Angola Meclisi’nde Yaptıkları Konuşma

18.10.2021

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli dostum Cumhurbaşkanı Lourenço’nun davetine icabetle gerçekleştirdiğim bu ziyaret vesilesiyle Angola Ulusal Meclisi’nde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Buradan ülkem ve milletim adına sizlerin şahsında Angola halkına en kalbi selamlarımı iletiyorum.

Coğrafi bakımdan ülkelerimiz arasında yaklaşık 6 bin kilometre mesafe olsa da kalplere sınır çizilemeyeceğini biliyoruz. Ayrı kıtalarda yer alan, aynı şekilde gönül dilini konuşan, aynı idealleri savunan, yönünü geçmişe değil geleceğe dönen dost bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak aranızda bulunuyorum.

Ziyaretim, Türkiye’den Angola’ya Cumhurbaşkanı düzeyinde bir ilk olması hasebiyle tarihi bir nitelik taşıyor. Kısa süre önce Sayın Cumhurbaşkanı Lourenço’yu ve kıymetli heyetini yine bir ilki teşkil eden ziyareti çerçevesinde Türkiye’de misafir ettik. Son üç ay içerisinde gerçekleşen bu karşılıklı ziyaretler Türkiye-Angola ilişkilerinde yeni bir dönemin müjdecisidir. Türkiye olarak bu hususta güçlü bir iradeye sahibiz. Önümüzdeki süreçte her alanda iş birliğimizi geliştirmenin yollarını arayacağız. Angola’ya gelişimizden itibaren şahsıma ve heyetimize gösterilen teveccüh, Angola makamlarının da aynı hissiyatı taşıdığını gösteriyor. Misafirperverlikleriyle bizi kendi evimizde hissettiren kıymetli dostum Sayın Lourenço başta olmak üzere Angolalı dostlarımıza teşekkür ediyorum.

Angola’yla ilişkilerimizi geliştirmeye verdiğimiz önemin bir nişanesi olan ziyaretimin her iki ülke açısından da hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli Milletvekilleri,

Meclisler millet iradesinin vücut bulduğu ve hayata geçtiği yerler olarak demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Milletimizin Kurtuluş Savaşı’nın sevk ve idaresini yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi, kurulduğu 1920 yılından bugüne kadar karşı karşıya kaldığı zorluklar karşısında yılmadan fedakârca çalışmalarına devam etmiştir. Milli iradenin temsilcisi olma vasfına önüne çıkan tüm engellere rağmen sıkı sıkıya sahip çıkan Meclisimiz, demokrasimizin de teminatı olmayı hep sürdürmüştür. Son olarak 15 Temmuz 2016 tarihinde demokrasimize kasteden FETÖ terör örgütünün darbe teşebbüsünün boşa çıkarılmasında Meclisimiz önemli rol oynamıştır. Meclisimiz, üzerine yağan bombalara rağmen çalışmalarını sürdürmüş, Türk demokrasisinin güvencesi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Kendi Meclisimiz gibi milli birliğin ve millet iradesinin vücut bulduğu Angola Ulusal Meclisi’ni de ülke demokrasisinin teminatı olarak görüyorum.

Cumhurbaşkanı Lourenço liderliğinde sürdürülmekte olan reform süreci çok çok önemlidir. Angola Ulusal Meclisi’nin 220 üyesinin yapıcı rolü yakından takip ediyoruz. Bağımsızlığını elde ettiği 11 Kasım 1975’ten bu yana pek çok zorluğun üstesinden gelen, Angola halkının birlik ve beraberlik içinde aydınlık yarınlarını da inşa edeceğine inanıyoruz.

Türkiye olarak kalkınma yolculuğunda dost Angola’nın yanında olmayı sürdüreceğiz. Sahra Altı Afrika’nın önde gelen ülkesi Angola ile Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağlayan köprü durumundaki Türkiye’nin iş birliğinin oluşturacağı sinerjinin etkisi hiç şüphesiz çok geniş bir coğrafyada hissedilecektir.

Dünyanın yeni bir siyasi ve ekonomik sistemin kuruluşunun eşiğinde olduğu şu dönemde böyle bir iş birliği tüm taraflar için verimli ve kazançlı olacaktır. Bu kritik süreçte geçmişteki demokratik ve ekonomik sancıları tekrar yaşamamak için potansiyellerimizi bir araya getirmenin tam zamanıdır. Biz sizlerle bu yolda birlikte yürümeye hazırız. Buradaki temsilcileri başta olmak üzere tüm Angolalı kardeşlerimizin de aynı hissiyat içinde olduğundan şüphe duymuyorum.

Değerli Parlamenterler,

Çok Değerli Dostlarım,

Afrika Kıtası bin yıllık tarihi bağlarımızın bulunduğu, ülkemizin en köklü ilişkilere sahip olduğu coğrafyalardan biridir. Milletimizin Afrika halklarıyla münasebetlerinin geçmişi 10. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Bu ortak tarihimizin en önemli özelliği ise, karşılıklı saygıya, samimiyete, iş birliğine ve kardeşliğe dayanmasıdır. Tarihinde sömürgecilik lekesi bulunmayan, kolonyalizm utancı olmayan bir milletiz. Bunun yanında bir asır önce zaferle taçlandırdığı İstiklal Harbini dönemin emperyalist güçlerine karşı yürütmüş bir ülkeyiz. Bugün de, dünya 5’ten büyüktür, diyerek küresel sistemdeki adaletsizliklere karşı mücadele ediyoruz. İnsanlığın kaderinin İkinci Dünya Savaşı’nın galibi bir avuç ülkenin insafına bırakılamayacağını, bırakılmaması gerektiğini savunuyoruz.

Dünya değişirken, hayatımızın hemen her alanı değişirken, diplomasi, ticaret, uluslararası ilişkiler köklü dönüşümlerden geçerken, küresel güvenlik mimarisinin aynı kalması düşünülemez. Hal böyleyken, değişim ve reform taleplerine kulak tıkamak, İkinci Dünyası sonrası oluşan statükoyu ısrarla devam ettirmeye çalışmak demektir. Değişim taleplerini görmezden gelmenin, Afrika Kıtasına ve Kıta’nın Angola gibi güçlü ülkelerine de haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu, adil olmadığı gibi sürdürülebilir de değildir.

Aynı tabloya bazı sömürgeci güçlerin Afrika Kıtası’na yönelik yaklaşımında da şahit oluyoruz. Afrika halklarının uğrunda milyonlarca evladını kurban vererek elde ettikleri bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik kazanımlarını halen kabullenemeyenler var. Son dönemde bu hazımsızlığın yeniden nüksettiğine şahit oluyoruz. Bu ülkelerin kendi kanlı tarihlerinin albenisinden bir an önce sıyrılarak, günümüzün gerçekleriyle yüzleşmeleri gerekiyor. Türkiye olarak Afrika Kıtası’na yönelik Batı merkezli oryantalist yaklaşımları ret ediyoruz. Afrika Kıtası’ndaki tüm halkları hiçbir ayrım yapmadan dostumuz olarak görüyor, muhabbetle bağrımıza basıyoruz.

Kıtayla ilişkilerimizi ilerletirken, Afrikalı kardeşlerimizin engin birikimlerinden de istifade etmeyi arzu ediyoruz. Bu amaçla 2005 yılından itibaren pek çok adım attık. İlki 2008 yılında İstanbul’da, ikincisi 2014 senesinde Malabo’da yapılan Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvelerini düzenledik. Bu zirveler vesilesiyle ülkemizin stratejik ortağı olan Afrika’ya olan özellikle muhabbetinin geçici ve menfaat eksenli olmadığı gösterdik.

Kıtanın en büyük ihtiyacı olan nitelikli insan kaynağı yetiştirmek amacıyla burs programları düzenledik. Türkiye burslarıyla yaklaşık 5 bin civarında Afrikalı öğrenciye lisans, yüksek lisans ve doktora alanında ücretsiz eğitim imkânı sunuyoruz. Son 25 senede mezun ettiğimiz 11 bin öğrenci ise Türkiye’nin gönüllü elçileri olarak Afrikalı kardeşlerimize hizmet ediyor.

TİKA’dan Kızılay’ımıza, Maarif Vakfımızdan sivil toplum kuruluşlarına kadar tüm unsurlarımızla kardeşlerimizin yanında olmaya çalışıyoruz.

Yine bu süreçte diplomatik ağımızın genişlemesine büyük önem veriyoruz. Türkiye, Afrika’da bugün itibarıyla 43 büyükelçiliğiyle temsil faaliyetlerini sürdürüyor. Ankara’da büyükelçiliği olan Afrika ülkelerinin sayısı ise 37’ye ulaştı. Bu durum karşılıklı güvenin ve ortaklık anlayışının doğal bir yansımasıdır.

Kıymetli Dostlar,

Burada bir hususun altına bilhassa çizmek isterim, Türkiye, Afrika’nın sahip olduğu önemin farkındadır. Türkiye, tarihiyle, kültürüyle, insanıyla Afrika Kıtasının tüm dünyaya kattığı zenginliklerin ve her alandaki muazzam potansiyelinin bilincindedir. Türkiye, 33 milyonu bulan nüfusu, dinamik ekonomisi, çalışkan insanları, vizyoner siyasi liderliğiyle Angola’nın büyük, güçlü ve onurlu bir ülke olduğunun şuurundadır. İkili ilişkilerde bir taraf kazanırken diğerinin kaybettiği, birinin üretici, diğerinin sürekli tüketici olduğu bir denklemi asla kabul etmiyoruz. Bizim amacımız birlikte kazanmak, birlikte kalkınmak, birlikte büyümek, birlikte yol yürümektir.

Angola, doğal kaynakları, maden ve petrol rezervleriyle bölgesinin parlayan yıldızıdır. Türkiye de eğitimden sağlığa, sanayiden enerjiye, ulaşımdan turizme kadar hemen her alanda yaptığı atılımlarla dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biridir. Toplam nüfusları 120 milyona ulaşan ülkelerimizin birbirinden istifade edeceği pek çok imkân bulunuyor. Kıymetli dostum Cumhurbaşkanı Lourenço’nun da bizimle aynı kanaati ve hassasiyeti paylaştığını görmekten memnuniyet duyuyorum. Bu iradeyi ilişkilerimizin geleceği açısından çok kıymetli görüyorum.

Ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmi son yıllarda artmış olmasına rağmen, mevcut tablo maalesef gerçek potansiyelimizi yansıtmıyor. Gerek karşılıklı ziyaretlerimiz vesilesiyle imzalanan anlaşmalarla kuvvetlenen ahdi zemin, gerekse de özel sektör temsilcilerimizin dinamizmi sayesinde şu anda hedef 500 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefimize kısa zamanda ulaşacağımıza inanıyorum. Firmalarımız Angola’nın altyapısının geliştirilmesine ve üretim yelpazesinin genişletilmesine katkıda bulunmak için hizmete hazırdır. Her alanda kapsamlı işbirliklerine açığız ve hazırız.

Askeri ve güvenlik alanlarında da geniş iş birliği imkânlarına sahibiz. Bugün gerçekleştireceğimiz İş Forumu inşallah yeni fırsat pencerelerinin açılmasına vesile olacaktır.

Parlamentolar arası ilişkilerimizi geliştirmek de önceliklerimiz arasında yer alıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Angola’yla Parlamentolar Arası Dostluk Grubumuzu tesis ettik. Angola Meclisi bünyesinde de bir dostluk grubu kurulması hiç şüphesiz ilişkilerimizin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

Kıymetli Milletvekilleri,

İstanbul’da 21-22 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 3. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu bize kıta ve elbette Angola’yla iş birliğimizde yakaladığımız ivmeyi devam ettirme imkânı verecektir. 17-18 Aralık’ta yine İstanbul’da ev sahipliği yapacağımız. 3. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvemizi de bu anlayış temelinde gerçekleştireceğiz.

Sahra Altı Afrika’yla ilişkilerimizin derinleştirilmesinde Angola’nın tecrübe ve yol göstericiliğinden faydalanmayı arzu ediyoruz. Bölgesinde ve ötesinde güvenlik, istikrar ve refaha katkı sunan Angola’nın bizlere yol arkadaşlığı yapacağına inanıyoruz. Bugün şahit olduğumuz tablo geleceğe dair umutlarımızı daha da artırmıştır.

Sizlere Angola'nın Milli Kahramanı Agostinho Neto’nun şu güzel şiiri ile veda etmek istiyorum:

“Anacığım, yurdum, şimdi değiştik artık,

Kendimiz kurtardık boynumuzu boyunduruktan,

Ve dönüşü yok artık bu yolun.”

Bu duygularla sözlerime son verirken, Cumhurbaşkanı Lourenço başta olmak üzere şahsıma, eşime ve heyetime gösterdiğiniz misafirperverlik dolayısıyla tüm Angolalı dostlarıma teşekkür ediyorum.

Angola Ulusal Meclisi’ne bu muhteşem mecliste sizlere hitap etme imkânı verdiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin şahsında Angola halkına bir kez daha selam ve saygılarımı iletiyorum.

Kalın sağlıcakla.