacak iş, her ay evine girecek düzenli gelir sağladıktan sonra inşallah bu kayıpların hepsini de kısa sürede telafi ederiz.

Türkiye çalıştıkça, Türkiye ürettikçe, Türkiye bu gününe ve geleceğine sahip çıktıkça, Allah’ın izniyle hiç kimse bu milletin sırtını yere getiremez, bu ülkeyi zayıf düşüremez. Ellerini ovuşturarak Türkiye’nin tökezlemesini, hatta yere kapaklanmasını bekleyenleri 20 yıldır olduğu gibi bundan sonra da hüsrana uğratmaya devam edeceğiz.

Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasın büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak olduğuna inanıyoruz. Bu yolda son nefesimize kadar mücadele etmekte kararlıyız.

Kardeşlerim,

Bugün insanlığın sahip olduğu her şeyin gerisinde pek çok kişinin alın teri, emeği fedakârlığı vardır. Uzaktan bakıldığında pırıl pırıl ışıldayan şehirlerin, denizlerde yüzen devasa gemilerin. semalarda süzülen uçakların, her biri farklı ürünler çıkartan fabrikaların gerisinde hep insan emeği, insan gayreti bulunuyor. Eskiler emeksiz yemek olmaz derler, emek yoksa o koskoca binalar inşa edilemez. Emek yoksa fabrika çarkları dönmez. Emek yoksa toprak işlenmez. Emek yoksa yol, su, elektrik, hiçbiri olmaz. İşte bu anlayışla Hükümetlerimiz döneminde hep çalışanların emeklerinin karşılığını alabilmelerini sağlayacak adımlar attık.

Sizlerin de yakından takip ettiği gibi Türk ekonomisi bir süredir ciddi sınamalardan geçiyor. Bir kısmı küresel gelişmelerden, bir kısmı iç dinamiklerden kaynaklanan bu sınamaları alnımızın akıyla evet aşarak yolumuza devam ediyoruz. Bu süreçte bir yandan istihdam alanlarını genişletirken, diğer yandan da ücretleri artıracak düzenlemeler yaptık. İnsanların işlerini korumalarını ve yeni iş sahibi olmalarını temin ederken, herkesin insanca hayat sürebileceği gelir seviyesine ulaşmasına da önem verdik.

Gençlerimiz ve kadınlarımız gibi istihdama yeni giren kesimleri ayrıca destekledik. Asgari ücrette yılbaşından yüzde 50’nin üzerinde artış yaptık. Tüm çalışanların maaşlarının asgari ücrete kadar olan kısmından Gelir ve Damga Vergilerini kaldırdık. Bir başka ifade ile devlet olarak çalışanlarımıza destek olmak için kendi gelirlerimizden vazgeçtik.

Son 20 yılda asgari ücreti rakam olarak 23 kat, reel olarak da 1,5 kat artırmış olmamız elbette önemlidir, ama emekçilerimizin çok daha fazlasını hak ettikleri de bir gerçektir. Kamu toplu iş sözleşmelerinde işçilerimize bugüne kadar yapılmış en yüksek seyyanen zam ve artış oranlarını verdik. Hükümete geldiğimizden beri en çok desteklediğimiz hususlardan biri de sendikalaşmaktır. Nitekim 10 yıl öncesine göre işçilerin ve kamu görevlilerinin sendikalaşma oranında yarı yarıya artış olmuştur. İnşallah önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızı ve işçilerimizi her alanda desteklemeye devam edeceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Sizler savunma sanayi alanında ter döküyor, emek veriyorsunuz. Aslında bir anlamda ülkenin savunması, milletimizin güvenliği için çalışıyorsunuz. Askerimizin sınırda silahla yaptığı hizmeti, siz burada alın terinizle gerçekleştiriyorsunuz. Gemi sanayi gibi hem emeğin hem teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bir alanda Türkiye dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmeyi başardı. Sizlerin ürettiği gemiler ve diğer savunma sanayi ürünleri Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde ihracatımızın önemli kalemleri arasında yer alıyor. Korvetleriniz, firkateynleriniz vesaire. Türkiye’nin savunma sanayinin bugünlere gelmesinde katkısı olan kamu kuruluşlarıyla, özel sektörüyle, mühendisiyle, işçisiyle herkese şahsım, tüm Kabine üyelerim ve milletim adına sizlere şükranlarımı sunuyorum.

Yıllarca ülkemizi savunma sanayi ürünleri üzerinden tehdit edenler bugün artık bizim geliştirdiğimiz ürünlere sahip olmanın peşindedir. Yakın çevremizde yaşanan savaşlar ve çatışmalar, terörle mücadelede elde ettiğimiz tecrübeler savunma sanayinde yürüttüğümüz her projenin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor. İnşallah, 3-5 yıla kadar kritik bazı projeleri de tamamlayarak bu alanda kendimizi çok daha rahat, çok daha güvenli hissedeceğiz. Artık şu an itibarıyla yarı uçak gemimizi yaptık denize indirdik. İnşallah şimdi de tamını yapacağız. Ve tamını da yapmak suretiyle denizlerde çok daha farklı bir yere kavuşmuş olacağız. İnşallah o güne kadar hiç birimize durmak yok, duraksamak yok.

Bu duygularla bir kez daha 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününüz ile yarın kavuşacağımız Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Rabbim ailelerinizle birlikte sizlere, hepimize mutluluklar nasip etsin. Sağlıkla Rabbim bizleri daha nice bayramlara kavuştursun diyor, sizleri Allah’a emanet ediyorum.