Şehit Aileleri ile İftar Programı’nda Yaptıkları Konuşma

02.04.2022

Değerli Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerifinizi canı gönülden tebrik ediyorum. Her Ramazan da olduğu gibi bu yılda ilk iftarımızı şehit yakınlarımızla yapmak istedik. Soframızı şereflendirdiğiniz, ilk iftarda bizimle olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Güzel bir kelam-ı kibardır; muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl. Şimdi burası bir muhabbet sofrası ve bu muhabbet sofrasının da baş tacı Sevgililer Sevgilisi Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa.

Sizlerin nezdinde tüm şehit yakınlarımıza ve gazilerimize ülkesi ve milleti için canını vermeye hazır şekilde görev yapan kahraman askerlerimize, polislerimize, jandarmalarımıza, güvenlik koruyucularımıza, gerektiğinde düşmanın ve hainlerin silahlarına göğsünü siper etmeye hazır her bir vatandaşımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu mübarek ayın ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Sizlerin de yakından bildiği gibi 2020 yılından beri Ramazan aylarını koronavirüs salgınının gölgesinde, biraz da buruk bir şekilde geçirdik. Hamdolsun artık salgın belasını büyük ölçüde başımızdan def ettik. İnşallah bir kaç aya kadar bu konuya özellikle uzak durup, bunu gündemimizden tamamen çıkarmış olmayı hedefliyoruz. Ancak bu yılki Ramazan ayını da Karadeniz’in kuzeyinde cereyan eden siyasi ve sosyal etkileri bize kadar ulaşan bir savaş ortamında karşıladık. Her ikisiyle de yakın insani, siyasi, ekonomik ve tarihi ilişkilere sahip olduğumuz Rusya ve Ukrayna arasında süren savaşı bitirmek için yoğun gayret sarf ediyoruz. Enerjiden gıdaya kadar pek çok alanda küresel ticaretin dengelerini bozduğu için olumsuz yansımalarını bizim de hissettiğimiz bu savaşın bir an önce sona ermesini özellikle diliyoruz.

Daha önce Suriye’de gördüğümüz insani trajedilerin bir benzeri şimdi Ukrayna’da yaşanıyor. Bu tablo bize vatan topraklarını korumanın, özgürlüğümüze sahip çıkmanın, onurumuzu muhafaza etmenin ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Unutulmamalıdır ki vatanı olmayanın özgürlüğü olmaz, özgürlüğü olmayanın onuru kalmaz, onuru kalmayanın da başına her türlü musibet gelir. Dünyanın en köklü devlet geleneğine ve vatan sevgisine en güçlü milli birlik ve beraberliğine sahip millet olarak kendimizi asla bu duruma düşürmedik ve düşürmeyeceğiz. Türkiye özellikle son 10 yıldır güneyinde ve kuzeyinde sergilenen senaryoların hepsine maruz kalmış bir ülkedir. Rabbime sonsuz şükürler olsun ki, milletimizle birlikte üzerimizde oynanan oyunların hepsini de birer birer bozuk, istiklalimize ve istikbalimize halel getirmedik. İnşallah bundan sonra da getirmeyeceğiz.

Sokaklarımızı karıştırarak, ülkeyi kana ve ateşe boğmak isteyenlere fırsat vermedik, vermeyeceğiz. Darbelerle milli iradeyi ayaklar altına alıp, boynumuza esaret zincirini geçirmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bıraktık. Gözlerini ekonomimize dikenlerle de var gücümüzle mücadele halindeyiz. İnşallah bu mücadeleyi de başarıyla neticelendirerek, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokacağız. Bu özgüvene milletimizden aldığımız güç ve destekle, şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakârlığı sayesinde sahibiz. Elbette zorluklarımız vardır, ama unutmayın imkânlarımız da vardır. Elbette sorularımız vardır, ama bizi bekleyen gelecek cevaplarla doludur. Elbette sıkıntılarımız vardır, ama unutmayın umudumuz daha büyüktür. Öncelikle sahip olduklarımızın değerini bilmeliyiz. Hamdolsun vatan toprakları üzerindeki tüm vatandaşlarımız can ve mal güvenliklerinden emin şekilde, huzur içinde hayatlarını sürdürmektedir.

Dünya ekonomik sarsıntıların beraberinde gelen işsizlik tehdidinin sancısı ile kıvranırken, hamdolsun biz istihdamımızla, üretimimizle, ihracatımızla hedeflerimize doğru adım adım ilerliyoruz. Hayat pahalılığı ile mücadele ederken, asıl önceliği her insanımızın çalışacak işe sahip olmasına veriyoruz. İnşallah 2023’ten sonra Türkiye bambaşka bir döneme girmiş olacaktır.

Şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu ödemenin en güzel yolunu, özellikle de ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmak, gençlerimize 2053 vizyonunu miras bırakmak olduğuna inanıyoruz.

Değerli Kardeşlerim,

Sizler şehit aileleri, şehit yakınları olarak bir şeye çok inanmalısınız. O da estauzübillah bismillah, velâ tekûlû limen yuktelu fî sebîlillâhi emvât, bel ahyâun velâkin lâ teş'urûn. İla ahiril ayeh. Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim tüm şehit yakınlarımızı inşallah cennetiyle, cemaliyle, sevgili habibine komşu olan şehitlerimizle beraber haşru cem eylesin.

Bu duygularla Ramazan’ı Şerifinizin tekrar mübarek olmasını diliyorum. Bu ay boyunca tutacağımız oruçların, yapacağımız ibadetlerin Hak katında kabul ve karin olmasını niyaz ediyorum. Bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İftarımızı teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyorum. Allah’a emanet olun.

Rabbim yar, yardımcımız olsun.