Eti Maden Lityum Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

26.12.2020

Eti Maden’in Kıymetli Mensupları,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan ilçeleri ve mahalleriyle tüm Eskişehirli kardeşlerime selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Açılışını yaptığımız ETİ Maden Lityum Üretim Tesisinin şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Türkiye olarak bir taraftan koronavirüs salgınıyla mücadelemizi kararlı bir şekilde yürütürken, yatırımı, üretimi, ticareti de kesinlikle ihmal etmiyoruz. Şu anda ekranları başında bizi izleyen milletim için bu tesislerin ne kadar önemli olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Dünyanın pek çok ülkesinde ekonomiler durma noktasına gelmişken biz her gün yeni bir tesisi, yeni bir eseri ülkemize kazandırmanın heyecanını yaşıyoruz. Sadece içinde bulunduğumuz Aralık ayında ulaşımdan kültür ve sanata, tarımdan savunma sanayine birçok yatırımın açılışlarını gerçekleştirdik. Bugün de biraz önce Ankara’mızın güney istikametindeki ulaşımında büyük rahatlama sağlayacak toplam yatırım bedeli 352 milyon lira olan Gölbaşı Şehir Geçişinin açılışını yaptık. Salgının gündemimizi esir almasına da, ülkemize yönelik çifte standartların bizi engellemesine izin vermiyoruz. Kuşkusuz zor günler, aynı zamanda eleme, elenme, ayrışma günleridir. Bu günler milletimizin gerçek dostlarıyla sahtelerinin, ikbal peşinde koşanlarla istikbal peşinde koşanların, siyaseti millet için yapanlarla, şahsi emelleri için yapanların tefrik edildiği zamanlardır. Bu süreçte herkes kimin ne olduğunu, kime hizmet ettiğini, hangi saiklerle hareket ettiğini tartma fırsatı buluyor. Biz kısır gündemlerin peşine düşmeden, gereksiz polemiklere girmeden hizmet yolculuğumuza devam ediyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye davamızla aramıza hiç kimsenin, hiçbir doğrudan ve dolaylı engelin girmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz milletimizin desteği ve duasıyla 18 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz hizmet mücadelemizi önümüzdeki dönemde de devam ettireceğiz.

Kıymetli Dostlarım,

Bu sene özellikle enerji alanında müjdelerle dolu gerçekten bereketli bir yaşadık. Akdeniz’de ve Karadeniz’de yaptığımız sondajların sayısı 9’u bulmuştur. Hep söylediğimiz gibi bu tür işlerle her arayan bulamaz, ama bulanlar arayanlardır. Bunun için önce dünyanın en önemli sondaj ve sismik araştırma filolarından birini ülkemize kazandırdık. Ardından çalışmalara başladık ve hamdolsun nihayet ilk neticeye ulaştık. Karadeniz’deki Tuna-1 Kuyusunda keşfettiğimiz 405 milyar metreküplük doğal gar rezervi ülkemiz için bir kırılma noktası olmuştur. Bu keşif etrafı enerji kaynaklarıyla çevrili ülkemizin gerçek potansiyelini ortaya koymuştur. Devamının da geleceğine inandığımız bu keşiflerle inşallah ülkemizin doğal gazda dışarıya bağlılığını ciddi oranda azaltmayı hedefliyoruz. Vatandaşlarımıza daha uygun fiyatlarla doğal gaz sunmanın yanında, buradan sağlayacağımız döviz tasarrufuyla, cari açık meselesinde de önemli bir avantaj elde edeceğiz. Sadece hidrokarbon kaynaklarının değil, ülkemizin sahip olduğu diğer tabii ve yeraltı zenginliklerini de ekonomimize kazandırmaya çalışıyoruz. Bizden önce yıllarca ihmal edilmiş bu stratejik alanda Türkiye’nin gerçek potansiyelini gün yüzüne çıkarmak için yoğun çaba içindeyiz. Bu çerçevede kurumlarımızın etkinliğini ve kapasitesini artırıyoruz.

Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü kurulduğu 1935’ten 2003 yılına kadar yaklaşık 70 senede yalnızca 3 milyon metrelik sondaj yapmıştı. Aynı kurum 2003 yılından bu yana yaklaşık 7,5 milyon metrelik sondaj gerçekleştirdi. Yani bizim dönemimizde 70 yılda yapılan sondajın yaklaşık 2,5 katı iş ortaya çıkartıldı. Sadece son 4 yılda 4.4 milyon metre sondaj gerçekleştirilerek bu alanda tarihi bir rekor kırıldı.

2017 yılında iki uçakla havadan jeofizik çalışmalarını başlatarak kısa sürede 920 bin kilometrekarelik alanı taradık. Bunu da karadan yapılan eski yöntemlere göre 100 kat daha hızlı ve 29 kat daha ucuz bir maliyetle gerçekleştirdik. Toprağımızın üstünü nasıl boş bırakmıyorsak, altındaki nimetlerden de azami derecede istifade etmeye çalışıyoruz. Özellikle bilhassa ülkemizin en stratejik yeraltı kaynaklarından olan bor madenine özel önem veriyoruz. Bugün nükleer uygulamalardan plastiğe, yakıtlardan elektroniğe, nano teknolojilerden, otomotiv ve enerji sektörüne kadar hemen her alanda bor madeninden istifade ediliyor. Bu durum üretimimize de yansıdı mesela, 2002’de 436 bin ton olan rafine bor ürünleri üretimimiz bu yıl Aralık ayı itibariyle yaklaşık 1,6 milyon tonu buldu. Bor ürünleri ihracatımız 2002 yılında 186 milyon dolarken, salgına rağmen bu rakam 2020’de Aralık ayı itibariyle söylüyorum 610 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde rafine bor ürünleri kurulu kapasitemizi de 730 bin tondan, 2 milyon 753 bin tona yükselttik. İnşallah önümüzdeki dönemde ileri teknoloji ürünleri başta olmak üzere bor minerallerinin kullanım yelpazesini daha da genişletmeyi planlıyoruz.

Açılışını yaptığımız bu tesis bu çabalarımızın en son örneğini teşkil ediyor. Bilindiği gibi Türkiye dünya bor rezervlerinin yüzde 73’ne sahiptir. Ülkemizde Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet ve Eskişehir Kırka’da bulunan bor yatakları belli oranlarda lityum da içeriyor. Bu lityum geleneksel üretim teknolojileriyle ekonomik olmadığından maalesef bugüne kadar değerlendirilmemişti. ETİ Maden üç yıldır yürüttüğü araştırma geliştirme çalışmasıyla bor üretimini özellikle bu arada ortaya çıkan sıvı atığın içerisindeki lityumu geri kazanma noktasında yeni bir teknoloji geliştirdi. Böylece atıklardaki bor ve lityum alınarak lityum karbonat ve satılabilir bor ürünlerinin üretimi gerçekleştirildi. Tesisimizin tam kapasite devreye girmesiyle hali hazırda tamamını ithal ettiğimiz lityum ihtiyacımızın inşallah yarıdan fazlasını karşılamış olacağız. Yerli lityum üretimi yüksek teknoloji gerektiren ürünlerdeki yerlilik oranının da artmasını sağlayacaktır. Projemiz TOGG Otomobilinin pillerinden kullanılacak lityumu da yine buradan temin etmeyi planlıyoruz. Elektrikli otomobiller yanında, akıllı telefonlar, tabletler, diz üstü bilgisayarlar, elektrikli aletler dahil olmak üzere tüm mobil cihazların bataryalarında da bu lityum kullanılacaktır. Ayrıca tesisten temiz su elde ederek, yeni su kaynaklarına olan ihtiyacı da azaltacağız. Yaptığımız yatırım sayesinde geri dönüşüm odaklı insan ve çevre sağlığına duyarlı bir üretim modeliyle 440 bin metreküplük sıvı atığın yüzde 90’nını tekrar kazanmayı hedefliyoruz.

Kıymetli Dostlarım,

Türkiye’nin yeraltı kaynaklarından uzun yıllar boyunca yeterince istifade edememesinin sebebi bu yönde attığı adımların sabote edilmesidir. Ülkemizin ekonomik, siyasi, askeri bakımdan güçlenmesini istemeyenler kimi zaman içerideki piyonlarını, kimi zaman da uluslararası yapıları kullanarak birçok projemizi daha başlangıç aşamasında akim bırakmıştır. Nükleer enerjiden hidroelektrik santrallerine, maden arama ve işletme faaliyetlerinden diğer yatırımlarımıza kadar ülkemizin potansiyelini harekete geçirerek hemen her çaba organize bir saldırıya uğramaktadır.

Son 18 yılda enerjiden dışa bağımlılığı azaltacak projelerimizin tamamında bu tür provokasyonlara ve engelleme girişimlerine maruz kaldık. Bu olaylarda özellikle marjinal sol örgütler tarafından insanımızın çevre hissiyatının istismar edildiğini gördük. Bölücü örgütün ekolojik terörüne ses çıkarmayanlar, Türk ekonomisine ve çevreye çok büyük katkı sunacak temiz enerji projelerimizi hedef aldı. Terör örgütünün eli kanlı militanlarını yere izmarit dahi atmıyorlar diyerek şirin göstermeye kalkanlar, hidroelektrik santrallerimizi kötülemeye çalıştı. Batılı ülkelerin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yıllardır kullandığı teknolojiler söz konusu Türkiye olunca hemen çevre düşmanı ilan edildi. Burada meselenin asla çevre ve ağaç olmadığını, asıl gayenin Türkiye’nin enerji yatırımlarının baltalanması olduğunu biliyoruz. Doğa, çevre ve yeşil gibi insanlığın ortak kavramlarının arkası karanlık birçok marjinalin operasyon aparatı haline getirilmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Türkiye’nin ve 83 milyonun tamamının faydasına olan enerji projelerimizin çevreci maskesi takmış vandallarca engellenmesine müsaade etmeyeceğiz. Önümüzdeki dönem de hem yeni yatırımlarla ülkemizin enerji ve hammadde bağımlılığını azaltacak hem de bu konunun geleceğimiz için taşıdığı önemi milletimize çok daha iyi anlatacağız. Vakitli ve etkili bilgilendirme çalışmalarıyla marjinallerin insanımızın zihnini bulandırmasına fırsat vermeyeceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, ETİ Maden Lityum Üretim Tesisi’nin tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Bu eseri Eskişehir’e ve ülkemize kazandıran Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini, ETİ Maden İşletmemizi gönülden şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Eserin inşasına katkı veren işçisinden mühendisine herkese şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla özellikle selamlıyorum.