Sağlık Çalışanları ile İftar Programı’nda Yaptıkları Konuşma

21.04.2022

Sağlık Camiamızın Kıymetli Mensupları,

Değerli Kardeşlerim,

Saygıdeğer Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz. Davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı şahsım, eşim, milletim adına teşekkür ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi adaptan kuruluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum.

Bugünkü iftar soframızı sağlık teşkilatımızın farklı kademelerinde görev yapan siz kardeşlerimizle paylaşmanın bahtiyarlığı içerisindeyim. Ülkemizin 81 ilinin tamamından gelen hekimlerimize, tıp fakültelerimizde geleceğin doktorlarını yetiştiren hocalarımıza, hemşirelerimize, hâsılı toplam sayısı 1 milyon 300 bini bulan sağlık ordumuzun her bir mensubuna ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin vasıtasıyla yurt içinde ve yurt dışında insanımıza sağlık hizmeti sunmak için fedakârca çalışan, çaba gösteren tüm sağlık çalışanlarımıza selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.

Sağlıkçılarımız son iki yılımıza damgasını vuran koronavirüs sürecinde gerçekten meşakkatli, son derece sancılı günler geçirdiler. Haftalarca evlerine gidemeyen, çocuklarının yüzünü görmeyen, sevdikleriyle ancak telefon ekranından hasret gideren kardeşlerimiz oldu. Yine bu salgın döneminde Murat Dilmener, Cemil Taşçıoğlu ve Feriha Öz gibi saygın hocalarımızın da aralarında yer aldığı pek çok bilim insanımızı, ülkemizin yetiştirdiği değerlerimizi kaybettik. Vazife esnasında vefat edenler başta olmak üzere, dar-ı bekaya uğurladığımız tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Milletimiz sağlık çalışanlarımızın bu zorlu süreçteki mücadelelerini ve gösterdikleri fedakarlıklarını asla unutmayacak, daima şükranla, minnetle yad edecektir.

Değerli Dostlar,

Salgın, Kanuni Sultan Süleyman’ın halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi sözündeki o derin hikmeti, dünyada sağlıktan daha büyük mutluluk olamayacağı gerçeğini bir kez daha göstermiştir. Bu süreç hepimize, kaliteli, yaygın ve erişebilir sağlık hizmetleriyle güçlü sağlık altyapısına sahip olmanın ehemmiyetini tekrar hatırlatmıştır. Allah’a hamdolsun, son 20 yılda sağlığa yaptığımız yatırımların karşılığını geride bıraktığımız 2 yılda katbekat fazlasıyla alma imkânı bulduk. Ülkemizin farklı şehirlerinde açtığımız toplam 25 bin 298 yataklı 19 şehir hastanemiz insan hayatının söz konusu olduğu bu kritik dönemde çok önemli roller üstlendi. Muhalefetin engellemek için gece-gündüz uğraştığı bu modern tesisler salgın tarzı kitlesel hastalıklarla mücadelede dünyada örnek alınan kurumlar haline dönüşmüştür. Keza, rekor sürelerde inşasını tamamlayıp, hizmete sunduğumuz 1008’er yataklı 2 acil durum hastanesiyle de bu alanda yeni bir çığır açtık.

Sadece salgın döneminde 16 bin 159 yataklı sağlık tesisinin inşaatını tamamlayarak devreye alarak, büyük bir başarıya imza attık. İsraf denilen, ne gerek var, diye eleştirilen sağlık projelerimizin tamamı bu süreçte onbinlerce vatandaşımızın hayatının kurtulmasına vesile oldu.

Yine salgın döneminde aşıya ilk ulaşan sayılı ülkeler arasında yer aldık. Sadece aşı teminiyle yetinmedik, aynı zamanda kendi yerli aşımızı süratle geliştirerek, dünyadaki konumumuzu daha da perçinledik. Yerli aşımız TURKOVAC bugün kendi vatandaşımız yanında dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca insana da şifa kaynağı oluyor.

Kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz Türkiye Aşı Enstitüsü ve Klinik Araştırmaları Merkezimizle, yani yeni Hıfzıssıhhamızla bu alanda nitelikli çalışmalar yürütüyoruz. Tüm dünyayı derinden salgına karşı son iki yıldır başarıyla yürüttüğümüz mücadeleyi inşallah zaferle taçlandırmakla kararlıyız.

Sağlık sistemimizin gücü, aldığımız tedbirlerin etkinliği, yaygın aşılama kampanyamızı da pozitif etkisiyle hamdolsun, vaka, hastaneye yatış ve vefat sayılarında ciddi düşüş yaşandı. Bilim insanları mevut tablonun pandemiden ziyade bir endemi olarak tanımlanmasının daha uygun olacağını ifade ediyor. İnşallah önümüzdeki günlerde bu gerçekler temelinde kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapacak, Bilim Kurulumuzun da tavsiyeleri doğrultusunda alınan kararları milletimizle paylaşacağız.

Salgın şartlarının hafiflemesiyle birlikte ameliyatlardan tetkik ve tahlillere, görüntülemeden standart poliklinik hizmetlerine kadar hastanedeki hizmetlerimizin de tekrar rayına girdiğini görüyoruz. Salgın ülkemizin gündeminden çıktıkça sağlık hizmetleriyle ilgili vatandaşlarımızdan gelen serzenişler zamanla daha da azalacaktır. Bizler de insanımızın sorunsuz ve kesintisiz bir şekilde sağlık hizmetine ulaşması için her türlü çabayı göstermeye devam edeceğiz.

Kıymetli Misafirler,

Elbette modern hastaneler, en yeni teknolojiye sahip cihazlar, sağlık hizmetlerinin sunumunda önemlidir, vazgeçilmezdir. Ancak, doğrudan insanla ve insan hayatıyla ilgili her alanda olduğu gibi sağlıkta da asli unsur sağlık personelidir. Devletimizin sağlıkta yaptığı yatırımları, sağladığı teşvik ve destekleri vatandaşlarımıza hissettirecek olanlar, doktoru, hemşiresi, hasta bakıcısı, laborantı, teknikeri, temizlik görevlisiyle sağlık çalışanlarımızın tamamıdır. Bunun için sağlık personelimizin vazifelerini huzuru kalple herhangi bir endişe taşımadan yerine getirebilmelerine büyük önem veriyoruz.

Yapacağımız hiçbir şey, söyleyeceğimiz hiçbir söz, size olan şükran duygularımızı ifade etmeye kâfi gelmez. Bununla birlikte, 14 Mart Tıp Bayramı’nda sizlerle paylaştığımız sağlıkta şiddetin engellenmesi ve mali iyileştirmeler başta olmak üzere tüm müjdelerimizle ilgili çalışmalar devam ediyor. Biliyorsunuz 14 Mart’ta sizlere 5 müjde vermiştik.

İlk müjdemiz, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin, bu tür suçlanarak katalog suç kapsamına alınarak, önüne geçilmesine yönelik bir yasal düzenlemeydi. Komisyon aşaması biten bu teklif inşallah bayramdan sonra Genel Kurula gelerek milletvekillerimizin takdiriyle kanunlaşacaktır.

İkinci müjdemiz, mesleki sorumluluk kuruluydu. Bu düzenlemeyle mesleki faaliyetleri sebebiyle doktorlara açılacak tazminat davalarının önce Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir kurulda değerlendirilmesini sağlayacak yeni bir mekanizma oluşturuluyor. Yeni düzenleme, şayet doktorun kasıtlı ihmaline dayanmayan bir tazminat kararı söz konusuysa, vatandaşımızın mağdur olmaması için bunu da devletin üstlenmesini öngörüyor. Şiddetle aynı kanun teklifi kapsamındaki bu düzenleme de inşallah bayram sonrası Genel Kurul gündemine gelecek.

Üçüncü müjdemiz, sağlık çalışanlarının mali haklarıyla ilgili iyileştirmelerdi. İlgili bakanlıklarımız ve kurumlarımız oldukça kapsamlı hazırlık gerektiren mali iyileştirmeler konusunu çalışıyor, inşallah en kısa sürede neticesini sizlerle paylaşacağız. Sabit ek ödemeleri bordroya yansıtılacak, sağlık çalışanlarımızın bu sebeple herhangi bir kaybına uğramamaları da temin edilecektir.

Dördüncü müjdemiz, lisans mezunu hemşirelerimizin 3600 ek gösterge kapsamına alınması başta olmak üzere, mali iyileştirmelerin emekliliğe de yansıması konusuydu. Sağlık çalışanları dışında da önemli bir kesim ilgilendiren 3600 ek gösterge meselesini yıl bitmeden neticelendirmekte kararlı olduğumuzun altını burada bir kez daha çizmek istiyorum.

Beşinci müjdemiz, aile hekimlerimizin ücretlerinde artış yapılmasıydı. Bu hususta da bakanlıklarımızın ve kurumlarımızın çalışmaları yakında bitiyor. Böylece, sağlık çalışanlarımız bu yaz aylarından itibaren her bakımdan daha huzurlu ve daha rahat şekilde hayatlarını sürdürebilecekler.

Sizlere verdiğimiz sözlerin her birini yakından takip ederek mutlaka neticelenmesini temin edeceğiz.

Ülkemizdeki her kesim gibi sağlıkçılarımızın da çalışma ortamlarını iyileştirecek, refah seviyelerini yükseltecek, geleceğe umutla bakmalarını sağlayacak adımlar atmak en başta gelen sorumluluğumuzdur. Hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın her meselesini kendi meselemiz, her kazancını kendi kazancımız görerek, samimiyetle çaba harcadığımızdan emin olunuz.

Biz bugüne kadar ne muhalefet gibi popülizme tevessül ederek afaki söylemlere sarıldık, ne de insanımızın sıkıntı yaşamasına seyirci kaldık. Günü kurtarmaktan ziyade 85 milyonun tamamının istikbalini garanti altına almayı hedefledik, bugün de aynısını yapıyoruz. Küresel ekonominin durumunu da göz önüne alarak hep birlikte Türkiye’yi bu fırtınalı denizden sahili selamete çıkarmanın mücadelesini veriyoruz.

Temel hizmetlerin en başında gelen sağlık alanında başarılı olmadan diğer hiçbir konuda kat ettiğimiz mesafenin önemi olmadığına inanıyorum. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında en çok sizlerin desteğine ihtiyaç duyuyor, en çok sizlere güveniyorum.

Tüm kamu personelinin neredeyse 3’te birini oluşturan sağlıkçılarımıza ordu derken lafın gelişi söylemiyoruz. Ülkemizin dört bir yanında günün 24 saati vazife başında olan ve sayıları 1,3 milyon kişiye ulaşan sağlık çalışanlarımızın verdiği güvenle hayatın diğer alanlarına dört elle sarılıyoruz. Sağlık sistemimizin taşıyıcı sütunları olarak gördüğüm siz kardeşlerimizin de tıpkı sağlın döneminde olduğu gibi canla, başla milletimize hizmet etmeyi sürdürdüğünüzden şüphe duymuyorum.

Bu duygularla iftiramızı teşrifleriniz için her birinize tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Milletimize ve insanlığa yaptığınız eşsiz hizmetler dolayısıyla her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bizleri mübarek Ramazan ayına ulaştıran Rabbimden aynı şekilde bayrama da eriştirmesini diliyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyor, tüm meslektaşlarınıza en kalbi selamlarımı iletmenizi rica ediyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.