Uydu Teknolojileri Haftası Özel Oturumu’nda Yaptıkları Konuşma

08.01.2021

Aziz Milletim,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Uydu Teknolojileri Haftası vesilesiyle düzenlenen etkinliklerin ülkemize ve sektöre hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Bu sabah erken saatlerde Amerika’dan uzaya gönderilen 5A uydumuzun yolculuğunun başarılı geçmesini ve belirlenen tarihte görevine başlamasını temenni ediyorum. Böylece Türkiye’nin uzaydaki aktif uydu sayısını inşallah 7’ye çıkartmış oluyoruz. Bir yandan da ekranlarda uydumuzun fırlatılış görüntülerini izliyorsunuz.

Halen uzayda bulunan uydularımızdan üçü haberleşme, üçü de gözlem amaçlı olarak faaliyet gösteriyor. Bunların dışında bilimsel amaçlı çalışmalar için fırlatılan uydularımızın bir kısmı yakıt ömürleri tükendiği için devre dışı kalmıştır, istihbarat ve haberleşme amaçlı olarak tasarlanan TÜRKSAT 5A’nın da aktif olmasıyla birlikte faal haberleşme uydularımızın sayısını dörde yükseltiyoruz. Bu uydumuzun kapsama alanında Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Güney Afrika, Orta Afrika, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bulunuyor. Geniş bir hizmet alanına sahip bu uydumuzla aynı zamanda mevcut haberleşme uydularımızı da yedeklemiş oluyoruz.

Türkiye, uzayda yörünge hakkı bulunan 30 ülkeden biridir. Bu sabah uzaya fırlatılan TÜRKSAT 5A uydumuzla doğu yörüngesindeki uzay haklarımızı 30 yıl boyunca garanti altına alıyoruz. Yaklaşık 4 ay sonra yörüngesine yerleşecek olan uydumuzun ülkemize ve tüm dostlarımıza hayırlı hizmetlere vesile olacağına inanıyorum.

Ülkemiz bakımından böylesine kritik öneme sahip TÜRKSAT 5A uydusunun tasarımında, üretiminde ve uzaya gönderilmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Değerli misafirler,

Türkiye’nin 1994 yılında başlayan uzaya uydu gönderme sürecinde bu yıl içinde fırlatılacak TÜRKSAT 5B’nin altından yeni bir seviyeye geçmeyi planlıyoruz. Daha önce yer gözlem uydumuz Rasat’ı kendimiz tasarlayıp üretmiş ve 2011 yılında Rusya’dan uzaya fırlatmıştık. Yine Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçları için kendi tasarımımız olarak geliştirdiğimiz Göktürk-2 uydusunu da 2012’de Çin’den uzaya göndermiştik. Hava Kuvvetlerimiz yanında pek çok kurumumuz için önemli veriler sağlayan Göktürk-1 uydusunu ise 2016’da Fransız Guyanası’ndan fırlatarak uzaydaki yerini almasını sağlamıştık. Amacımız, 2022 yılında ülkemiz tarafından üretilen ilk haberleşme uydusu olana TÜRKSAT 6A’yı uzaydaki yerine yerleştirmektir. Bu uydu çok gelişmiş teknolojik donanıma sahip önemli bir projedir. Yine önümüzdeki yıl kendi tasarımımız ve üretimiz olan İMC isimli yüksek çözünürlüklü gözlem uydumuzu da inşallah uzaya yolcu edeceğiz.

İnsanlığın geleceğinde uzay çalışmalarının sahip olacağı önemli yeri şimdiden görüyor ve buna göre stratejimizi belirliyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişimizin ardından kurduğumuz Türkiye Uzay Ajansımız ülkemizin bu alandaki vizyonunu hayata geçirmede önemli görevler üstlenecektir. Bu ajansımızca hazırlanan 2021-2030 milli uzay programımızı da yakın bir tarihte açıklayacak, bu alandaki hedeflerimizi kamuoyu ve tüm dünyayla paylaşacağız. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde ülkemize kazandıracağımız uyduları insan kaynağımıza ve uzay sanayine yönelik projelerimizi bu programda ortaya koymuş olacağız.

Uydu alanında mikro uydular giderek öne çıkıyor. Biz de hem mikro uydu geliştirme, hem de bu uyduları ülkemizden uzaya gönderme konusunda yoğun hazırlık içindeyiz. Bu amaçla ülkemizde bir mikro uydu fırlatma tesisi kuruyoruz. Kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin ve özel sektörümüzün uydu geliştirme faaliyetlerini destekliyoruz. Özellikle gençlerimizin bu konudaki heyecanlarını ve gayretlerini memnuniyetle takip ediyoruz. Haberleşmeden savunma sanayine, enerjiden çevrenin korunması ve şehircilik faaliyetlerinin takibine kadar geniş bir kullanım alanı olan uzay ve uydu teknolojileri alanında ülkemizi marka haline getirmekte kararlıyız. Dünyada bu alanda söz sahibi tüm ülkelerle ve kurumlarla da yakın iş birliği halindeyiz. Giderek geliştirdiğimiz altyapımızı kendimizle birlikte tüm dost ve kardeşlerimizin de istifadesine sunarak uzaydaki imkânlardan adil ve hakkaniyetli şekilde yararlanılabilmesini de sağlıyoruz.

Büyük ve güçlü Türkiye hedefimizin önemli bir parçasını oluşturan uzaydaki varlığımızı, kabiliyetlerimizi ve etkinliğimizi arttırma gayretlerimizi kesintisiz olarak devam ettiriyoruz.

Aziz Milletim,

Teknolojideki gelişmeler bireylerle birlikte toplumların ve devletlerin işleyişinde de köklü değişimlere yol açıyor. Geçmişte bilim kurgu hikâyelerine veya filmlerine konu pek teknolojik araç ve imkân artık günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir.

Değişim öylesine hızla gerçekleşmiştir ki bugün 60’lı yıllarda olan bizim kuşağımız en ilkelinden en gelişmişine tüm süreci bizzat görebilmiştir. Bugün 30 yaşın altındaki gençlere bizim aynı dönemlerimizdeki Türkiye’yi ve dünyayı anlatmak sanki asırlar öncesinden söz ediyor intiba veriyor. En basitinden eskiden dünyadan uzay gözetlenirdi, şimdi uzaydan dünya gözetleniyor. Dünya çevresinde dolaşan binlerce irili ufaklı uydu kullandığımız telefondan, sürdüğümüz araca, iş yerimizden evimize kadar hayatımızın her anında bize hizmet ediyor, yön veriyor. Tefekkür sahibi herkes için bu çok önemli mesajları içinde barındıran bir tablodur. İnsan fıtratı icabı hep daha iyiyi, daha güzeli, daha mükemmeli, daha öteyi ister. Bunun için de daha çok çalışır, daha çok mücadele eder, daha çok risk alır. Medeniyetler işte bu büyük mücadelenin sadece çıktılarından değil, esas olarak ruhundan doğar ve yükselir. Merkezinde hakkın, adaletin, dayanışmanın, sevginin, özetle insanın olmadığı bir medeniyetin ürettiği bilgi ve teknoloji belki maddi refahı sağlayabilir, ama bu yüksek değerlerden kopuk bir gelişim insanın içten içe çürümesinin önüne geçemez. Bugün dünyadaki çarpıklıkların gerisinde bu çürümenin izlerini bulabiliriz. İster Batı da olsun, ister Doğu da her nerede adaletsiz egemense orada gizli veya açık zulüm vardır. Her nerede insan eşrefi mahlûkat sıfatına uygun şekilde muamele görmüyorsa, orada nefret vardır, kin vardır. Dünyanın bir tarafındaki israf, diğer tarafındaki açların tamamını doyuracak miktarın üzerindeyse bu tüm insanlığın felaketiyle sonuçlanacak bir çarpıklığın işaretidir. Teknoloji insan merkezli, hak ve adalet temelli ilk nefesini alan çocuktan, son nefesini veren bireye kadar herkesi kucaklayan bir anlayışla inşa edildiği sürece hayırlı ve anlamlıdır. Zulmü ve adaletsizliği arttıran bir teknoloji ister dünyada olsun, ister uzayda olsun insanın düşmanıdır. Biz her konuda olduğu gibi teknoloji alanında da mücadelemizi mensubu olduğumuz kadim medeniyetin ve kadim kültürün çizdiği sınırlar içinde veriyoruz. İstikametimizi hırsımıza değil aklımıza, nefsimize değil vicdanımıza bakarak belirliyor, kararlarımızı bu ölçüye göre veriyor, adımlarımızı buna göre atıyoruz. Bu ilkeli ve onurlu duruşun bir bedeli varsa onu ödemekten de asla çekinmiyoruz.

Türkiye’nin son dönemde verdiği tarihi demokrasi, kalkınma ve özgürlük mücadelesinin her safhası işte bu duruşla yürütülmüştür. Milletimizin bizden ne pahasına olursa olsun refah, ne pahasına olursa olsun güç değil, medeniyetimize ve tarihimize yakışır bir gayret beklediğine inanıyoruz. Ülkemizin önüne koyduğumuz 2023 hedeflerini bu anlayışla belirledik, gençlerimize de aynı anlayışla 2053 vizyonumuzu emanet ediyoruz.

Şayet 2053’te Türkiye her alanda söz sahibi bir güç olacaksa bunu diğer insanların omuzlarına basarak, tepelerini çiğneyerek değil, onlarla birlikte başaracaktır. Şayet 2053’te Türkiye uzayda hâkim bir güç haline gelecekse bunun yerin ve göğün sahibinin emanetine hürmet idrakiyle yapacaktır. Bize düşen görev her alanda olduğu gibi uzay çalışmalarında da kendi faaliyetlerimiz ve yeni nesillere bırakacağımız mirası Levh-i Mahfuza uygun şekilde inşa etmektir. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

Bu duygularla bir kez daha sabah saatlerinde uzaya fırlatılan TÜRKSAT 5A uydumuzun hayırlı olmasını diliyorum. Uydu Teknolojileri Haftası’na görüşleri, değerlendirmeleri, teklifleri ve tenkitleriyle katkı sunan ve sunacak olan tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.