Ankara Geleneksel Sporlar Tesisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

12.01.2021

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Geleneksel sporlarımıza gönül veren Ankara’daki vatandaşlarımıza hizmet edecek bu tesisin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu tesisin özellikle binicilik, okçuluk ve ata yadigârı güreş gibi sporları öğrenmek, bu alanlarda kendilerini geliştirmek, hatta hoşça vakit geçirmek isteyen herkes için yeni bir nefes alanı olacağına inanıyorum.

Bünyesindeki ahırı, açık ve kapalı manejleri, gezi alanları, tribünü, açık ve kapalı ot atış sahaları, güreş alanları, satış ve tamir atölyeleri, konferans salonu, bunun yanında kafeteryası ve diğer tüm birimleriyle bu güzel tesisin Ankara’ya kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Esasen yaklaşık 1,5 yıldır faaliyette olan tesisimizin resmi açılışını yapmak bugüne bizlere nasip oldu. Günde 48 öğrenciye at biniş, 150 öğrenciye okçuluk eğitimi verme kapasitesi bulunan tesisimize bilhassa gençlerimizin dört elle sarılacağından şüphe duymuyorum.

Nitekim salgın şartlarına rağmen 110 öğrenciyle faaliyetlerine devam eden tesisimizin önümüzdeki dönemde Ankara’nın en cazip yerleri arasına gireceğini düşünüyorum.

Değerli Misafirler,

At, ok, güreş; sadece bu üç spor dalı dahi binlerce yıllık Türk tarihini tek başlarına anlatmaya yetecek zenginliğe sahiptir. Özellikle atın bizim kültürümüzdeki yerini göstermesi bakımından Dede Korkut Destanından bir örnek vermek istiyorum. Zindana atılan Bamsı Beyrek, kendisini 16 yıl boyunca bekleyen atına şöyle sesleniyor: “At demezem sana, gardaş direm, gardaşımdan ileri.” Divanu Lugati’t-Türk’te atla ilgili tam 180 tabir yer alıyor. Dadaloğlu’nun o meşhur Ay Dost bozlağını hatırlayın:

Kalktı göç eyledi avşar elleri,

Ağır ağır giden eller bizimdir.

Arap atlar yakın eder ırağı,

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.”

Evet, bizde atlar uzak hayalleri yakın ettiği için kıymetlidir. Elbette at aynı zamanda Peygamber Efendimize Aleyhissalatü Vesselam Miraç yolculuğuna eşlik eden buraktır. Tarihte hangi toplum atla tanışmış, kaynaşmış, bütünleşmiş ise, hemen arkasından büyüme, genişleme, özellikle bu döneme girmiştir. Bu bakımdan at bir medeniyet kurma aracıdır.

Osmanlı devletle birlikte sarayın at ihtiyacını karşılamak için Çiftlikat-ı Hümayun’u da kurmuştur. Cirit başta olmak üzere atla ilgili pek çok oyunun yer aldığı geleneksel sporlarımızın yeniden canlanması bizi memnun ediyor. Tarihimizin ve medeniyetimizin bu önemli sembolüne sahip çıkmak boynumuzun borcudur.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra ülkemize gelen misafir devlet başkanlarının karşılama törenlerinde Muhafız Alaylarımıza bağlı bir atlı birliğimizin de yer almasını temin ettik. Tabii bunları dahi eleştirecek kadar tarih, kültür, medeniyet yoksunu, hatta düşmanı kişiler çıktı, bundan rahatsız oldular. Aynı zihniyet muhtemelen bu tesisi de eleştirecektir. Varsın eleştirsinler, biz işimize bakalım. Hâlbuki kökü olmayanların akıbeti esen her rüzgârın önünde sürüklenip gitmektir. Biz köklerimize, tarihimize, kültürümüze sahip çıkarak maziden atiye güçlü bir köprü kurmanın gayreti içindeyiz.

Değerli Misafirler,

Tarihçilerin bir kısmı Türk milletini “ordu millet” veya “asker millet” olarak tarif eder. Bu tanımın sembollerinden biri at ise, diğeri de oktur. Kültürümüzde ok ve yay siyasetten sosyal hayata birçok göndermeye sahip zengin anlamlara sahiptir. Yayın merkezi, okun ise uç beliklerini temsil ettiği siyaset geleneğimizde bu semboller devlet idaresinde hâkimiyet nişanesi olarak görülüyordu. Ecdadın okçulukta gösterdiği başarı dünyaya parmak ısırtacak derecedir.

İstanbul’un en önemli yerlerinden birinin –doğduğum, büyüdüğüm yer olması bakımından gurur duyuyorum- Okmeydanı olması tesadüfi değildir. Osmanlı döneminde Okmeydanı’na abdestsiz ve sarhoş girilemiyordu. Aynı şekilde okçular kabza sınavında kabiliyetleri yanında ahlak ve karakterleriyle de imtihan ediliyorlardı. Okçuluk müsabakaları öncesinde muhakkak besmele çekilir, Peygamber Efendimize Aleyhissalatu Vesselam salavat gönderilir.

Bu alanda kendini geliştirmek isteyenlerin rekabetle beraber dayanışma, mücadeleyle birlikte çelebilik hasletlerini de göstermesi gerekiyordu. Aynı değerler tüm spor dallarıyla uğraşanlar için de geçerliydi. Er meydanında yiğitlik gösteren pehlivanın hayatının diğer kısımlarında da civan mert olması gerekiyordu. Ata sporlarımızı ihya etmek için çalışırken aynı zamanda işte bu değerleri yeni nesillere aktarmayı da hedefliyoruz. Evlatlarımızı biniciliğe, okçuluğa, güreşe yönlendirirken aslında onların kendi medeniyet ve kültür miraslarına sahip çıkmaya davet ediyoruz. Kendini bilen, tarihini bilen, medeniyetini bilen, inançlı, ahlaklı, erdemli gençler yetiştirmeden geleceğimize güvenle bakamayız.

Son dönemde tarihimizi ve kültürümüzü anlatan dizilerin ilgi çekmesinin gerisinde milletimizin geçmişini bilme, tanıma ve yaşatma heyecanı yatıyor. İşte bu anlayışla yılların ihmalini giderecek, ata sporlarımızı insanımıza tanıtacak, özellikle çocuklarımızın tarihlerine sahip çıkmasını sağlayacak her çabaya destek veriyoruz.

Bugün açılışını yaptığımız tesisin Ankara’da geleneksel sporlarımızın gelişmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. İnşallah şu andaki mevcut projeye bir de yaklaşık 40 dönüm civarında hemen yanı başımızdaki yeri de tahsis etmek suretiyle bu proje daha da kapsamlı hale en kısa zamanda gelecektir.

Tüm vatandaşlarımızı, özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi bu güzel tesisten faydalanmaya davet ediyorum.

Bir kez daha tesisimizin hayırlı olmasını diliyor, şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla. Tesisimiz özellikle çocuklarımıza ve gençliğimize hayırlı olsun diyorum. Zira ideal bir gençliği yetiştirmek inanıyorum ki tüm anlattıklarımla buradan geçiyor.

Rabbim yar yardımcımız olsun diyorum. Tekrar emeği geçenleri tebrik ediyorum.