Çamlıca Tepesi’ne Bayrak Çekme Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

23.04.2021

Değerli Misafirler,

Sevgili Çocuklar,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Hepinizin 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Bugün gerçekten bizler için çok farklı müstesna bir gün. Ve bu müstesna günü müstesna bir eserle inşallah şu anda şereflendiriyoruz. Büyük Millet Meclisimiz bundan tam 101 yıl önce bir 23 Nisan günü dualarla, salavatlarla, tekbirlerle Ankara’da açılmıştı. İstiklal Harbimizi yönetmiş ve zafere ulaştırmış bu Gazi Meclisin başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere rahmetle yad ediyoruz.

İstiklal Harbimizin kazanılmasını ve yeni devletimiz Cumhuriyetimizin kurulmasını sağlayan herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Rabbim ülkemizi bir daha yeniden İstiklal Harbi vermek, İstiklal Marşı yazdırmak mecburiyetinde bırakmasın diyoruz.

Vatan topraklarını parçalamak ve milletimizi bölmek için kullanılan yöntemler değişmiş olsa da niyet hep aynıdır. Bugüne kadar darbecilerden terör örgütlerine ve ekonomik tuzaklara kadar bu ülkeyi ve milleti hedef alan her saldırı aynı kirli senaryonun ürünüdür. Hamdolsun tüm badireleri birer birer geride bırakarak, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda adım adım ilerliyoruz.

Son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak için maziden atiye kurduğumuz köprüyü güçlendirerek gece-gündüz çalışıyoruz. 100. yılına yaklaştığımız Cumhuriyetimizi her alanda büyüterek ve güçlendirerek bizden sonraki nesillere bırakmanın gayret içindeyiz. Biz 19 yıldır ülkemizi 2023 hedefleriyle buluşturmanın mücadelesini veriyoruz. Çocuklarımızın da 2053 vizyonuyla teslim aldıkları emaneti çok daha ileriye taşıyacaklarına inanıyorum.

Bugün burada açılışını yapacağımız ülkemizin en uzun direğinde dalgalanacak olan bayrağımızı işte bu vizyonun sembolü olarak çocuklarımıza armağan ediyoruz.

Türk milleti için bayrak bağımsızlığının en önemli sembollerinden biridir. Ne diyor Arif Nihat Asya:

“Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.

Yurda ay yıldızın ışığı yeter.”

Evet, bir başka şöyle mısralar manzumesinde de:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”

Eğer toprak kan dökülmemişse, o zaten vatan olmaz. Ben bunları hep şuna benzetiyorum: Arsa var, arazi var. Araziyi arsaya dönüştürmek için belli bedel ödemek gerekiyor, aksi takdirde arazinin hiçbir anlamı yok. İşte bizler de bu ülkede bu toprakları vatan yapmak için nice şehitler verdik.

“Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” diyerek bizim büyüklerimiz nice şehitler verdiler.

Gençler, işte sizleri bir büyüğünüz olarak ben böyle görüyorum. İnanıyorum ki, 2053’ün Türkiye’sini siz inşa edeceksiniz, siz kuracaksınız, sizin gözlerinizde ben bu pırıltıyı görüyorum. Onun için çok çalışacağız, okuyacağız ve inşallah 2053’ün Türkiye’sini inşa edeceğiz. Biz toprağın altında olacağız, Rabbim lütfederse oradan sizi inşallah izleyeceğiz. Ama size inanıyoruz, size de öyle bir Türkiye’yi bıraktığımıza inanıyoruz.

Türkiye’nin gözbebeği olan İstanbul’un en güzel tepelerinden birinde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızın gölgesinde inşallah güven içinde ve huzurla yaşayacağız. Çamlıca hepsini de bizzat takibini yaparak ülkemize kazandırdığımız camisiyle, kulesiyle ve şimdi de 111 metrelik bayrak direği ve Türkiye’nin en büyük bayrağı, yaklaşık bin metrekareyi bulan bayrağıyla yepyeni bir çehreye kavuşuyor. Türkiye’de bu bayraktan daha büyüğü yok, bu yükseklikte bir bayrak direği de yok. İşte şu anda Çamlıca bununla müşerref oluyor ve İstanbul bir gülümsemeyi de bu tepeden inşallah bu bayrak direği ve bayrakla sadece Türkiye’ye değil inşallah dünyaya da yapıyor.

İstanbul’a tüm bu güzellikleri kazandırmış olmaktan, ülkem ve milletim adına gurur duyuyorum.

Bu eserlerin inşasında emeği geçen başta Ulaştırma Bakanıma ve bunun yanında tüm mimarından mühendisine kadar işçilerimize, hepsini tebrik ediyorum.

Ve bu mübarek Ramazan ayında hamdolsun bunu gerçekleştirmiş olmanın da mutluluğunu yaşıyoruz.

Tabii burada birçok mutluluğu birarada yaşadık. Büyük Çamlıca Camii’ni inşa edip bitirmek hamdolsun bizlere nasip oldu. Etrafı ciddi bir kirlilik içerisindeydi antenlerle vesaire ve bu antenlerin tamamını kaldırmak hamdolsun bize nasip oldu. Hani birileri çevrecilikten bahsediyor ya, işte çevrecilik budur, bu çevrecilikle biz burayı temizledik ve tam anlamıyla bir çevre düzenlemesi yaptık.

Şimdi Kirazlı Tepe, Küplüce ve buradaki kardeşlerime de sesleniyorum, bu anlamlı günde sesleniyorum, gelirken bazı buranın sakinleriyle de görüştüm,  ifadelerim şu: Bakın burada bir çevre düzenlemesi yapıyoruz ve bu düzenlemenin yanında istiyoruz ki buradaki yapıları tamamıyla kaldıralım. Ve şu anda Kirazlı Tepe’de yapılan binaları görüyorsunuz, bir başka güzellik kattı Kirazlı Tepe’ye. İstiyorum ki, Kirazlı Tepe’ye komşu ve Küplüce ve Cuma’dan sonra oradaki vatandaşlarımla görüştüğümde hepsi, Başkanım, ya ne olur bizi de aynı şekilde bu değişim-dönüşüm planı içerisinde aynı duruma kavuşturun dediler. Ben de kendilerine şunu söyledim: Ne olur siz de şöyle aranızda bir anlaşın da ne ben üzüleyim, ne sizi üzeyim. Şu anda bitirilmiş olan binalar nasıl? Hepsinin ittifakla verdikleri cevap, çok güzel. Onlara hangi hakkı verdiysek size de aynı hakkı verme sözünü veriyorum dedim. Çünkü bütün bu güzelliklerin tam manasıyla neticelenmesi buradaki kentsel dönüşümün tamamlanmasına bağlı, İstanbul’a da bu yakışır. İstanbul hakikaten dünyada nadide bir şehir ve bu güzellikler şehrine inşallah bu değişim-dönüşümü gerçekleştirmek suretiyle bu adımı da atalım istiyorum.

Ve bir kez daha milletimizin ve çocuklarımızın 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Bu akşam iftar sofrasında çocuklarımızla biraraya gelerek, 23 Nisan sevincini kendileriyle paylaşmayı sürdüreceğiz. Bu akşam beraber olacak çocuklarımız şöyle bir işaret buyururlarsa, bakayım şöyle bir ellerinizi göreyim kimler gelecek. Hepiniz gelmiyorsunuz galiba, geliyor musunuz? Geliyorlarmış, tamam. Şöyle bir kalkın bakayım ayağa, size o yakışır ha. İftarda beraberiz yani, öğretmenim, öyle mi? Tamam, beraberiz.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, sizleri gözlerinizden öpüyorum.

Hayırlı olsun.