Manisa-Akhisar Çevre Yolu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

12.12.2020

Sevgili Akhisarlılar,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan Manisa’nın tüm ilçeleri ve mahalleriyle birlikte Akhisarlı kardeşlerimin her birine selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Akhisar, diğer pek çok özelliğinin yanı sıra ülkemizin en kaliteli, en güzel zeytinlerinin yetiştirildiği yerler arasında bulunuyor. Toprağı verimli, insanı çalışkan, havası ve suyu güzel Akhisar’ı potansiyeline uygun hizmetlere kavuşturmak için her alanda çok önemli yatırımları hayata geçiriyoruz. Bu yatırımlardan biri de açılışını yapmakta olduğumuz Akhisar Çevre Yoludur.

İstanbul-İzmir Devlet Yolu güzergâhı üzerinde yer alan Akhisar’da bu büyük trafik yükünün tamamı şehir merkezinin üzerine binmiş durumdaydı. İnşa ettiğimiz 13 kilometreyi aşkın uzunluğa sahip çevre yoluyla ilçemizi bu yükten kurtardık. Aynı şekilde transit trafiğin de kesintisiz bir şekilde akmasını sağlıyoruz.

Daha önce tamamlanan kısımları peyderpey açılan çevre yolumuzun son 4,3 kilometrelik kısmıyla birlikte tamamını bugün resmen hizmete alıyoruz. Bu yol sayesinde araçların şehir geçici süresi yarı yarıya azalırken yılda vakitten 56 milyon lira ve akaryakıttan 6 milyon lira tasarruf edilmiş olacak.

Ulaşım projelerini bir ülkenin gelişmesinin, kalkınmasının, hedeflerine doğru yürümesinin temel altyapısı olarak görüyoruz. Bu anlayışla geçtiğimiz 18 yılda diğer alanlarla birlikte ulaşımda da bir yatırım seferberliği başlattık. Ülkemizin bölünmüş yol uzunluğunu 81 vilayetinin tamamını kuşatacak şekilde 27 bin kilometrenin üzerine çıkardık. Bu yolların üzerine uzunluğu 554 kilometreyi bulan 410 tünel inşa ettik. Araç sayımız arttığı halde bu altyapı sayesinde hem ulaşım kolaylaştı, hem kazalar azaldı, hem konfor yükseldi.

Demir yollarımızı da ihmal etmeyerek 11 bin 600 kilometre demiryolunu adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik. Hızlı tren hatlarımızı giderek yaygınlaştırıyoruz. Havalimanlarımızın sayısını 56’ya çıkardık.

Yaşadığımız her hadise ülkemize kazandırdığımız bu güçlü altyapının ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor. Salgın döneminde hastanelerimizin ve kuşatıcı sosyal güvenlik sistemimizin milletimiz için önemini hep birlikte gördük. İhracatımız arttıkça organize sanayi bölgelerimizin, üretim tesislerimizin, lojistik altyapımızın ehemmiyeti ortaya çıktı. Eğitimden sağlığa, enerjiden spora kadar her alanda benzer bir tablo ortaya koymak mümkündür. Bizim için en büyük sevinç ve gurur kaynağı işte bugün burada olduğu gibi milletimize hizmet edecek eserlerin, yatırımların açılışlarını yapmaktır.

Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş: “Kamil odur ki, koya dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser.” Evet, biz de bu dünyada eser bırakmak için gece-gündüz çalıştık, çalışıyoruz. Eseri olmayanların da günlerini, yıllarını, ömürlerini nasıl boş laflarla, yalan yanlış konuşmalarla, iftirayla, ifrat ve tefritle geçirdiklerini sizler de görüyorsunuz. Hep söylediğim gibi, bizim siyasetimiz ülkeye ve millete eser kazandırma siyasetidir, hizmet etme siyasetidir. Bunun dışında her şeyin sabun köpüğü gibi bir süre sonra sönüp gideceğini biliyoruz. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile son nefesimize kadar da ülkemize ve milletimize hizmet aşkıyla mücadeleye devam edeceğiz.

İşte şu anda şu yolu görüyorsunuz, şu yolların güzelliğini görüyorsunuz. Ve 2x2 gibi bir genişlikte yol, kaza riskinin adeta sıfırlandığı bu gidiş-geliş yollarla hep şehirlerimiz güzelleşiyor, hem de kaza riski adeta sıfırlanıyor.

Değerli Arkadaşlar,

Bu ülkede her rekabeti, her kavgayı, her çekişmeyi belki bir şekilde izah etmek mümkündür, ama yatırım düşmanlığına anlam vermek mümkün değildir. Bizi bugün en çok uğraştıran hususlardan biri, Türkiye’ye yatırım gelmesini engellemek için ülkesini yurt dışında kötüleyen anlayışla mücadele etmektir. Aynı anlayış Türkiye’ye gelen yatırımcıyı kaçırmak için her türlü yalanı, iftirayı ardı ardına sıralamaktan da çekinmiyor. Yatırımcıları kökenlerine-inançlarına göre ayıran bu kirli zihniyetin tek derdi, Türkiye’nin ekonomik çöküntüye uğramasıdır. Bunun adı da, sadece işte malum Ana Muhalefet CHP’dir. Yeter ki yatırımcı Türkiye’ye gelmesin. Yahu yatırımın rengi olur mu? Yatırımın ırkı, dili, dini olur mu? Yatırım Avrupa’dan geldiği zaman güzel, ama yatırım Katar’dan geldiği zaman kötü. Ve ona bir de tabii kılıf giydirmek. Bunun markası kim? CHP. CHP’nin bütün işi bugüne kadar, geçmişinden bugüne kadar hep engellemek olmuştur. Hiçbir zaman teşvik olmamıştır. Milletin gönlünü kazanarak alamadıkları desteği ülkenin çöküşünü sağlayarak elde etme hesabı içindeki bu anlayış giderek pervasızlaşıyor. Uluslararası yatırımcılara adeta savaş açanlar, bunu ülkenin ve milletin çıkarlarını koruma kılıfıyla gizlemeye çalışıyorlar.

Hâlbuki uluslararası yatırımların bir ülkenin gelişmesindeki, kalkınmasındaki önemi tartışılmazdır. Bugün dünyanın gelişmiş diye tarif edilen ülkelerin hemen hepsi aynı zamanda en çok uluslararası yatırımı çekmeyi başarmış ülkelerdir. Çünkü hiçbir ülke sadece kendi geliri ve kaynaklarıyla büyük bir kalkınma hamlesini hayata geçiremez. Türkiye’de de durum farklı değildir. Ülkemizde son 18 yılda cari fiyatlarla yaklaşık 508 milyar dolar kamu yatırımı gerçekleştirilmiştir. Buna karşılık aynı dönemde ülkemize gelen uluslararası yatırım miktarı 220 milyar dolardır. Yani kendi yaptığımız yatırımın neredeyse yarısı kadar uluslararası yatırım çekmişiz. Tabii bu yeterli bir rakam değildir. Keşke bu rakam iki kat, üç kat, 10 kat fazla olsaydı. Çünkü uluslararası yatırımcının getirdiği her kuruş, sizin kalkınma hedeflerine yapılmış ilave bir katkıdır.

Diyelim ki bu yatırımlarla yeni fabrikalar kuruldu veya mevcut tesisler satın alındı, üretim ve ihracat yapıldı. Hiç kimse bu yatırımları sırtına yükleyip başka bir yere götürecek değildir, yatırımcı sadece karına bakar. İşi bittiğinde de o yatırımı bir başka yatırımcıya devredip gider. Türkiye’yi işte bu imkândan mahrum bırakmak istiyorlar.

Ülkemizin son 7 yılda uğradığı her saldırıya ekonomimize yönelik tuzaklar da eşlik etmiştir. Buna rağmen ülkemizi hedeflerinden koparmayı başaramadılar. Elbette sıkıntı çektik, çekiyoruz. Elbette kayıplarımız oldu, oluyor. Ama hamdolsun hala istiklalimizi ve istikbalimizi koruyacak güce, dirayete, kararlılığa sahibiz. Biz sağlam durdukça birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bu ülkeye kimse diz çöktüremez. Ülkemize dışarıdan düşmanlık edenler de, içeriden onların kılıcını çalanlar da hüsrana uğramaya mahkûmdur. Bu mücadelede en büyük güç ve destek kaynağımız bizatihi milletimizdir. Çünkü bu millet hayatları boyunca bu ülkenin ve milletin hayrına yaptıkları tek bir somut hizmetleri bulunmayanlara itibar etmez. Bu millet bugüne kadar tuğla üstüne tuğla koydukları vaki olmayanları dikkate almaz. Bu millet siyaset yaptıkları süre boyunca tek bir insanın dahi hayatına dokunmayanları hak ettiği sona maruz bırakır.

İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırarak, dışarıda ve içeride Türkiye’nin pes etmesini bekleyenleri hep beraber bir kez daha hüsrana uğratacağız. Ülkemizi daha büyük projelerle, daha büyük eserlerle, daha büyük yatırımlarla buluşturmak için gece-gündüz çalışmayı sürdüreceğiz. Yurt dışından ve içinden önümüze çıkartılan hiçbir engel bizi yolumuzdan döndüremeyecektir.

Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum: Avrupa Birliği ile olan ilişkimizde her zaman iyi niyetli ve diyalogla çözüm bulma yönünde yoğun çabalar sarf etmemize rağmen gösterdikleri tutumu doğru bulmuyoruz. Köklü Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin bir-iki devletin ayak oyunlarına esir edilmesi son derece yanlıştır. Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rumları tarafından kasıtlı olarak içine çekildiği cendereden bir an önce kurtulmalıdır. Türkiye’yi dışlayarak, Türkiye’yi ötekileştirerek, haklı davasından dolayı Türkiye’yi cezalandırmaya çalışarak hiçbir yere varılamaz. Her ne karar alınırsa alınsın Türkiye küresel ölçekte dünya barış ve huzuruna katkı sağlamaya devam edecektir.

Son 18 yıldır olduğu gibi ülkemizin demokratik standartlarını çok daha ileri götürmeyi sürdüreceğiz. Hukuk ve ekonomi alanındaki reform hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. Yatırım ortamının daha da iyileştirileceği, öngörülebilirliğin artırılacağı, yatırımcıların tereddütlerinin giderileceği bir iklim oluşturacağız. Biz kendimize inanıyoruz, milletimize inanıyoruz, potansiyelimize güvenerek alınan yanlı ve taraflı kararlara takılıp kalmadan hedeflerimize doğru kararlılıkla yürüyeceğiz.

Bu duygularla açılışını yaptığımız Akhisar Çevre Yolunun bir kez daha şehrimiz ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Yolumuzun yapılmasında emeği geçen Bakanlığımızı, Genel Müdürlüğümüzü, yüklenici firmayı mühendisinden mimarına, işçisine, herkesi tebrik ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla. Evet, şu anda kurdele sizde, makas sizde ve kurdeleyi keserken Adil Bey bu makaslar bugünün anısına kurdeleyi kesenlere hatıra olarak kalsın diyoruz.

İstanbul’dan size selamlar.  Ya Allah Bismillah.