Forum Metaverse Toplantısı’nda Yaptıkları Konuşma

21.03.2022

Değerli Misafirler; AK Parti Bilgi ve İletişim Teknoloji Başkanlığımızın 81 İlimizden Gelen Kıymetli Temsilcileri,

Sevgili Gençler,

Hepinizi En Kalbi Duygularımla, Muhabbetle Selamlıyorum. AK Parti Genel Merkezi tarafından düzenlenen Forum Metaverse Toplantısı’na hoş geldiniz. Bugün 21 Mart, biliyorsunuz 21 Mart Nevruz günüdür. Milletimizle birlikte coğrafyamızdaki pek çok halk tabiatın uyanışının ve baharın gelmesinin müjdecisi kabul ettiği 21 Mart’ı bayram sevinciyle kutlamaktadır. Binlerce yıldır süren Nevruz geleneği her toplumda olduğu gibi milletimiz arasında da mevsim değişiminin ötesine geçen sembolleri de bünyesinde barındırmaktadır. Buradan milletimizin ve gönül coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Nevruz’unu tebrik ediyorum.

Nevruz kelimesi yeni gün anlamına da geliyor. Bugün burada dijital teknolojilerin nevruzu, dijital teknolojilerin yeni bir safhası diyebileceğimiz web 3.0 ve onunla bağlantılı en popüler mecra olan Metaverse hakkında konuşmak, tartışmak, tespit ve tekliflerimizi paylaşmak üzere bir aradayız. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanlığımıza bizleri bu önemli konu vesilesiyle bir araya getirdiği için teşekkür ediyorum. Tabii bu siyasette bir ilk ve bu ilki başaran Bilgi ve Teknolojileri Başkanlığımıza özellikle partimin tüm yetkilileri olarak teşekkür ediyoruz.

İnsanlık tarihinde dünyanın tamamında bu kadar çok bireyi içine alan değişimlerin bu denli kısa sürede gerçekleştiği bir başka dönem herhalde yoktur. Kendi kuşağıma mensup insanlar için söylüyorum; dedelerimizden babalarımıza, babalarımızdan bize, bizden evlatlarımıza, evlatlarımızdan torunlarımıza kadar geçen beş nesilde dünyanın yaşadığı değişim gerçekten çok büyüktür. Dedelerimizin hayat biçimleri çok küçük farklarla üç asır, beş asır, hatta 10 asır önceki atalarıyla neredeyse aynıydı. Babalarımız giyim kuşamdan sanayi devrimiyle ortaya çıkan kimi araçları kullanmaya, elektrik, televizyon, telefon gibi kimi imkânlarla tanışmaya varan gelişmelerle modern dünyaya adım atmışlardı. Biz ise tarlada sabandan elektronik donanımlı traktörlere, evde siyah-beyaz tüplü televizyondan internetin sunduğu sınırsız medya alternatiflerine, iş hayatında mal takasından dijital pazarlamaya, günlük hayatta ıslıkla seslenmeden sosyal medya emojilerine geçişe uzanan baş döndürücü bir devrime bizzat şahitlik ettik. Çocukluğumuzda ve gençliğimizde filmlerde, hikâyelerde, çizgi romanlarda geleceğin dünyasına dair tasavvurların aynıyla değilse bile benzer şekillerde birer birer hayata geçirildiğini gördük. Evlatlarımız bu büyük dijital devrimin aktif kullanımından içerik üretimine, teknik donanımından yazılımına kadar tüm süreçlerinin bizzat içindeydi. Torunlarımız ise konuya hâkimiyetleri ve kullandıkları teknolojik araçların zenginliğiyle bizim kavrayabileceğimizin çok ötesinde bir dünyada yaşıyorlar ve çok da sevimliler.

Toplantımızın konusu olan metaverse ve benzeri mecralar belki torunlarımızı da aşıp onların çocuklarının hayat biçimlerinin ayrılmaz birer parçası olacak. Meta projeler, web 3.0 denen çok daha kapsamlı, çok daha kuşatıcı, çok daha karmaşık bir teknolojik dönüşümün üzerinde inşa edilen mecralardan yalnızca biri. Tabii bu süreç öncelikle 5G gibi, 6G gibi yeni altyapı teknolojilerinin ve elbette yatırımlarının hızla inşa edilmesini, yaygınlaştırılmasını gerektiriyor. Her ne kadar koronavirüs salgını dönemi dijital tüketimi artırarak, bu teknolojilerin cazibesini parlatmışsa da, böylesine büyük yatırımların öyle kısa sürede gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir. Bu teknolojileri geliştiren şirketler vadettikleri yeni dijital dünyayı önce kendi ülkelerinin vatandaşları, hatta onların da belirli bir kesimi için erişilebilir kılacak, zamanla da yaygınlaştıracaklardır. Fakat gerçek şu ki, dünya dijital teknolojiler üzerinde inşa edilen yeni bir döneme doğru doludizgin gidiyor.

Ülkelerin yöneticileri olarak bizlere düşen görev; kendi insanlarımızı, kendi gençlerimizi özellikle de bu kaçınılmaz geleceğe en doğru, en güvenli, en güçlü, en donanımlı şekilde hazırlamaktır. Henüz başlangıç aşamasında bir teknoloji olan Metaverse konulu böyle bir toplantı yapıyor olmamızın sebebi de işte budur. Bundan dolayı Ömer kardeşimi tebrik ediyorum, ekibini tebrik ediyorum.

Teknolojinin altyapı hazırlığı ne kadar yüksek maliyetli bir faaliyet alanıysa, içerik üretimi de işin aynı derece stratejik, kritik, hayati bir yönüdür. Biz teknolojinin altyapısını üretmenin yanında önce kendimizin, ardından etki alanımızın, nihayetinde de tüm dünyanın kullanabileceği içerikler üretilmesini, platformlar kurulmasını sağlamak istiyoruz. Asıl hedefimiz ise, bu üretimi kendi medeniyet birikimimizin, kendi kültürümüzün, kendi değerlerimizin üzerinde inşa etmektir.

Bugün dijital dünyanın ne kadar kötü bir görünüme sahip olduğunu en iyi işin içindekiler biliyor. Evlatlarımızı envai çeşit kötü alışkanlıklara sürükleyecek nice mecrayı, nice tuzağı, nice batağı bir kenara bırakıyorum, sadece kartel haline gelen sosyal medya platformlarının hukuki ve ahlaki sınır tanımayan tasarrufları bile tek başına bu alanda mutlaka kendi yolumuzu çizmemiz gerektiğinin en somut ifadesidir. Siber ve dijital alanda işlenen suçlar karşısında küresel şirketlerin keyfi tasarruflarıyla karanlık amaçlara hizmet eden algoritma düzenlemeleri burada sadece gücün, sadece paranın, sadece sapkın yönelimlerin borusunun öttüğü bir düzenin hâkim olduğuna işaret ediyor. Madem artık giderek büyüyen bir dijital ekonomi gerçeği, dijital kültür hakikati var, öyleyse ülkelerin tamamının uzlaşmayla kabul edip arkasında duracağı bir dijital hukuk düzeni kurulmadan bu sorunların çözümü mümkün değildir. Bize düşen, bu kaotik dijital iklimde öncelikle kendi insanlarımıza, kendi evlatlarımıza sahip çıkmak, aynı zamanda onların küresel gelişmelerin içinde ve hatta önünde yer almalarını sağlayacak imkânları oluşturmaktır.

Değerli Dostlar;

AK Parti 20 yıllık iktidarı döneminde sadece okul ve hastane binası, sadece yol, tünel, köprü, sadece baraj, sadece elektrik santrali, sadece spor tesisi inşa etmekle kalmamıştır, yaptığımız yatırımlarla en büyük atılımları gerçekleştirdiğimiz alanların başında gelen bilgi ve iletişim teknolojilerinin yayınlaşmasını biz sağladık. Mesela biz geldiğimizde ülkemizde sadece 3 bin olan geniş bant internet abonesi sayısını 87,5 milyona çıkardık, bunu biz yaptık. Aynı şekilde bizim dönemimizde mobil telefon abone sayısı 23 milyondan 87 milyona, fiber hat uzunluğu 81 bin kilometreden 455 bin kilometreye, elektronik devlet hizmetlerinin kullanıcı sayısı sıfırdan 58 milyona yükseldi.

Artık uzaydaki yerini daha güçlü bir şekilde almak için kendi uydusunu yapan, kendi yazılımlarını hazırlayan, kendi balistik araçlarını tasarlayan bir Türkiye var, eski Türkiye yok.

Mecliste kurduğumuz Dijital Mecralar Komisyonuyla Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturduğumuz Dönüşüm Ofisiyle, hazırladığımız eylem programlarıyla bu süreci tüm yönleriyle takip ediyoruz. Küresel krizler anında kendini daha iyi belli eden hibrit mücadeleler bize hem bu çalışmalarla ne kadar doğru yaptığımızı, hem de daha hızlı mesafe kat etmemiz gerektiğini gösteriyor.

Elbette gençlerimizin kabiliyetleri ve gayretleriyle ortaya çıkan başarılı örnekler var. Mesela yazılımdan pazarlamaya geniş bir yelpazede dijital mecralarda doğup gelişen ve değeri 1 milyar doları aşan şirketlerimizin sayısı giderek artıyor. Bununla birlikte bizim hayalimiz de, hedefimiz de, ihtiyacımız da daha büyüktür.

Küresel tröstlere bakılarak yapılan Türkiye’nin teknolojide öne çıkma şansının kalmadığı iddiası, en başta bu ülkenin gençlerine hakarettir. Evet, bizim bazıları gibi vicdan ve ahlak sınırı tanımadan kurulan sömürü düzenlerine dayalı kaynaklarımız olmayabilir, ama bizim elimizde çok daha imkânlar var, her şeyden önce zengin bir medeniyet birikimimiz, iftihar verici bir tarih ve kültür zenginliğimiz, aynı şekilde her türlü krizin, her türlü zorluğun üstesinden gelebilme kabiliyetini defalarca ispatlamış bir insan gücüne sahibiz. İslam bilim ve teknoloji tarihi alanında yazılan eserleri, kurulan müzeleri inceleyenler, söylediklerimizin kuru bir hamaset değil hakikatin ta kendisi olduğunu kabul edeceklerdir. Bugün de milli teknoloji hamlesiyle, araştırma-geliştirme merkezleriyle, üniversitelerimizle, teknoparklarla, teknoloji geliştirme bölgeleriyle, çocuklarımızın kabiliyetini keşfetmeleri sağlayan dene-yap atölyeleriyle aynı yolda ilerliyoruz. 

Teknoloji temelli girişim yapan her evladımızı pek çok destek ve teşvikle cesaretlendiriyoruz. Uluslararası alanda söz sahibi olmamızı, uluslararası rekabette öne geçmemizi temin edecek her projenin, her gayretin, her atılımın yanında yer alıyoruz. Dünyanın teknoloji üzerinde inşa edilen yeni düzeninde kendi kulvarlarını açmak için yola geçen gençlerimize omuz veriyoruz. Gençlerin kendileri anlamadığını söyleyenler, onları suçlamadan önce dönüp kendilerinin nereyi eksik bıraktıklarının, onları nerede yeterince dinlemediklerinin muhasebesini yapmaları gerekir.

Kuşak farkı bahanesiyle yeni nesilleri anlamaktan ve onların yanında yer almaktan kaçınarak bu ülkeyi dünyanın yeni düzeninde söz sahibi olacak konuma getiremeyiz. Önümüzde doğru tespitlerle, doğru adımlarla, doğru teşviklerle elde edilmiş çok sayıda başarılı örnek vardır. Kendi tarihimizi konu alan dizilerin, filmlerin, onların müziklerinin, dijital oyunların pek çok yerde nasıl ses getirdiğini, nasıl karşılık bulduğunu hep birlikte gördük. Demek ki, çocuklarımızın dünyasına dijital teknolojilerin imkânlarını kullanarak, başkalarının tarihlerinin kahramanları yerine kendi kahramanlarımız sokarak istediğimiz kültür iklimini oluşturabiliyoruz. Bu konuda iş dünyamız yanında tüm kurumlarımıza, belediyelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza önemli görevler düşüyor. 3.0 ve Metaverse gibi gelişmeler bize dijital kültür konusuna artık daha çok odaklanmamız gerektiğine işaret ediyor.

Hep söylediğimiz gibi, Türkiye, sadece 85 milyon kendi vatandaşından ibaret bir ülke değildir. Türkiye, yakın coğrafyasından başlayarak dünya çapında siyasi, ekonomik, kültürel etki alanı olan gönül coğrafyası, milyar seviyesinde insanı kucaklayan bir ülkedir.

Dolayısıyla yaptığımız, ürettiğimiz, inşa ettiğimiz her şey gibi dijital kültür ürünlerinin de işte böylesine geniş tabii bir hedef kitlesi var. Ülkemizin potansiyeli kendi silikon vadisini oluşturacak düzeydedir. Yapay zekâdan akıllı cihazlara, oyun sektöründen kültür endüstrilerine kadar bu alandaki tüm çalışmalara vakit ve kaynak ayıracak, ülkemizi dijital üretimde öne çıkartacak yatırımcılara, girişimcilere, gençlere ihtiyacımız var.

Daha önceki sayısız örneğin üzerine son Ukrayna-Rusya krizi bize şu gerçeği bir kez daha göstermiştir: Her alan gibi dijital dünyada da kendi altyapınıza, kendi mecralarınıza, kendi insan gücünüze sahip değilseniz, yani yerli ve milli ayaklar üzerinde durmuyorsanız felaketin eşindesiniz demektir. İHA’larınızı, SİHA’larınızı, Akıncı’larınızı eğer yapamıyorsanız köle olmayla karşı karşıyasınız. Tıpkı diplomaside, ekonomide, askeri alanda olduğu gibi dijital dünyada da asıl olan kendi gücümüzdür. Özgün teknolojilerimizi, yazılımlarımızı geliştirmeden, özgün içeriklerimizi üretmeden kafamızı yastığa huzuru kalple koyamayız. Geleceğimize güvenle bakamayız. Gençlerinin zihinleri ve gönülleri başka mecralara bağlı bir toplumun akıbetinin hayır olması mümkün değildir. Elinde silahla dolaşan bir gençlik AK Parti gençliği olamaz. İşte biz Teknofest gençliği dedik, şimdi ise Metaverse’le birkaç adım öne çıkan bir gençlik, diyoruz. Bunun için burada sizlerin huzurunda önümüzdeki dönemi bir dijital seferberlik dönemi olarak ilan ediyorum. Toplantımızın sloganı olan, gerçekten beni çok çok mutlu etti, “Gelecek, onu tasarlayana aittir” bu ifadeyi çok isabetli buluyorum.

Bu duygularla da, biliyorsunuz ses biraz kısık. Cuma günü malum 18 Mart Çanakkale Köprümüzün açılışını yaptık, orada da şifa bulduk. İnşallah şimdi bu Cuma da Tokat Havalimanı’nın açılışını yapacağız. Durmak yok, yola devam.

İşte bugün Metaverse’de sizinle beraber olduk. Bu duygularla Forum Metaverse’in başarılı geçmesini diliyor, toplantının düzenlenmesinde emeği geçen herkese tüm şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.