Öğrencilerle İftar Programı’nda Yaptıkları Konuşma

22.04.2022

Sevgili Gençler,

Değerli Dostlar,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Başı rahmet ortası mağfiret, son ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum.

Ramazan ayının bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni de içinde barındıran son dilimine geldik ve Leyle-i Kadri şimdiden tebrik ediyorum. Rabbimin özellikle bize bir taltifi olan Kur'an-ı Azimüşşan bu ayda inzal oldu ve onun için de Ramazan ayının başından itibaren evlerde, camilerde Kur'an-ı Azimüşşan ile hep müşerref olduk. Rabbimden bizleri daha nice Ramazanlara, nice Kadir Gecelerine, ince bayramlara hayırla, sağlıkla, huzurla, esenlikle eriştirmesini diliyorum. Bugünkü iftar sofranızı bizlerle paylaştığınız için sizler ayrıca teşekkür ediyorum.

Her birinize önce okulunuzda, ardından da mesleki kariyeriniz başta olmak üzere hayatınızın her alanında Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Bizim okul hayatımız Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik bakımından gerçekten çok çalkantılı, çok sıkıntılı bir döneminde geçti. Bir yandan ideolojik gerilimlerin ve kavgaların, diğer yandan yokluğun, yoksulluğun, hepsinin üzerine bir de 12 Eylül darbesinin baskısı altında eğitimimizi tamamlamaya çalıştık. Bizim evlatlarımız da, hem koalisyonların yol açtığı istikrarsızlığın, hem de vesayetin tüm çirkin yüzünü sergilediği siyasi ve sosyal çalkantıların gölgesinde eğitim-öğretim hayatlarını sürdürdüler. Özellikle kız evlatlarımın yaşadığı sıkıntıları ve onları aşmak için çektiğimiz çileyi asla unutamam. Ve kızlarımızın anneleri okul kapılarında kızlarımızı almak için beklerlerdi, bir taraftan polis, bir diğer taraftan kızlarımızın anneleri.

Sizler ise çoğunlukla hayata gözlerini AK Parti döneminde açmış bir nesilsiniz. Ülkemizi ve dünyayı AK Partinin ülkemize kazandırdığı eserlerin ve hizmetlerin penceresinden gördünüz, tanıdınız. Bu süreçte elbette sizler de ülkemizin yaşadığı farklı sınamalara şahit oldunuz. Herhalde 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere son 7-8 yıldır yaşadığımız hadiseleri hatırlıyorsunuz. Türkiye bir taraftan son iki asrın demokrasi ve kalkınma eksikliklerini tamamlamak için gece-gündüz çalışırken, diğer taraftan da işte bu tür yeni tehditlerle mücadele ederek bugünlere geldi.

Ülkemizi bundan 11 yıl önce milletimize ilan ettiğimiz 2023 hedeflerine ulaştırmak için gerçekten çok çalıştık, çok engel aştık, çok eser ve hizmet ürettik. Amacımız, sizlere 2053 vizyonunu hayata geçirebileceğiniz büyük ve güçlü bir Türkiye bırakmaktı. Hamdolsun, gittiğim her yerde özellikle burada da gayretleriyle, birikimleriyle, enerjileriyle, azimleriyle, heyecanlarıyla 2053 vizyonuna sahip çıkacak bir gençlik görüyorum. Birileri farklı şeyler söyleyebilir, ama ben bu gençliğe Teknofest gençliği diyorum. Zira sizler artık uzayı okuyorsunuz, artık sizler uzaya bu milletin veya bu gençliğin göndereceği, evet, uzay araçlarının bütün tanzimini, hesaplamalarını ve bu hesaplarla birlikte de onların hazırlığını yapıyorsunuz. Teknolojiden edebiyata, spordan sanata her alanda gençlerimizin ülkemiz sınırlarını aşan başarılarıyla gurur duyuyoruz.

Geçmişte bu milletin gençlerini kimin zaman sağ-sol, kimi zaman Türk-Kürt, kimi zaman ilerici-gerici diyerek bölen, ülkenin potansiyelini heba eden oyunlara karşı yeteri kadar dirayetli durulamadı. Ama bizde, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, böyle bir ayrım yok. Bizde ne var? Bizde sadece ve sadece yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü anlayışı var.

Aynı şekilde PKK’dan FETÖ’ye kadar gençlerimizi hedef alan, onların yıllarını ve hayallerini çalan terör örgütlerinin yol açtığı kayıpların da ülkemizi çok ağır bedeli oldu. Hamdolsun, şu anda bildiğiniz gibi Suriye’nin kuzeyiyle Irak’ın kuzeyinde Pençe Harekâtı yürüyor. Bugün 13:10 itibarıyla 45 tane teröristtin artık bedeli ödediler ve bütün inlere, mağara komandolarımız giriyor, aramalar devam ediyor, bu sayı tabii ki çok daha fazlasıyla artacak. Ama üç tane şehidimiz var ve bütün bu şehitlerimizin ruhaniyeti inşallah farklı bir şekilde bunlara bu bedeli ödetecek. Bizim Türkiye’ye en büyük hizmetimiz, şartlar ne olursa olsun, hangi senaryo sahnelenirse sahnelensin, eser ve hizmet siyasetinden asla vazgeçmeyerek ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız.

Bugün de güneyimizde ve kuzeyimizde kanlı savaşlar yaşanırken, küresel, siyasi, sosyal, ekonomik krizler zirveye çıkmışken, Türkiye’yi 2023 hedefleri ve 2053 vizyonu rayından asla çıkarmadan yolumuza devam edeceğiz. İnşallah yarın sizler bizden emaneti devralıp ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğinizde işte bu güçlü altyapı üzerinde çok daha büyük hedeflere yöneleceksiniz.

Tabii birçoğunuz özellikle birçok hizmet ve eseri belki de bilmiyorsunuz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün başlangıcıyla bitişini çoğunuz bilmiyorsunuz. Aynı şekilde Osman Gazi Köprüsü’nün başlangıcıyla bitişini bilmiyorsunuz. İstanbul-İzmir Otoyolu’nun başlangıcıyla bitişini belki de bilmiyorsunuz. Yani bir zamanlar İstanbul’dan İzmir gençler, buradan yola çıktığınızda İzmir’e varış şöyle kilometreler, saatlerce baktığınızda 6 saat, 7 saat, bu arada, ama şimdi 3 saatte İstanbul-İzmir, bu mesafeyi kat edebiliyoruz.

Aynı şekilde 18 Mart Çanakkale Köprüsü dünyada bir ilk, bunu başardık ve 2,5 milyar euroyla bunu bitirdik. Ama hangi usulle? Yap-işlet-devret anlayışıyla bitirdik, yani kasamızdan para çıkmadan getirilen krediyle bitirildi ve belli bir süre bu yüklenici firma Kore ve Türkiye olmak üzere burayı işletecekler, ondan sonra da Türkiye’nin kendisine bunu teslim edecekler. İşte bu bir maharettir. Bizden öncekiler de bunu yapabilirdi niye yapmadılar? Zaten böyle bir ne köprüleri, ne viyadükleri yok.

Ama şimdi az önce burada, masamda Şanlıurfalı bir kardeşim vardı. Şanlıurfa-Adıyaman arasında Nissibi Köprüsü var değil mi? Nasıl, güzel mi? Ama sen o köprüden belki de geçmedin. Çünkü bu tür köprüleri yapmak falan maharetti, ama biz bunları başardık.

Sevgili Gençler,

Hükümete gelirken milletimize biz bir söz verdik dedik ki, ülkemizi dört temel alan veya dört temel esas üzerinde yükselteceğiz. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Ve dikkat ederseniz ilk sıraya başka hiçbir şeyi değil, eğitimi yerleştirdik. Ülkemizde eskiden üniversite kapısında öyle bir yığılma vardı ki akıl alır gibi değildi, yani bizim üniversiteye girişlerimizde 10 öğrenciden bir tanesi üniversiteye girebiliyordu, ama şimdi 10’da 10 nereden nereye, açıkta bırakmıyoruz kimseyi. Biz önce üniversite sayımızı 78’den 207’ye çıkardık. Şu anda üniversitemizin olmadığı bir il yok. 81 vilayetimizin 81’nde de üniversitemiz var. Bunlar iş bilenin, kılıç kuşananın böyle oldu. Hani İbrahim Tatlıses diyor ya, Hakkâri’yle ilgili üniversite sorulduğu zaman da, Oxford vardı da gitmedik mi, dedi. Ya hakikaten şimdi biz ülkemizin her vilayetinde üniversitemiz var.

İşte geçen hafta Hakkâri’deydim, hiç haber vermeden biz Hakkâri’ye gittik orada iftarımızı askerimizle beraber yaptık, ondan sonra dedik ki, şöyle bir Yüksekova’da şehir merkezine gidelim. Baktık ki, maşallah öğretmenler, gençler, hepsi beraber orada bir pastanede oturuyorlar, biz de onların yanında masaya oturduk. Gerek Milli Savunma Bakanım, gerek Kuvvet Komutanlarım hep beraber oturduk gençlerimizle, hocalarımızla orada şöyle bir akşam onların da tatlısı bayağı güzeldi maşallah. Güzel yapmışlar, güllaçları güzeldi, baklavaları filan da güzeldi. Ben tabii baklavayla pek aram yok, ama güllacı Ramazan’da eksik etmem. Bu akşam da nitekim burada güllaçla başladık. Eline sağlık arkadaşların güllaç güzel olmuş.

Akademisyen sayımızı 70 binden 182 bine çıkartarak bu yığılmayı da ortadan kaldırdık. Bugün ülkemizde üniversite kontenjanlarının sayısı ile liselerden mezun olan öğrenci sayımızı neredeyse aynı seviyeye getirdik. Artık gençlerimiz herhangi bir üniversite programına girmek değil, istediği üniversiteye, istediği bölüme yerleşmek için rekabet ediyor.

Yurtlarımızın sayısını hani birileri diyor ya, yurt yok diyor. Yurtlarımızın sayısını biz 190’dan 778’e, yurt kapasitelerini de 182 binden 747 bine yükselttik. Bay Kemal’e sorarsan yurt yok diyor, işte buyur. Ve biz bununla da kalmadık, yurtlarda kalan öğrencilerimizi aylık 750 beslenme yardımından internete kadar her türlü imkânla destekliyoruz. Maddi imkânsızlık sebebiyle hiçbir evladımız eğitim öğretimden geri kalmasın diye isteyen her öğrencimize aylık 850 lira burs veya kredi veriyoruz. Bu rakam yüksek lisansta 1700 liraya, doktorada 2 bin 550 liraya çıkıyor. Sadece bu yıl kredi veya burs alan 1 milyon 374 bin öğrencimiz var. Ve biliyorsunuz her ay bu ödemeleri ayın 6’sı ile 10’u arasında hesaplara yatırıyorduk. Kredi ve burs ödemelerini Mayıs ayı için bu ayın 25’nden itibaren yatıracağız. Hayırlı olsun diyoruz.

Halen ülkemizin 81 vilayetinde 399 gençlik merkezimizle, 299 genç ofisimizle, 43 gençlik kampımızla pek çok farklı alanda sizlere hizmetler sunuyoruz. Spor konusunda da tarihimizin en büyük atılımları bizim dönemimizde gerçekleşti. Ülkemizin dört bir yanını sentetik futbol sahalarından atletizm pistlerine, yüzme havuzlarından spor salonlarına kadar toplam 4 bin 126 tesisi de donattık. Tabii kapalı spor salonlarını söylemezsek ayıp olur, koç burada koç’un yanında söylememek ayıptır. Basket, voleybol hepsi var. Bu sayede lisanslı sporcu sayımız 278 binden, 11 milyon 300 binin üzerine çıktı. Okullarımızda yaklaşık 2 milyon çocuğumuzu sportif yetenek taramasından geçirerek beceri eğitimlerine tabi tuttuk. İnşallah bizim bıraktığımız yerden sizler devam edeceksiniz.

Bir kez daha Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bayramınız şimdiden mübarek olsun.